'Refah içinde Elazığ istiyoruz'

Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof.Dr. Bilal Çoban, gazetemize yaptığı açıklamada Elazığ’ın sorunlarını değerlendirdi.

 Refah içinde Elazığ istiyoruz
Siyaset
Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof.Dr. Bilal Çoban, gazetemize yaptığı açıklamada Elazığ’ın sorunlarını değerlendirdi.
Elazığ HAZARSAM Başkanı Prof. Dr. Bilal Çoban, kentin ekonomik, siyasi ve yatırım sorunlarını değerlendirdi.
Prof. Dr. Bilal Çoban, 24 Haziran seçimleri sonrasında Elazığ halkının beklentilerinin yüksek olduğunu söyledi.
Bilal çoban ile yaptığımız röportaj şöyle:
 24 Haziran seçimlerinde milletvekili adayı olmayacağınızı açıkladınız? Bu kararı almanızda ne etkili oldu?
Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı olarak ilimizin yerelde biriken onlarca sorunu ve en başta işsizlikle mücadele kapsamında önemli projeler üreterek yaklaşık 8 yıldan beri şehrimizin önceliklerine odaklanmış bulunmaktayız. Bu yola çıktığımız yakın arkadaşlarımızla birlikte yaptığımız değerlendirmelerde ilimizin çok daha yaşanabilir bir şehir olması noktasında daha etkili hizmet vereceğimiz makamın yerel yönetim olduğu fikrinde buluştuğumuz için 24 Haziran seçimlerinde milletvekili adayı olmayacağımızı açıkladık. Çünkü bu süreçte vatandaşlarımızın çok yoğun bir ilgisini ve teveccühünü gördük. Bu bizi gerçekten mutlu etti ve geriye dönük 8 yıllık hizmetimizin bugün toplum nezdinde bir karşılığını görmek bizleri sevindirmiştir.
 
24 Haziran seçimlerinde siyasi partilerin aday listeleri kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Siz listeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Siyasi partiler elbette bir oy daha fazla alacak aday isimleri üzerinden listelerini yapmışlardır diye düşünüyorum. Hiçbir siyasi parti kaybet üzerine liste yapmaz. Dolayısı ile parti genel merkezleri seçim kararının alınmasına müteakip dar bir zaman diliminde belki etkili bir kamuoyu yoklaması yapamadan ancak illerin temayülleri alınarak bu listeleri yapmışlardır diye düşünmekteyim. Zaten 24 Haziran seçimleri ile birlikte bu listelerin kamuoyundaki kabul derecesini ölçmüş olacağız. Biz Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi olarak zaten kişi ve isimler üzerinde durmadan ve daha listeler açıklanmadan adaylardan beklentilerini açıklamış ve Elazığ için ne tür projeleri olduğunu sorarak bunu kamuoyu ile paylaşmalarını talep etmiştik. Yine aynı noktadayız. Adayların bu şehir için ne düşündüklerini ve önümüzdeki 4 yıldaki planlarının ne olduğunu açıklamalarını bekliyoruz.
 
Belediye Başkanı adayı olduğunuzu ve yerel yönetim seçimlerine hazırlandığınızı ifade ettiniz. Yerel yönetim konusunu ileriki günlerde yine değerlendirebiliriz ancak, ilimizde bu alanda gördüğünüz eksiklik nedir? Neyi çözmek istiyorsunuz?
Yerel seçimler sürecinde niçin aday olduğumuzu belki her gün açıklayacağımız bir proje ile halkımız daha iyi anlayacak. Ancak burada bazı ana başlıklarla niçin yerel yönetimi istediğimizi ifade etmem gerekirse şu konular öne çıkmaktadır. İlimizin çok yoğun olan işsizlik problemini çözme noktasında kamu, özel sektör ve STK işbirliğini esas alarak bugün belki ilimiz için en önemli konu olan risk sermayesi sorununu çözerek çok büyük yatırımların yapılmasına öncülük edeceğiz. Hali hazırdaki işletmelerimizin kurumsal kapasitelerinin büyümesine ve atıl olan bir çok işletmemizin ortaklık modeli ile yeniden ayağa kalkmasını sağlayacağız. Tarım ve Hayvancılıkta çok önemli olan ancak ticari karşılığı çok az olan yerel ürünlerimizi marka değer haline getirerek dünya ve Türkiye’ye pazarlayacağız. Modern şehirciliğin tüm kural ve gerekliliklerini Elazığ’a getireceğiz.
Beş: İlin yeşil alan, altyapı, kentleşme, yol, otopark ve büyüme  gibi tüm ihtiyaçlarını yeniden revize edeceğiz. Kısaca ekonomi odaklı modern bir şehir hayal ediyoruz. Bunu başaracak projelerimiz ve ekibimiz hazır.
 
Elazığ ticari, ekonomik ve sosyal hayatı sizce pozitif mi? Tarım ve hayvancılıkta geriye giden Elazığ'ın ekonomisi nasıl canlanır?
İfade ettiğimi gibi yerel yönetimle önceliğimizin çöp toplamak, kaldırım yapmak, refüjlere çiçek ekmek olmadığını söyledim. İşte sizin bu sorunuz karşılığı için 8 yıldan beri gece gündüz demeden çalışıyorum. Şimdi önümüzde bir Eskişehir modeli maalesef yok. Böyle olsa biz niye bugün çıkıp 8 yıldan beri bu işe koşturduğumuzu söyleyelim. Ama maalesef Elazığ’da işler iyi gitmiyor. Ekonomik, kültürel ve sosyal hayat büyük sıkıntılar içinde. Şehirleşme anlamında iyi olduğumuz söylenemez. Bunu söyleyenler neye göre ya da nereye göre iyi olduğumuzu ifade etmek durumundalar. 20 dakikalık bir yağış sonrasında şehirde oluşan göletler sosyal medyada günün konusu oluyor. Dolayısı ile ilimiz ne şehircilik ne altyapı, ne ulaşım ne de ekonomik anlamda huzurlu değildir. Oysa ilimiz etrafı sularla çevrili, bin yıllık tarihi birikime sahip, tarım ve hayvancılıkta avantajları olan, yer altı kaynakları bakımından zengin, genç nüfusu olan ve gelişmiş bir üniversiteye sahip bir şehir. Tüm bu olumlu yanların avantaja dönüştürülerek Güven ortamını tesis edip, yerel yönetimlerin öncülük etmesi gerekiyor ki, özel sektör ve ilgili tüm STK’larımız gerçek güçlerini ve birikimlerini üretime yansıtabilsinler. Temel bakış açımız bu olacaktır.
 
Son dönemlerdeki açıklamalarınızda hep ekonomiyi ön plana çıkarıyorsunuz. Bu bağlamada döviz kurlarındaki dalgalanmaların nedeni hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Reel ekonomi, büyüme, ihracat, istihdam ve kapasite kullanım oranları, ayrıca gelecek beklentilerine ilişkin öncü gösterge olarak yatırım teşvik başvuruları ve dünyanın en iddialı teşvik sistemine olan ilgi ile dünyada bu bakımdan ilklerde yer alan ülkemiz kur ve faiz oranlarında hak etmediği dalgalanmalar ve döviz piyasasında sağlıksız fiyat oluşumları yaşamaktadır. Hükümet serbest piyasa ekonomisini esas alarak ekonominin sağlam temeller üzerinde inşa edilmesi hususunda özellikle son dönemlerde çok önemli kararlar aldı. Bunları kısaca özetlersek: Beyaz eşya ÖTV vergi indirimi, Konut  teslimlerinde KDV oranının %18’den %8’e indirilmesi, Gayrimenkulde yabancılara alım teşvikleri, Bölgesel yatırım teşvikleri, Krediler, Proje destek yatırımları, Arazi teşviki, İstihdam vergi indirimi ve girdi maliyet teşvikleri gibi tedbirler getirilmiştir. Ayrıca; 2017 yılında 220 Milyar TL kredi Garanti  fonundan yatırım desteği  verildi. 2018 Nisan ayında “Proje bazlı teşvik sistemi” ile 135 Milyar TL 23 projeye teşvik sağlandı. 2018 Mayıs ayında Kamu Bankaları Konut Kredilerini %0,98 oranına çekti.
Kısaca dövizdeki bu yükselişi fırsata çevirip yabancı sermayeyi çekmemiz lazım diye düşünüyorum.  Bu tür dalgalanmalar ekonominin doğasında zaten olan bir durum. Seçim sonrası yeni yönetim sisteminde kararlar daha hızlı ve işlevli olacağından bunu değerlendirmek gerektiği kanaatindeyim.
 
Türkiye’nin kur politikaları yeniden revize mi edilmeli? Bu anlamda Merkez Bankası müdahalesi yetersiz mi kaldı?
Ülkemiz 1989 yılında TL’yi uluslar arası paralara karşı serbestçe değişim kararı aldı. 2000 yılında sabit kur rejimi uygulandı ancak 2001 krizi ile bundan da vazgeçilerek,  şu anda uygulanan müdahaleli Dalgalı Kur sistemine geçildi. Diğer para birimleri karşısında dalgalanma sisteminde, Merkez Bankası müdanelerini ve zamanlamayı iyi yaparak ve yetkilerini kullanarak; TL faiz oranlarını değiştirip, döviz alım ve satım programları uygulayarak kasasında tuttuğu zorunlu karşılıklara oran ve miktar uygulaması ile TL’yi korumaya alabilir. Dünyada tüm Merkez Bankaları fiyat istikrarını sağlamak ve para politikalarını uygulama görevini yapmak zorundadır. Bundan dolayı TL’nin faiz oranlarını değiştirme Merkez Bankasının sorumluluğundadır. Bunu zaman zaman yapan Merkez Bankasının hükümetle uyum içinde olması gerektiğine inanmaktayım. Çok dalgalı günlerden geçtiğimiz için Merkez Bankasının çeşitli opsiyonel yetkilerinden sadece birini devreye koyduğunu gerekirse politika faizi yani repo oranlarını da devreye koyup aktivitesini de görebiliriz. Dövizin piyasalardaki fiyatlanmasını ekonominin lehine çevirmemiz gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum. Doğrudan yatırım yapacak kuruluşlara Türkiye’nin çok cazip olduğu çok iyi anlatılarak girişimcileri Ülkemize ve ilimize kazandırmanın gayretinde olmalıyız. Bu anlamda Sayın Valimizin ilimize yabancı yatırım girişimlerini takdirle karşıladığımı belirtmek istiyorum. Ayrıca, şoklara dayanıklı bir ekonomi ve toplumsal yapı oluştuğu için diğer müdahalelere gerek olmayacağını düşünüyorum.
 
24 Haziran seçim kararının döviz kurlarıyla bir ilgisi olabilir mi? Seçim sonrası Türkiye’yi ve vatandaşı ne bekliyor sizce?
Dövizlerdeki yükselişi ekonominin doğası olarak görmekteyim. Bu sene %7,4 büyümeyi bu kur yükselişlerinde yaptık. Kurun son aylarda hızlı yükselişini spekülasyon olarak görüyorum ve panik ortamı oluşturup bundan faydalananlar sütreci uzatmak isteyeceklerdir diye düşünmekteyim. Seçim sonunda yeni bir yönetim modeli ile hızlı karar alma ve uygulama olacağından Ülkemizin daha güvenle yarınlara yürümesini bekliyorum.
 
Bu sürecin gayrimenkul ve konut sektörünü olumsuz etkileyeceği yönündeki endişeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Başta yatırımcılar olmak üzere gayrimenkul ve konut alacakların bir tedirginlik içinde olması doğaldır. Çünkü döviz kurları çok anı değişmekte ve vatandaş bu süreçte neler olacak diye beklemektedir. Hükümetin müdahalesiyle gayrimenkul sektörü faiz oranları 0,98’e çekilmesi ile ülke genelinde talep artışı başladı. Özel bankalarda bu oranın altında yeni bir faiz oranı ile sektörü destekler ise durgunluk bir anda ortadan kalkabilir.
 
Eklemek istedikleriniz var mı?
Tüm halkımızın Ramazan-ı Şeriflerini kutluyorum,  Yüce Allah’tan huzur içerisinde bayrama erişmeyi niyaz ediyorum. Söyleşimiz ekonomi odaklı olduğu için belki sıkıcı olmuştur. Ancak sıkıcı olamayan modern bir ket özlemi duyduğumu ve bu doğrultuda gece gündüz demeden halkımız için çalıştığımızı ve çok güzel günlerin yakın olduğunu bilmelerini istiyorum. Bu düşüncelerle, 24 Haziran seçimlerinin hayırlı olması temennisiyle, tüm halkımızı Allah’a emanet ediyorum.

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!


  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.