Eğitimde Öğretmen Faktörü


Son yapılan sınavlarda sınava giren öğretmenlerin aldığı puanlar ve doğru cevapladığı soru sayısı endişe verici bir sonuç ortaya çıkardı.
Bu durum yeni değil ama galiba kafalara yeni dank etti. 
Bu yeni değil; Öğretmen yetiştirme şeklinde 30 yıldır sorun var.  
Eğitimin en önemli unsuru olan öğretmen yetiştirme siteminin yanlış olduğunu herkes biliyordu ama yanlışı düzeltecek irade yoktu.
Şimdi artık o kadar ayan beyan ortaya çıktı.
Özellikle sayısal alanlarda sınava giren öğretmen adayları elli sorudan ortalama on dört soru yapabilmiş. Bu başarı oranı, eğitimin geleceği açısından tam bir felaket…
Bir de buna formasyon yetersizliğini eklerseniz, eğitimdeki felaketin büyüklüğünü hayal bile demezsiniz.
Dört yılda uygulamalı verilen formasyon dersleri altı ayda, adına hızlandırılmış eğitim dedikleri süre içinde veriyorlar. 
Kısacası özel ve devlet üniversiteleri formasyon sertifikası satıyor.
Kimse kusura bakmasın “Satıyor” kelimesinden hiç alınmasın, gerçek bu. 
Siz öğretmenliğin en önemli ayağı ve en önemli nitelik kazandıran formasyonu öneme almadan dağıtıyorsanız eğitimdeki kötü gidişin ortağısınız. 
Enformasyon derslerinde birkaç tanesini sayalım okuyucular daha iyi anlasın.
Eğitim sosyolojisi dersi, eğitim psikolojisi dersi, ölçme ve değerlendirme, eğitim teknolojileri v.s…
Tam sekiz ders dört yılda verilmesi gerekirken altı ayda cepte. Ve siz sonra kalkıp öğretmen neden niteliksiz diyorsunuz. Kusura bakmayın üniversiteler, bu insanlar sizin ürününüz, sizin imalatınız.
Özellikle yeni mezunların çoğu mesleğin ne kadar önemli olduğundan haberi yok. 
Normal bir iş gözüyle göreve gelip gidiyorlar. 
Tabi yeni mezunlar içinde özellikle bazı devlet okullarında layıkıyla yetişen var. Zaten iyi ki onlar da var. Ama bu miktar yüzdelik olarak çok aşağılarda.
Üniversiteler; “Bakın bizde ne kadar bölüm var!” demek için sonunda bomboş kalacaklarını bile bile bölümler açıyor ve devlet hiçbir planlama yapmadan sadece seyrediyor.
Bir örnek vereyim; Matematik dersinde yıllık lazım olacak öğretmenin tam yirmi katı mezun veriliyor.
Çoğu öğretmenlik değil, fen fakülteleri ve formasyon sertifikası dışarıdan alınma…
Bundan sonra ne olacak söyleyeyim;
Mutlaka bir suçlu aranacak. 
Suçlu kim?
Üniversiteler mi?
Devlet mi? 
Yoksa sadece her gün ot gibi biten, apartmanlar kiralanarak açılan özel üniversiteler mi?
Bence kimin suçlu olduğu bundan sonra pek de önemi yok.  
Çünkü ortada bir hasta var. Bu hastanın nasıl tedavi edilmesi gerektiği tartışılmalı görüşülmeli, hemen, hiç vakit kaybetmeden karar verilmelidir.
Bu yıl düzeltmeye kalkarsak en az otuz yıllık bir süreçte düzelebilir.
Milli Eğitim Bakanlığına şimdiye kadar hiç olmadığı kadar birikimli, deneyimli ve kararlı bir bakan atandı. Bu fırsat değerlendirilmelidir. Önü açılmalı, siyasi irade sonuna kadar yanında olmalıdır.
Bu bir fırsattır, bir umuttur.
Olan olmuş ama bari bu fırsatı da tepmemeliyiz. 
Yerlerde sürünen eğitimi ayağa kaldırmak için toplumun destek vermeli.
Eğitimin kalitesi, bir ülkenin geleceğinin ön izleme şeklidir. 
Ayrıca eğitim; yalnız öğretmen yetiştirme ile değil, sistemi zamana şartlara ve yetenekleri ortaya çıkarmaya yönelik yenilemek gerek.
Şu anda zaten sistem diye bir şey yok, önce sistemin bir çatısı zaman geçirilmeden oluşturulmalıdır.
Umudumuz dün azdı ama bugün yeni bakanın vizyonu bizi umutlandırıyor.
İnşallah yapmak istediklerini yapma fırsatı verilir ve gelecek nesiller daha güzel yetişme fırsatı bulur.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Tem

Eğitimde Öğretmen Faktörü

01Tem

Kayıp Çocuklar

30Haz

Değişen Bir Şey Yok

11Haz

Bir Edebiyat Çıkmazı

05Haz

Kapitülasyonlar bitti mi?

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.