Edebi Şahsiyetlerden-6 –


Kainatın yaratılış gaye ve sebebi sevgidir.
Kainatta yaratılan canlı ve cansız varlıkların yaratılış sebebi de dolayısıyla sevgidir.
Kainatta yaratılan canlı varlıklardan Eşrefülmahlükat sınıfından olan biz insanların yaratılış gaye ve sebebi de yine sevgidir.
Kainatın, kainatta yaratılan canlı ve cansız varlıkların, canlı varlıklardan insanın, insanoğlunun yaratılış sebebi olan sevginin yaratılış gaye ve sebebi de yine sevgi yine sevgidir.
Yaratılışta sevgi, ortada sevgi ve sonuçta yine sevgi…
Sevgi; canlı varlıklarda ana kaynak ve temel taşı. Özellikle de canlı varlıklar içerisinde kainatın yaratılış sebebi olan insanoğlunun olmazsa olmazı. Sevgisi olmayan ve sevgi beslenmeyen insan, insan değildir.
Arzulanan olumlu, hoş gelişmelerin yaşanması ve yaşatılması sevgiye dayalı… İnsanda sevgi olmadı mıydı istese de bir şeyler yapamaz, yapacak olsa da tat alamaz, alması da düşünülemez çünkü ruha ana ve temel olarak kabul ettiğimiz sevgi işlenmemiş, nakşedilmemiş de ondan.
İnsanın makbulü; ruhunda ve gönül dünyasında sevgi bulunanı ve bu sevgiyi yüreğinde taşıyanı olmakla beraber ruhuna silinmeyecek derecede sevgi nakşedilenidir. Bu da yetmez ruhunda ve gönül dünyasında yer ettiği yani gönül dünyasına nakşettiği sevgiyi milli ve manevi çerçevede yerinde ve zamanında değerlendirmesi, milli olsun manevi olsun her iki alanda üretime dayalı geliştirenidir.
Bu hafta bugün uzun zamandır bir seri yazı dizisi olarak devam ettiğimiz köşemize konuk olarak alıp kendimizce değerlendirmeye çalışacağımız şahsiyet; yukarıda ifadeye çalıştığımız gibi yaratılış sebebi sevgi olan kainatta yaratılış sebebi insan içerisinde ruhunda sevgi bulunan ve sevgiyi hayatının her merhalesinde yaşayan ve yaşatmaya çalışan bir değer, çok yönlü bir değer ve bir edebi şahsiyet.
İşte; bu hafta bugün sözünü ettiğimiz çok yönlü bu değerimizi, bu edebi şahsiyetimizi sizlerle buluşturalım istedik.  
Bu değerimiz, bu çok yönlü edebi şahsiyetimiz;
Bizleri yoktan var kılan Yüce Allah’ın bizlere, biz Aziz Türk Milleti’ne bir lütfu olan ecdat yadigarı cennet misali güzellik ve özelliğe sahit Anavatanımız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin nadide bir bölgesi olup her şeyi devletten beklemeyip kendi imkan ve ölçülerinde yaşamlarını sürdürüp kendi yağlarında kavrulma maharetine sahip, tüketici olmaktan öte üretici ve milliyetçi bir ruhun mensuplarının yaşadığı Karadeniz Bölgesi’nin tarihi özellik ve güzellikleri mevcut, hamsisi ile bilinen üzerine ağıtların çokça yakıldığı Karadeniz’e nazır Trabzon ilinin yetiştirdiği çok yönlü özellikleri bulunan Araştırmacı-Şair ve yazar M. Halistin KUKUL Beyefendidir.
Bu çok yönlü değerimiz, araştırmacı-şair ve yazarlık yönü bulunan edebi şahsiyetimiz M. Halistin KUKUL Beyefendi;
Her şeyden önce her Türk vatandaşı gibi asker ruhlu doğmuş olmanın yanında Türk Askeri Eğitim ve Terbiyesi almış ve devlet hiyerarşisini çok iyi bilen tarihi bilgilere son derece vakif,
Milli ve manevi değerlerine samimi ve sadakatle bağlı olup bu bağlılığını ruhuna nakşetmiş,
Türk Edebiyatı yanında Fransız Dili ve Edebiyatının eğitimini alarak yabancı dili de iyi değerlendiren,
Türk Edebiyatı yanında Türk Tarihini de içeriğiyle araştırarak bilgi birikimini arttırıp araştırmacı yönünü sergilemiş,
Birkaç eğitim enstitüsünde görev yapmış ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapmakla beraber birçok lisede öğretmenlik görevlerinde bulunmuş,
Şiire öğrencilik dönemlerinde merak salıp yazmaya başlamış ve ilk şiirini Harbiye’nin sesi adlı dergide yayınlamış ve daha sonra yazı hayatına başlamasıyla şiir ve yazıları birçok gazete, dergi ve Kültür sayfalarında yayınlanmış, (ki bunlardan biri bizim mensubu olduğumuz Elazığ Günışığı Gazetesi’nde haftada bir Perşembe günleri yayınlanan Gönül Tahtından adlı kültür-sanat sayfasıdır)
Milli ve manevi değer ağırlıklı, yani tarihi ve destansı tarza duyguları hitap eden ve okşayan şiirlerin sahibi,
Ülkede tertiplenen, organize edilen birçok şiir dinletisi ve akşamlarına katılım sağlamış,
Şiirin Başkenti unvanını (Tescillenmemiş olunsa da) almış Elazığ’da yıllar öncesinden başlamış olup bugüne kadar devam etmekte olan Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları’na ve bu etkinliğin bir parçası konumunda ilçelerde yapılmış etkinliklere (ki bunlardan biri insanı olmaktan şeref ve onur duyduğum varlığımın membaı Karakoçan ilçesine beraber gitmişliğimiz oldu) katılmış bulunan,
Tüketici ruhtan uzak üretici ruha sahip olmanın aşkı ile en kıymetli hazinelerden biri olan zamanı çok iyi değerlendirerek şiir- yazı- tiyatro- hikaye ve gibi dallarda birçok eser hazırlayıp yayın hayatına kazandırmış,
Sevgi yüklü, insan endeksli, vatan ve millet sevgi ve sevdası yüreğinde sönmeyecek bir kor gibi yanan bir değerimiz, bir edebi şahsiyetimizdir.
Çok yönlü üretici ruha sahip bu değerimizi, bu edebi şahsiyetimizi her ne kadar kendimizce anlatıp sizlere tanıtmaya çalıştıksa da birde kendilerini kendi lisanı halleriyle tanıyalım isteriz.
İşte; ruhen asker kökenli araştırmacı-şair ve yazar özelliklerine sahip edebi şahsiyetimiz M. Halistin KUKUL Bey ve işte siz değerli okurlarım.
 
EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN M. HALİSTİN KUKUL KİMDİR?
01 Ocak 1943 tarihinde T(ı)rabzon' un Beşikdüzü ilçesinde doğdum. İlk ve ortaokulu orada okudum.. 1961 yılında Erzincan Askerî Lisesi'ni bitirerek aynı yıl Kara Harp Okulu'na girdim.
21 Mayıs 1963 hâdiseleri sebebiyle oradan ayrıldım. Sonra, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi F(ı)ransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne girdim ve fakülteden 1967'de mezun oldum. Kısa bir süre liselerde öğretmenlik yaptıktan sonra, Ocak 1972'den itibaren Diyarbakır ve Samsun Eğitim Enstitüleri'nde ve bilâhare Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştım.
İlk şiirimi, 1961 yılında "Harbiye'nin Sesi" dergisinde yayınladım. Bunu takiben: Türk Edebiyatı, Defne, Çağrı, Hisar, Millî Kültür, Erciyes, Töre, Sur, Ülkemiz, Zafer, Kültür ve Sanat, Güneysu, Çaba, Türk Yurdu, Seviye, Karınca, Bizim Ece, Bizim Külliye, Boğaziçi, Toker, Yeniden Diriliş, Öncüler, Uzun Sokak, Çınar Gençlik, Türkiye Çocuk, Sarmaşık Kültür, Somuncu Baba, Toşayad Kümbet, Türkmence, Aydın Efesi, Çıngı, Edebice...dergileri ile; Bab-ı Âli'de Sabah, Tercüman, Ortadoğu, Türkiye, Hergün, Millet, Zaman, Yeni Düşünce, Büyük Kurultay, Millet, Türkeli, Gündüz ve Elazığ Günışığı Gazetesi Gönül Tahtından adlı Kültür-Sanat Sayfasında şiirlerim, hikâye ve makalelerim yayınlandı.
Edebiyat ödüllerim:
Ülkemiz Dergisi şiir yarışması birinciliği (1968); Töre Dergisi şiir yarışması 2. teşvik ödülü (1984); Tercüman Gazetesi şiir yarışması 3. mansiyonu (1985); Türkiye Millî Kültür Vakfı Çocuklar İçin Şiir Yarışması 2. mansiyonu (1987); Türk Edebiyâtı Vakfı Mehmet Âkif Şiir Tahlilleri Yarışması (Üniversite Öğretim Üyeleri G(u)rubunda) birinciliği (1987); Eskişehir Valiliği Yûnus Emre şiir yarışması 3. lüğü (1992) ; Ortadoğu Gazetesi şiir yarışması 3. lüğü (1992); Türkiye Millî Kültür Vakfı şiir yarışması 2.liği (1994) dir.
Yayınlanmış Eserlerim:
Şiir dalında:
Türk'ün Ayak Sesleri (1974); Sonsuzluk Merdiveni( 1987) ; Şiirlerle Nasreddin Hoca Fıkraları (1989-1990-1999-2006-2014); Uyanmak Zamanı (2017) Resimli Nasreddin Hoca Çocuk Şiirleri
Kitaplarım:
Parayı Veren Düdüğü Çalar ( 1998 ); Ye Kürküm Ye (1998 ); Buyurun Cenaze Namazına ( 1998); Ya Tutarsa ( 1998 ) ; Biraz Da Biz Ölelim, ( 1998 ); Kuyudan Çıkardım Ya ( 2006 ); Hırsızın Hiç mi Suçu Yok ( 2006 ); İçinde Ben de Vardım (2006 ); Hepsinin Tadı Aynı( 2006 ); Yorgan Gitti Kavga Bitti ( 2006 ) Ayçiçekle Nurdede ( 1989 )
Manzûm Destanları:
Kıbrıs Destanı (1975 - 1988 ) ; Dağıstanlı Arslan Şeyh Şâmil Destanı 1992-1995-1997); Kanije Destanı (1992-1997) gibi eserler.
Tiyatro dalında:
Gelincikler Narindir (1986 ); Havada Bulut Yok (1986 ) tur.
Hikâye dalında:
Zincirli Tepe (1985 ); Sevgi Çemberi ( 1991 ); Yarınlar Daha Güzel ( 1998 )
İnceleme dalında:
Şeyh Şâmil ve Çeçenistan (2002); Mevlâna Eşiğinde ( 2007 ); Çilenin Sultanı (2013) ve
Mektup dalında ise:
Post-Nişîn'e Mektuplar (2004 ) dır.
Binin üzerinde makale ve denememin bulunması dışında hakkımda hazırlanmış dört lisans tezi de mevcuttur. Hâlen, yurdumuzun tanınmış edebiyat ve fikir dergileri ile kültür-sanat sayfalarında şiir ve makalelerim yayınlanmaktadır.
1997 yılında, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi olarak emekli olmuş bulunmaktayım.
İki çocuk babası ve üç torun dedesiyim.
 
AYETLER
*Şayet biz onlara melekleri indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve her şeyi önlerine bölük bölük, kısım kısım toplasaydık bile Allah istemedikçe onlar yine de inanmayacaklardı. Fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar. En’am:111
*Biz her peygambere de insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yaptık. Onlar birbirlerine aldatmak için yaldızlı sözler telkin ederler. Eğer Rabbim isteseydi bunu yapamazlardı. Onları da düzmekte oldukları yalanlarını da bırak. En’am:112
*Bir de ahrete inanmayanların kalplerinin ona yani yaldızlı sözlere meyletmesi ondan hoşnut olması ve işledikleri suçları işlemeleri için o sözleri fısıldarlar. En’am:113
 
GÜZEL SÖZLER
*"Kızılelma" kelimesinin ilk defa hangi niyet ve maksatla kullanıldığı bilinmemekle berâber, ulaşılması en zor hedefleri ele geçirme, onlarla buluşma, onlara kavuşmayı ifade ettiği, bir kültür değeri olarak kabûl görmektedir.
*Târih göstermiştir ki, Türk milleti, hiçbir kavmi hor görmemiş, hiçbir kimseye de mensup olduğu kavmi münâsebetiyle kem gözle değil, yan gözle bile bakmamıştır. Böyle bir tavrı, kendisi için, insanlığından utanılacak bir vasıf olarak görmüştür; görmeye de devam etmektedir.
*Türk milleti, Türk bayrağı, Türk vatanı, Türk devleti ve Türk dili ifadelerini gönlümüzce söyleyemeyecek isek, yerli ve millî olmak başka nerede aranır? Şüphesiz ki, herkes, dînî  inancında serbest olduğu için, bunu, bu sıralamaya dâhil etmedim. Şurası da muhakkaktır ki, Türk milleti, hiç kimsenin kimseye üstünlük taslayamayacağı derecede Müslüman'dır ve bu, kimsenin de olur olmaz istismar etmesine fırsat verilmeden, başlara tâc edilmelidir. M. Halistin KUKUL
 
BEN KİMİM?
Ben, Altay Dağları'nda buram buram yağan kar,
Dostun gözünde nazar, Ötüken'de tâze baharım.
Yıllar yılı tenhâlıklarda toplaşan efkâr..
Nehir nehir sel olup ummâna akarım!
Kök kök, filiz filiz, dal dal, çiçek çiçek birikirim.
      Duru sularda, büyük arzuları çimdiririm.
      Yaşar, ebedî mekânlarında ölüm-dirim.
      Almaz beni akıl, kavramaz beni idrâk, bir fikirim...
      Nice râyihaları, sesleri, desenleri hâfızamda saklarım!
      Kopuzdan ezgiler yankılanır yamaçlarında, vâdilerinde.
Kopar, kızılca kıyamet, Türk yurtlarının herbir yerinde.
Sükûnet belirir her şahlanışın her seherinde.
Bir ümit ışığıyla özüm kendini gösterir cevherinde...
Uç verir oğul oğul, sevdâ başaklarım!
Türkistan!.. Türkistan!.. dedikçe çarpar yüreklerimiz.
     Yeni bir doğuşu muştular, beraberce dillerimiz.
     Yıldıza, güneşe el tutar da ellerimiz,
     Büyük Turan'dır, ulu vatandır emellerimiz...
     Haz sunar, heyecan aşılar, kavil tutar, hız verir bana tar'ım!
     Urumçi' den, Buhara' dan, Kâşgar' dan, Taşkent' ten, Turfan' a
Bakü'den, Üsküp'ten, Kerkük'ten, İsfahan'dan, İstanbul'a, T(ı)rabzon' a..
Büyük Hun'dan, Batı Hun'dan, Büyük Selçuklu' dan, Karahan' a...
Her ne kadar varsa... Osmanlı'dan...Özbekistan'a, Azerbaycan'a...
Açıktır kollarım, geniştir gönlüm, bütün ecdâdı kucaklarım!
Oğuz, Bilge, Abdülkerim Satuk Buğra Hân' dan, İlteriş Kutlug Kağan'a..
     Selçuk Beğ' den Alparslan'a, Osman Gaazi' den, Fâtih Mehmed Hân' a...
     Gazneli Mahmud' dan, Kanunî'den, Yavuz'dan, Gök-Sultan'a...
     Kür Şâd'dan, Osman Batur'dan, İsa Yusuf'tan, Millî Kahraman'a...
     Kim varsa sözleşir, dilleşir, birleşir, kökleşir bütün saflarım!
     Yesevîler, Mevlânalar, Yûnuslar, yoldaş olur, sırdaş olur, dildeş olur..
Yûsuf Has Hâcib, Kâşgarlı Mahmud, Çelebi Süleyman...hâldeş olur..
Kâinatın Efendisi Şanlı Peygamber'e gönüldeş olur...
Candaş olur, kandaş olur, karındaş olur, dindeş olur...
Yayılır gönül gönül arşadek ezânlarım, kabûl olur inşâ-Allah, duâlarım!
Yeni doğmuş bebeğim, yirmilik delikanlı, seksenlik ihtiyarım;
     Düşmana kızgın hârım, hudutlarda serdârım.
     Malazgirt, Çaldıran'ım, Pilevne'yim, Uyvar'ım.
     İslâm gibi zırhım var, Türklük oldukça varım!
     Hissizlik cenâhına örülmüş bir duvarım!
     Nice ummân gönüllü âlimim-ârifim var.
Nice zarîf şûh dilli şâirim-edîbim var.
Cânım askerlerim var, hattâtım, mîmârım var.
Yâfes'ten günümüze, kaç nesil damarım var.
Dünyânın kaç yerinde, kaç şehit mezarım var!..
Günlerim, haftalarım, aylarım, yıllarım var!..
     Zârım var, efkârım var, esrârım, ısrarım var,
     Gönül gönül gezinen muhabbet kararım var..
     Ne var ise bende var, yağmur yağmur yağarım!..
     Ben, bunlarla varım, şehsüvâr, hükümdârım!..
     Ben, ezelden ebede, bahtiyar, bahtiyarım!..
M. Halistin KUKUL

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Tem

İstemiyoruz…

12Tem

Sadece ‘İran’ mı?

28Haz

Bitti seçim başladı geçim derdi

21Haz

Edebi Şahsiyetlerden-6 –

14Haz

Gitti Ramazan Bayram Geldi Neyime

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.