DEPRESYON İNTİHARA SÜRÜKLÜYOR

Elazığlı ünlü Psikiyatri Uzmanı Ömer Deniz, Türkiye’de her gün 8 kişinin intihar ettiğini belirterek, intiharın en önemli sebeplerinden birinin beyin hastalığı olan depresyon olduğunu ifade etti.

DEPRESYON İNTİHARA SÜRÜKLÜYOR
Sağlık
HABER: VEDAT YETİK
 
Psikiyatri Uzmanı Ömer Deniz, son zamanlarda Elazığ’da görülen intihar olaylarının sebeplerine ilişkin günışığı’na özel açıklamalarda bulundu.
 
Deniz, yaptığı açıklamada, intiharın çok dramatik bir olay olduğunu ancak bunun önlenebilir bir durum olduğunu kaydetti.
 
İntiharın en önemli sebeplerinden birinin depresyon olduğunu belirten Deniz, “Kişi durup dururken intihar etmiyor. İçinden çıkamadığı ciddi bir ruhsal rahatsızlık yaşıyor. Çeşitli ruhsal rahatsızlıklar intihara sebep olabiliyor. Ama bunların en sık nedeni ve en başta gelen nedeni depresyondur. Depresyon çok sık gördüğümüz bir rahatsızlık. Nasıl ki insanlar kış mevsimine girdiğinde griple karşılaşıyor ise depresyon da öyle. Araştırmalar şunu gösteriyor; her 4 kadından biri ve her 8 erkekten biri yaşamının bir döneminde depresyon dediğimiz rahatsızlığı geçiriyor.” dedi.
 
DEPRESYON BEYİN HASTALIĞI
Depresyonun bütün vücut sistemini etkileyen bir beyin hastalığı olduğunu belirten Dr. Ömer Deniz, “Depresyon toplumda çok tanınan bir rahatsızlık değil. İnsanlar depresyonu çoğunlukla bir hüzün bir üzüntü gibi algılıyorlar. Bir insan bir gün tatsız bir olay yaşar, o gün mutsuz olur. Bu tarz günlük üzüntüler depresyon değildir ve tedavi gerektirmez. Bunlara biz depresyon tanısı koymuyoruz. Depresyon hastalığının diğer hastalıklar gibi birtakım kriterleri var. Mesela bu kriterlerden en önemli olanı en az iki hafta yada daha uzun süren ve gün boyun devam eden yaşamdan zevk almama, iş yapmak istememe, hayatı sevmeme, karamsar düşünme, gelecekle ilgili kaygılar, uyku bozuklukları, iştah bozuklukları, cinsellikle ilgili sorunlar, sosyal yaşamla ilgili sorunlar, eve kapanma, arkadaşlarla görüşmeme, sosyal ilişkilerini kısma gibi belirtilerdir.” ifadelerine yer verdi.
 
ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ
Depresyonun insan hayatını olumsuz etkilediğini belirten Ömer Deniz, bu hastalığın erken teşhisinin ve erken tedavisinin önemli olduğuna dikkat çekti.
Depresyonun zamanında tedavi edilmediği takdirde kişiyi intihara sürükleyebileceği ifade eden Deniz; “Depresyon tanınmadığı zaman çok ciddi kayıplara yol açıyor. Çok ciddi iş kayıplarına yol açıyor. Çok ciddi yaralanmalara yol açıyor. Yaşam kalitemizi düşürüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünyada en çok iş kaybına yol açan, zaman kaybına yol açan hastalıkların başında depresyon geliyor. Dolayısıyla bizim depresyonu çok iyi tanımamız lazım. Çünkü intiharın en önemli sebeplerinin başında geliyor. Ülkemizde her gün 8 kişi intihar sonucu yaşamını yitiriyor. Bir kişi kalp ağır kalp hastası olur kaybederiz, üzülürüz. Deriz ki ağır bir kalp hastalığı vardı. Bir kişinin böbrek veya karaciğer yetmezliği olur, onu kaybettiğimizde onu kabullenmek biraz daha kolay olur. Çünkü yapacak bir şey kalmamıştır. Ama intihar böyle bir şey değil. Bir kişi depresyona giriyor. Eğer insanlar bu hastalığı zamanında doğru tanısını koyar, farkına varır, etkili bir tedavi alırsa kişi depresyon sonucu oluşan bu olumsuz durumlarla karşılaşmaz. Burada erken teşhis önemli bir de farkında olmak çok önemli. Bir kişinin depresyonunu tanıdığınız zaman onun hayatını kurtarma şansınız var. Ama maalesef depresyon bu kadar çok algılanmıyor. Eğer şartlar oluştuğunda; bu mevsimsel olabilir, yaşanan yaşamsal olayların sonucu olabilir, biyolojik yapıyla ilişkili olabilir. Genetik yapıyla ilişkili olabilir. Çevresel özelliklerle ilişkili olabilir. Bazı kişilerde bu faktörler bir araya geldiğinde depresyon dediğimiz hastalık oluşuyor. Bu durumda da bizim depresyonu tanıyıp, bunu zamanında tedavi etmemiz lazım.”
 
TEDAVİDE İLK 6 AY ÇOK ÖNEMLİ
Depresyonun titiz tedavi gerektiren bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzman Psikiyatri Ömer Deniz, şöyle devam etti: “Depresyondaki tedavinin ilk bir ayı çok önemli. Çünkü o dönem tedavi sürecinde de intihar davranışları olabiliyor. Bazen intihar eden kişilere ‘depresyon ilaçları kullanıyordu, onun için intihar etti’ denilebiliyor. Bunların hiçbir ilgisi yok. Bu tedavinin henüz tamamlanmamış olması, yetersiz olması ve tablonun ağır olmasıyla ilişkili. İntihar olayları son aylarda veya son yıllarda belki biraz daha dikkat çekici oldu. Birtakım kayıplar oluyor. Bu kayıpların bir kısmı hayattan ümidini kesen, ölümü bir kurtuluş gibi algılayan ve içerisinde bulundukları karamsarlık durumlar sonucu yaşamına son veren kişiler oluşturuyor. Peki bu kişiler aklını mı yitiriyor? Hayır. Çok iyi bilinen, eğitimli, dini inancı güçlü olduğu bilinen insanlar neden intihar eder? Diye sorular soruluyor. Biz hastalığımızda nasıl ki aklımızı kullanarak hastalıklardan korunmaya çalışıyorsak, çözüm üretmeye çalışıyorsak, depresyona giren insanlar da ölmenin bir kurtuluş yolu olduğunu düşünüyor. Burada artık sağlıklı ve mantıklı düşünme yeteneği kaybediliyor. Dolayısıyla böyle bir durumla karşılaştığımızda bunu fark edip onu psikiyatri uzmanlarına yönlendirmek lazım. Ne yazık ki bizim toplumumuzda psikiyatri uzmanlarına başvuru hala kaçınılması gereken bir durum gibi algılanıyor. Peki bu kişiler psikiyatri uzmanına başvurmadığı zaman, hayatını kaybettiği zaman akılı mı oluyoruz? Hayır. Asıl bunu sorgulamamız lazım. Bu çok önemli. İntihar olaylarının yüzde 90 sebebi tedavi edilmeyen, farkında olunmayan, tedavi için başvurulmayan ruhsal rahatsızlıkların sonucu. Burada önemli olan şey şudur. Farkına varmamız lazım ve zamanında müdahale etmemiz lazım. Ama zamanında müdahale etmediğimiz zaman kayıpla sonuçlanıyor. Bu da bütün toplumu üzen bir durum oluyor. Çünkü bir insan kolay yetişmiyor. Dolayısıyla bu ülke için de bir kayıp. Bu yüzden ruhsal sorunları zamanında fark etmek lazım ve mutlaka psikiyatri uzmanlarına başvurmak lazım.”
 
KADINLAR DAHA ÇOK DEPRESYONA GİRİYOR
Depresyonun kadınlarda erkeklere göre iki kat sıklıkla görüldüğünü aktaran Deniz, “Kadınların gerek biyolojik yapıları gerek fiziksel yapılarının güçsüz olması gerek hormonal yapıları gerek aile içindeki üzerlerindeki yükün ağır olması bunun en önemli sebepleri arasında yer alıyor. Depresyon daha çok 20-40 yaş aralığında daha yoğun görülüyor. Kadınlarda intihar davranışları erkeklere göre çok daha sık, ama bilimsel araştırmalara göre ölümle sonuçlanan ciddi intihar girimleri erkeklerde daha sık görülüyor. Yani erkeklerin intihar girişimlerinin ölümle sonuçlanma oranı kadınlara göre daha yüksek.” İfadelerine yer verdi.
 
KIŞ DEPRASYONUNA DİKKAT!
Depresyonların daha çok kış aylarında yaşandığına vurgu yapan Deniz şunları söyledi: “Daha çok kış depresyonu dediğimiz, kış aylarında görülen bir depresyon türü var. Sonbahara girerken bir üzüntü, sıkıntıyla başlıyor. İçe kapanma sosyal yönden geri çekilme, evden çıkmama, karamsarlık, mutsuzlukla başlıyor ve bahar ayında da çoğunlukla kendiliğinden düzelen bir şey. Ama   tabi baharda kendiliğinden düzelecek diye onu kış boyunca depresyonda tutmamamız lazım. Kış depresyonunda güneş ışığının yaz aylarında bol olması, ama kışın gerek havaların kapalı olması gerek gecelerin uzun olmasında çok etkili olduğu biliniyor. Kış depresyonu olan kişiler zaten kendilerini belli ediyorlar. Aslında çok dikkatli bir öykü ile fark edebiliyoruz mevsimsel depresyonu. Eğer insanlar kış aylarında kendilerini daha karamsar, mutsuz, durgun, içe kapanık hissediyorlarsa bu açıdan da bir değerlendirme yapmak gerekir. Vereceğiniz bir etkili tedaviyle ve gün ışığından daha çok yararlanma yöntemi ile bu hastalarımız depresyondan çok rahat çıkıyorlar.”
 
İLAÇ KULANIMINA DİKKAT
Uzman hekim önerisi olmadan depresyon ilacı kullanımının sakıncalı olduğunu vurgulayan Deniz, “Depresyon ilaçları rastgele alınıp ‘Komşuma iyi geldi, arkadaşıma iyi geldi’ diye kullanılacak ilaçlar kesinlikle değildir. Depresyon ilaçları alışkanlık yapan, bağımlılık yapan ilaçlar da değildir. Bu yanlışı mutlaka bilmemiz lazım. Birçok kişi sırf bu nedenden dolayı ilaç kullanmaktan kaçınıyor. ‘Bu ilaç alışkanlık yapıyor, bu ilaç beni uyutuyor’ demek çok yanlış bir durum. Bunun da farkında olmamız lazım.” diye konuştu.
 
ALKOL VE MADDE KULLANIMI SORUNU DAHA BÜYÜTÜR
Depresyon yaşayan kişilerin alkol yada madde kullanarak kendilerini rahatlatmaya çalışmalarının yanlış olduğunu belirten Ömer Deniz, “Bu çok yanlış bir durum. Özellikle ruhsal sorun yaşayan insanlar alkol alarak kendini rahatlatmaya çalışıyor. Ya da bir madde kullanmaya başlayarak kendince bir rahatlama yolu buluyor ama bir süre sonra bu ikinci bir sorun oluyor. Bilimsel araştırmalar şunu gösteriyor. Madde kullanan kişilerde intihar davranışlarının diğer bireylere göre birkaç kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Yani madde ve alkol kullanımı kendi başına hem ağır ruhsal rahatsızlıkları tetikleme açısından hem de intihara yol açma açısından bir risk faktörüdür. Böyle bir durumda kişinin mutlaka bir uzman desteği alması lazım. Uzman desteği almadan böyle bir sorunla başa çıkmak mümkün değil. Tabi madde ve alkol kullanımının kendine zararı dışında başka zararları da var.  İstatistikler şunu gösteriyor; Madde ve alkol kullanan kişilerin suç işleme oranlarının, yasa dışı işlere bulaşma oranının çok yüksek olduğunu bize gösteriyor. Kapkaç, hırsızlık, cinayet, şiddet gibi birçok olayın temelinde kişilik bozuklukları, ağır ruhsal sorunlar, madde ve alkol bağımlılığı sorunları olduğunu görürüz.  Örneği kadın cinayetleri ne zaman son bulacak diyoruz. Bunlar tabiki bizi üzüyor ama bu durumlar devam ettiği sürece bunlar da yaşanacak. Taki bu konularla alakalı daha ciddi tedbirler daha ciddi önlemler alınana kadar.” açıklamasında bulundu.
 
BÜTÜN YATAKLAR DOLU
Türkiye’de kişi başına düşen psikiyatri yatak sayısının en yüksel olduğu şehrin Elazığ olduğunu belirten Deniz, buna rağmen hastaların tedavi göreceği boş yatak bulunmadığını kaydetti.
Türkiye’de psikiyatri alanında çok ciddi eksiklikler olduğunu vurgulayan Deniz şunları söyledi: “Sağlık Bakanlığı İstatistiklerinde de bunu görürsünüz. Ama şuanda ağır bir depresyon hastamız olsun telefon açalım Fırat Üniversitesi hastanesine ve Ruh Sağlığı Hastanesine ya da devlet hastanemize ‘ Ağır bir depresyon hastamız var. Bunu yatıracağımız tek kişilik, donanımlı bir yatağımız var mı? Diye sorduğumuzda birçok kliniğin dolu olduğunu ve uygun bir servisin olmadığını öğreniriz. Diyelim ki Bingöl’den bir hasta geliyor. İntihar düşüncesi var. Onu yatırmak istiyorsunuz. Ama yer yok. Bunların önüne geçmemiz lazım. Tabi bizi sevindiren şey; 2018’in son çeyreğinde inşallah Şehir hastanesi açıldığında burada 2 psikiyatri birimi olacak. Bunlardan bir tanesi 100 yataklı genel psikiyatri kliniği olacak. Burada belki bir yapılanma olabilir. Ama şuan bunun da ciddi bir sorun olduğunu belirtmek istedim. Özelikle son 15 yılda sağlık alanında hükümetin yaptığı başarılı çalışmaları hepimiz çok iyi biliyoruz. Ama ne yazık ki psikiyatri alanında çok ciddi eksiklikler var. Bunların da önümüzdeki süreçte ciddi şekilde üzerinde durulması gerekir. Düzeltilmesi gerekir. Belki ruh sağlığı yasasının çıkarılması gerekir. Bir ruh sağlığı yasamız yok. Onun da biran önce çıkarılması ve bu konuların üzerinde çok ciddiyetle durulması gerekiyor.”
  • Etiketler

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!


  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.