Sadece ‘İran’ mı?


Bundan yaklaşık 4 hafta önce edebi yönü ve kişiliği yanında son dönemde de siyasi kişiliği ile de ön plana çıkmış saygın bir yazar ağabeyimiz ele aldığı yazısında (olumsuzu çok olumlusu az denecek kadar olan) tarihi gelişmelerimizin olduğu komşu ülkelerden İran’ın sinsiliğinden söz etmiş ve gerçek yüzünü ortaya koymuştu.
Biz; öncelikle yazarımızı sözüm ona komşumuz İran’la ilgili yazısında ortaya koyduğu düşüncesinden dolayı kutluyoruz. Biz bu yazıyı komşuluk ilişkilerinin ne derece önemli olduğunu gündeme getirmiş olmasından dolayı önemsedik. Komşuluk ilişkileri apartmanda başlar mahallede, illerde ve sınır ötesi devletlerle devam eder.
Tabii ki söz konusu komşuluk ilişkilerini yerine getirmek için gerçek sevgi sahibi olmak, gerçek erdem sahibi olmak ve gerçekten adam olmak gerek. Kişisel olsun, toplumsal olsun devletçe olsun komşuluk ilişkilerini adam gibi yaşamak ve yerine getirmek başlı başına bir erdemdir.
Biz; bu saygın yazarımızı söz konusu yazısından dolayı sadece kutlamakla kalmıyor ve daha ileriye giderek diyoruz ki;
Bize, biz Aziz Türk Milleti’ne karşı zaman zaman veya her zaman sinsi olan sinsi davranan sadece ve sadece komşu devlet İran mı?
Bu sorumuz karşısında öyle inanıyoruz ki biz gibi birçok insan hiç düşünmeden elbette hayır der.
Elbette ki bizi, asırlardır İslam’ın bayraktarlığını yapmakta olan, tüm unsurlarıyla her türlü sokulmak istenen girdaba rağmen birlik, beraberlik ve bütünlük içerisinde kardeşçe yaşamış ve yaşamakta bulunan Aziz Türk Milleti’ni tüm unsurlarıyla temelden yok edip tarihten silmek için çaba sarf eden sinsi devlet sadece ve sadece İran değil. Bize karşı sinsi olan, sinsi davranan bir İran olsa öper başımızın üstüne koruz.
Ancak ne yazık ki;
Bizleri asırlardır eğer tek, eğerse toplu halde yani yedi duvel dediğimiz devlet şekliyle yok etmek için çaba sarf eden ve bu çabasını dost görünüp sinsice yürüten, Doğu tarafımız da olsun, Batı tarafımız da olsun, Güney tarafımız da ve ya Kuzey tarafımız da olsun, Müslüman veya gayri Müslüman devletler olsun tümüyle sinsi ve sinsi davranmaktalar yukarıda ifade ettiğimiz şekliyle Biz Aziz Türk Milleti’ne karşı.
Anlaşılacağı üzere dost görünüp dost bildiğimiz ne kadar devlet veya devletçik varsa hepsi bize karşı sinsi davranmakta, düşmanlıklarını dost görünerek sinsice sürdürmekteler.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu merhum Mustafa Kemal Atatürk boşuna dememiş ‘’Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur’’ diye.
Bu anlamda; yakınımızda olsun, uzağımızda olsun ne kadar Türk kimlikli Devlet varsa onların dışında hiç ama hiç kimse bize dost değil bunlar içerisinde birilerine zorunlu bağımlı olan Türk kimlikli devletler hariç.
Bunlar, bu sinsi devletler tarih boyu bize dost olmamış, olamamış ve bundan sonra olmaları da beklenemez ve düşünülemez.
Dost gibi görünüp dost olmayan devletlerin dost olduklarını veya olacaklarını düşünen veya dost olacakları beklentisi içerisinde bulunanlar varsa bu onların çok hayalci,
Çok ama çok saf,
Hatta ve hatta aptalca saf veya takiyeci olduklarını göstermekte veyahut işleri ve ikballeri gereği öyle görmek istemektedirler ki bu hususta onların saflık veya iyi niyetten öte ihanet içerisinde olduklarını gösterir.
Biz; bunu, bu sinsilik olayını yıllar öncesinden günümüze kadar Almanya’dan, İngiltere’den, Fransa’dan, Avustralya’dan, müttefik olduğumuz Amerika’dan, Rusya’dan, Kuzey komşumuz Irak’tan, Suudi Arabistan’dan (Kısaca Arap dostlarımız veya Müslüman kardeşimiz dediğimiz Arapların cümlesinden), İsrail’den,  hele de son yıllar ve dönemde Hollanda ve Avusturya devletlerinden fazlaca görmekteyiz.
Bunlar bize, bizlere karşı sinsiliği alenen gözüken ve gördüğümüz devletler içerisinde saydığımız ve sayabildiklerimizdir her ne kadar siyasi veya politik olarak dost görebilip öyle düşünebilsek de.
Daha saymadığımız ve sayamadıklarımız devletler de başka…
Ha! Yıllar önce Kurtuluş Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatı dönemlerinde dostça yanımızda olan dostluklarını gerçek manada gördüğümüz ve yaşadığımız Pakistan ve Libya gibi Devletlerin sinsilikten uzak samimi dostluklarını unutacak ve inkar edecek değiliz bugün itibariyle öyle olmasalar bile…
Evet;
Kısa ve öz olarak ol deyince olduran, yeri ve göğü sevgisiyle donatan, bizleri yoktan var kılan Yüce Allah’ın bizlere büyük lütfu,
Efendiler efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(s.a.s)in duasına mazhar olmuş bu aziz vatan,
Anadolu,
Anavatanımız,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve milletini seven Türk Devletleri’nden başka devlet ve millet yoktur.
Her devletin ayrı bir karın ağrısı ve sancısı vardır her ne kadar sinsice dost ve kardeş gözükmeye veya biz öyle görmeye çalışsak da..
Çünkü millet olarak biz, Allah yolunda yürümüş ve yürümekte olan,
İslam’ın bayraktarlığını yapmış ve yapmakta olan,
Aleme nizam getirmiş, adaleti tesis etmiş ve etmekte olan,
Kısaca insan sevgisini yaşamış, yaşatmış ve halen daha yaşatmaya çalışan bir milletiz, aziz bir milletiz de ondan.
O nedenle biz biz olalım saflıktan,
Biz biz olalım çok fazlası insanı zelil eden tevazudan kurtulup kendimize gelelim.
Kimin gerçekten sinsilikten uzak gerçek dost olduklarını görelim ve ona göre kati ve net tavrımızı ortaya koyalım.
Bunun yanında milli bir hamle yaparak, milli seferberlik içerisine girerek milli üretimde bulunalım, israftan kaçınıp tüketicilikten uzaklaşarak üretici olalım. Olalım ki bize karşı Müslüman olsun gayrı Müslüman devletler olsun onların sinsiliğinden kurtulup kendimize gelelim, yok olmaktan kurtulalım.
Anlayacağınız;
Devletin devamiyeti,
Cumhuriyetin bekası,
Milletin, Aziz Türk Milleti’nin geleceği adına milli ittifakta buluşalım, yani vatana ihanet etmiş ve ettikleri bariz bilinenler haricinde siyasi görüşü ne olursa olsun top yekün milli seferberlikte buluşalım.
Birlik, beraberlik ve bütünlüğümüzün devamiyeti adına top yekün milli seferberlikte buluşalım ki sinsilerin bizleri sinsice yok ediş plan ve projelerinden kurtulalım…
 
GÜZEL SÖZLER
*Beni düşmanımın kötülüğü değil, dostumun sinsiliği korkutur. Hz. Hamza
*Karda yürüyüp izini belli etmemek, cümlesiyle tarif edilen bu sinsilik, pekguzelsozler.com hedefine asla varamayan adi bir hiledir. Peyami SAFA
*Korkutularak büyütülen çocuk, sinsiliği ve kurnazca aldatmayı öğrenir. Doğan Cüceloğlu
 
YOKUŞ BİTMİYOR
Şu fani dünyanın yok mu inişi
Çıkarım çıkarım yokuş bitmiyor
Sanki ihaleyle aldım bu işi 
Çalıştım yoruldum hiç iş bitmiyor
     Daha çocuk iken beni ezdiler
     Sevindiğim bir sırada üzdüler
     Deste değiliken başa yazdılar
     Rakip ağır gelir hiç tuş bitmiyor
Geride bıraktım çileli mazi
Torunum kaldırsın yıkık enkazı
Elalem yaşarken baharı yazı
Benim öz dünyamda hiç kış bitmiyor
     Çok isterdim coşup coşup çağlamak 
     Gelecek neslime imkân sağlamak
     Yapacağım tek iş kalmış ağlamak
     Onunu için gözümde şiş bitmiyor
Gürkani sığındım sana ey ya Rab
Yaşıyorum ama halim çok harap
Rüyada da çekiyorum ızdırap
Ne günahım varki bu düş bitmiyor
 
SAVAŞA KATIL
Suriye vatanın sahip çık ona
Hür gücün yerinde değilsin atıl
Huzur yok bu savaş ermeden sona
Türk destan yazıyor savaşa katıl
      Suriyeli kardeş cepheye buyur
     Zaferini kazan sesini duyur
     Ailen kamplarda onları doyur
     Türk destan yazıyor savaşa katıl
Çarşılarda haylaz haylaz gezersin
Düşmanın ipine boncuk dizersin
Olaylar vahimdir haber izlersin
Türk destan yazıyor savaşa katıl
     Bütün şer göçleri düşmandır sana
     Cesaret istiyor doğuran ana
     Musluklar akıyor kapanır vana
     Türk destan yazıyor savaşa katıl
Ailen dağılmış yüreğin yara
Söyle ey muhacir bahtın mı kara
Mahmudi sizinle sahiptir vara
Türk destan yazıyor savaşa katıl
Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan
 
ÖLÇEMEM ARTIK
Gülen gözlerimde parlayan ışık 
Seven yüreğimde o dev sarmaşık
Vefasız dünyada derbeder aşık
Ben aşkın boyunu ölçemem artık
     Hayat bahar hala biz neden solduk 
     Neyime saltanat neyime koltuk
     Gram etmez sevdan oldu bir tonluk
     Ben aşkın boyunu ölçemem artık 
Avare gönlümde kışla zemheri
Halimi görenler diyorlar deli
Sevdan vatanım dı bense askeri
Ben aşkın boyunu ölçemem artık 
     Burçağım olmaza meylin abaza
     Kim çevirdi seni yolunmuş kaza
     Bir türkü oldun bak vursunlar saza
     Ben aşkın boyunu ölçemem artık 
Burçak KARATAŞ/Malatya-Hekimhan
 
BABAM
Saçlarına ak düşmüş, yüzünde derin çizgi
Mazisini düşünüp biraz kırılmış babam
Elden hiçbir şey gelmez, böyle yazılmış yazgı
Ömrü boyu çalışmış, sonra durulmuş babam
     Ne çocukluk yaşamış, ne gençlik yıllarını
     O yaşta o kadar yük, tez yormuş kollarını
     Kimse yardım etmemiş, sormamış hallerini
     Kimseye küsmüş değil, biraz darılmış babam
Arpa-buğday da ekmiş, bazen üzüm toplamış
İlkbahar da ektiğin biçip güzün toplamış
Herkese huzur vermiş, kendi hüzün toplamış
Boş vakiti olmamış, işe sarılmış babam
     Şehire gitmiş sonra, inşaatta çalışmış
     Yorgun – uykusuz kalmış, sonraları alışmış
     Birkaç saat uykuyla hep işten işe koşmuş
     Dünyayı yük edinmiş, çokça yorulmuş babam
Çocukları okutmuş, hepsini adam etmiş
Maddeten rahatlamış, sanki dünyayı satmış
Tam huzuru bulmuşken YAR’ısını kaybetmiş
Kimselere olmamış bize yar olmuş babam                
 Vedat YILMAZ/Elazığ

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Ağs

Edebi Şahsiyetler-7-

01Ağs

Yalan!...

19Tem

İstemiyoruz…

12Tem

Sadece ‘İran’ mı?

28Haz

Bitti seçim başladı geçim derdi

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.