Bugün 22 Şubat 2017 - Çarşamba
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Dursun Aksoy
Dursun Aksoy
dursunaksoy59@mynet.com
KÜLTÜRDE ÇAKMA YAŞAM
08 Aralık 2016 12:25

                                                                           GÖNÜL TAHTINDAN

                                                            KÜLTÜRDE ÇAKMA YAŞAM

            İnsan, bazen konuşurken, konuşmak isterken veya yazı yazarken konuya nereden gireceğini ve  girmesi gerektiğini düşünmeden edemiyor.

            Günümüzde gündem o kadar hızlı bir şekilde değişkenlik gösteriyor ki yetişmekte zorlanıyor insan.

            Ülkemizde gündemin değişkenliği sadece ve sadece ekonomi,

            Eğitim ve eğitim sisteminde hızlı ve çarpık değişim,

            Kişi başına düşen milli hasılanın düşüklüğü ile alakalı had safhada yükselen yoksulluk,

            Komşu ülkelerden ülkemize sığınanlardan kaynaklı mülteci sorunu,

            Oldum olası dış güçlerin maşası ve baş belası terör ve de bunlardan kaynaklı mıdır bilinmez demoğratif yapımızın her geçen gün bozulmaya yüz tutması değil, kültür zaafiyetinin artması yani anlaşılır tarzda söylemek gerekirse Kültürde Çakma Yaşamın baş göstermesi,

            Hatta ve hatta bu olumsuzluğun yani milleti millet yapan kültürün yozlaşmaya doğru gittiği ve de kültürde çakma yaşamın var hızla yaşanıyor olması, bu yaşamın giderek azalması ve çıtasının düşmesi yerine her geçen gün tırmanarak yerini muhafaza edenler arasına girmiş bulunması ve millet olarak bizi biz olmaktan çıkaracak buna benzer ve gibi bir takım olumsuzluklardır gündemin değişkenliği.

            Hemen herkesin demek belki yanlış olur ama aşağı yukarı birçok insanın malumu olduğu üzere kültür; mektebi (okulu) olmayan, kişi ve kişilerin kabiliyet ve yeteneklerini kullanarak elde ettiği, edebildiği toplumsal bir yaşam tarzıdır son yıllarda kültürün bazı dalları bulunan yemek, folklör, musiki dallarının okulları, kursları açılarak alaylıdan mektepliye geçilmiş olsa da.

            Kültür derken sadece milli ve beşeri anlamda bir kültür yaşamı gelmemeli akla. Millinin, beşerinde içinde olduğu manevi yani ilahi anlamda bir kültürün, cenazeye katılım ve taziyelerde   bulunma, hastaları ziyaret etme ve gibi daha birçok alanda yaşanması gereken kültür varlığı da gelmeli akla.

            Kültürde, kültürel yaşamda bir kural ve kaide, edep ve adap dairesinde hareket etme ve yaşama gerekliliği ve zorunluluğu var olmakla beraber bunlara uymanın, yerli yerinde yaşamanın, çakma bir yaşamla sürdürülebilinir olmadığının bilinmesi zorunluluğu da vardır.

            Hani dedik ya kültür bir kural ve kaideye bağlıdır ve bağlı olmalıdır, onun aksini yaşamak yanlış olduğu gibi geleceğe aktarımı da yanlış olacağı yanında telafisi de çok zor olur.

            Kültür; milletlerin varlık sebebi ve tescilidir, ayakta kalıp devamiyetinin sebebidir.

            Kültür olmazsa veya yanlış yaşanarak gelecek nesle aktarımı çok yanlış olur, yani çakma kültür devam ediyor ise işte tehlikenin büyüğü kapıda, hatta ve hatta o toplumun veya o milletin varlığı bitmeye doğru gitmiş demektir.

            Kültürün manevi boyutundan kısa bir örnek verecek olursak ele öncelikle yaşlı olsun, genç olsun, bilinen ve tanınan bir şahsiyet olsun veya tanınmayan ve bilinmeyen sade bir vatandaş olsun hiç fark etmez  netice itibariyle o bir insan ve onun verdiği acı ve keder söz konusu.

            Elbette ki yaşanan acıda ve acılarda farklılık vardır, olacaktır da. Bir gencin, hayatının baharında bulunan bir genç ile topluma kültürel hizmeti tartışılmaz boyutta çok olan yaşlıda olsa bir şahsiyetin, değerin emanetini yaratıcısına tesliminde yani fani dünyadan baki aleme göç ederken yakınlarına ve sevenlerine verdiği acı, gidişinde duyulan üzüntü farklıdır ve farklı olmakta.

            Kim bunun aksini düşünür veya karşı çıkarsa yanlış düşündüğü, kültür yaşamında ki çakmalığını burada da sergileyerek göstermiş olduğu düşünülür.

            Kültürün manevi noktada yani cenazeye, taziyelere ve hasta sormalara katılım ve bulunmalarda edep ve adaba aykırı olduğu halde yaşanarak varlık gösteren sözüm ona kültürün, çakma kültürün yaşanmasında ki yanlışın bir milletin yok oluşuna sebep olacağını yukarıda az çok ifadeye çalıştık.

            Nedir ve nelerdir bu yanlışlar?

            Ne olabilir, edebe ve adaba aykırı ne gibi yanlışlar yaşanıyor?

            Çok mu önemli söz konusu yanlışların yaşanmaması ve gibi bir takım sorular sorulabilinir.

            Öyle inanıyorum ki toplum ve millet olarak bilmediğimiz ve bilemediğimiz konuların yaşanmasında ki ana tema sorup öğrenmeyişimizdir.

                Hani demişler ya soran veya çok soran daha iyi bilir diye...

                “Soran dağları aşmış sormayan düz yolda şaşmış” atasözünde ifade edildiği üzere sormanın çok ama çok önemli olduğunu yabana atmamak gerek.

            Aynen öyle bu düşünceye, görüşe katılmamak mümkün değil. Sormaktan utanan ve çekinen bir toplum veya millet oluşumuz ayrı bir gerçek okumayan ve araştırmayan bir millet oluşumuz gibi

            Evet, biz konumuza ve sorulan, sorulacağını az çok tahmin ettiğimiz soruların cevabına dönsek daha doğru olur.

            Söz konusu cenazeye katılım, taziyelerde bulunma ve ağır hasta ziyaretlerinde ki yaşanan kültürel yanlışın temelinde başlı başına inanç zafiyetinin bulunduğu ve yaşananlarında bundan kaynaklı olduğu inancındayız.

            Cenazenin yıkandığı, musalla taşına koyulup namazı kılınacağı ana kadar veya kabristan da cenazenin defnedileceği zaman okunan aşrı şerif anında insanların içinden dua edip akibetlerinin de öyle olacağını düşünmesi, nefsi muhasebede bulunması veya dostlarla sessiz bir şekilde geleceğe iyi bakılması noktasında konuşulup hareket etmek yerine yüksek sesle malayani ifadelerde bulunma, ölenin sağlığında gerekli saygıyı ve sevgiyi göstermeyenlerin kamera karşısına geçip boy göstermesi,  kıkır kıkır, fıkır fıkır gülüşmelerle kahkaha atma ve de taziye evinde aynı olumsuzlukların devam etmesi, en yakınlarının acı yaşarken birilerinin hiç bir şey olmamış gibi gelen çayı içerek, verilen yemeği tıka basa yiyerek keyif çatması, aşrı şerif okunduğunda konuşmaların devam etmesi ve gibi yanlışlar.

            Hasta ziyaretlerinde de hasta ve yakınlarının moral ve motivasyonlarını yüksek tutacak ifadeler yerine doktorculuk oynayıp moral bozmak, yine olmadık konularda tartışma yaratmak, dua etmek yerine çıkara dayalı dünyevi konuşmak, uzun süreli bulunup hem hastayı hem de yakınını usandırmakla kalmayıp sağlık elemanlarının işini zorlaştırmak, yardımcı olmak yerine bir daha uğramayarak yalnız bırakmak ve gibi yanlışlar.

            Bunlar başlı başına kültürel bir yaşam. Bunların yanlış yaşanması ve geleceğe aktarımının yanlışlığı telafisi zor bir iştir. Bunların doğru, yerli yerinde yaşanması ve geleceğe doğru aktarımı milletin yok oluşunu değil varlığını ve varlığının devamiyetini sağlayacağı için çok önemlidir, önemli bir temel unsurdur.

            Netice itibariyle toplumlar, dolayısıyla milletler kültürleriyle var ve ayakta kalmaktalar. Nesiller sonra da olsa devamiyeti yaşadıkları kültürle alakalıdır bir milletin. Kültürünü kaybetmiş ve asimile olmuş bir millet yok olmuş demektir.

            O nedenle kültürün her türlüsünün, milli anlamda olanı olsun manevi anlamda olanı olsun edep ve adap kuralları çerçevesinde, çakma bir yaşamdan uzak özüyle yaşanması ve yaşatılması çok çok önemlidir, aksinin yaşanmaması ve ortadan kalkması noktasında çalışmalar da tartışılmaz ölçüde önemlidir.

            Bugün bu konuyu ele alışımızın ana sebebi çok yakın bir zamanda ölümü derin ve büyük bir acı yaşatan bir gencimiz ile çok yaşlı da olsa bir değer, edebi bir şahsiyet olan bir büyüğümüzün kaybı sonrası yaşanan olumsuz ve söz konusu çakma kültürün yaşanmasında duyduğumuz acı ve üzüntüdür.

            Asıl acı ve üzüntü veren şey yaşanmasından üzüntü duyduğumuz için dile getirdiğimiz çakma kültürün kültür mensuplarınca, ben kültür adamıyım diyen zevatlarca daha çok yaşanıyor olmasıdır.

            Gelin, tarihi derin ve kültürü olduğunca geniş bir millet olarak çakma kültürden uzak, bizi biz kılan ve bugünlere getiren, milli ve manevi ağırlığı olan, edep ve adaba uygun kültürümüzü yaşayalım ve yaşanması gayretinde olalım aziz bir millet olarak devamiyetimiz adına... 

 

                                                                         AYETLER

*Ey inananlar,Yahudileri, Hıristiyanları dost edinmeyiniz, onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Şüphesiz Allah  zalimler kavmini doğru yola iletmez. Maide:51

*Kalplerinde hastalık (bozgunculuk) bulunan kimselerin ''bizleri çepeçevre bir felaket kaplamasından korkarız'' diyerek onlara koşuştuklarını görürsün. Olur ki Allah bir fetih (zafer) veya kendi katından bir emir getirir de onlar kalplerinde gizledikleri şeyden pişmanlık duyarlar. Maide:52

*İnananlar herhalde sizinle beraber olduklarına dair Allah'a olanca yeminleri ile yemin eden bunlar mı? derler. Onların yaptığı işler boşa gitmemiş ve hüsrana uğrayan kimseler olmuşlardır. Maide:53

 

                                                                   GÜZEL SÖZLER

*Şiir, şairin dilinde ki söz, gönlünde ki Leyla olur. Mehmet Şükrü BAŞ

*Biz, en yalın hali ile Şair’i “Allah’ın Rahim ve Vedud isimlerinin tecellisini arayan seyyahlar cümlesinden sayarız.. Biz de, şair olarak çok “mektepli” olmasak da, “alaylı” gözüyle bu hakikate hizmet etmenin gayreti içindeyiz..A. Tevfik OZAN

*Şiir kendi dünyasında, kendi yapısında dönüşüm sağladığı gibi, içinde yaşadığı ve dilini kullandığı toplumda da dönüşümün öncüsüdür.Mustafa Ceylan

*Şiir lisanla insanın alakasını kuran bağdır Lütfü Parlak

*"Kutsalı olmayan bir gençlik, her şeyi maddiyatta aramaya başladığında, bembeyaz kalp sayfasındaki günahın siyah lekelerinin artmasından başka bir işe yarayabilir mi?"Halis Bilgin

*Kültürü olmayan veya var olan kültürlerini yaşamayan ve yaşatmayan toplumların millet olma gibi bir lükslerinin olamayacağı gibi, milletlerinde var olup ayakta kalma gibi bir lüksleri yoktur. Milletlerin varlığı kültürleriyle daim ve kaimdir.M. Dursun AKSOY

 

   ELAZIĞ DEYİNCE 
Önce Harput ile Palu kalesi 
Keban barajı çırçır şelalesi 
Ermiş derviş evliya sülalesi 
Elazığ deyince aklıma gelir 
     Leblebisi ile ün yapan Ağın 
     Bakırını eritti Maden dağın 
     Asılınca ay yıldızlı bayrağın 
     Elazığ deyince aklıma gelir 
Tarih medeniyet şair yazarı 
Baskil kaysısı şireler pazarı 
Deli divane akşamcı gezeri 
Elazığ deyince aklıma gelir 
     Hazarın kayağı sivrice gölü 
     Vatan için ölen aşıklar yolu 
     Ünlü babalar hafızların dili 
     Elazığ deyince aklıma gelir 
Kültürü sanatı eşsiz kulvarı 
Şehitle anılır cadde bulvarı 
Kuşağı yeleği şapka şalvarı 
Elazığ deyince aklıma gelir 
     Arıcak Karakoçan kovancılar 
     Alacakaya mermeri inceler 
     Yazması oyalı hatun bacılar 
     Elazığ deyince aklıma gelir 
Orcikleri gördükçe sıra sıra 
Mutfak kültürü ezeli hatıra 
Kürsübaşı halayı çayda çıra 
Elazığ deyince aklıma gelir 
     Azizlerin adıdır Fethi Ahmet 
     Duasını bilir ceddine rahmet 
     İçindeki milliyeti merhamet 
     Elazığ deyince aklıma gelir 
    Ahmet DEMİR/Elazığ-Keban

 

          GÖKYÜZÜ VE BAHTIM KARA     
GÖKYÜZÜ KARA, TIPKI BENİM BAHTIM GİBİ
BULUT ÜZERİNDE BULUT VAR SANKİ
YALNIZLIK BENİ ÇOK ÜZDÜ, NEYLEYİM
GÖK KARA, BAHTIM GİBİ

BAHTIM KARA, YANAR GÖNLÜM SANA
UYKU UYUMAZ AĞLAR GÖZÜM SANA
TUTUŞMUŞTUR SENİN AŞKINLA
BU GÖNÜL SENSİZ NEYLESİN

GÖKYÜZÜ KARA BULUTLARLA
KALBİM ESMER BİR YARLA
TUTUŞTU YANDI AŞKIYLA
NEYLEYİM SÖYLE, BE SEVGİLİ

SENSİZLİKTEN ÜZGÜN DÜŞTÜM
GÖZLERİMDEN YAŞ DEĞİL KAN, AKTI
TÜRLÜ KABUSLAR GÖRDÜM
VE KENDİMDEN VAZ GEÇMEK İSTEDİM...
Emirhan IŞIK/Elazığ

 

   GÖREV BAŞINDA

PKK tekrardan sahaya indi

Vatandaş sokakta görev başında

Olaylar başladı vakit ikindi

Devletim ayakta görev başında

     İngiliz namerdi soyunmuş harbe

     Haçlı desteklidir bizdeki darbe

     Ülkemde Osmanlı kokusu varbe

     Devletim ayakta görev başında

Şehitlerimiz var yayıldı haber

Rahmet eyle Rabbim Allah'u Ekber

Beraber olunca bizimdir zafer

Devletim ayakta görev başında

     Canla başla kurtarırız vatanı

     Devlet bastıracak kirli isyanı

     Tekrar yazacağız aynı destanı

     Devletim ayakta görev başında

Şer odaklar istemiyor huzuru

Af edilmez İngiliz'in kusuru 

Neyin peşindedir Haçlı gavuru

Devletim ayakta görev başında

Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan

 

 CANDAN BEZDiRME BENİ
Bir bana bak yar yar birde sana bak
Bende seven gönül sende fiğan ah
Sevda çekmiyorsan elimi bırak
Sahra çöllerinde gezdirme beni
Mecnun gibi candan bezdirme beni
     Deki Alıp gidem Yürek sızımı
     Musallaya vuram kara Yazımı
     Deki söküp atam iki gözümü
     Aşkınla divane gezdirme beni
     Mecnun gibi candan bezdirme beni
Abı hayat derler Aşkın zemzemi
Zehredip hayata küstürmek beni
Dünya'da cehennem yar hasretini
Vurup şu bağrıma gezdirme beni
Mecnun gibi candan bezdirme beni
Burçak KARATAŞ/Malatya

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
16 Şubat 2017 12:09
1574 kez okundu
08 Şubat 2017 19:14
1414 kez okundu
02 Şubat 2017 17:13
1413 kez okundu
26 Ocak 2017 12:02
1409 kez okundu
18 Ocak 2017 15:12
3546 kez okundu
12 Ocak 2017 11:55
2685 kez okundu
05 Ocak 2017 11:55
1537 kez okundu
29 Aralık 2016 11:18
3508 kez okundu
23 Aralık 2016 14:04
1554 kez okundu
15 Aralık 2016 11:27
1804 kez okundu
08 Aralık 2016 12:25
1741 kez okundu
30 Kasım 2016 21:37
2398 kez okundu
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
2431 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
18344 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
45147 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
57360 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
YENİ MALATYASPOR
20
11
5
37
2
GÖZTEPE A.Ş
20
10
4
36
3
SİVASSPOR
20
10
5
35
4
ESKİŞEHİRSPOR
20
11
4
35
5
GİRESUNSPOR
20
9
5
33
6
ÜMRANİYESPOR
19
8
6
29
7
BOLUSPOR
20
8
8
28
8
DENİZLİSPOR
20
8
7
26
9
ADANA DEMİRSPOR
20
6
3
26
10
BALIKESİRSPOR
19
6
6
25
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2013