Sağlık ve sağlıkçılar


            Kainatı yoktan var kılan Yüce Allah’ın; kainat içerisinde düzeni hakim kılmak adına var kıldığı Eşrefül mahlükat olan bizlere çok ama çok fazla nimetler, zenginlikler, yani emsalsiz hazineler sunduğu inkar götürmez bir gerçek.
            Allah’ın biz kullara, biz aciz ve naçar kullara sunduğu zenginlikler, paha biçilmez hazineler karşısında ne kadar şükredip hamdüsenada bulunsak azdır. Tabi Yüce Yaratan sunduğu nimet ve zenginlikler yanında; ama imtihan vesilesiyle ama kulların hamd ve şükür olgusundan yoksunluğu nedeniyle düştüğü isyana karşılık bir müeyyide babından musibetler de sunduğu bir gerçek.
Biz, asıl konumuza dönecek olursak Allah’ın biz kullarına sunduğu zenginliklerden, hazinelerden biri, kaybedildiğinde geri dönüşü kesinlikle mümkün olmayan hazinelerden birisi sağlıktır. Sağlığımızı emanet ettiğimiz, hizmetleri sonucu tam olmayıp kısmen de olsa elde ettiğimiz ve etmeye çalıştığımız sağlığımızı temine çalışan sağlıkçılarda bir o kadar önemli ve vazgeçilmezlerdir..
Sağlıkçılardan kastımız doktorlar ve doktor öğrenciler olmakla beraber hemşireler, hasta bakıcılar ve diğer personellerdir. Burada sağlık noktasında görevin en büyüğünün, sorumluluk gerektiren hizmetlerde sorumluluğun fazlasının doktorlarda ve hemşirelerde olduğu açık ve nettir.
Doktor olsun, hemşireler olsun branş ve alanları ne olursa olsun insani yaklaşım noktasında pratik veya teorik olarak iyi bir eğitim almış olmaları şart hele hele de söz konusu görevlilerin kendi vicdani sorumluluklarını ön planda tutarak insani çerçevede kendi kendilerini yetiştirmeleri kaçınılmazdır.
Biz, bu olgunun özellikle ve özellikle hemşirelerde daha fazla gelişkin olmasını arzu edenlerdeniz. Ha! onlar insan değil mi? veya onlarında haleti ruhiyelerinde değişkenlik olması söz konusu olamaz mı? Elbette ki onlarda her insan ve herkes gibi nefis taşımaktalar ve sorunları olabilir, günümüz şartlarında çığırdan çıkmış insanların varlığı sonucu sorunlarının olması da doğaldır.
Ancak ne var ki insandan insana çok şeyler değişmekte. Gönlü geniş, yüreği büyük, gerçek ve samimi çerçevede hoşgörü sahibi insanların, daha doğrusu sağlık alanında görev yapmakta olan insanların hali, varlıkları bir başka güzel. Güzel olan bu hal ve duruşlarının mesleklerine bir başka güzellik kattığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.
Bu alanda bir örnekleme de yapabiliriz.
İnsanların; böylesi insanların varlığından haberdar olmaları ve meslektaşlarına örnek teşkil etmeleri bakımından örneklemelerde bulunmanın yararlı olacağını düşünmekteyiz. Bu hal bir yerde o insanı veya insanları, yani görevlerini vicdani sorumluluklarıyla beraber insani duygularıyla birleştirerek yapmaları veya yerine getirmeleri bakımından faydalı olacağını düşünüyoruz..
Evet; sağlık ve sağlıkçılar diye başlığını atıp onlar hakkında ki duygu ve düşüncelerimizi ifadeye çalıştığımız bu yazımızda birde sağlıkçılardan, görevlerinin yanında insani görevlerini ifadan kaçınmayan hemşirelerden örnekleme yapmamız gerektiğini, bunun çok yararlı olacağını düşündüğümüzü de ifade ettik.
Bir kez daha ifade etmek gerekir ki sağlık kadar sağlığımızı emanet ettiğimiz sağlıkçıların da çok önemli ve değerli insanlar olduğu unutulmamalı. Tabii ki sorumluluklarının ve insani duygularının bilincinde olanlar içindir bu sözümüz.. Sağlık derken doktorlar ve hemşireler akla geldiği gibi devlet bünyesinde ki hastaneler, özel hastaneler, aile hekimliği ve sağlık kabinleri de gelir akla.
Görevimizin, halkın dertlerine tercüman olmak, onların yaşadıkları sıkıntıları etkili ve yetkili birimlere duyurmak olduğu gibi yaşadıkları olumlu ve güzel gelişmelerini de gündeme taşıyıp mutluluklarına ortak olmaktır.
İşte biz, bugün vatandaş tarafından sağlık ve sağlıkçılarla ilgili yaşadıkları güzellikleri, sağlıkçılardan bazılarının yaşattığı güzellikleri gündeme taşıyarak onların onure olmasını sağlamakla beraber vatandaşlarımızın da meramına tercüman olmuş olacağız.
Örneklememizi İstanbul-Marmara Ün. Hast. Üroloji Böl. doktoru olup çok önemli tıbbi çalışmalara imza atmış bulunan Prof. Dr. Rahmi ONUR ve ekibi- Aydın Adnan Menderes Ün.  Hast. Gastroentroloji Böl. doktoru olup alanında çok yararlı çalışmalarda imzası bulunan Prof. Dr. M. Hadi YAŞA ve ekibi- Fırat Ünv. Hast. Kardiyoloji Bölümünden Prof. Dr. Ilgın KARACA ve ekibi ile Endokronoloji Böl. Doktoru olup doktordan öte bir abla, bir anne, bir kardeş, bir evlat gibi hastalarıyla bir bütün olan Yrd. Doç. Dr. Kader UĞUR ve ekibi-  Elazığ Dev. Araşt. Hast. Dahiliye Uzmanı ve aynı zamanda başhekim yardımcısı, babacan tavrıyla bilinen, sağlıkta duayen Dr. Süleyman SORGUCU ile Üroloji Uzmanı Dr. Ahmet EREN ve ekibi ve de Ortopedist Dr. Mehmet KARA ve ekibi yanında aynı bölümde olup hemşireden öte bir anne, bir abla, bir yenge, bir teyze, hatta ve hatta erkek çocuğu olsun kız çocuğu olsun onlara anneanne veya babaanne şefkatiyle yaklaşan, boş zamanlarında çocukları mutlu kılan oyuncaklar yaparak onları hastalıkları ve hastane ortamından bir nebzede olsa uzak tutmaya çalışan köken olarak Rize’ li ancak doğma büyüme Erzurum’ lu hemşire hanım ablamızdan (bizlerden küçükte olsa O’ bizim ablamız) yapabiliriz.
Evet, insan insandır. Adam gibi insan olmaya mani hiçbir şey yoktur yeter ki kişi ve kişiler insan olmayı istesin ve insan olsun.
Sonuç itibariyle biz buradan yineleyerek diyoruz ki; insan kadar insan sağlığı, insanların sağlığını temine çalışan sağlıkçılarda yani adam gibi adam, milli ve manevi değerler çerçevesinde görevlerini ifa eden sağlıkçılarda çok ama çok önemli. O nedenle kendimizi ve haleti ruhiyemizi düşündüğümüz kadar merhum Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi ‘’Beni Türk Hekimlerine emanet ediniz’’ dediği doktorlarımızın ve yardımcıları hemşirelerimizin de haleti ruhiyelerini düşünmemiz gerek.
Ha! Yanlış yapan yok mu? Olmaz olur mu elbette ki var. Vicdani sorumluluktan uzak, gününü gün etme alışkanlığında bulunanlar var tabi özellikle işlerini refakatçılara yaptıran röntgen, tomografi gibi çekim alanlarında hastaya yardımcı olmayıp hastayı kendi haline bırakan bazı görevlilerin varlığı gibi…Buna da bir örnek verecek olursak Elazığ F.Ü. Hast. Acil röntgen ve tomoğrafi görevlileri diyebiliriz.
Yukarıda örneklemede bulunduğumuz değerli sağlıkçılar ve gibi adam gibi adam doktor ve hemşirelerimiz hep var ve sağlıklı olsunlar diyor NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ve de DİYEBİLENE… sözü ile sözümüzü bitiriyoruz
Geri dönüşü mümkün olmayan üç hazineden biri olan sağlığımızı ihmal etmeyelim.
 
                                                                         AYETLER
*Onları da O yarattığı halde tutup cinleri Allah’a ortak çıktılar. Bundan başka bilmeden O’ na oğullar ve kızlar uydurdular. Allah bu gibi vasıflardan münezzehtir. Çok yücedir. En’am: 100
 
                                                                  GÜZEL SÖZLER
*İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler. Onlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir. Hz. Muhammed(s.a.s)
*Hiç kimseye, imandan sonra, sağlıktan daha üstün bir nimet verilmemiştir.  Hz. Ebubekir (r.a.)
*İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur: Biri sağlık, öteki de gençliktir. Hz. Ali (r.a.)
*Sağlıklı olmak istiyorsan; az ye, saygın olmak istiyorsan, az konuş. Özbek Atasözü
 
             KADER
Karaymış yazgım anlıma yazılmış
Dünyaya gelmeden rotam çizilmiş
Derdimle çilem peş peşe dizilmiş
Küçük yaşta kestin yolumu kader
     Can evimden vurulup yaralandım
     Aç susuz gurbet elde paralandım
     Alnımda leke yokken karalandım
     Dalından kopardın gülümü kader
Yetimim yüzüme kimse bakmadı
Komşular sönük ocağım yakmadı
Zalim dertler hiç peşim bırakmadı
Yıkılmazdım büktün belimi kader
     Hayatı bilmeden kızdım ağladım
     Yas tutup hep karaları bağladım
     Gözyaşlarım pınar oldu çağladım
     Bağladın kanadım kolumu kader
 Kimini yerinden yurdundan ettin
Sevdamdan koparıp kenara attın
Gam keder garip kervanına kattın
Biz sağ iken gördük ölümü kader
     Ahmet derki şükür inandım sana
     Vakit dolsun al bedenim kıy cana
     Aşk şerbetinden içtim kana kana
     Kopardın benim saz telimi kader
Ahmet DEMİR/Elazığ-Keban
 
İNSANLIKTA ÖLDÜ MÜ? 
Gelin aldanmayın fani dünyaya 
Dünya Sultan Süleyman
a kaldı mı? 
Tövbe edin sığınınız Mevla
ya 
Lokman ölümüne çare buldu mu?
     Ecel yakın iki kaşın arası 
     Her canlının mutlak gelir sırası 
     Bizim gerçek hak evimiz orası 
     O tarafa giden geri geldi mi?
Nice oldu dünya benim diyenler 
Başlarına altın taçlar giyenler 
Ebedi mekana göçüp gidenler 
Bir kefenden başka bir şey aldı mı?
     Hanı nice oldu mahmurlu yurtlar 
     Şimdi yuva yapmış içinde kurtlar 
     Hüküm süren Firavunlar Nemrutlar 
     Onlar bu dünyada abad oldu mu?
Gürkani der düşün Allah aşkına 
Ecel çevirmez mi seni şaşkına? 
Öyle ise elin uzat düşküne 
İnsan ölür insanlıkta öldü mü?
 
ALBAYRAK KANIMDIR DALGALANIR O
Seyirci değilim uzatmayın dil
Al bayrak şanımdır dalgalanır o
Yerle bir olacak yanacak kandil
Al bayrak kanımdır dalgalanır o
     Sabrına sahip ol köylü kardeşim
     Vatanıma feda evladım eşim
     Bomba ateşiyle yanar yerleşim
     Al bayrak kanımdır dalgalanır o
Dünyanın geneli ülkeme karşı
Tekbir sesleriyle süsleriz arşı
Birlik olacağız yanmasın çarşı
Al bayrak kanımdır dalgalanır o
     Silahını kuşat her taraf Hayber
     ABD perişan daraldı çember
     Allah'ın kuluyuz Allah' u  Ekber
     Al bayrak kanımdır dalgalanır o
Mahmudi haykırır gelince dile
Yurtsuzlar perişan çekerler çile
Haçlıya kanmayın mayası hile
Al bayrak kanımdır dalgalanır o
Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan
 
               GEL
Yol uzun, hava ayaz; mevsim kış sakın deme
Güneşi tak göğsüne, geceyi yararak gel
Beklerim sıkılmadan, bir söz verdim kendime
Sevdanda tutukluyum, zincirim kırarak gel
     Ne sen halinden memnun, ne ben senden çok farklı
     Kurtulmak mı?  ne mümkün, derdin ömrüme ekli
     Sana dünyalar kurdum, kendi içimde saklı
     Gözlerini kapayıp, hayaller kurarak gel
Bir seven olmayınca güzellik para etmez
Dile destan aşklara küçük yürekler yetmez
Diktim gözümü yola, bende umut hiç bitmez
Tıpkı eskisi gibi saçını örerek gel
     Aşkta mesafe olmaz, en fazla birkaç kulaç
     Gel de doysun biçare yüreğim sevdana aç
     Unutmuşsundur belki; hangi semt, numara kaç
     Yanlış yola sapmadan adresim sorarak gel
Engeller mani değil dört bir yanını sarsa
Yolundan dönme asla kıyamet de koparsa
Al yanına bir tanem bana ait ne varsa
Yola revan ol hele yorulma, durarak gel
Vedat YILMAZ / ELAZIĞ
 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Haz

Gitti Ramazan Bayram Geldi Neyime

07Haz

Saygımız!..

31May

Duymak ve görmek istiyoruz!...

24May

Sağlık ve sağlıkçılar

17May

Edebi Şahsiyetlerden -5-

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.