Bugün 21 Kasım 2017 - Salı
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Gerçek bir emeğin öyküsü...
Gerçek bir emeğin öyküsü...
Harput Müziği’ne erken yaşlardan itibaren tutkuyla bağlandığını söyleyen bir Harput Kültürü gönüllüsü, araştırmacı-sanatçı hemşerimizle bir araya getirmek istiyoruz sizleri.
05 Eylül 2016 16:48

Harput Müziği’ne erken yaşlardan itibaren tutkuyla bağlandığını söyleyen bir Harput Kültürü gönüllüsü, araştırmacı-sanatçı hemşerimizle bir araya getirmek istiyoruz sizleri. Elazığ Müzik Kültürü ile ilgili yaptığı araştırma çalışmaları Şemsettin Taşbilek için neredeyse bir yaşam tarzı olmuş. Kendisi sorularımızı büyük bir içtenlikle cevaplayarak bizi geçmişe götürdü. Hemen belirtelim kendisi aynı zamanda Makine Yüksek Mühendisi. İşte gerçek bir emeğin öyküsü…

Şair ve eleştirmen R. Mithat’Yılmaz’ın dediği gibi, “Şemsettin Taşbilek makine mühendisidir, ancak birisi çıkıp da ona ‘Müzik Mühendisi’ diyecek olsa, buna itiraz edecek pek kimse çıkmaz sanırız…” Sayın Taşbilek, bu yorumu doğrulayan pek çok kaynak çalışmanız olduğunu biliyoruz. Kitaplar, derlemeler ve pek az insanda bulunan müzik arşiviniz bunlardan belki de birkaçı. Öncelikle Türk müziğine ve özelde Harput müziğine karşı bu merakınız nereden geliyor?

ŞEMSETTİN TAŞBİLEK: Türk Müziği ve Harput Müziği'ne ilk merakım babamdan dolayıdır. Kendisi Uluova'nın verimli topraklarında tarımla uğraşan önder ve üretken bir ziraatçiydi. Araziye çıktığında elini kulağa atar (götürür), özellikle Kesik Hoyrat, Kürdi Hoyrat (Uyan yar, Aslım karadağlıdır vs.) söylerdi.
Kandil ve kadir gecelerinde hoca ve müezzine ilave olarak köyde kerpiç ev damına çıkar, dokunaklı sedasıyla Elazığ'ın geleneksel sela ve kasidelerini okurdu . Etrafta hatırı sayılır dinleyicisi ve istekçisi vardı. Köyümüz Elazığ merkez Uluova'da Yenikapı (Könk) köyüdür. Aklımın erdiği yaş itibariyle bahsettiğim tarihler 1964 - 1975 yılları arası. Ova'nın tabiri caizse en zırzır dönemleri. Pancar, pamuk, bostan, sebze, tahıl, hareketli ve bir o kadar da bereketli zamanlar. Cağlamalı öküz arabasıyla sap taşırken kendi kendine asıldığı ezgileri mi desem, coşkulu düğünlerde klarnetli ince çalgı eşliğinde okuduğu Harput uzun havalarını mı desem, oynadığı ağır halayı, tamzarayı mı desem…
Sonradan traktörler, geniş çayırlıklarda devasa harmanlar, gemler, patoslar…
Tabi o yılların Uluova köyleri dopdolu ve capcanlıydı. Gece gündüz her tarlası insan kaynar, her yazıdan (arazi mevkisi) ayrı ezgi ulaşırdı kulaklara.Ya düğünlerdeki mahalli sanatçılar...Abbas Bakır, Kemal Yeniceli, Mehmet Parlaksu, Çulcu Arif'li-Mehmet Şerif'li çalgı takımları ve irili ufaklı onlarca mahalli okuyucu benim yüz yüze şahit olduklarım. Üstüne bir de anot-katot radyoda sabah vakti Zeki Müren, Nurettin Dadaloğlu, Celal  Güzelses, Nuri Sesigüzel'den şarkılar, türküler... Plaklardan mahalli-ulusal seçmeler. Babam Fadlı Daşbilek'in Uluova'dan konuyla ilgili anlattığı hatıralar, bahsettiği diğer okuyucular. Şıhacılı İzzet Yetiş (efsane Harput sesi), İçmeli Sabri Çavuş (tasavvuf üstadı), Koğenkli Hacı Nuri Efendi (yöresel makamlarda tecvitli kuran öğrendiği hocası), Sarpululu Ali Onbaşı (halk oyuncusu) vs.
Artık düşünün böyle bir ortamda yetişen nağmeye meyilli bir çocuğun musıki merakının nereden geldiğini?
Tabi 12 yaşından itibaren boynumuza askılı teybi taktık, düştük  Ova düğünlerinde ustaların renk renk okuyuşlarının, manilerinin, hoyratlarının, gazellerinin, oyunlarının, oyun havalarının peşine. Planlanmış bir durum değildi elbette. Merak ve biriktirme isteğiydi.
 Öyle ya; Elazığ Müzik Kültürü Harput'ta doğmuş, Uluova'da yaşamıştı. (Elazığ Müzik Kültürü, Ş. Taşbilek, 2012).
1975 yılında  o şatafatlı ve kültürel Ova köylerimiz -kendi köyümüz dahil- Keban Baraj suyunun altında kaldı.
Elazığ merkez İzzetpaşa Caddesi'ne göçtük aynı yıl Kasım ayında.
Elazığ Lisesi'ne yazılmıştım.
Sonra ver elini Elazığ Musıki Cemiyeti.
Kurumsal adı Elazığ Musıki Konservatuarı Derneği.
Dernek İstasyon Caddesi'nde, PTT'nin 50 m altında iki katlı, ahşap, 5-6 odalı, orta bölümünde büyük salonu olan, kültür ve sanattan başka hiç bir düşüncesi olmayan sıcacık insanlarla doluydu.
Başında Naci Sönmez (Ben Naci abiye Elazığ'ın Musıki Önderi diyorum) ve arkadaşları vardı.
Çalışma disiplini, sevgi, saygı ve  yardımlaşma duygusu mükemmeldi.
Bir bağlama aldım ve derneğin kapısından içeri girdim. İlk akla gelen saz o oldu bir şekilde. Hemen Esat Kabaklı hocadan kurs aldık. Birkaç ay içinde beni öğretmen yaptı. İkimiz ve bir iki arkadaşla beraber biz de bağlama öğretmeye başladık.
Türk Halk Müziği konserleri verdik. Gölcük Sineması'nda ve başka mekanlarda. Yanımızda Fethi Açıkgöz, Ali Tan, Necat Kırat, Şinasi Elçi, bazen Sıtkı Tayhani ve diğerleri.
O süreçte bir yandan da Şef Nihat Kazazoğlu'nun yönettiği Harput Korosu konserlerine ve Elazığ halk oyunları kurslarına katılmaktaydım.
Laf aramızda oraya ve yan odalarda ince çalgılarla çalınan Türk Sanat Müziği fasıllarına eğilimim daha fazlaydı. Fakat Esat Abi'ye çaktırmıyordum.
Bir iki yıl böyle devam etti. Dayanamadım. Bir ud aldım. Bir ay kurs ve ardından yoğun çalışmayla kısa sürede ud icrası.
Artık transfer zamanı gelmişti.
Harput ezgileri zaten geleneksel olarak Türk Sanat Müziği çalgılarıyla çalınmaktaydı. Zihnim ve ruh dünyam oraya sevdalıydı.
Türk halk müziği şubesinden ayrılıp Türk Sanat Müziği şubesine geçtim. Ud çalıyor ve söylüyordum. Tam yerimi bulmuş oldum. Hem bu sayede Harput Müziği'iyle daha çok içli dışlı olacaktım.
Nihat Kazazoğlu hoca güzel insandı. Harput müziğini hem kültürel yönleriyle öğretiyor, hem de Harput ağzı sohbetleri ve nüktedan yarenlikleriyle gitgide bize daha çok sevdiriyordu.
Öte yandan Şef Naci Sönmez hocayla Türk Sanat Müziği fasılları devam ediyordu.
Güzel zamanlar ve güzel günlerdi…
Yaşıtımız gençlerin çoğu o yıllarda sağcı-solcu diye birbirini hırpalarken, biz güzel sanatların yöremize göre en güzel öğretildiği, içine siyaset ve ayrımcılık, işret ve kötü alışkanlıkların giremediği bir mekanda kendimizi geliştiriyor, donatıyor, güzellikler yaşıyorduk.

Mühendislik alanındaki eğitimime gelince; lise bitmiş, Elazığ Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi’nde (sonradan Fırat Ü Müh. Fak. oldu) makine mühendisliği eğitimine başlamıştım. Derslerde başarım iyi olmasına rağmen sınıf arkadaşlarımız sanki sanat yönümüzle daha ilgili görünüyordu. Yüksek Lisans yaptık ve hayata atıldık. 25 yıl kamu (Karayolları Gn. Md.) ve özel sektörde teknik alanda hizmet yaptık. Ancak musıki kimliği bir türlü üstümüzden gitmedi. Ne ben onu bıraktım ne de o beni. Öyle ki; kamu hayatını ve memur çalışma tarzını belki de bu sanatsal incelikli ruh dünyamın da etkisiyle çok fazla benimseyemedim. Harput Müziği araştırmaları ve Türk Sanat Müziği etkinliklerimi hep sürdürdüm. 25 yılda 30 bin saat bilgisayar başında bu çalışmalarla uğraştım desem konu anlaşılır sanırım.

Yani Yazar Mithat Yılmaz beyin “Müzik Mühendisi” nitelemesi acizane bir sanat-kültür gönüllüsü olarak bir yerde iyi benzetme. Kendisine teşekkür ediyorum.

Kitaplarınızdan bahsetmek isterim. Elazığ-Harput Müziğiyle alakalı kaç kitabınız var. Okuyucular kitaplarınızda hangi konuları bulacaklar? İçeriğinde neler var?

ŞEMSETTİN TAŞBİLEK: Elazığ Müzik Kültürü ile ilgili uzun yıllara dayanan araştırmalarımı toplam 3 cilt ve 2080 sayfadan oluşan 2 kitapta topladım.

Elazığ Musıki Cemiyeti’nde Harput Müziği Şube Başkanı ve Koro Şefi olduğum 2000 - 2001 yılları içinde araştırmalarımı proje haline getirmiştim kendimce. Harput ezgilerinin tümünü toparlayıp, notaya alıp, tüm nağmelerini, bilgilerini ve güftelerini güncellemeliydim. Derleme çalışmaları yapıp kitaplara ve gerekirse ilgili kurumlara tescil etmeliydim. Eski ses kayıtlarını toplayıp arşivlemeli ve içeriğini dokümanlara aktarmalıydım.

Benim çalışmalarımdan evvel kitaplarda ancak 120 civarı ezginin ancak notaları (doğrusuyla-yanlışıyla) vardı. Çalışmalarımla notalı olarak dokümana geçirilen Elazığ ezgileri sayısı 340 olmuştu.

İşte bu 2080 sayfa kitaplarda ,340 ezginin notaları ve tüm diğer ilgili konular, mahalli sanatçı hayat öyküleri, tam güfteler, arşiv fotoğrafları, hatıralar, akla gelebilecek her soruya neredeyse cevaplar mevcut.

Elazığ-Harput Havaları kitabını müşterek bir arkadaşla yazdık. Tamamen notalar ve standart güftelerden oluşuyor. 760 sayfadır.

Elazığ Müzik Kültürü-I ve Elazığ Müzik Kültürü-II ise metin, araştırma ve inceleme bilgilerinden oluşan, kaynağından araştırmalara dayanan, tam güfteler, tüm mahalli sanatçıların hayat öyküleri ve fotoğraflarıyla değişik onlarca konuyu kapsayan özgün ve 1320 sayfalık eserdir. “Harput Müziği’nin geniş bir ansiklopedisi” diyenler var. Konuyla alakalı herkesin kitaplığında bulunması gereken bir çalışma. Okuyanlar öyle diyor. “Roman gibi insanı alıp bir yerlere götüren kısımları var” diye değerlendirme yapanlara da rastladık. Elbette okuyucuların takdiri. Başka güzel değerlendirmeler de alıyoruz. Balıkesirli Necdet Kırceylan isimli bir ağabeyimizin bu kitaplarımızla ilgili tutku ve iltifatkar telefonları ve methiyeleri bizi dostluğa götürdü. Unutamayacağım, Elazığlı olmayan Harput müzik kültürü aşığı bir okurum örneğin.

Çalışmalarınız esnasında kimlerden ya da hangi kaynaklardan faydalandınız?

ŞEMSETTİN TAŞBİLEK: Dediğim gibi 12 yaşımdan itibaren merakla biriktiriyordum. 1993-2003 yılları arasında Elazığ’da fiili olarak araştırmalarıma başladım. 800 civarı kaset, yüzlerce makara bant ve plak inceledim. Arşivcileri buldum. Mahalli sanatçılara ulaştım. Yüzlercesi ile yüz yüze mülakatlar yaptım. Çalgı ekipleriyle bağ bahçeye götürdüm. Kameralarla teyplerle fiili araştırma kayıtları oluşturdum. İnceledim. Bildiklerini kaleme aldım. Tüm yazılı eski / yeni dokümanları inceledim. Ulusal kütüphane ve arşivleri taradım. Çekirdekten gelen bir meraklı olarak 2003 - 2012 arasında 10 yıl gece gündüz çalışarak önceden not aldığım milyonlarca word dosyasından bu kitapları yazabildim. Malum, mühendislik alanında yüksek lisansım vardı. Sanki kendi kendimi görevlendirdiğim en kapsamlı doktora tezimi de Harput Müziği üzerine yapıyordum. Şimdi trilyon verseler bir daha yapamam.

Yöremize ait birçok eser olduğunu biliyoruz. 340 eserin notası ve güftesi sizin tarafınızdan yazıldı. Kişisel bir merak ve sevgi olmazsa konuyla alakalı her türlü yayın ve döküman takip edilerek bu çalışmaları yapmak zor bir iş. Hiç pes edip sıkıldığınız anlar oldu mu?

ŞEMSETTİN TAŞBİLEK: Üstüme büyük bir sorumluluk yüklemiştim. Ciddi ve doğru bir çalışma olması gerekiyordu. Simsar tipler gibi bu işi bir çıkar veya gösteriş için yapıyor değildim. Kes - yapıştır tarz bana göre olamazdı. Kültürü gönülden yaşatmak istiyordum. Hiçbir ayrıntıyı atlamamaya çalıştım kendimce bu nedenle. Bu da çok yorucuydu. Binlerce saat bilgisayar başında dinlemeler, değerlendirmeler… Bazen sağlığımızı ve ailemizi bile ihmal ettik. Madden de hep verdik. Bilhassa baskı aşamasında bazı işadamı hemşerilerimizin ilgisizliği bizi üzdü. Torpilci, yardakçı, yalakacı anlayışımız yok. Bu nedenle kamudan ve siyasi kanallardan da yardım almakta zorlandık. Basım aşaması sıkıntılıydı yani. Üzüldüğümüz zamanlar oldu. Bir eserimizi Elazığ eski belediye başkanı Sayın Süleyman Selmanoğlu bey telefonum üzerine ilgilenerek inceletti ve belediye adına bastırdı. Elazığ Müzik Kültürü adlı kitabımı ise kendi bütçemle bastırdım. Sonra müracaatımla Kültür Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğü kurulu inceleyerek beğendi ve alım yaptı. Onun üzerine Elazığ Belediyesi ve Elazığ Valiliği de alım yaparak değerlendirdi. Kitaplar içinde araştırmalara dayanan 2 adet kişisel Harput Müziği albümüm de halkımıza ulaşmış oldu. Üzerimizdeki acizane bilgi ve birikimi halkımıza aktarmış olmanın rahatlığı bizi mutlu ediyor şimdi. Her şeye rağmen diğer bir kısım hemşerilerimiz, kültür ve sanatsever yöneticilerimiz baskı ve dağıtım aşamasında yine de ilgilerini esirgemediler. Kitaplarımızdaki teşekkür sayfamızda onlara teşekkür ettik. Sağolsunlar. Ciddi çalışmalara lütfen katkı yapalım. Ama torpille, kayırmacılıkla kes-yapıştır yazıları kamu adına kitap diye basıp kitap kirliliği de yaratmayalım. Bu hususta diyeceğim bunlardır.

Uzun yıllar Elazığ - Harput müziğiyle alakalı yaptığınız çalışmalar esnasında acı - tatlı ya da komik sayılabilecek olaylarla karşılaştınız mı? Bizlerle paylaşmak ister misiniz?

ŞEMSETTİN TAŞBİLEK: Elazığ’daki arşiv araştırmalarımda kime uğradıysam, elinde ne varsa verdi. Evini açtı, makara teybini tozlu raflardan çıkarıp bantları sardı, çaldı, dinletti. Bağını bahçesini açandan tutunda, yaşlı yatağında mırıldanarak bana ezgi aktaran hemşerilerime kadar. Gerçekten her zaman başımızın üstündeler. Güzel kalpli, kültürüne sahip çıkan, ilgili ve alakalı insanlardı. Karşılıksız saatlerini verdiler, günlerini harcadılar mahalli ustalar, sanatçılar, sevdalılar, okuyanlar, çalanlar... Allah razı olsun. Hepsi, ama hepsi çok güzel insanlar. Burada bu konuyu aktarmak bence en güzeli. Başka çok hatıralarımız var. Ciğalı maya’nın hiç okuyucusu kalmamışken 2000 yılında bir araştırma çalışmamız sırasında Mustafa Döner ağabeyimizin okuduğunu fark edişimiz ve ondan hareketle eseri yaygınlaştırmamız önemli. Bazı hatıralar uzun ve ancak bir tv programında, bazıları özel ortamlarda anlatılabilecek cinsten.  Kötü anı diyeceğimiz şöyle bir durumu anlatmam lazım: Özellikle dış şehirlerden yetişme, dernekçi adı altında kendini öne çıkarma sevdalısı ve siyaset odaklı bazı üçüncü kuşak Elazığlı insanlar ile çıkar için müziğimizi kullanan, Harput Müziği geleneğinden gelmeyen, işi de bilmeyen simsar projeci tip güya sanatçılar ve organizatörler türedi. Bunlarla bizim gibilerin bir araya gelmesi hep sorun oldu. Uyuşamadık, anlaşamadık, anlaşamazdık. Kültürümüzü bozuyor, kullanıyor, istismar ediyorlar. Beri taraftan Elazığ – Harput Kültürü aşığı binlerce sade, gönüllü, içten, emektar, toprağın sesi, geleneğin hası güzel hemşerilerimiz. Hem Elazığ’da hem diğer illerde kültürümüzü doğru yaşatanlar ve doğru yaşayanlar. Onları her zaman saygıyla yad etmeliyiz. Onlara sahip çıkmalıyız.

Elazığ Musiki Cemiyeti’nde de uzun yıllar bulundunuz. Sonrasında Üsküdar Musiki Cemiyeti ve  Bursa Büyükşehir Belediye Konservatuarı’ndaki çalışmalarınız devam etti. Halen cemiyet çalışmalarınız devam ediyor mu?

ŞEMSETTİN TAŞBİLEK: Elazığ ve Bursa’da gerçekten musıki sanatı ve kültürel konular ile yoğun uğraşılarım oldu. 2014’te Bursa’dan İstanbul’a taşındım. 9 CD ve 1 DVD’den oluşan Elazığ Harput Havaları Kürsübaşı Meşkleri CD Seti’ni hazırlayıp bitirdikten sonra Elazığ Kültürü ile ilgili tasarladığım bütün projelerimi gerçekleştirmiş oldum. Artık dinlenmedeyim. Türk sanat müziği alanında İstanbul’da kültür sanat çalışmalarına katılıyorum belli ölçüde. Değişik ortamlarda Elazığlı olmayan vatandaşlarımızın arzu ve isteği üzerine Harput Müziği hakkında bazı sunumlar ve tanıtım programları gerçekleştirmekten de elbette geri durmuyorum. Elazığ folkloru ile ilgili zevk aldığım şeyler bunlar. Evvel de önceliğim buydu şimdi de.

2009 yılında T.C. Kültür Bakanlığı’nca yapılan sınavla “Çalan – Söyleyen (Ud / Ses) Elazığ Mahalli Sanatçısı” olarak tescillendiniz. Sizin dışınızda bu ünvana sahip başka mahalli sanatçılarımız da var mı?

ŞEMSETTİN TAŞBİLEK:  Ud ve ses olarak her ikisinde olmasa bile, seste veya diğer sazlarda o belgeye sahip olan mahalli okuyucu ve müzisyenler var. Önemli olan belgeden çok, temsiliyettir. Ağzı, çalması, söylemesi, konuşması, bilgisi, birikimi, oturması, kalkması… Yani temsil edebilmesi, sizi alıp Harput’a götürebilmesidir. Arayacağımız budur.

"Elazığ-Harput Havaları Kürsübaşı Meşkleri CD Seti" de büyük bir emeğin ürünü. 9 CD ve 1 DVD'den oluşan set, Harput Müziği meraklıları için bir arşiv niteliğinde. Bu çalışmanızdan da kısaca bahsedebilir miyiz?

ŞEMSETTİN TAŞBİLEK:  2000 yılında tasarı olarak hedefime koyduğum birkaç konudan biriydi. Arşiv ses kaydı taraması, fiili derlemeler, nota kitabı, İnceleme ve metin kitabı ve geleneksel mahalli sanatçıların icra edeceği yeni kayıt bir CD seti. Bu CD seti projemi 2006’dan itibaren bazı kültür dostu Elazığlıların toplantılarında ve seminerlerinde dillendirdim. Proje olarak yazılı hale getirmiştim. Birkaç girişimden sonra İstanbul’daki Elazığ Dernekler Federasyonu’nun üstlenmesiyle proje devreye konuldu. Projeyi müştereken bir arkadaşımızla birlikte takip ettik. Elazığ’daki stüdyoda Nisan-Ağustos 2014 tarihleri arasında 4 ay geceli gündüzlü çalışarak, önceden meşk ve makam sırasına göre belirlenmiş 220 civarı eseri bilfiil kendim yöneterek kayda alabildik. Bunlardan ancak 170 adedi CD’lere girebildi. Ekim 2014’teki İstanbul Feshane Elazığ Günleri dolayısıyla kayıt süresi ELFED tarafından kısa tutuldu. Bu zaman diliminde Elazığlı mahalli sanatçılar büyük fedakarlıkla, ramazan ayı gece sabahlara kadar stüdyolarda memleket hizmeti adına her zorluğa katlanarak, kayıtları olabildiğince düzgün bir şekilde bitirmemize katkı sağladı. Açıkça destan yazdılar. 20 yaşla 88 yaş arası 50 civarında mahalli okuyucu ve kültürel şahsiyet görev yaptı. O çabalar Elazığ kültürünü yaşatmak adınaydı ve unutulamaz. CD’lerde eserlerin doğru ve tam olmasına çok dikkat edildi. Önemli eser türlerinin hepsinden örnekler verildi. Oyun havaları ve tasavvuf ezgileri de dahil. Meşk ve makam sıraları ile fasıl anlayışı vurgulandı. Tamamen mahalli müzisyen ve çalgıcılar ile yerli geleneksel okuyucular ve sanatçılar kayda alındı. İlerisi için, geleneksel ortamlardan, köylerden ve toprağından yetişmiş son kuşak mahalli sanatçıların sesinden ve icrasından çok değerli bir kaynak ses arşivi hazırladığımıza inanıyorum.

Yöre müziğimizi ve kültürümüzü geliştirmek ve yaşatmak adına yapılan çalışmaları yeterli buluyor musunuz?

ŞEMSETTİN TAŞBİLEK: Şu anki Elazığ’da ve dışarıdaki Elazığ Dernekleri’nde kesinlikle hayır. Yeterli bulamıyorum. Ne yazık ki konuyla ilgili  çoğu dernek ve vakıfları artık Harput Müziği ve kültürünü bilen, seven, gönüllü insanlar yönetmiyor. Yönetemiyor. Çünkü onlar maddi ve siyasi güce ulaşamıyor. Malum şimdi dernek ve vakıflar öyle böyle kamudan ve belediyelerden besleniyor daha çok. Maddi ve siyasi güce ulaşanlar ise iş çevrelerine ve siyasi odaklarla yanaşık duranlar. Onlar da kültürü bilmiyor. Dernekleri ve vakıfları istismar ediyor. Parayı bastırıp düdüğü çaldırıyor. Türküyü değiştiriyor, kıyafeti değiştiriyor, geleneği bozuyor. Siyasete alet ediyor, çıkara alet ediyor. Zaten doğal öğrenme ortamları olan mahalle ve köy düğünleri kalmadı. Dernek, vakıf, kamu yöneticileri, siyasal güçler, STK’lar ve medya da işin uzmanına ve erbabına mikrofonu teslim etmezse ne bekleyebiliriz? Çok üzücü. Neyse ki hiç olmazsa bu kültürel değerlerimizi bizden evvelki kültür adamlarımızla birlikte yeterince dokümanlara, kitaplara geçirdik. Tek sevindiğim budur diyebilirim.

Son olarak bundan sonra yapmayı düşündüğünüz çalışmalarla ilgili bilgi alalım sizden. Yeni projeler var mı?

ŞEMSETTİN TAŞBİLEK: Epeyce yorulduğumu söyleyebilirim. Şükür ki bu konudaki temel hedeflerimin hepsini gerçekleştirdim. Elazığ halkına ve Türkiye’mizin milli kültürüne bir katkımız olduysa ne mutlu bize.

Bundan sonra bir yerde üzerimize bir görev düşerse, yapabileceğimiz faydalı bir şey olursa, gücümüz ve enerjimiz de olursa elbette yine koşarız. Şimdi bayrak yeni kuşaklarda. Yayınladığımız dokümanları güzel incelesinler, çok dikkatli okusunlar, notaları çok iyi icra etsinler, Elazığ kültürünü ve müziğini çok güzel ve hakkiyla icra etsinler. Düzgün ve geleneğini bozmadan yaşatsınlar, geliştirsinler.

Bu yazıyı hazırladığınız için, bazı görüşlerimi burada açıklamama fırsat yarattığınız için size çok teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sıcak ve samimi sohbetiniz için biz size teşekkür ederiz Sayın Taşbilek. Ve sohbetimizi size ait dizelerle bitiriyoruz.

“Şarkı, Türkü, Hoyrat, Gazel

Nağmeleri, sade güzel

Türk Müziği sever isen

Bir de bir gün Harput’a gel” 

BU HABERİ PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
8283 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
28608 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
55272 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
67025 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
ÜMRANİYESPOR
12
7
1
25
2
MKE ANKARAGÜCÜ
12
7
2
24
3
GİRESUNSPOR
12
6
1
23
4
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş
12
6
3
21
5
ELAZIĞSPOR
12
5
4
18
6
ADANASPOR
12
5
4
18
7
İSTANBULSPOR A.Ş
12
5
5
17
8
ALTINORDU
12
4
4
16
9
GAZİŞEHİR G.ANTEP
12
3
3
15
10
BALIKESİRSPOR BALTOK
12
5
4
15
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2013