Bugün 24 Haziran 2017 - Cumartesi
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Hasan Erden
Hasan Erden
herden1950@hotmail.com
Feto’nun hala önlenemeyen ABD’den kumandalı darbeleri!
21 Ağustos 2016 10:35

 Feto’nun hala önlenemeyen ABD’den kumandalı darbeleri!

Darbe girişimi sonrasında Türkiye’ye sahip olmağa çalışan milli irade Feto’nun ABD kaynaklı fitne ve fesat oyunlarını –evvel Allah- başarılı bir şekilde yok etmeğe çalışıyor. Ama onun kadar önemli olan Feto’nun ABD stratejisinin bir gereği ve uzantısı olarak Türkiye’nin İslam anlayışını değiştirmeye, özellikle Hıristiyanlaştırmaya yönelik zihin darbelerini önlemektir.

Örneğin: Feto görüşlü Kur’an

Tefsiri bugün neden camilerde?

 

Hatırlanacağı üzere Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, 2004 Şubat ayında ABD gezisinde, Amerikan Dışişleri Bakanı ve Güvenlik Konseyi ile görüşmelerinde Amerikalılar ondan Ilımlı İslam konusunda öneri istemişler ve o da “Diyanet olarak ABD ile işbirliğine hazır olduklarını” söylemişti.[1]  Bardakoğlu bu geziden yaklaşık 6 ay sonra kamuoyuna Diyanet İşleri Teşkilatı olarak bir tefsir çalışması yaptıklarını açıklamıştı.

“Müslümanlığımızı ve dindarlığımızı güncelleştirmeliyiz” diyen Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, Kur’an tefsirini yenilediklerini söylemişti ve “Kendi Müslümanlığımızı kendi din anlayışımızı güncelleştirmeliyiz. Dini bilgi bize göre tarihin bir yerinde asılı duran, hiç değişmeyen bir şey değildir. Dini bilgileri sürekli rasyonel düşünce ile geliştirmemiz, yenileştirmemiz lazım” demişti. [2]

Acaba Diyanet İşleri Başkanı, “Müslümanlığımızı güncelleştirmeliyiz“ derken, hazırlanan tefsirin Müslümanlığı güncelleştiren bir özellikte olduğuna mı işaret etmek istemişti? Yoksa ABD’deki görüşmelerde işbirliğine hazır olduğunu söylediği “Ilımlı İslam” projesi kapsamında bir adım mı atılıyordu?

Sözkonusu Diyanet’in tefsiri 2005 Yılında “Kur’an Yolu” adıyla 5 cilt halinde yayımlanmıştır.

Tefsiri hazırlayanlar ve yazanlar Müslüman kitlelerin sevdiği, bilgilerine ve İslami değerlendirmelerine itibar ettiği ve güvendiği bilim adamları idi.

Ama tefsirde, bu bilim adamlarına yakışmayan, izahı mümkün olmayan şaşırtıcı değerlendirmelerin yer aldığı görüldü.

Tefsirde bazı bölümlerde İncil ve Tevrat’tan uzun uzun alıntılara yer verilmesi dikkat çekiyordu.[3]  Hıristiyanlık ve Yahudilikle ilgili ayetlerin tefsirlerinde zaman zaman bu iki dini sanki temize çıkarmağa çalışılıyormuş gibi izlenim veren garip değerlendirmelere girilmesi anlaşılamıyordu. Bu konuda bazı örnekler verelim:

“HIRİSTİYANLAR VE YAHUDİLER DE

CENNETE GİREBİLİR KURTULABİLİR”

· Tefsirin 2005 tarihli ilk baskısında Bakara Suresi’nin 62. ayetinin tefsirinde şöyle bir değerlendirme yapılıyor: “...Bazı çağdaş müfessirler, Yahudiler ve Hıristiyanlarla Sabiîler’in kurtuluşa erebilmeleri için İslam ümmetine dahil olmaları gerektiği şeklinde bir şartın ayetin metninde yer almadığını; sadece a) şirkten uzak olarak Allah’a iman etmek, b) ahiret gününe inanmak, c) salih amel işlemek şeklinde üç temel şart ortaya konduğunu dikkate alarak bu üç şartı yerine getiren diğer din mensuplarının da cennete girebileceklerini savunmuşlardır (Reşit Rıza, 1, 333–335; Ateş, 1, 174–175; a. mlf., “Cennet Kimsenin tekelinde değildir”, İslamî Araştırmalar, III/1, s. 7–24). Nisa Suresinin 123–124. ayetleri de bu görüşü destekler mahiyettedir...” [4]

Burada Hıristiyanların ve Yahudilerin İslam’a girmeden cennete girebileceklerini ileri süren bir görüş öne çıkarılıyor. Bugünkü Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin, şirkten farksız bir Allah inancını esas aldığını vurgulamak gerekirken, nedense buna gerek duyulmuyor.

· Yine aynı ayetin tefsirinin devamında Katolik dünyasının İslam’la ilgili “samimi ve sağlıklı yaklaşımlar geliştirdiği”ni ileri süren şöyle değerlendirmeler yapılıyor: “1960’lı yıllarda gerçekleştirilen II. Vatikan Konsili belgelerinde İslamiyet’le ilgili resmî Katolik tavrının –yeterli olmamakla birlikte– önemli ölçüde yumuşadığı, Müslümanların Allah ve ahiret inancıyla ibadet ve ahlaka dair anlayış ve uygulamalarından övgüyle söz edildiği görülmektedir. Bu durum Hıristiyan dünyasının İslamiyet hakkında daha samimi ve sağlıklı bir yaklaşım geliştirmeye yöneldiği şeklinde değerlendirilebilir. Bu noktada konumuz olan ayetin çok açık ve net ifadelerle uhrevi kurtuluşun kapsamına getirdiği genişliği bir defa daha hatırlatmakta yarar vardır: İman edenler; Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sabiîler’den Allah’a ve ahiret gününe inanıp salih amel işleyenler için Rableri katında mükafatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzüntü de çekmeyecekler.” [5]

Buradaki ifadelerden, Hıristiyanların ve Yahudilerin, Müslümanlar gibi kurtuluşa erenlerden oldukları anlaşılıyor. Sanki onların da İslam’daki gibi aynı Allah inancına sahip oldukları sonucu çıkıyor. Her iki dinde de Allah’a şirk koşulduğu, Kur’an-ı Kerim’in bu yüzden onlara “kafirler” dediği hatırlanması ve hatırlatılması gerekirken bu yapılmıyor.

Bakara Suresi’nin 62. ayetiyle ilgili Tefsirin ilk baskısında yer alan sözkonusu iki paragrafın, ikinci baskıda çıkarıldığı görülüyor. Bu bölümlerin neden çıkarıldığı sorusunun cevabını bulamıyorsunuz.

“HIRİSTİYANLIK VE YAHUDİLİK DE

HAK DİNDİR VE İSLAM’DANDIR” İDDİASI

· Tefsir’de göze çarpan bir başka özellik, zaman zaman “Bütün hak dinler” diye bir kavramın kullanılmasıdır.[6]  Kur’an-ı Kerim, kesin olarak “Allah katında din İslam’dır” [7] buyurduğu halde, sanki İslam’dan başka da hak dinler varmış gibi anlaşılan, böyle bir kavramın kullanılmasını izah edemiyorsunuz.

Peki tefsirde, acaba sözkonusu “Allah katında din İslam’dır” ayeti nasıl açıklanmış olabilir diye merak ediyorsunuz. Tefsirin o bölümüne bakıyorsunuz, şöyle bir değerlendirmeyle karşılaşıyorsunuz: “Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği İslam dini ile diğer peygamberlerin getirdiği dinler temelde birleşirler. (…) İslamiyet önceki hak dinlerle temelde uyuşsa bile, bu dinin kendine ait özellikleri ve mensubu olan ümmete özgü hükümleri vardır. Diğer bir grup Müslüman bilgine göre ise önceki ilahi menşeli dinlerin de İslam olarak anılması mümkündür.” [8]

Peygamberimizden önceki peygamberlerin getirdiklerinin de İslam olduğu anlatılan, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin de “İslam” olduğu iddia edilen bu bölümde, Hz. Musa’nın ve Hz. İsa’nın getirdiklerinin ilahi kitap özelliklerinin kaybolduğu ve bozulduğu, böylece sözkonusu dinlerin de “hak din” olma niteliklerinin ortadan kalktığı üzerinde durulması gerekmez miydi? Ama bunun üzerinde durulmuyor. Her iki dinin de şirk anlayışları yüzünden “hak din” olamayacakları anlatılmıyor. Tam aksine, tefsirin sözkonusu bölümlerdeki açıklamalardan, okuyucu “Allah katında din İslam’dır” Kur’an-ı Kerim beyanı kapsamına bugünkü Hıristiyanlık ve Yahudiliğin de girebileceği sonucunu çıkarıyor.

· Tefsirde Bakara Suresi’nin, Hıristiyanlık ve Yahudilikle ilgili olan 113. ayetinin açıklaması yapılırken de “İlginçtir ki,  ayette iki dine ‘Bunların ikisi de batıldır’ gibi bir itham yöneltilmemiştir.” Denilmesi dikkat çekiyor.[9]

Burada Hıristiyanlık ve Yahudiliğin “batıl olmadıkları” vurgusuyla, bu iki dinin İslam gibi “hak din oldukları”nın iddia edilmesi ve her iki dinin “temize çıkarılması” anlamına gelmiyor mu? 

TEFSİRDE SIK SIK VURGULANAN

DİNLERARASI DİYALOG VURGUSU

Tefsirde, Hıristiyanlık ve Yahudilikle ilgili bu değerlendirmeler, her iki dini de İslam’la “aynı Allah inancına sahip”, aynı nitelikte “hak dinler” olarak gösteren Dinler Arası Diyalog programını, çağrıştırıyor. Nitekim tefsirde zaman zaman bu programa vurgular ve göndermeler yapılıyor.

Hatırlanacağı üzere, Mart (2009) ayının ortalarında Türkiye’ye gelen, Almanya Protestan Kilisesi Konsey Başkanı Piskopos Wolfgang Huber, Ankara İlahiyat Fakültesinde verdiği konferansta İslam’a dokunan bazı mesajlar vermiş, “Artık hiçbir din mutlak gerçeğin kendisinde olduğunu ileri süremez.” Demişti.[10]

Diyanet’in bu tefsirinde yer alan sözkonusu garipliklerle, sözkonusu papazın verdiği mesaj arasında şaşırtıcı bir uyum görülmüyor mu?

TEFSİRDE GEÇİCİ NİKAHI

CAİZ GÖREN GARİPLİK

Şimdi de Diyanet’in Kur’an Yolu Tefsirindeki şaşırtıcı bir başka garabete bakalım:

Bu tefsirin birinci baskısında Nisa Suresi’nin 24. ayetinin tefsirinde “Mut’a nikahı caizdir” deniyor. Bilindiği gibi, Mut’a nikahı geçici nikah anlamına geliyor. Yani iki aylık, bir aylık, bir günlük, bir anlık nikah demek oluyor. Çiftler kendi aralarında nikahın süresini tayin ediyorlar ve öyle evleniyorlar.

Tefsirin 1. baskısında “Mut’a nikahı” ile ilgili yaklaşık iki buçuk sayfalık uzun bir değerlendirmenin sonunda kesin hüküm şöyle veriliyor: “Sonuç olarak yolculukta ve savaşta kişinin eşinden ayrı düştüğü zamanlarda (…) zaruretler bulunduğunda bu nikah caizdir. (…) zina büyük bir günah ve suç kabul edilerek şiddetle yasaklandığından, devamlı evlilik kurma imkanından mahrum bulunan, fakat cinsi tatmin ihtiyacı içinde bunalıma düşen müminler için, böyle bir zarurete dayalı olarak mut’a nikahına ruhsat verildiği ve bunun da istisnai olduğu anlaşılmaktadır.” [11]

Bu hüküm ve bu fetva, zinaya meşruiyet kılıfı geçirilmesi anlamına gelmiyor mu?

Nitekim Tefsir’in ilk baskısı yayımlandığında mut’a nikahına evet diyen bu değerlendirmeler üzerine, Türkiye’de zina  “meşrulaştırılıyor” diye tepkiler yükselmiştir. Olay dış dünyada da yankı bulmuştur.

Bu tepkiler üzerine tefsirin ikinci baskısında, “mut’a nikahına “caizdir” diyen bölüm (İki buçuk sayfa) çıkarılmış ve konu bir paragraf halinde kısaltılmıştır. Ancak bu özet bölümde bu kez net ve açık bir şekilde “mut’a nikahını” cevaz veren bir ifade kullanılmamış, ama “hayır” da denmemiştir. 

Yeni değerlendirmede aynen şöyle denilmiştir: “İslam’ın ilk yıllarında dönemin şartlarına göre, ihtiyaç bulunduğu için mut’a nikahının bir müddet mubah kılındığı konusunda ittifak vardır. Ehli Sünnet alimleri büyük çoğunlukla bu nikahın ebedi olarak yasaklandığı, hükmünü benimsemişlerdir.” [12]

2008 yılında Diyanet’ten bu değişiklikle ilgili olarak kamuoyuna yapılan açıklamada da ilginç bir izah getirilmiştir: “Tefsirin mut’a ile ilgili bölümün okuyucular nezdinde yanlış anlamalara sebep verdiğinden ötürü değiştirildiği” savunulmuş ve "Başkanlığımız bu güne kadar ilgili sorulara, İslam bilginlerinin çoğunluğunun görüşüne paralel olarak, mut'a uygulamasının caiz olmadığı yönünde cevap vermiştir. Bundan sonra verilecek cevaplar da aynı yönde olacaktır." [13] denilmiştir.

Bu açıklamada değişikliğin ileri sürülen gerekçesinde bir çelişki dikkat çekmiştir: Bir taraftan değişikliğin, “yanlış anlaşılma” nedeniyle yapıldığı ifade edilmiş ve “yanlış olduğu” gerekçesiyle yapılmadığı zımnen anlatılmış, diğer taraftan da “mut’a nikahı ile ilgili sorulara, kurumca “caiz olmadığı” şeklinde cevap verildiği belirtilmiştir.

Bu kaypaklık o zamanki Diyanet kurumunda farklı şekillerde kamuoyuna yansıtılmıştır. Örnek verecek olursak, Avrupa Birliği’nden dayatmalarla, zinaya ve fuhşa yol veren uygulamaların gerçekleştirildiği bir zamanda Diyanet’ten de cinsel eğitim tavsiye edilen bir açıklama yapılmıştır. O devrin Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Şevki Aydın, "Atalarımızdan, babalarımızdan devraldığımız anne babalık bilgi ve becerileri hiç bir işe yaramıyor. Çünkü onlar devrini geçirmiş durumda. Okullarda uzmanlar tarafından cinsellik eğitimi verilmeli" demiştir.[14]

Sonuç itibariyle yapılan yanlışlık, “sözde” düzeltilmiş gibi gösterilmiş, ama yazıda, yani tefsirin ikinci baskısında, aynı net ve kesin ifadelerle düzeltilmemiştir.

Burada şu soru akla geliyor: Mut’a nikahına caiz diyen 1. baskıdaki 2,5 sayfalık değerlendirme, tepkilere yol açmasaydı, 2. baskıda bu bölüm yine değiştirilecek ve kaldırılacak mıydı?

DİYANET’TE ABD’NİN HAÇLI SAVAŞI

NE ZAMAN VE NASIL DURDURULACAK?

Dün İslam’a savaş açan ABD’yle “İşbirliğine hazırız” diyen Dinler arası Diyalogçu Eski Diyanet İşleri sorumlularından hiç birisi bugün görevde değil. Ama Amerika’nın yıllar önce Diyanet İşlerine dayatarak yazdırdığı Kur’an-ı Kerim Tefsiri “Kur’an Yolu” Türkiye’de bugün bütün camilerde vardır.

Yani Feto’nun, yani Fethullah Gülen denilen adamın ABD’den aldığı talimatlarla savunduğu düşüncelerle ve anlayışlarla dolu bu tefsir hemen hemen her camide okunabilmektedir.

Yani bu camiada ABD’nin Müslüman’ı değiştirmeye ve Hıristiyanlığa dönüştürmeye yönelik Haçlı savaşı bu tefsirle hala ayaktadır.

BU TEFSİR İMHA EDİLİP DÜZELTİLEREK

TEKRAR YAYINLANMALI DEĞİL MİDİR?

Bugünkü Diyanet Teşkilatı, sözünü ettiğimiz Kur’an Yolu Tefsirindeki görüşlerden yana değildir. Nitekim Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Dinler arası Diyolog’a karşıdır, Hıristiyanlığa evet diyen ABD dayatması olan bu programı tasvip etmemektedir. [15]

Bu durum sadece Mehmet Görmez’in şahsi görüşlerinden kaynaklanmıyor. Türkiye’de genel bir stratejik değişiklikten ve uyanıştan kaynaklanıyor.

 Olaya bu açıdan yaklaştığınızda, Kur’an-ı Kerim ayetlerini bugünkü muharref ve uyduruk İncil ve Tevrat’tan uzun uzun alıntılarla tefsir eden ve açıklayan “Kur’an Yolu” Tefsirindeki yanlışlıkların düzeltileceği yolunda umutlarınız artırıyor.

BU TEFSİRLE İLGİLİ

YAPILMASI GEREKENLER

Yazımızın sonuna gelirken soracağımız bazı sorular var: Acaba bu tefsirde imzası bulunan kitlelerin çok sevdiği Müslüman bilim adamları tefsirde yazdıkları görüşlerde hala devam ediyorlar mıdır? Bu tefsirdeki görüşlerden ve anlayışlardan kendileri vazgeçmişler midir? Vazgeçmemişler midir? Ayrıca bu bilim adamları bu tefsiri yazdıkları zamanlarda hangi şartlarda bu çalışmayı yapmışlar ve kabul etmişlerdir? Tehditlerle ve şantajlarla herkese bir şeyler yaptırıldığı o günlerde kendilerine bu tefsirdeki yanlış düşünceleri ve anlayışları dayatan ve zorlayan birileri olmuş mudur ve bunlar kimlerdir?

Bu konularda kendilerinden açıklamalar bekliyoruz.

Şimdi bu tefsirle ilgili pratik olarak yapılması gerekenleri belirtelim:

Diyanet bu skandal tefsiri bütün camilerden toplatmalı ve imha etmelidir. Ve eser İslam akaidine ve Peygamberimizden intikal eden gerçek İslam’a göre düzeltilmeli, yanlışlardan temizlenerek yeniden basılmalı ve camilere tekrar dağıtılmalıdır.

Unutmayalım ki, Diyanet olarak, Müslümanlar olarak karşı çıkacağımız, karşı çıkmamız gereken, gerek ABD’nin ve gerekse İsrail’in başka pek çok Kur’an-ı Kerim tefsir çalışmaları ve Müslümanları şaşırtacak ve yanıltacak daha pek çok İslam karşıtı çalışmaları vardır.[16]

SONSÖZ

Son Feto Darbe girişimi sonrasında Türkiye’ye sahip olmağa çalışan milli irade, Feto’nun ABD kaynaklı fitne ve fesat oyunlarını –evvel Allah- başarılı bir şekilde yok etmeğe çalışıyor. Ama asıl olan ABD stratejisinin bir gereği ve uzantısı olarak Feto’nun, Türkiye Müslümanlarının İslam anlayışını değiştirmeye yönelik, özellikle Hıristiyanlaştırmaya yönelik anlayışlarının ve düşüncelerinin yok edilmesidir.

Unutmayalım ki, bugün camilerde bulunan Diyanet’in “Kur’an Yolu” tefsiri ülke çapında bizi vebale sokan bu talihsiz sapık ve sinsi düşman oyunlarından sadece birisidir.

Türkiye’ye sahip çıkmağa çalışan Milli iradenin, hem bizi, hem kendilerini bu vebalden kurtaracaklarına dair umutlarımız ve dualarımız bakidir.

Bu iradenin İslam düşmanlarına ve Türkiye düşmanlarına karşı görevlerinde başarılar dileriz, Allah yardım etsin!..

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 



[1] Yeni Şafak Gazetesi, 27.02.2004

[2] NTV,  29 Eylül 2004

[3] Örnek vermek gerekirse, tefsirin 2006 Baskısının 1. Cildinde,  s: 473’ten 483’e kadar, yine aynı ciltte, s:565’ten, 575’e kadar devamlı İncil ve Tevrat’tan alıntılara yer verilmiş.

[4] Kur’an Yolu – Türkçe Meal ve Tefsir, Diyanet İşleri Başkanlığı, Heyet, 2005 Baskısı (İlk baskı), C:1, s: 69

[5] A.g.e., C:1, s: 70

[6] “Bütün hak dinler” kavramı örnek olarak Tefsirin 2006 tarihli baskısının 1. Cildinde 72. ve 73. sayfalarında geçiyor.

[7] Al-i İmran Suresi: 19.

[8] Kur’an Yolu Tefsiri, Ankara, 2006, C: 1, s: 523.

[9] A.g.e., C: 1, s:190.

[10] 16.03.2009, http://haber.gazetevatan.com, http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=14319

[11] Tefsirin 2005 tarihli baskısı, C: 2, s: 34

[12] Kur’an Yolu Tefsiri, C:2, s: 45

[15] Milli Gazete, 30 Mayıs 2013, 31 Mayıs 2013 ve aynı günlerdeki diğer gazeteler.

[16] İsrail Dışişleri Bakanlığı Kur’an-ı Kerim’i tefsir etmek için bir internet sitesi kurmuş, Timeturk, 19 Haziran 2008, Kaynak: A bridge between the Islamic world and the West,

   Ayrıca bakınız: http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/nisan/26/ikaragul.html

 

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
6065 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
23989 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
50713 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
62653 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
SİVASSPOR
34
17
6
62
2
YENİ MALATYASPOR
34
18
9
61
3
ESKİŞEHİRSPOR
34
16
7
56
4
BOLUSPOR
34
16
12
54
5
GÖZTEPE A.Ş
34
15
11
53
6
GİRESUNSPOR
34
15
11
53
7
ALTINORDU
34
14
9
53
8
ÜMRANİYESPOR
34
12
10
48
9
BALIKESİRSPOR
34
10
12
42
10
ELAZIĞSPOR
34
12
11
41
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2013