Bugün 26 Eylül 2017 - Salı
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
İbrahim Taşel
İbrahim Taşel
bilgi@gunisigigazetesi.net
YETERSİZLİK DUYGUSU
01 Aralık 2012 17:45

Kendini yetersiz ve değersiz bulma insan için en rahatsız edici duygudur. Bu duygu kişilik gelişimini etkilediği gibi birçok davranışa ve bazı psikolojik sorunlara da temel oluşturur. İnsanı huzursuz eden duyguların en dayanılmazıdır. Öyle sinsi işler ki kişinin bu duyguyu kendisine bile itiraf etmesi zordur. Bastırılır, şekil değiştirir, üzeri örtülür. Doğup büyüdüğüm şehirde “İnsan bu; kendini beğenmese çatlar.” derlerdi. Halk bilgeliği ile böylesine güzel özetlenen bu sorunu enine boyuna ele almak istiyorum bu yazımda. Yetersizlik duygusunun insan ve toplum yaşantısına yansıyan yönleri üzerinde durmak istiyorum.

 
Yetersizlik duygusunun temelleri, bebeklik döneminde şekillenmeye başlar. Bu duygunun bir bölümü biyolojik ve fiziksel nedenlere dayanabilir. Vücuttaki herhangi bir engel, güçsüzlük, normal dışı boy ve kilo, kalıtsal bir hastalık, alışılmışın dışında yüz ve vücut yapısı kendini yetersiz, çirkin ya da değersiz bulma duygusunu doğurabilir. Ancak günlük yaşamda görüyoruz ki “kendini değersiz ve yetersiz” bulma sorununda bu küçük bir pay oluşturuyor. Peki nedir bu duygunun asıl nedeni? Neden bazen toplumun önemli bir kesimini etkileyebiliyor?
 
Bence bu duygunun en yaygın nedeni yetiştirilme biçimidir; aile ve yaşanılan çevredir. Özgüven gelişimini desteklemek yerine köstekleyen sosyal çevreler insanın çok da eğilimli olduğu bu olumsuz duygunun gelişimine neden oluyor. Soru sormanın, düşünmenin, görüş beyan etmenin kısıtlandığı bir aile ile başlayan bu olumsuz gelişim, okul, mahalle, akran ilişkileriyle de büyüyor. Sevginin kısıtlandığı, çocuğu sevmenin şımartma nedeni sayıldığı, uzaktan ve gizli sevmenin önerildiği geleneksel aile yapısında özgüven gelişimi derin yaralar alıyor. Sevgisiz, horlanan, hırpalanan, değerli olduğunu hissedemeyen çocuk kendini yetersiz görüyor.
 
Yetersizlik duygusu doğuran ve özgüveni törpüleyen bir diğer durum da “aşırı korumacı” aile yapısıdır. Çocuğu doğduğu andan itibaren gereğinden fazla korumaya çalışan, sarıp sarmalayan, arkadaşlarıyla yalnız bırakmayan, sokağa çıkarmayan, okuldaki sorunlarını kendisinin çözmesine izin vermeyen, her şeyi çocuğu adına kendisi halletmeye çalışan anne-babalar da bu olumsuz duygunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Elbette ki ebeveyn için en kıymetli varlık çocuğudur. Ancak nasıl ki bir çocuğu sürekli kollarımızın üzerinde tutarak ona yüzme öğretemezsek, sürekli başında durarak da yaşamı öğretemeyiz. Yüzmeyi öğrenmek için çocuğun desteklerden uzaklaşması, kollukları atması gerekir. Aynı şekilde çocuğun kendi ayakları üzerinde durabilmesi, kendi yeteneklerini tanıyabilmesi için de ona ayrı bir varlık olduğunu hissettirecek uzaklıkta durabilmek gerekir.
 
Kısacası sevgisiz ortam da aşırı ilgili sarıp sarmalayıcı ortam da çocukta “yetersizlik duygusu” oluşumuna neden olur. Bu anlamda ailenin ve eğitimcilerin bu dengeyi iyi kurması gerekir. Çocuğa doğuştan gelen iki temel güdünün dengesidir bu. Çocuk hem “bağlılık ihtiyacı”yla hem de “özgürlük ve özerklik” ihtiyacıyla gelir dünyaya. Birbiriyle çelişen bu iki ihtiyaç dengeli biçimde doyurulmalıdır. Herhangi birinin eksikliği yaşam boyu kapatılamayacak yaralar açar.
 
Yetersizlik duygusu” insan yaşamında farklı sorunlara yol açar. Bu sorunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
 
Yetersizlik ve değersizlik duygusunu yeremeyenler
1.      Yalnız başına karar vermekte zorlanırlar, hiçbir girişimi kendi kararlarıyla gerçekleştiremezler. Bu kararsızlık bir restoranda yemek seçme ya da bir mağazada elbise seçme gibi basit konulardan başlar, iş ve eş seçimine kadar gider.
2.      Çoğu kez kıskançtırlar. Bu kıskançlıklarını gizlemeyi başarsalar bile ömürleri boyunca bir kurt gibi içlerini kemirir. Kıskandıkları kişiler de genellikle kendilerini eksik gördükleri konuda başarılı olmuş ya da tercih edilmiş kişilerdir.
3.      Değer gördükleri kişilere derin bir araştırma yapmadan bağlanırlar. O kişilere ya da gruplara abartılı sevgi gösterilerinde bulunurlar. Bu bir insan olabileceği gibi bir camia, siyasi görüş ya da örgüt olabilir.
4.      Bu duygu bazen yetersizliği gizleme adına kendini güçlü ve büyük görme biçimine de dönüşebilir. Bu durumdaki kişiler sürekli kendisini över, yaptıklarını abartır, yapamadıklarını gizler, hatalarını halının altına süpürürler.
5.      Yönetici olduklarında emirlerinde ve çevrelerinde kendilerinden yetenekli kişilerin bulunmasına izin vermezler. Ekiplerindeki yetenekli kişileri uzaklaştırırlar. Onların ifade ettiği çok doğru görüşlere bile önce karşı çıkar sonra bunları kendi fikirleriymiş gibi sessiz sedasız uygularlar. Çevrelerinde hep kendinden geri gördükleri insanları çalıştırırlar. Başarılı gördüklerini de çevresinden uzaklaştıramadıklarında rencide etmeye çalışırlar.
6.      İş alanında yeniliklere ve yeni durumlara sürekli karşı çıkarlar. Statükoyu korumak ve alıştıklarıyla yaşamak onlar için en emin yoldur. Onlar için yeni denizler ve yeni gemiler hep ürperticidir.
7.      Yaşamlarında marka takıntısı, sevimli ve şirin görünme çabası, aşırı süslenme, aykırı çıkışlar, gereksiz muhalefetler, en mutlu durumda bile sorun çıkarmalar önemli bir yer tutar.
8.      Arkadaş gruplarının, takımlarının, partilerinin, camialarının, örgütlerinin başarılarından kendilerine pay çıkarırlar. Aşırı düzeyde özdeşim kurarlar.
9.      Övülmekten çok hoşlanırlar. Sürekli övgü beklerler. Onlar için en kıymetli insan her durumda onları öven ve beğenenlerdir. “Beni eleştirin” deseler bile eleştirilmekten asla hoşlanmazlar; hemen savunmaya geçerler. Çoğu zaman da eleştiriyi kendi kişiliklerine yönelik olarak algılarlar.
10. Bazılarında “yetersizlik duygusu”, “iç tutarlılık”la birleşmiş durumdadır. İç tutarlıklarının yüksek olması bu kişilerin yaşamları boyunca gerçeği görmelerine engel olur.
11. Mevki, makam, unvan ve paraya aşırı derecede bağlıdırlar. Yaşamda kendileri için eksik gördükleri birçok unsuru bununla kapatma eğilimindedirler. Bu nedenle makam, mevki ve para kaybına tahammülleri yoktur. Bunları kaybettiklerinde büyük sıkıntı yaşarlar.
12. Hiç dinlemiyormuş gibi görünseler de yaşamlarıyla ilgili kararlarında çevreden çok etkilenirler.
13. Görüşleri anlık durumlardan etkilenir. Dün söylediklerinin tersini iddia edebilirler. Oturmuş bir dünya görüşleri yoktur. İz açmaktan çok izden yürürler, ama bunu çevreye hissettirmeden yapmaya çalışırlar.
14. Kendilerini yetersizlik ve değersizlik duygusuna iten nedenlerle yüzleşmekten çekinirler.
Yetersizlik duygusunun oluşturabileceği sonuçlardan bazılarını sıralamaya çalıştım. Bu duygunun insan ve toplum yaşamı için önemini anlatmaya bunlar bile yeterli diye düşünüyorum.
 
Kendini değersiz ve yetersiz görme öyle bir sorun ki insana yerleşince atılması da baş edilmesi de oldukça güç. Bu nedenle soruna yol açan nedenleri ortadan kaldırmak önemli. Bu da çocuklarımızın bebeklik, çocukluk ve ilk gençlik dönemlerinde mümkün.
 
Çocuklarımız, bu dünyada bırakıp gideceğimiz en değerli varlıklarımızdır. Bu nedenle onları kendilerine yeten, güven duygusu tam, kendini değerli hisseden insanlar olarak yetiştirmemiz gerekiyor. Onlara bırakabileceğimiz en büyük miras, kendi ayakları üzerinde durabilecekleri, sağlıklı kararlar verebilecekleri ve iç huzurla dopdolu yaşayabilecekleri bir iç dünya oluşturmalarına ortam sağlamaktır. Aynı sorumluluk öğretmenlerimiz için de söz konusudur. Sınıf içinde ya da sosyal çalışmalarda çocuğun özgüvenini kıracak, onu arkadaşları içinde küçük düşürecek tutumlardan kaçınmak çok önemlidir. Unutmayalım ki insan yetiştirmenin “pardon”u yoktur.
 
 
 
BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
31 Aralık 2012 17:55
51757 kez okundu
15 Aralık 2012 14:18
21003 kez okundu
01 Aralık 2012 17:45
16477 kez okundu
12 Ekim 2012 11:01
13744 kez okundu
07 Eylül 2012 15:11
10397 kez okundu
30 Ağustos 2012 15:18
11061 kez okundu
27 Mart 2010 16:10
56073 kez okundu
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
7516 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
27252 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
53819 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
65575 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
GİRESUNSPOR
6
4
0
14
2
ÜMRANİYESPOR
6
4
1
13
3
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş
6
4
1
13
4
ELAZIĞSPOR
6
3
1
11
5
ALTINORDU
6
3
2
10
6
İSTANBULSPOR A.Ş
6
3
2
10
7
ADANA DEMİRSPOR
6
3
2
10
8
BALIKESİRSPOR BALTOK
6
2
1
9
9
ADANASPOR
6
3
3
9
10
BOLUSPOR
6
2
2
8
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2013