Bugün 21 Şubat 2018 - Çarşamba
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Dursun Aksoy
Dursun Aksoy
dursunaksoy59@mynet.com
EDEBİ ŞAHSİYETLER-33-
28 Aralık 2017 11:30
            İnsan dendi mi; erdem gelir akla.
İnsan dendi mi; erdem içerisinde asl olan edep gelir akla, illa edep illa edep gelmeli akla….
            Erdem dendi mi tümüyle olmasa da büyük çoğunlukla güzellikleri, güzellikten kasıt milli ve manevi değerlerin tümü ve bunları hasbelkader kendince ve gücü yettiğince yaşayan, yaşanması adına gayret sarf eden ve de koruyup kollayan insan gelir akla insan.
            Erdemsiz insan, insan değil ve olamazda, insan olamadığı gibi kabulü de düşünülemez çünkü değerlerin tümünden yoksundur da ondan her ne kadar kendinde erdem var gibi veya erdemli göstermeye çalışsa da.
            Hani Mevlana Hz. der ya ‘’İnsan gördüm üstünde elbise yok, elbise gördüm içinde insan yok’’ diye. Bizde bu sözden hareketle diyoruz ki; İnsan diye bakıp gördüğümüz ve değerlendirdiğimiz birçok insanda erdem yok, erdem yok diye baktığımız birçok insanda da erdem görürüz.
            Erdemli olmak, erdem sahibi olmak herkesin harcı değil, yürekli insanların harcı, milli ve manevi değerlerine adam gibi yürekten bağlı ve sahip çıkan insanların harcı olduğunu düşünüyoruz.
            En azından biz böyle biliyor ve böyle düşünüyoruz.
Başka şekilde bilen ve düşünen var mı?  Onu bilemeyiz.
Bildiğimiz şey var olmaları çok şey ifade etmez çeşit olmaktan ve erdemli insanların kendine daha bir çeki düzen vermesi noktasında ibret levhası olmaktan başka.
            Evet; Netice itibariyle uzun zaman önce Ülkemize, Milletimize, Aziz Türk Milleti’ne,
Ülkemiz ve milletimizin değerlerine sahip oldukları konum itibariyle (Bu edebi noktada olsun, sanat noktasında olsun) kendilerince hizmet etmiş ve ettikleri hizmetlerin bazılarını sahibi olduğumuz bu (Gönül Tahtından adlı Kültür ve Sanat Sayfası) sayfamızda değerlendirme şansı tanımış bir başka değeri, bir başka edebi şahsiyeti sizlerle buluşturalım istedik.
Üretici ruha sahip şahsiyetlerle alakalı başlattığımız Edebi Şahsiyetler başlıklı yazı dizimizin bu hafta bugün 33. sü ile huzurlarınızdayız.
            Bu edebi şahsiyetimiz;
           
Tarihi çok derinlere dayanan, kültür noktasında geniş ve zengin bir yapıya sahip, ülke ekonomisi ve eğitimine katkısı tartışılmaz, ovaları ve ovalarında yetişen tarımsal girdilerle adını dillendiren, ülkenin aydınlanmasını sağlayan Keban Barajı’na sahip, sahibi olduğu ilçelerle her alanda bütünlük arz eden Elazığ’ın,
Dolayısıyla Elazığ’ın eski beldelerinden, adını ata yurdumuzdan biri olan uzun yıllar Ağın ilçemizde yaşamış Şair Elmas Yıldırım Bey’in de memleketi Can Gardaş Azerbaycan’dan gelip yerleşerek geldikleri yerin adını verdikleri Elazığ’a yaklaşık 20 Km. uzaklıkta ki HANKENDİ beldesine bağlı Günbağı Köyü’nün yetiştirdiği bir edep timsali, bir Harput beyefendisi diyebileceğimiz erdem sahibi bir değer, bir edebi şahsiyet olan Şair Nusret ÖZGEN Bey’dir.
Erdemli dediğimiz kişi ve kişiler, şahsiyetler sınıfından gördüğümüz ve o ölçüde değerini koruyan değerli şairimiz Nusret ÖZGEN Bey; 
Harput’un manevi ikliminden istifadeyle milli ve manevi değerlerine son derece bağlı,
Gerçek inanmışlar sınıfından tevekkül sahibi,
Vatan ve millet sevgi ve sevdası dorukta,
Şiirlerine baktığımızda; şairimizin şiirlerinde milli ve manevi değerler ağırlıkla ön planda,
Özellikle manevi ve efsanevi konuları şiirleştirmede usta,
İnsani düşünen, insan ve insanlığa büyük önem veren,
İnsan sağlığı adına haram ve israf olan her şeye karşı olduğu gibi sigara içenlere şiddetle karşı duruş sergileyen ve ruhunda ki insan sevgisinden dolayı büyük bir medeni cesaretle yapıcı tarzda tepki koyan ve bu tarzıyla bize merhum Şair Necati Demir amcayı hatırlatan,
Tüketicilikten öte üreticiliği savunan, hele hele milli ve manevi alanda bilimsel üreticiliği,  Mümkün olduğunca zaman israfından kaçan ve zamanını edebi mahfillerde geçirmeye çalışan,
Fiziki duruşuyla sert mizaçlı gibi görünse de yüreği sevgi ve merhamet dolu,
Şiir tadında bir ruh dünyasına sahip bir şahsiyet,
Netice itibariyle kısa ve öz olarak insani düşünen ve insan endeksli düşünen bir edebi
Şahsiyettir..
            İnsan ve insanlığın, değerlerin yok edilmeye çalışıldığı günümüz dünyasında tüketiciliğe yani bir diğer deyimle israfa, zaman israfına karşı olup üreticiliğin ön plana çıkması çabasında olan değerler, edebi şahsiyetler çok azda olsa var. Bu ve gibi yaşlı veya genç olsun hiç fark etmez değerlerin, edebi şahsiyetlerin henüz daha var ve yaşamakta olmaları ülkemiz ve milletimiz için büyük bir kazanımdır.     
            Bir değer, bir edebi şahsiyetimiz olan Şair Nusret Özgen Bey’i hasbelkader kendimizce sizlere anlatıp tanıtmaya çalıştık. İsterseniz şairimizi birde kendi lisanı haliyle tanıyalım. İşte edebi şahsiyetimiz saygı değer Şair Nusret Özgen Bey ve işte siz değerli okurlarım.
 
 
                               EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN NUSRET ÖZGEN KİMDİR?
1940 yılında Elazığ’ın Hankendi beldesine bağlı Günbağı köyünde doğdum. Ali kayalar ailesinden Ali Kaya özgen beyin oğlu Hacı Arif Özgenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldim. Annem, Kel Uşağı Köyünden Kalan ailesinden Yusuf Karadağ Bey’in kızı Emine Hanım’dır. Diğer kardeşleri; Rahile, Kamile, Sabiha Hanımlar ile Ali, Reşat, Talat ve Fuat Beylerdir. Kız kardeşlerinden Rahile ve Sabiha Hanım, erkek kardeşlerinden Ali ile Fuat Bey hayatta değillerdir.
İlköğretimime kendi köyümde 1948 yılında başladım ve okulumu 1952 yılında bitirdim. 1958 yılında Elazığ Erkek Sanat Enstitüsü’nden mezun oldum. 1961 yılında Adana Akşam Tekniker Okulu’nu, 1979 yılında Ankara Gazi Meslek Yüksek Okulu’nun inşaat bölümünü bitirdim.
Yüksek okul sırasında gündüzleri Adana Kamış Şeker Fabrika’sı Şantiyesi ve DSİ VI. Bölge Müdürlüğü Seyhan Bürosu’nda çalıştım. Mezun olduktan sonra Altınel Kardeşler Yapı Ltd. Şirketi’nde çalışmaya başladım. Aynı yıl DSİ IX. Bölge Müdürlüğü’nde göreve başladım.1962–1964 yılları arasında Yedek Subay Öğretmen olarak askerliğimi yaptım. İşte bu sırada şiir yazmaya başladım.
Askerlik dönüşü Keban Barajı’nda çalıştırılmak üzere alınan ilk teknik elaman vasfını kazandım. 1965 yılından itibaren Keban Barajı DSİ. VXI. Bölge Müdürlüğü’nde görevime devam ettim. Sırası ile Muvakkat Site, Derivasyon Tünelleri inşaatı kontrol mühendisliği, Daimi Site Emanet Komisyonu Başkanlığı Etüt Ve Aplikasyon Servis Şefliği, Baraj Ölçüm Tesisleri Teknik Şefliği görevine devam etmiştim.
 1966 yılında Ağınlı bir aile olan Tatar Ağasıgil’ in, Mehmet Nasuh SATIR’ ın kızı sınıf öğretmeni Ülkü Hanım ile evlendim. Bu evliliğimden iki kız, bir erkek olmak üzere üç evladım oldu. 1967’de, kızım Ferda, 1968’de Yelda, 1974‘de oğlum İnanç dünyaya geldi. Kızım Ferda, Fırat Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği’ni bitirdi ve halen Ankara’da sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Kızım Yelda, Fırat üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu olup, aynı bölümde Yrd. Doç. Dr. olarak akademik hayatını devam ettirmektedir. Oğlum inanç, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma bölümünden mezun oldu ve Fırat Üniversitesi Baskil Meslek Yüksek Okulunda Yrd. Doç. Dr. olarak akademik hayatına devam etmektedir.
            1989 ile 1992 yılları arasında Dolu savak iyileştirilmesi kontrol başmühendisliği görevinde bulunarak Dolu savak kanalı ve Düşüm yatağı ıslahı ile su ürünleri tesislerini ikmal ettim. 1992 yılının sonunda DSİ. IX. Bölge Müdürlüğü Barajlar Ve HES. Şube Müdürlüğü bünyesinde çalışırken 2000 yılında Keban Barajı ve tarihçesi isimli kitabı yayın hayatına kazandırdım ve 2001 yılında emekli oldum. Şiir yazmaya devam etmekteyim.
            Evli 3 çocuk babası ve 6 torun sahibiyim ve yabancı dil olarak İngilizce bilmekteyim.
 
                                                                         AYETLER
* Ey Muhammed de ki: Bana haber verin eğer Allah kulağınızı, gözlerinizi alırsa, kalplerinizin üstüne birde mühür vurursa Allah’tan başka onları size hangi ilah getirebilir? Bak ayetlerimizi türlü türlü nasıl açıklıyoruz da onlar yine yüz çeviriyorlar. En’am:46
* De ki: bana haber verin Allah’ın azabı ansızın yahut açıktan açığa gelip size çatarsa zalimlerden başkası helak olur mu? En’am:47
* Biz Peygamberleri ancak rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olarak gönderiyoruz. O halde kim inanır ve kendini düzeltirse onlar üzerine korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.En’am:48
* Ayetlerimizi yalanlayanlara da fıskları yani sapıtmaları yüzünden azap dokunacaktır. En’am:49
* De k,:Size yanımda Allah’ın hazineleri var demiyorum. Ben gaybı bilmem. Size ben meleğim de demiyorum. Ben bana vahyedilenden başkasına uymam. De ki: görmeyenle gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz? En’am:50
 
                                                                   GÜZEL SÖZLER
*Sigara terkine bulmadı çare gömüldü mezara aciz biçare…
*Nankörlük inkârdan gelmektedir.
*Sabır olgunluğun alametidir.
*Kanaat rızkın anahtarıdır. Nusret ÖZGEN
 
 
                  O DİLERSE
1 Ocak 2014’te bir rüya görmüştüm.
Hemen bunu hayra yormuştum…
Mihrabın solunda duruyordu bir heykel.
Heykel taştandı som mermer.
     O dilerse eğdirir başını, oynatır kaşını demiştim.
     Heykel hemen eğdirdi başını oynattı kaşını.
     Yaratan ona can vermişti.
     Orada kendine ram kılmıştı.
Rabbim bir ol! Emriyle yaratmıştı Kâinatı.
Ol ! Emriyle başlamıştı saltanatı.
O günden bu güne durmadan Kâinatı genişlemede.
Böylece devam edecek ebede…
     O haşmetiyle nice sarayları yıktırdı.
     Nice müstekbirlerin belini büktürdü.
     Zamanı gelince dürdü denizleri.
     Heybetinde uçurdu benizleri…
Allah’ın ilmine kimsenin gücü yetmez.
Okyanuslar mürekkep olsa yazmakla bitmez.
Yaratan diyor, Kâinatı boşuna yaratmadık.
İlmi ezelimizle bu işi ölçüp tartmadık.
     O’nun ilmi sonsuzdur lemyezel..
     Varlığına ölçü değil, ebet ve ezel.
     Zaman ve mekandan münezzehtir yaratan.
     Bizi kolay geçirir inşallah sırattan.
 
                     KUR’AN
Kur’an Allah tarafından indirilen bir vahiydir.
İndirilmiştir Arapça peyder pey.. (1)
Fatih suresi ile başlayıp; Nas ile sona ermiştir.
Hazreti Muhammed’e vahiy olmuştur.
     Kur’an muciz bir kelamdır…
     Allah’ın sözü apaçık bir selamdır..(2)
     Kur’an da hiçbir eğrilik ve tezat olmaz .(3)
     Hiçbir zaman O’na batıl karışmaz.(4)
Kayyim, aziz, kerim, hakim,  mecid, mübarek,
Mübin, Allahtan gelen hak bir kitaptır. (5)
Allahın basairi, apaçık nuru ve burhanıdır.
Allah’ın emrinde bir ruh ve beyandır.(6)
     Kur’an tafsil edilmiştir öğüt alanlara..
     Bilenlere, düşünenlere, aklını kullananlara.(7)
     Ayetleri muhkem, mufassal ve müteşabih.
     Hüküm itibariyle muhkem ve müteşabihtir.(8)
İnsanlar ve cinler birleşse getiremez benzerini.(9)
Kendinden önce gelen kitapları doğrulayıcı.
Gözeticidir, müjdeleyici ve uyarıcı.
İnkar edenlere ilahi azap ile uyarıcı. (10)
     Bütün insanlar, müminler, Muhsinlere yol göstericidir.11
     Allahtan korkanlara, muttakilere bir öğüttür.12
     Müslümanlara, Müminlere, Muhsinlere rahmet ve şifadır.13
     İnsanları aydınlığa, açıklayıcı, tafsil edicidir..14
Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan,
Helali haramdan ayıran Furkan dır.15
İnsanlara her türlü misali veren Kur’an dır.16
Kıssalarda akıl sahipleri için ibretler vardır.17
     İnsanları en doğru yola ileten Kur’andır..18.
     Peygamberimiz, vahyin ilkini Hira dağında alandır.
     Peygamberimizden Kur’an ve sünnettir bize emanet.
     Mümin olan emanete asla yapmaz hiyanet.19
Kur’anı çok sever anlayarak okurum.
Aradığım her misali Kur’an da bulurum.
Kur’an hayatım, varlığım, vakarım.
İnancım, imanım sururum….
     Kur’an şu büyük Kainatın ezeli tercümesi..
     Esma-i ilahiye nin manevi hazinesi..
     Ahiret yurdunun tüm haritası..
     Kur’an Kelam-ı Kadimdir olamaz efsanesi..
İlminle amel etmiştir Melek, Cin ve İnsan..
Ayetlerinde yoktur bir tek noksan.
No’lur beni arkadaş kabul edip cennete soksan..
Rahmete gark olurum yetişir İhsan..(20)
 
             ÇANAKKALE
Çanakkale denince hep şehitlerini anarım.
Hemen ciğerlerim ateşlenir yanarım…
Bütün dünyaya marka olmuştu sâlip…
Sonunda kahramanlarımız olmuştu galip.
     1995’te Çanakkale’de olmuştum misafir.                                                                                                                                                             
     Dikkatimizi çekmişti binlerce kabir.                                                                                                                                                                                  
     Anzaklıları görünce hayret etmiştim.                                                                                                                                        
     Ne işleri var burada diye feryat etmiştim.
Çığlığıma yanımdakiler hayret etmişti.
Bu zulmün üzerinden seksen yıl geçmişti.
Ders alan düşmanlarımız ziyaret ediyor Çanakkale’yi.
Şehitlerimizin davranışı dost etmişti düşmanı.
     Kaldığım lojmanda sabah namazına kalkmıştım.                                                                                                                
     Balkona çıkıp Bayrak Babaya bakmıştım.                                                                                                                                  
     Bir anda bedenimi sarmıştı ulvi bir his..                                                                                                                  
     Şehitlerin maneviyatı sarsmıştı bedenimi müthiş…
Allah Nusret gemisiyle bozmuştu tuzağı..
Kırılmıştı düşman gemilerinin kazığı..
Düşmanın başına geçirmişti kurdukları tuzağı.
Çanakkale boğazında kalmamıştı azığı…
     Yıllar sonra taktik değiştirmişti sâlip..                                                                                                                                   
     Tuzak kurarak olmuştu galip…                                                                                                                                               
     2001 yılında başlatıldı bu oyun.                                                                                                                          
     Müslümanlar olmuştu adeta uysal koyun…
Müslümanlar olmuştu sâlip’e taşeron.
Sâlip sevincinden tepiyordu horon.
Belli olmuyordu müslimle gayri müslim.
Nifak gazıyla ayarlanmıştı islim…
     On dört yıldır tuzak halen devam ediyor.                                                                                                          
     Milyonlarca Müslüman öldü halen savaş bitmiyor.                                                                                                    
     Artık ne Çanakkale ruhu nede  Sakarya..                                                                                                                            
     Evlerin içine nifak dolmuş parya…
BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
14 Şubat 2018 21:19
751 kez okundu
31 Ocak 2018 16:10
841 kez okundu
25 Ocak 2018 19:26
987 kez okundu
10 Ocak 2018 19:19
829 kez okundu
03 Ocak 2018 19:25
1367 kez okundu
28 Aralık 2017 11:30
813 kez okundu
21 Aralık 2017 13:23
1725 kez okundu
13 Aralık 2017 18:14
1631 kez okundu
06 Aralık 2017 19:34
1329 kez okundu
29 Kasım 2017 13:44
1704 kez okundu
22 Kasım 2017 18:04
1891 kez okundu
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
10257 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
31392 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
58102 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
69952 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
ÜMRANİYESPOR
19
11
3
38
2
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş
19
11
3
38
3
MKE ANKARAGÜCÜ
19
10
4
35
4
GİRESUNSPOR
19
8
4
31
5
BALIKESİRSPOR BALTOK
19
9
5
29
6
İSTANBULSPOR A.Ş
19
8
6
29
7
BOLUSPOR
19
8
8
27
8
ADANASPOR
19
7
6
27
9
GAZİŞEHİR G.ANTEP
19
6
5
26
10
ALTINORDU
19
7
7
26
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018