Bugün 20 Şubat 2018 - Salı
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Dursun Aksoy
Dursun Aksoy
dursunaksoy59@mynet.com
İTİRAZIMIZ VAR -3-
13 Aralık 2017 18:14

    İTİRAZIMIZ VAR -3-

 

            İnsanlığın bitimi ne zaman başladı ve ne zaman bitecek bilmiyoruz ama son yıllar ve dönemde hatta ve hatta son günlerde Yahudilerin yaşattığı vahşet karşısında insanlığın ve insani değerlerin tamamen bittiğini söyleyebiliriz.

            Bu görüş ve düşüncemize katılan olur mu olmaz mı bilmem ama gerçek bu çünkü yaşananlar ortada iken aksini söylemek ve düşünmek anlamsız…

            Daha önceki haftalarda peş peşe ele aldığımız itiraz başlıklı yazımızda farklı konulara karşı olduğumuzu ifade eden itirazlarımızı belirtmiş ve daha birçok itiraz edilecek konuların olduğunu bunların tümünü değerlendirmeye ne zamanımızın yeterli olacağını ve ne de sayfamızın kafi geleceğini ifade edip son noktayı koymuştuk. Gelin görün ki beklenmedik öylesine olumsuz bir gelişme ile karşılaştık ki buna karşı olan itirazımızı es geçemezdik.

O nedenle bu hafta bugün itirazımızın olduğu konulardan biri olan vahşete dayalı, terör üreten ve ihraç eden kan emicilerin sebep olduğu vahşete karşı ve dost bilinen ancak dostluktan öte arkadan vurmayı kendine şiar edinmiş Müslüman görünümlü Arap milletinin ihaneti karşısında ki itirazımızı halk adına dillendirelim istedik çünkü bu farz oldu.

Hem ABD’nin, hem İsrail’in, hem Avrupa’nın özellikle Yahudi patentli Almanya nın ve de Müslüman görünümlü ama sahte ve Osmanlıyı olduğu gibi günümüzde de bu konuda Ülkemizi, Anavatanımız TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’ni arkadan hançerleyen Arapların ve Arap hayranlarının iç yüzlerini sergilemek gerekirdi de ondan…

Evet, işte itirazında bulunduğumuz acilen ve ivedilikle hal edilmesi gereken konular;  

Milletvekili veya vekillerin vatandaşa veya gittikleri yerde görevli kamu görevlisine hakaret etmeleri ve dayak atmalarına,

MTV, yani Motorlu Taşıt Vergisinin çok ama çok yüksek olmasına,

Engelli kardeşlerimizin işe yerleştirilmemesine, yerleştirilenlerin ise maaşlarının yetersizliğine, sağlık noktasında ki ihtiyaçlarının istenilen düzeyde karşılanmamasına itirazımız var…

Cumhurbaşkanımızın veya Başbakanımızın isimlerinin kullanılarak iş adamlarına, kurum ve kuruluş amirlerine baskıyla iş yapılması ve yaptırılmasına,

Kadına şiddet çığlıklarıyla erkeklerin yaşadığı şiddet göz önünde tutulmayarak provake edilmesi ve Aziz Türk Milleti’nin aile yapısındaki değişikliğe uğramasına,

Jandarmanın veya emniyet mensuplarının güvenliği sağlamak amacıyla yaptıkları güvenlik uygulamasının dost bizi pazarda görsün misali olması ve yapılmasına ve de uygulamanın gereken şekliyle yapılmamasına itirazımız var….

‘’Kudüs, Sayın Trump, Müslümanların kırmızı çizgisidir. Filistin halkının yaraları kanamaya devam ederken her gün hak ihlalleri, zulümler, baskılar sürerken İsrail'e destek mahiyetinde böyle bir kararın alınması sadece uluslararası hukukun ihlali değil, aynı zamanda insanlık vicdanına da vurulmuş ağır bir darbedir. İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak, bu konunun sonuna kadar takipçisiyiz. Eğer böyle bir adım atılacak olursa; hemen, beş on gün içerisinde İslam İşbirliği Teşkilatı Liderler Zirvesi'ni İstanbul'da toplayacağız. Sadece bununla da kalmayacağız. Bu Liderler Zirvesiyle de çok daha önemli etkinliklerle tüm İslam dünyasını o zirvede hareketlendireceğiz. Zira sıradan bir olay değil, bu olay. Amerika bütün işleri bitirdi de şimdi bu mu kaldı? DEAŞ ile de işi bitir, bu mu kaldı? Netanyahu, İsrail de kendi içinde iç hesaplaşmalarını bitiremiyor. Biz kesinlikle son ana kadar buradaki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.’’ Diye açıklamada bulunan devlet yetkilimizin gerekeni halen daha yapmaması ve yerine getirmemesine itirazımız var…

Aziz Türk Milleti ve yetkililerin tepkinin çok ağır olanını göstermesi gerekirken göstermeyen ve gösteremeyen Araplara hak ettikleri tepkiyi gösterememesine ve de son günde İslam alimlerinin boykot çağrısının başlamaması ve başlatılmamasına,

Söz konusu cani, terörist ve terör ihraç eden devletlerle yapılmış olan anlaşmaların iptaline gidilmemesine,

Onlardan ve onların destekçisi yani ABD ve İsrail’in destekçisi Almanlar ile dün olduğu gibi günümüzde de hiçbir zaman güvenilmeyen Araplardan alınan ve onlara verilen malların ihraç ve ithalinin durdurulmamasına itirazımız var hem de şiddetle itirazımız var…

Sonuç olarak diyoruz ki tabii ki mitinglerle tepki göstermek, tepkiyi ortaya koymak güzel ve anlamlıdır ancak yeterli değildir. Yeterli olan, mallarına karşı gerçek ve samimi boykot uygulamak ve en gerçekçi olan tüketicilikten öte üretici olmaktır diyoruz.

 

 

BİR KONUK BİR KONU

3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ

            İki gün önce ülkemizde “Dünya Engelliler Günü” kutlandı. Tabi bu kutlamada birinci derecede engelli yakını olan bizim gibi kişiler daha çok etkilendi.

            İşte o gün ben yapılan zoraki törenlerden, yapmacık hareketlerden ve aslı astarı olmayan konuşmalardan herkesten daha çok etkilendim. Yine girdim yazı arşivime geçen yıl yani 05 Aralık 2016 tarihinde gazeteniz Fırat’ta kaleme aldığım “3 Aralık Dünya Engelliler Günü” başlıklı bir yazımı buldum. Kendi yazdığım yazıyı okurken daha çok kahroldum. Çünkü bu ülkede hiçbir şey değişmiyor.

Millet hırsızlığa alıştırılmışsa hırsızlık, yolsuzluğa alıştırılmışsa yolsuzluk, yoksulluğa alıştırılmışsa yoksulluk kronik bir vaka gibi almış başını gidiyor. Yapanın yaptığı, götürenin götürdüğü, çalanın çaldığı yanına kar kalıyor. Haydi, buyurun okuyalım bütün engelli evlatlarımızı ilgilendiren söz konusu yazımızı;                                             

             “Bugün bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de Dünya Engelliler Günü kutlanacak.

            Bugünle ilgili toplantılar yapılacak, kocaman salonlarda ziyafetler verilecek, devletlûlarımız konu ile ilgili görüşlerini dile getirecek, konuşmalar yapılacak, nutuklar atılacak ve engelli evlatlarımızın senede bir kez de olsa, yalancıktan da olsa başları okşanacaktır.

Yüce devletlûlarımız engellilerin her alanda hak ve hukuklarının korunacağını, onların bütün sorunlarının giderileceğini, onların rahatı ve huzuru için yasal düzenlemelerinin yapılacağını dile getirecekler. Her zaman ve her zeminde onların yanında olacaklarının sözünü vereceklerdir.

Peki, bu sözlerini tutacaklar mı? O günün akşamına kadar evet… Ondan sonra tak sepeti koluna herkes kendi yoluna.  Vatandaşın birisine “Koş arkadaş koş Azrail çocuk dağıtıyor” demişlerde vatandaş…”Benim çocuğumu almasın da ben ondan çocuk falan istemiyorum” demiş. Tıpkı günümüz Türkiye’sinde olduğu gibi. Engelli vatandaşlarımızın hak ve hukuklarını gasp etmesinler, onların alın terini çalmasınlar başka bir şey istemiyoruz. Benim bu konudaki hassasiyetimi bilenler sebebini de bilirler. Çünkü ben bir engelli babasıyım. Engelli bir insanın aile ve toplumdaki yerini çok iyi bilir, engelli bir insanın ihtiyaçlarını, nelere muhtaç olduklarını, yaşantılarındaki sorunları herkesten daha iyi bilirim. Ben bu bilgileri kulaktan dolma bilgilerle değil satır, satır, gün be gün yaşayarak öğrendim.

Bu yüzden “Başına gelen hekimdir” misali engelli kardeşlerimizin engellenen sorunlarını birlikte görüp, birlikte paylaşalım istedim.

Efendim!.. Benim 1971 doğumlu sağır dilsiz bir oğlum var. Okul çağına geldiğinde Malatya Dilsizler Okuluna gönderdim. Bilahare burada kendisini saygı ve minnetle yâd ettiğim eski Milli Eğitim Müdürlerimizden Abdurahman Temizer’in kişisel girişimleri sonucu Atatürk İlk Okulu’nun bahçesinde 1981 yılında iki derslik sağır ve dilsizler okulu açıldı. Öğretmenlerden birisi saygıdeğer dostum solmaz Güler diğeri de soy ismini hatırlamadığım Hacer Hanım’dı. Gel zaman git zaman oğlum okuldan mezun oldu. Babalık görevimi yaptım onu everdim ilimizde faaliyet gösteren Felteks adında bir tekstil fabrikasında engelliler kontenjanından işe girdi. On seneyi aşkın bir süre bu fabrikada çalıştı. Günün birinde “Keşke bütün işçilerim senin oğlun kadar çalışkan ve iyi niyetli olsalardı” diyen bay patron teyet geçtiği söylenen krizi bahane ederek çocuğumu kapının önüne koydu.

İçeride mahkeme kararı ile kesinleşmiş 11 aylık alamadığı maaşı ve on senelik tazminatı vardı. “Ben hacı bilmem kimin oğluyum, ben haram yemem” diye kendisini kalburüstü bir konumda gören bay patron “Sizin bende tek kuruş alacağınız yok” dedi. Mahkemeye başvurduk mahkeme 22 bin liralık hak edişlerimizin ödenmesine karar verdi. Gel gör ki!..Minareyi çalan kılıfını hazırlar misali üzerinde dikili ağacı yoktu zavallının. Villasını, fabrikasını, arabalarını ve diğer mallarını yakınlarının üzerine devretmiş böylelikle onlarca işçisine tazminat ödemekten kurtulmuştu.

Onlarca kez bu konuyu yazdım durdum. Bu şehirde bir Allah’ın kulu ne valisi, ne belediye başkanı, ne Ticaret ve Sanayi Odası, ne Sosyal Güvenlik Kurumu, ne Bölge Çalışma Müdürlüğü ve nede hiçbir kurum ve kuruluş bu konuya değinmedi, ilgilenmedi, denetlemedi… Adam çocuğumla birlikte o fabrikada çalışan onlarca işçinin alın terini çalıp gitti. Geride onlarca alın teri gasp edilmiş mağdurlar bırakarak yaptıklarıyla götürdükleri yanına kâr kaldı. Çünkü yasalarımızdaki boşluklardan yararlanmasını çok iyi biliyor, minareyi çalarken ona göre kılıfını hazırlıyordu.

Bu sorun sadece benim çocuğuma münhasır bir sorun değildir. Bu sorun yurt genelinde var olan milyonlarca sorunlardan sadece birisidir. Devletimiz ve dahi devletlûlarımız neden bu konu ile ilgili ciddi ve kalıcı bir şekilde ilgilenmez, mağdurun, mazlumun sığınabileceği güvenceli bir yasa çıkarmazlar? Neden diğer mağdurlar gibi engelli vatandaşlarımızın hak ve hukukunu teminat altına almazlar, neden meydanları hırsıza, uğursuza, namussuza bırakırlar onu da sizlerin takdirine bırakıyorum.

                                                             ŞİMDİ!..

3 Aralık Dünya Engelliler gününde engelli vatandaşlarımızla alay eder gibi onların günlerini kutluyorlar. Yapmayın beyler yapmayın. Hiç değilse bu yavrularımızın ter temiz duygularıyla oynamayın.  Unutmayınız ki her insan yarının bir engelli adayıdır. Başınıza gelmemesi temennisiyle yarın sizlerinde başına gelebilir. Unutulmamalıdır ki asıl engelliler alın teriyle namusuyla didinip duranlar, çalışanlar, çabalayanlar değil, onların hak ve hukukunu gasp eden, alın terini çalan kafa yapısı çürük, karakteri düşük kişilerdir.

Allah bizleri şeytanın şerrinden önce bu gibilerin gadrinden korusun.

                                                                                                          Şair ve Yazar Mehmet Şükrü Baş

 

  

 

                                                          BİR KONUK BİR KONU

                                                                         KUDÜS

ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımakla Ortadoğuyu kan gölüne çeviren ABD ve emperyalistler, İslam Dünyası ile adeta oynamaktadır. Emperyalist ABD yeni bir oyunla çirkin yüzünü bir daha göstermiştir. Kudüs, insanlığın en eski şehirlerinden biri ve üç semavi dinin de kutsal kentidir. Bu bakımdan Kudüs, bütün insanlığın bir değeri olarak kalmalı ve tüm devletler el birliği ile Kudüsü huzur ve barış beldesi haline getirmelidir.

Ancak, Trump’ un dünya devletlerinin uyarılarına rağmen, tek başına aldığı bu karar Ortadoğuda yeni gerilimlerin ve yeni çatışmaların fitilini ateşleyecektir.  Kutsal değerlerimize karşı girişilmiş olan bu komplo yüzyıllardır kandan beslenen ve dünyayı kana boğan emperyalistleri mutlu etmiş gibi görünse de bu işin sonunda ibrenin kendilerine de dönebileceğini hesaba katmalıdır.

Bu çerçevede sağduyudan uzak, yalnızca gerilimi tırmandıracak bir karar olarak tarihin kara sayfalarına geçen bu tutumu kınıyoruz."

                                                             A.Kerim EFLATUN Türk Enerji-Sen Şube Başkanı

 

 

                                                                        AYETLER

* Onlar O’na Peygambere Rabbi tarafından bir ayet beyine mucize indirilseydi ya dediler. De ki: Şüphesiz Allah’ın bir ayet indirmeye gücü yeter fakat onların çoğu bilmezler. En’am:37

* Yeryüzünde yürüyen hiç bir hayvan, havada kanatlarıyla uçan hiç bir kuş yoktur ki sizler gibi bir topluk olmasın. Biz o kitapta hiçbir şeyi noksan yani eksik bırakmadık. Sonunda onlar Rablerine döneceklerdir. En’am:38

                                                                  GÜZEL SÖZLER

*Biliyorum, sığmazsın hiçbir yere bu sevdayla, dünya sana dar. Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var. Mevlana

*Ülkü Uğrunda Gönüller Delidir. Kişiler Ülkü Uğrunda Ölmelidir. Ziya GÖKALP

 

PALU’NUN HASRETİ

 Palu’nun hasreti gözümde tüttü,

Hayalim, ardından koşarak gitti,

Murat’ın mavisi, beni çekerken,

Kendisi küçülüp nedense bitti.

     Aydınlar ocağı, sancak beyiydi,

     Batıdan doğuya geçiş gibiydi,

     Muhalif bir duruş verdi, giderken,

     Ah tarih! O günler neydi?

Yıllar oldu, seni görmeyeli,

Güzel toprağına yüz sürmeyeli,

Uzaktan da olsa böyle severken,

Senin şefkatine aklım ermeyeli.

     Bitmez sanılan düşlerden sonra,

     Yola konulan işlerden sonra,

     Yokuşundan sana doğru inerken,

     Sevdan geldi düşmeden, sonra.

Kalenin göklere doğru duruşu,

Medeniyetin hep varoluşu,

Tarihe bir işarettir,

Asaletin seninle doluşu.

     Tarihi Konak, El Hamra’sıdır,

     Ulu Cami sanki Kurtuba’dadır,

     Gırnata Sarayı’nın düştüğü yerde,

     Vadi’ül Kebir nehri Murat’tadır.

Ali Septi Pir’imiz bizim,

Bekir Hoca ceddimiz bizim,

Aslını kaybetmezsin İnşallah,

Son duamız, budur bizim.

     Manevi erlerin bekçi gibidir,

     Kadim şehirler de senin gibidir,

     İslam’ın tarihe vurduğu mühür,

     Endülüs’te süslenen gelin gibidir.

Öylesine derin vurur,

Mührün izi halen durur,

La Galibe İll’Allah ki,

Alnımızın çatı olur.

Halis BİLGİN/Elazığ-Palu

 

Doğum günüm için şahsıma ithaf olunan şiir

Aldanma, işvesine geçer gider habersiz
Seneler, ah seneler! Canı canda elerler
Alırlar nemiz varsa alırlar sessiz sessiz
Seneler, ah seneler! Geri dönmez giderler

Hadi Önal/Elazığ

 

            DOĞUM GÜNÜ

Doğum günüm için şahsıma ithaf olunan şiir

Bu günde gelmişsin dünya yüzüne
Nice nice yıllar hep mutlu yaşa
Sevdiğin yanında olsun her zaman
Nice nice yıllar hep mutlu yaşa

     Hayırlı evladın avradın olsun
     Hep seni düşünen efradın olsun
     Herkes Yaşantını bir örnek alsın
     Nice nice yıllar hep mutlu yaşa

Kimse sana zarar vermesin kardaş
Melekler yetişip hep olsun yoldaş
Allah sağlık versin yoksa gerisi boş
Nice nice yıllar hep mutlu yaşa

     Dostlar gıpta etsin yaşantınıza
     Düşmanlar önünde hep gelsin dize
     Hak rahmet yağdırsın evlerinize
     Nice nice yıllar hep mutlu yaşa

Hüseyin'im mutlu yıllar dilerim
Çekemeyen dost değil hemen silerim
Daim sevgi desin tatlı dillerin
Nice nice yıllar hep mutlu yaşa

Hüseyin PARLAKDEMİR

 

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
14 Şubat 2018 21:19
587 kez okundu
31 Ocak 2018 16:10
835 kez okundu
25 Ocak 2018 19:26
957 kez okundu
10 Ocak 2018 19:19
823 kez okundu
03 Ocak 2018 19:25
1354 kez okundu
28 Aralık 2017 11:30
810 kez okundu
21 Aralık 2017 13:23
1715 kez okundu
13 Aralık 2017 18:14
1619 kez okundu
06 Aralık 2017 19:34
1324 kez okundu
29 Kasım 2017 13:44
1691 kez okundu
22 Kasım 2017 18:04
1878 kez okundu
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
10219 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
31356 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
58063 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
69915 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
ÜMRANİYESPOR
19
11
3
38
2
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş
19
11
3
38
3
MKE ANKARAGÜCÜ
19
10
4
35
4
GİRESUNSPOR
19
8
4
31
5
BALIKESİRSPOR BALTOK
19
9
5
29
6
İSTANBULSPOR A.Ş
19
8
6
29
7
BOLUSPOR
19
8
8
27
8
ADANASPOR
19
7
6
27
9
GAZİŞEHİR G.ANTEP
19
6
5
26
10
ALTINORDU
19
7
7
26
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018