Makam Kavramı


Bugün farklı bir konuya; farklı bir cepheden bakmak istiyorum
“Makam ve Mevki Kavramı…”
Her insanın idealidir,
“yüksek makamlara/ veya mevkilere gelebilmek!”
O makamlara iki bakış tarzı görebiliyoruz,
Birinde, ‘aşırı hırs ve ihtiras…’ 
Diğerinde, ‘tevazu ve kanaat…’
Hırs ve İhtiras, ‘öfkeyi…’ davet eder!
Tevazu ve Kanat,  ‘makam sahibini taçlandırır’
Kur’an da, ‘kıssaların en güzeli’ Yusuf Suresinde ne buyruluyor;
“(Yusuf) dedi ki; “Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir yönetici) kıl.
Çünkü ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum,
(yönetim işlerini de) bilenim.” (Yusuf, 55)
Yüksek bir ahlak, marifet ve bilgiyle ‘makama sahiplenme’
Bu çok önemli bir tespittir!
Burada, ‘nelere talip olduğumuzu’ iyi bileceğiz
Ayet, “Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah’ındır.
Güzel söz O’na yükselir,
Salih amel de onu yükseltir…” (Fatır Suresi 10)
Güzel söz, salih amel, iyi niyet sahibi olmak…
Ankebut Suresi 64. Ayette şöyle buyrulur;
“Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir.
Ahret yurduna(oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur.
Keşke bilmiş olsalardı!”
Kamil, aklıselim sahibi bunu gayet iyi biliyor!
Makamı veya mevkii, ‘kibirle…’ doldurmuyor!
Kendisine, “hakka hizmet yolunda verilen ‘bir nimet…’ olarak düşünüyor!
“Bu toplumun efendisi onlara hizmet edendir!”
Şuurunda olan bir insan, ‘makamı ve mevkii…’ güzelleştirir!
Şu düsturu da gayet iyi bileceğiz;
“Makam ve Mevkiler gelip-geçicidirler!”
O halde, ‘evla olan…’ nedir?
Toplum nazarında, ‘güzel izler…’ bırakmaktır!
Düşünüyorum da, “şu şehirde…” kimler geldi, geçti!
Nice makam ve mevki sahiplerini gördük…
Şehirle, bu şehrin kimliğiyle bütünleşen isimler,
Hala içimizde yâd ediliyorlar! 
İnsanlığın en büyük düşmanı, “kibir!”
Bakara Suresi 34. Ayette,
“(Hz. Adem’e) secde etmekten yalnızca iblis kaçındı.
Kibirlendi ve kâfirlerden oldu”
Yusuf Suresi 53. Ayette,
“Ben nefsimi temize çıkarmam;
Çünkü nefis, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü emreder.
Doğrusu Rabbin bağışlayandır, merhamet edendir.”
Dünya hayatını, “sabır ve şükür ekseninde bir serüvene…” benzetirim!
O serüvenin ‘inişli ve çıkışlı bir yol olduğunu da…’ düşünmeliyiz
Bakara Suresi 155. Ayette,
“Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık,
Ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz.
Sabredenleri müjdele!”
Hayat hiçbir zaman ‘aynı düze de…’ gitmiyor!
Bazen sıkıntılar, dertler, olumsuzluklar; ‘yakanıza yapışıyor’
Bazen menfaatler, ‘liyakat ve ehliyeti…’ alaşağı edebiliyor!
Bazen taassup, ‘ilim ve irfan ehlini…’ zorda sokabiliyor!
Hadid Suresi 57. Ayette,
“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme 
Ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir.
Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçıların hoşuna gider.
Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün;
Sonra da çer çöp olur. Ahrette ise çetin bir azap vardır.
Yine orada Allah’ın mağfiret ve rızası vardır.
Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.”
Bizim akıl ve izanla neleri göreceğiz?
“Adaleti, liyakati, ehliyeti, marifeti, doğruluğu, dürüstlüğü…”
Yeri geldiğinde, “bin asır İslam’a hizmet eden bir milletten…” bahsederiz!
O dönemlerden, ‘birbirlerimize kıssalar anlatırız!”
Peki, o kıssalardan kendimize ne kadar hisse çıkarıyoruz!
Kamil insanlar ne diyorlar;
“Makam ve mevki sevdası hırsa dönüşürse,
Kalbe zararlı bir hastalık halini alır!”
Hayata bakışımız, ‘kalbi ve hasbi…’ olacaktır
Yusuf Suresi 54. Ayette ne buyruluyor;
“…sen bugün bizim yanımızda(artık) önemli bir yer sahibisin,
Güvenilir (bir danışman-yönetici)sin.”
***            ***
İKİ KAVRAM…
Bedeviyet ve Hadaret…
Bedevilik sözlükte şöyle ifade edilir;
“Medeniyetten uzaklık…
İlkel göçebelik, şehirliliğin zıddı”
Hadaret, 
“Bir şeyin yanında bulunmak
Huzur, yakında olmak
Medeniyet”
İnsanlık tarihine baktığımızda,
“Bedeviyetten Hadarete doğru bir serüven…”
Bunun tersini düşünmek?
“Hadaretten Bedeviyete doğru…” gidiş olur mu?
Üzerinde düşünelim!
***        ***
15 TEMMUZ MARŞI
Emekli göz hekimi Şair Nevzat İspir’in bizlere göndermiş bulunduğu,
“15 Temmuz Marşı…” gerçekten bestelenmeye değer…
Bu nezih çalışmayı birlikte okuyalım;
“Bu güzel ülkeyi Allah korusun dendiği gün
Takılır zihnim o temmuz ayının onbeşine!
Hâin alçakları Türk milletinin yendiği gün
Bir zaferdir ki o rastlanmadı aslâ… eşine!

Yeni bir haçlı ayaklanmasının sesleri var!
Yükselen Türkiye korkuttu o şom zihniyeti!
Fetö isminde habâset dolu bir seseri var,
Yurdu düşmanlara satmak onun iğrenç niyeti…

Katliamlar yapıyor sinsi deaş kalleşce!
PKK adlı terör örgütü hep saldırıyor
Bunların hepsi çözülsün diyoruz kardeşce…
Ama hâin bir odak onları hep kandırıyor!

Çökecektir bu asil millete düşman çabalar!
Ve düşürmek boşadır kardeşi öz kardeşe…
Bir gün elbet Fetönün hâmisi pis akbabalar
Konacaktır Fetö sırtlanlarının da… leşine!
***            ***
“AMERİKA İKİ SEBEPLE GÜÇLÜDÜR”
Bu söz Henry Kissinger’e ait…
Bizleri bir gerçeği görmemize de vesile oluyor
Ne diyor Henry Kissinger;
“Amerika iki sebeple güçlü(!)dür.
Ülkesindeki vatan hainlerini bulur öldürür.
Diğer ülkelerdeki vatan hainlerini bulur, kullanır!”
Ah benim güzel ülkem…
İçimizden ne kadar hain çıkıyor(!)
 Galiba, ‘aşırı saflığımız’ 
Ölçüyü kaçırdığımız, ‘hoşgörümüz’

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Ağs

Kemer Sıkacağız

13Ağs

2001 Yılından 2018 Yılına…

12Ağs

Eski Bayramlar ve Sohbetler

10Ağs

Gülüm Toprağa Düşecek

09Ağs

Ahde Vefa Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.