OKULDA UYUMAK PROF. YAPAR
05 Ocak 2017 22:13

 OKULDA UYUMAK PROF. YAPAR

 

 

 

R. MİTHAT YILMAZ

 

 

 

            Okulların yarıyıl tatiline az kaldı. Hiç değilse öğrenciler ve öğretmenler on beş gün de olsa doyasıya bir uyku çekecek; gerçek anlamıyla bir “dinlenme tatili” yapacaklar.

 

            Bildiğiniz gibi bu yıl kış saati uygulamasından vazgeçildiği için bütün çalışanlar; ama en çok da öğrenciler sıkıntı çekti. Sabah ezanı yarım yamalak bir uyku ile sıcacık yataklarından kalkıp aç-biilaç yollara döküldü. Uykusunu tam alamadan, dinlenemeden, sabahın o er vaktinde karnını doyuramadan…

 

            Kış saati uygulandığı yıllarda bile bu sıkıntıları yaşayan yavrularımız; bir de saatler geri alınmayınca bin beter hallere düştü. Sadece öğrenciler değil, öğretmenler ve hatta veliler de bu sıkıntıları yaşadı. Minicik yavrularını henüz ortalık zifirî karanlıkken bir başına sokağa salacak değiller ya! Şayet servis gelip kapıdan alıyorsa ne ala. Yoksa anne birini, baba diğerini okullarına kadar götürmek zorunda. Bir velinin ifadesidir şu; “Sabahın o saatinde öğrenciler, öğretmenler, bir de sokak köpekleri yollarda.”

 

            Bizde adettir; her yeni Millî Eğitim Bakanı, eğitim sisteminde kendince ille bir reform yapar, revizyona gider. Bu yüzdendir ki neredeyse yüz senedir bir “eğitim sistemi”, bir “Türk Millî Eğitim Sistemi” oluşturamadık, yerine oturtamadık. Çocukların yap-bozuna benzettik sistemimizi.

 

            Söyler misiniz, bugüne kadar hangi bakan, hangi hükümet kalıcı, dört dörtlük, yarınlara hitap eden, ihtiyaçlara cevap veren bir eğitim sistemi getirdi? Türk milletinin varlığını, tarihini ve bekasını önceleyen bir sistem? Olanı ve bir öncekini de bozdular fazladan. Hangi partiden olursa olsun, bundan sonra gelecekler de bugün uygulanan sistemi bozacaktır, bozmaya devam edecektir. Çocukların yap-bozu dedik ya. Bir devlet geleneği yok bizde, benlik engereği var. Ben bilirim, ben yaparım, ben bozarım!..

 

            Ders sayısı fazla mı okullarımızda; fazla.

 

            Günlük ders adedi fazla mı; o da fazla.

 

            Müfredatlar yok yere kabarık mı; evet, hem de nasıl!

 

            Ders sayısını azaltırsan; yani gereksiz dersleri kaldırırsan, günlük ders sayısını eksiltirsen, müfredatı hafifletirsen; hele bir de okulları ikili öğretimden tekli normal öğretime geçirirsen…

 

Çocuklarımız uykularını almış, dinlenmiş, kahvaltılarını yapmış olarak dinç ve zinde gidecek okullarına. Yollarda esnemeyecek, sınıfta uyumayacak; açlıktan içi geçmeyecek, sabahın köründe okula gitmeyecek, akşamın karanlığına kalmadan yuvasına dönecek. Okuduğunu anlayacak, dinlediğini öğrenecek. Böyle olunca da OECD tarafından üç yılda bir yapılan PISA sınavlarında –affedersiniz– çuvallamayacak. 72 ülke arasında öğrencilerimiz matematikte 49., fen bilimlerinde 52., okuduğunu anlamada 50. sıraya düşmeyecek.  

 

            Bu arada kış saati meselesinde elektrikten tasarruf edemediğimiz açıklandı; % 6.5 daha fazla tüketmişiz üstelik. Yataktan, yorgandan tasarruf bizimkisi olsa olsa.

 

            Tarkovski, “Uykuyu icat edene hayır dualar olsun” demiş. Çocuklarımız ne diyordur içlerinden; “Uykumu yarım bırakana beddualar…” herhalde.

 

Sabah namazına giderken, oğlunun elinden tutmuş okula götüren bir mahallelimle karşılaşıyorum. Kerhen, kennahi konuşuyor; “Bizim oğlan bu sene Prof. olacak Hocam” diyor. “Ben eve dönüp yatağımda uyuyacağım. Hâlbuki o, kalan uykusunu sınıfta, sırada alacak. Okulda uyumak Prof. yapar adamı.”

 

Çalıştığım yıllarda bir velimin söylediği düştü hatırıma; “Çocuklar sabahın köründe okula giderlerken ben yatağımda utanıyorum Hocam; yorganı başıma çekerek kendimi saklıyorum.”  

 

            Nagehan Alçı’nın, Milliyet’teki (25.12.2016) yazısından bir alıntıyla finale gideceğim bugün:

 

            “Bırakın okula gitmeyi” diyor yazar, “ben o karanlıkta yataktan kalkıp onları evin içinde hazırlarken dahi zorlanıyorum. Hele geçen gün evden çıkarlarken bana ‘iyi geceler anne’ demesinler mi… İçim parçalandı.”

 

            Millî Eğitim Bakanlığının konu üzerinde çalışmalar yaptığını; en azından buna niyetlendiğini duyuyoruz. Müfredatlar kısaltılacak, ders sayıları düşürülecek, günlük ders saatleri azaltılacakmış.

 

 İnşallah gelecek öğretim yılı çocuklarımız rahat edeceklerdir. Babalar yorganın dibine saklanmayacak, annelerin içi parçalanmayacak.

 

Biraz daha sabır.  

 

            Ha, bir kaybımız olacak belki; o zaman evlatlarımız okulda uyuyarak Prof. olamayacak. Varsın olmasın.

 

Bu köşe yazısı, Elazığ Haber - Günışığı Gazetesi - http://www.gunisigigazetesi.net sitesinden alınmıştır.