Bugün 21 Şubat 2018 - Çarşamba
Spor Haberleri
Seri İlanlar
İhale İlanları
Foto Galeri
Video Galeri
Dursun Aksoy
Dursun Aksoy
dursunaksoy59@mynet.com
OKU!...
03 Ocak 2018 19:25
            Hayatın insana ve insanlığa kazandırdığı zenginliklerden biri ve en önemlisi ilimdir, ilim ve irfan sahibi olmaktır.
İlmin kaynağı ise eğitimdir, eğitimde de okumaktır anlayarak okumak.
            İlk emir ve ilk talimat olduğunu okuryazar insanlarla beraber teknolojinin geliştiği günümüzde okuryazar olmayan birçok insanında duyup öğrendiğidir OKU’ emrinin.
            Bir emir ve talimat anlamında olan ‘OKU emrinin birçok dilde söyleyişi var. Tıp ki; Dilimiz, anadilimiz Türkçemizde ki söyleyişi ve yazılışı olan OKU gibi. Ancak Allah tarafından vahi yoluyla bir emir olarak bildirilen OKU emrinin o gün yalnızca o dilin var olduğunu bildiğimiz Arapça ifadeyle İKRA’ dır.
            İkra bismi Rabbikellezi halak (Arapça yazılışı farklı tabii ki Ğe ve Kaf) yukarıda ifade ettiğimiz üzere Türkçe ifadeyle Oku!...
Yaratan, yani seni veya kainatı yaratan Rabbin adıyla oku emri.
            Bu emrin ilahi kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Alak Suresinden, 96. Surenin de 19 ayetten oluştuğunu ve Mekke’ de nazil olup bildirildiğini ve bu sürenin ilk ayetinin de OKU olduğunu bilmekteyiz.
            İyi, güzel, hoş ve bir o kadarda anlamı derin bir emir oku emri.
            Yüce yaratan sevgisi uğruna yarattığı kainatın efendisi Resulüne OKU emrini her şeyi tam anlamıyla bilsin ve tebliğini ona göre, o ölçüde yapsın diye verdiği görüş ve düşüncesindeyiz.
            Acaba Cenabı Allah’ın sevgilisinden OKU emrinde ki kasıt ve Kur’an-ı okumak istemesinde ki muradı sadece ve sadece kendisine vahiy yoluyla gönderdiği ayetler miydi yoksa kainatı okumak mıydı? Diye düşünmüyor ve sorgulamıyor da değiliz doğrusu.
            Nasıl olur? Tabii ki Yüce Allah’ın sevgilisinden okumak istemesindeki muradı kendisine ayet ayet indirttiği Kur’an-ı Kerim’dir kainatı okumakta nereden çıktı diyecekler veya soru soracak olanlar olabilir.
            Tabii ki bu soruyu sormakta kendince haklı olanlar çoğunlukta olabilir bilinçli veya bilinçsiz olarak.
            Çünkü indirilen ayetlerdir, ayetlerin tamamlanıp toplanmasıyla bir kitap haline getirilen ve de içinde toplandığı gerçeklerle bir önceki hak kitapları arka planda bırakan mübarek Kur’an’ dır kainat ne ola ki diye düşünenler de olabilir.
            Biz öyle düşünmüyoruz!
            Biz, Kur’an’ın okunması kainatın okunması anlamına geldiğini düşünüyoruz.
            Kainatta var olan ile olup biten ve biteceklerin Kuran’da olduğunu, Kur’an-ı tam anlam ve manasıyla okunarak öğrenilip kainata ve kainatta var olan mevcudata bununla nizam verileceğini ve bu vesileyle kainatın yani kainatta var olan insanlığın gerçek manada yolunu bulacağını, Hak’ kı gerçek manada tanıyıp yaşayacağını, yaşarken daha güzel öğrenmesi noktasında olduğunu düşünüyoruz.
            Yoksa kainatı anlamak, anlayarak yaşamak anlamlı olmasaydı, insanlığa gelecek ve geleceğinde aydınlık sunmasaydı bizleri yoktan var kılan Yüce Allah Kur’an-ı vahiy yoluyla indirip efendiler efendisi Peygamberimize okuması için okuma emrini yani ‘’İkra bismi Rabbikellezi halak’’ Rabbinin adıyla oku emrini verir miydi?
            Kur’an-ı Kerimi okumak, iyi ve anlamını bilerek ve derinlemesine inceleyerek okumak demek; kainatı iyi okumaktan öte inceleyerek okumak ve bilmek demektir, ilim ve bilimin zenginleşmesini sağlamak demektir.
            Okumak, anlayarak ve derinlemesine inceleyerek okumak aynı zamanda bir üretimdir.
            Bilmeyi, düşünmeyi sağlayan üretici rolü yüklediğimiz okumayı ihmal etmemeli, okuma zeminini kendimize olduğu gibi çevremizdekilere de oluşturmalıyız.
Okumayı teşvik eden resmi kurum ve kuruluşlar ile ülkemizin hemen hemen birçok ilinde temsilcisi bulunan (İlimiz Elazığ’da da temsilcisi bulunan) Türkiye Kitabı Grubu ve de milli ve manevi değerler çerçevesinde hizmet sunan benzeri Sivil Toplum Kuruluşlarının Kitap Okuma, kütüphane oluşturma ve gibi çalışmalarına katkı sunmalıyız.
            Millet olarak varlığımızın temelini kültür oluşturur, kültürün temelini ve devamını da eğitim, dolayısıyla okumak oluşturur tabii ki okuduğunu anlayarak ve düşünerek üretime dayalı bilinçli okumak.
O nedenle diyoruz ki; illa okumak illa okumak ve de illa da okumayı özendirmeliyiz insandan insanlığın, yani değerler sevgisinin üretimi adına... 
 
AYETLER
*Rablerine toplanacaklarından korkanları, sen onunla yani Kur’an ile uyar ki onların Rablerinden başka ne bir velisi yani dostu ve ne de bir şefaatçisi vardır. Umulur ki Allah’tan korkup günahlardan sakınırlar. En’am:51
*Rablerinin hoşnutluğu uğrunda onun rızası için sabah akşam Rablerine yalvaranları kovma. Onların hesabından sana hiçbir şey senin hesabından da onlara bir şey düşmez. Onları kovacak olursan zalimlerden olursun. En’am:52
*Böylece biz insanlardan birini diğeri ile Allah aramızdan bunlara mı iyilikte bulundu? demeleri için imtihan ettik. Allah şükredenleri daha iyi bilen değil mi? En’am:53
 
GÜZEL SÖZLER
* İnsanlar seni yanlış anladığında dert etme, duydukları senin sesin, fakat aklından geçirdikleri kendi düşünceleridir Mevlana
*Türkleri Sevmeyen Bir Kürt Kürt Değildir, Kürtleri Sevmeyen Bir Türk De Türk Değildir.
Düşünmek Ve Söylemek Kolay, Fakat Yaşamak, Hele Başarı Ile Sonuçlandırmak Çok Zordur.
Ziya Gökalp
*Millet olarak varlığımızın temelini kültür oluşturur, kültürün temelini ve devamını da eğitim, dolayısıyla okumak oluşturur tabii ki okuduğunu anlayarak ve düşünerek üretime dayalı bilinçli okumak. O nedenle diyoruz ki; illa okumak illa okumak ve de illa da okumayı özendirmeliyiz insandan insanlığın, yani değerler sevgisinin üretimi adına... 
*Nefse yenik düşüp mahkum olmamak, nefis karşısında hep dik durabilmek adına her zaman olmasa bile zaman zaman bu ve benzeri tarzda muhasebede bulunmak ve de nefsi sorgulamak gerek. M. Dursun AKSOY
 
 
BİR KONUK BİR KONU
NE İDİK NE OLDUK
Hatırlar mısın? Bizler Anadolu geleneği ile yetişen, geleneği üslubu ile büyüyen çocuklardık ve gün geldi. Ezeli düşmanlarımız topla tüfekle yıkamadığı kalelerimizi, ele geçiremedikleri topraklarımızı taktik değiştirip içten fethetmeye başladılar.
İlk önce modernlik adı altında, önce kızlarımızı soydular.
Sonra evimize televizyon, cebimize telefonu koydular. 
Her şeyin menfaat, çıkar olduğu bunun için her yolun mubah olduğu sokuldu beyinlere, sonra
ne kadar savaş oyunları varsa ve ne kadar pislik varsa bebelerimizin beynine doldurdular, kadınlarımı
za dizi adı altında evine eşine sadakati, sevgiyi unutturup evliyken başka erkeklerle düşmeyi kalkmayı, ne kadar entrika hile yalan varsa oturup izlemelerine seyirci kalırken, düşman daha da ileri gitti ve biz seyirci kalmaya devam ettik.
Sadakati, sabrı unuttuk.
Saygıyı hürmeti unuttuk.
Bayramlarda el öpmeyi unuttuk. 
Komşuluğu unuttuk,
Sevmeyi sevilmeyi.
Birine yardım etmeyi,
Hasta yatağında yatana bir tas çorba yapmayı unuttuk 
Gün geldi selamı sabahı unuttuk. 
Sırayla unuttuk. En son insanlığı unuttuk. 
Yanı başımızda olan her şeye suskun kaldık, seyirci kaldık.
En mahrem saydığımız ailemizin içine kadar girdi ezeli düşmanlar, Akrabayı, anne babayı unuttuk.
Bayramları el öpmeyi unuttuk. 
Neden diye sormayan, yargılamayan bir toplum olduk, 
Kadın kız kızan ne kadar çıplak resim varsa İnternete koyup, ar edep haya duygusundan
yoksun öylece boş beyinle çıplak bedenine, kaç yorum kaç beğeni gelecek diye unuttuk anne olmayı!
Ve kutsal Kitabımızı, başörtüsünü inanç için değil de amaç için kullanan insanlar olduk. Ve düşmanlar galip geldi ve kabul edin yenildik!
Geride parçalanmış aileler, modernliği ora bura açmak sanan diplomalı beyinler, tek sayfa açıp kitap okumayan yıkanmış beyinler, saygı, büyük nedir bilmeyen çocuklarımız kaldı. 
En kötüsü gerçek yaşamı sanalla karıştırıp orada olan her şeyi gerçek yaşamda uygulamaya kalktık. 
Sanalda yaşamaya başladık. 
Öldürmek keyif vermeye başladı. 
Geride öğretmeni saçını kes dedi diye o öğretmeni gözünü kırpmadan vuran çocuklarımız
kaldı. 
Ve uzaktan bu yapılanlar ile öğünen düşmanlar 
Ve çaresiz kalan aileler kaldı,
Kalbimizde geçmeyecek acılarla, 
Hepimize geçmiş olsun! 
Şair-Yazar Gülden TAŞ/Artvin
 
       KARAKOÇAN’ IN
Yeri mekanı düzlüğe kurulmuş
İnsanı gurbet ellerde yorulmuş
Aşkı yürekte sevgiye vurulmuş
Ağır bir yanı var Karakoçanın
     Golanda su şifadır güller açar
     Şirin memleket peri çayı geçer
     Dağ keçisi her canlı sudan içer
     Sevip sayanı var Karakoçanın
Sözüne sadık yabana atmazlar
Komşusu aç ise gidip yatmazlar
Kolay kolay adamını satmazlar
Ün şeref sanı var Karakoçanın
     Tarihi var pirlerin geçtiği yolda
     Kültür ve medeniyeti her dalda
     Aydınlatan barajlar balık gölde
     Hamamı hanı var Karakoçanın
Ermiş babaların türbesi çoktur
İnsanın gözü gönlü karnı toktur
Yalan ve dolanı kalleşlik yoktur
Anlat çok anı var Karakoçanın
     Ahmet yazın gelip ilçede gezer
     Membalara giderek girip yüzer
     Coğrafyanda çok şair edip yazar
     Destan yazanı var Karakoçanın
Ahmet DEMİR/Elazığ-Keban
 
                 Vuruldu de
Tabutlar dizi dizi yatıyoruz kol kola
Annem babam ağlama bakmayın artık yola
Şehitlik mertebesi nasıp olmaz her kula
Kalleş kurşun sırtımda arkadan vuruldu de
Mezarıma gelip de hesabın soruldu de
     Köyüme hasret gittim baharım kış ettiler
     Sevdiğimi oğlumu görmeyi düş ettiler
     Kalleşçe öldürmeyi aklınca tuş ettiler
     Vatanda ihanetin sehpası kuruldu de
     Mezarıma gelip de hesabın soruldu de
Canım anam mektubum okumadan saklama
Resimlerime bakıp saçlarını aklama
Yatağım viran kalmış gece gelip yoklama
Davete icabette vaktinde varıldı  de
Mezarıma gelip de hesabın soruldu de
     Bir ölür bin geliriz nöbet yerim dolacak
     Kahraman arkadaşlar yerimizi alacak
     Adımız şehit diye her daim anılacak
     Hakkını helal eyle koşarken yoruldu de
     Mezarıma gelip de hesabın soruldu de
Eşim ile oğluma deyin ağlamasınlar
Gözü yaşlı olmasın kara bağlamasınlar
Köz koyup yüreklere acı dağlamasınlar
Dağ taş bu ihanetle ortadan yarıldı de
Mezarıma gelip de hesabın soruldu de
     Postallar üniformam oğluma miras kalsın
     Cebimde yar mendilin alıp iyi saklasın
     Yastığım yatağımı elbisemi  koklasın
     Tabutuna al bayrağa özenle sarıldı de
     Mezarıma gelip de hesabın soruldu de
Hakkını helal eyle annem babam kardeşim
Son nefesle hasretle söndü doğan güneşim
Ahrette bekliyorum ey yarim nazlı eşim
Kardelenler kurudu toprağa darıldı de
Mezarıma gelip de hesabın soruldu de.
Gülden TAŞ/Artvin
 
 DÖRT BÜYÜK MELEK
Dört büyük melek vardır
Dördünün ayrı yeri
Hepsinin birbirinden
Farklıdır görevleri
     Cebrail; bir elçidir
     Allah’tan peygambere
     Aldığı her ayeti,
     Her emri haber vere
Mikail; sorumludur
Doğa olaylarından
Rüzgârın esmesinden
Yağmurundan, karından
     Hem kıyamet gününde
     Hem tekrar dirilirken
     İsrafil Sûr’a üfler
     Kâinat dürülürken
Ömrü sona erenin
Canını almak işi
Azrail’le ölümü
Tadacaktır her kişi
Kenan Çarboğa/Sivas-Gemerek
 
DOSTUM
Melek orduları tanısın seni
Dinine sahip ol canımsın dostum
İman sahipleri tanısın seni
Hayana sahip ol şanımsın dostum
     Hayır dileyelim gelince dile
     Devleti batırır ateştir hile
     Surata inmeden Rahmani sile
     Memleketin malın hanımsın dostum
Tecelli edilir yazılan kader
Yiğit arıyorsan rastlanır ender
Dinini savunan herkes kalender
Secdeye serdiğin halımsın dostum
     Rabbine sadık ol dünyanı yaşa
     Ateşten uzaklaş değilsen maşa
     Kazancını paylaş dosta yandaşa
     Mazluma uzanan dalımsın dostum
Harama yaklaşma ödersin bedel
Yalana bulaşma ödersin bedel
Mazlumla uğraşma ödersin bedel
Servetini dağıt malımsın dostum
     Senelik harmanın olsun imece
     Tövbe kapıları açıktır gece
     Dilini kuşatsın Rahmani hece
     Hayana sahip ol kanımsın dostum
Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan
 
NELER VERMEMİŞ Kİ
Seyreyle alemi ibret al hele
Bülbülün sevdası boşa mı güle
Mevla’m neler vermiş böyle her kula
Arı kovanında bal mı vermemiş
     Süsleyip bezemiş koca dünyayı
     Gündüz güneş vermiş, gece de ayı
     Narı, portakalı, muzu, ayvayı…
     Çeşit çeşit sunan dal mı vermemiş
Rızkında ne varsa aş eder verir
Kar ile boranı kış eder verir
Et yemek nasipse kuş eder verir
Yeter ki şükür et, dil mi vermemiş
     Halk etmiş kadını, öylece tutmuş
     Sanki mayasına şekeri katmış
     Aşk olsun diye de yürek yaratmış
     Delice sevdalı kul mu vermemiş
Vermiştir mutlaka her derde çare
Toprak ana muhtaç yağmura, kara
Damla damla toplar suyu bir yere
Irmak mı, deniz mi, göl mü vermemiş
       Vedat YILMAZ/Elazığ
BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz
Yorumu Doğrula

Yorumlar
14 Şubat 2018 21:19
750 kez okundu
31 Ocak 2018 16:10
841 kez okundu
25 Ocak 2018 19:26
986 kez okundu
10 Ocak 2018 19:19
828 kez okundu
03 Ocak 2018 19:25
1367 kez okundu
28 Aralık 2017 11:30
812 kez okundu
21 Aralık 2017 13:23
1725 kez okundu
13 Aralık 2017 18:14
1631 kez okundu
06 Aralık 2017 19:34
1329 kez okundu
29 Kasım 2017 13:44
1704 kez okundu
22 Kasım 2017 18:04
1891 kez okundu
Günışığı Android Uygulaması
ELAZIGELAZIG
Ulu Cami’nin eğriliği tescillendi
10257 kez görüntülendi
Elazığ'da bisiklet yarışı
31392 kez görüntülendi
Sivasspor Maçı
58102 kez görüntülendi
Fenerbahçe Maçı
69952 kez görüntülendi
Sıra
Takım
O
G
M
P
1
ÜMRANİYESPOR
19
11
3
38
2
ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş
19
11
3
38
3
MKE ANKARAGÜCÜ
19
10
4
35
4
GİRESUNSPOR
19
8
4
31
5
BALIKESİRSPOR BALTOK
19
9
5
29
6
İSTANBULSPOR A.Ş
19
8
6
29
7
BOLUSPOR
19
8
8
27
8
ADANASPOR
19
7
6
27
9
GAZİŞEHİR G.ANTEP
19
6
5
26
10
ALTINORDU
19
7
7
26
Günışığı Gazetesi - Yeni Medya Gazetecilik Basın Yayın Ltd. Şti. Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018