Bugün 23 Şubat 2017 - Perşembe
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Prof. Dr. Orhan Kılıç
Prof. Dr. Orhan Kılıç
okilic60@gmail.com / www.orhankilic.com.tr
EŞEK GİBİ!..
21 Haziran 2016 16:04

Suriye’de yaşanan iç karışıklıktan kaçarak başka ülkelere mülteci olarak sığınan 6 milyon civarında insan olduğu söyleniyor. Savaş hali devam ettiği için bu sayı her geçen gün daha da artıyor. Mülteci konusu; yerini yurdunu terk edenler ve onları ülkelerine alan devletler için birçok sorunu bünyesinde bulundurduğu için elbette zor bir durum. Suriye’den göç eden mültecilerin yarısı Türkiye’de bulunuyor. Resmi ağızlardan yapılan açıklamaya göre Şubat 2016 itibariyle Türkiye’de 3 milyonun üzerinde Suriyeli mülteci ikamet ediyor.

Meseleye insani açıdan baktığımız zaman, mecburiyetten yurdunu terk eden insanlara kucak açmanın insani ve vicdani bir sorumluluk olduğunu söylemeye gerek yoktur. Ancak bu durum, geleneğimizde var olan “tanrı misafiri” kavramından çok farklı bir mecraya taşınmış ve devasa bir sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Buradaki en temel sorun, mültecilerin “kontrolsüz ve plansız” olarak Türkiye’nin hemen her şehrine yayılmalarıdır. Bazı illerimizde sayıları çok az olmasına rağmen, içinde yaşadığımız şehrin de bulunduğu birçok ilimizde en az birkaç bin Suriyeli mültecinin bulunduğu görülüyor. İstanbul, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay, Kahramanmaraş, Adana, Mersin, Kilis, Osmaniye, Diyarbakır, Kocaeli, Mardin, Kayseri ve Konya’da hatırı sayılır Suriyeli mülteci mevcut. İstanbul, Hatay, Gaziantep ve Şanlıurfa’da bu sayı neredeyse 400.000’lere ulaşmış hatta aşmış durumda. Elazığ’da da Nisan 2016 verilerine göre 4.579 Suriyeli mülteci olduğu belirtiliyor. Bu resmi rakamlara bir de kaçak yollardan girenleri dahil edersek daha yüksek sayıda mültecinin Türkiye’de ve ilimizde yaşadığı anlaşılacaktır.

Birçok bakımdan sıkıntılı olduğumuz Güneydoğu’da kontrolsüz bir nüfusun varlığı ciddi güvenlik zafiyetleri doğurmaktadır. Mülteci diye giriş yapan birisinin PKK veya DAEŞ üyesi olup olmadığını anlamak çok zordur. Nitekim canlı bomba eylemi yapan bazı teröristlerin basına yansıyan bilgilere göre Suriye’den giriş yaptıkları anlaşılmıştır. Tabiri caiz ise bu mülteci sorunu sebebiyle sınırda ve sınır boylarımızda adeta “at izi it izine karışmıştır”.

Bugün burada özellikle dikkat çekmek istediğim bir diğer önemli husus ise Suriyeli mültecilerin sosyal hayatta yarattıkları ve yaratacakları muhtemel tehlikedir. Özellikle kalabalık Suriyeli mültecilerin bulunduğu yerlerde birtakım adli ve sosyal problemlerin yaşandığını anlatmaya gerek yoktur. Ancak en büyük sorun bu mültecilerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden ve Türkler’den ne bekledikleri hususudur. Daha da ötesi Türkiye ve Türklere karşı bakış açıları nedir?

Trafik ışıklarında, kavşaklarda, alışveriş merkezleri önlerinde sizlerden yardım isteyen Suriyeli ailelerden geçilmiyor. Kapınızın önüne kadar gelip istediği şeyi alıncaya kadar ayrılmıyorlar. Para vermeyenlerin arabalarını tekmeliyor veya yumrukluyorlar. Hatta küfür bile ediyorlar. Birkaç hafta önce 16-17 yaşlarındaki Suriyeli bir genç kız Cuma Namazı’nda caminin üst katına kadar çıkıp orda insanlardan para istedi. Namaz sırasında camiye girmesinin doğru olmadığı konusunda kendisini uyaran bir arkadaşımızı “ne yapayım dışarıda polis var!” diyerek tersledi. Bir vatandaş ise “bir şey olmaz bırakın girsin” diyerek adeta bir aymazlık örneği gösterdi. Siz şimdiye kadar namaz sırasında cemaatin içine kadar girebilen bayan bir dilenciyi bu ülkede gördüyseniz “boş verin gitsin”. Ancak bizim böyle bir geleneğimiz de, töremiz de,  anlayışımız da yok. Türkiye bir Arap ülkesi değil. Kültürümüz de, hayat tarzımız da, dini yaşayışımız da farklı. Bunu böyle bilmek ve kabul etmek gerek. Suriyeli bir mültecinin aynı dine mensup olmanın ötesinde Türk toplumu ile ortak bir noktası ve kader birlikteliği yoktur. Suriye rejimi Osmanlı Devleti’nin bu coğrafyadaki 400 yıllık hâkimiyetini yok saymış ve ders kitaplarında vatandaşlarına okutmamıştır. Bu sebeple Suriyeliler Türklerle ortak bir tarihe sahip olduklarının bilincinde değillerdir. Hayat tarzları ve kültürleri de Türklere hiçbir şekilde uymamaktadır. Çeşitli aralıklarla Suriye’yi üç kez ziyaret eden birisi olarak bunu net olarak ifade edebilirim. Bu yüzden Türk toplumuna sorunsuz olarak entegre edilmeleri adeta imkânsızdır.

Geçen günlerde bir arkadaşımız bir sosyal paylaşım sitesinde Cuma Namazı çıkışı bir Suriyeli ile yaşadığı olayı paylaştı. Bu arkadaşımız taciz edercesine yardım isteyen bir Suriyeliye ikazda bulununca, “ülkemizi karıştırdınız, kapılarınızı açıp bizi içeri aldınız, şimdi de eşek gibi bakmak zorundasınız!” cevabını almıştır. İşte meselenin özü de, özeti de, gerçeği de bu cümlede yatmaktadır. Her şey buradaki “bir cümlede” net olarak söylenmiştir. Bu cümleden Türkiye’nin Suriye politikasını şekillendirenler gerekli dersi çıkarmalıdır. Ez cümle, Suriyeli bir mülteci Türkiye’de bulunma sebebini devletimizin yanlış politikasına ve ülkesini karıştırdığımıza bağlamaktadır.

Kendince haklılar mı? Değiller mi? Üzerinde çok düşünmek, konuşmak ve kafa yormak lazım.

Şu kadarını söyleyelim ki, bütün Suriyeli mültecilerin aşağı yukarı bakış açısı budur ve son derece tehlikelidir. Bu anlayışın arkasından birçok talebin geleceği ve bu yaranın her gün daha da derinleşerek ve genişleyerek bütün vücudu saracağı anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugünden tezi yok Suriyeli mültecileri “zapt u rabt” altına alıp onları vatandaş ile yüz yüze getirmekten uzak tutmaz ve Türkiye’de misafir olarak bulunduklarını hissettirmezse, çok büyük olayların yaşanacağını kestirmek hiç te zor değildir. Daha dün bir doktor kızımız İstanbul’da bir Suriyelinin başkasının adı ile doğum yaptığını, kan uyuşmazlığı için iğne yapmaları gerektiğinde durumun açığa çıktığını, düzeltmek için sistemden işlem yaptıkları sırada da “neden bizi taburcu etmiyorsunuz? Niçin geciktiriyorsunuz?” diyerek, “yavuz hırsız misali” Suriyelerin fiili müdahalelerine maruz kaldıklarını anlattı. Daha neler neler…

Suriyeli mülteciler tek tek kayıt altına alınıp, sadece devletin kendilerine gösterdiği yerlerde bulunmalı ve çalışacaklarsa devletin kendilerine gösterdiği yerlerde kontrollü çalışmalıdırlar. Attıkları her adımdan devlet haberdar olmalıdır. Geleneği, sistemi ve kuralları olan büyük bir devlet iseniz bunu yapmak zorundasınız. Tez elden Avrupa Birliği’ni ve ABD’yi Türkiye’nin bu yükünü hafifletmesi için ekonomik yardım yapmaya mecbur tutmak lazımdır. Türkiye’nin bu konuda kullanacağı birçok argüman vardır ve bu kartlarını masaya koymalıdır. “Saldım bayıra mevlam kayıra” mantığıyla bu işin yürümeyeceği aşikârdır. Aksi halde Suriyelinin ifadesiyle “eşek gibi”, olmadı “efendi gibi” bakmak zorunda kalmanın ötesinde, “paşa paşa her şeyinize ortak yapmak!” zorunda bile kalabilirsiniz.

Bilmem anlatabildim mi?!.

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
01 Ocak 2017 14:17
1624 kez okundu
22 Kasım 2016 15:18
1986 kez okundu
23 Ağustos 2016 15:27
3210 kez okundu
17 Ağustos 2016 21:09
1033 kez okundu
30 Temmuz 2016 15:52
3191 kez okundu
21 Haziran 2016 16:04
3860 kez okundu
14 Haziran 2016 16:09
1690 kez okundu
18 Mayıs 2016 18:27
1656 kez okundu
19 Nisan 2016 13:20
2882 kez okundu
20 Mart 2016 13:49
3422 kez okundu
02 Mart 2016 13:18
2137 kez okundu
07 Şubat 2016 13:23
2730 kez okundu
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
2460 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
18384 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
45198 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
57403 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
YENİ MALATYASPOR
20
11
5
37
2
GÖZTEPE A.Ş
20
10
4
36
3
SİVASSPOR
20
10
5
35
4
ESKİŞEHİRSPOR
20
11
4
35
5
GİRESUNSPOR
20
9
5
33
6
ÜMRANİYESPOR
19
8
6
29
7
BOLUSPOR
20
8
8
28
8
DENİZLİSPOR
20
8
7
26
9
ADANA DEMİRSPOR
20
6
3
26
10
BALIKESİRSPOR
19
6
6
25
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2013