BİMARHANELER VE MÜZİK


                                        BİMARHANELER VE MÜZİK

Bu kez sizleri bir zaman yolculuğu bekliyor. İçinde yaşadığımız zaman diliminde psikoloji bilimiyle iç içe olsak da önceden durum pek de iç açıcı değilmiş. Zavallı meczupları şeytan ilan edip diri diri yakan, türlü işkencelere maruz bırakan tek dişi kalmış canavarlara, mevcut algıya, düşüncelere rağmen, insana insan muamelesi yapmak geçmişte Doğu’nun içine işlemiş, adeta gelenek haline gelmiş bir davranış biçimidir. Hoşgörü, misafirperverlik, cana yakınlık, sıcaklık, samimilik ile harmanlanan kültürümüzü incelediğimizde bunu net olarak görür, inceledikçe daha da merak eder, geçmiş okyanusunda pırlantamızı aramaya yakınlaşmak için okur ha okuruz ve ders çıkarmamız az da olsa mümküne yakınlaşır.

Tahmin edersiniz ki insan var olduğundan beri akıl hastalıkları da vardır. Bir şeyin ismini koyunca gözümüzde canlanır elbet onu tanımlayınca net bir görüntü elde ederiz. Şu an bile akıl ve ruh sağlığı hakkında emin olamadığımız konular teşhis kitaplarında güncellenmekte, gelişme halinde… İsmini koyamadığımız zamanlarda ise insanoğlunun bu insanlara nasıl yaklaştığı günümüzde merak konusu.

Darüşşifa ya da Bimarhane…  Daha önce duymuş muydunuz?  Bildiğimiz hastane olarak açılmış daha sonra akıl hastanesine dönüşmüş, insanların akıl ve ruh şifasına kavuşmak için gittikleri bir yer haline gelmiştir. Şifahane anlamını daha çok seviyorum ama tımarhane diye biliniyor. Anlamını bilmeden kelimelere suç yüklemeyi iyi biliriz aslında kötü bir anlamı yok tımarhaneni. Tımar; ihtimam, bakım, yara bakımı anlamına gelmektedir. Ruh ve akıl bakımı şeklinde yorumlayabiliriz.

 Bakırköy’de bulunan Düşünen Adam Heykeli’ne de bu tarz fikirsiz anlamlar yüklenmiştir. “Fazla düşünme delirirsin” gibi gülünç önyargılar oluşmuştur. Oysa Rodin tarafından yapılan bu heykelin orijinali Paris’te Rodin Müzesi’nde sergilenmekte, felsefi düşünceyi anlatan bir simge olarak yorumlanmaktadır. Bu heykelin tam 17 ülkede kopyası bulunmakta, yalnızca Türkiye’deki akıl hastanesi bahçesinde sergilenmektedir. Hatta Bakırköy’deki kopyayı yapan ve o sırada Bakırköy’de tedavi gören Heykeltıraş Kemal Künmat sadece bir rica vesilesiyle heykeli yontmaya başlamıştır. Bazı sebeplerden yarım kalan heykel depresyon tedavisi için hastaneye yatan Yüzbaşı Mehmet Pişdar tarafından tamamlanmıştır. Bazılarımız ise düşünmekten korkmaya devam etsin biz yazımıza ve yolumuza devam edelim.

Bimarhanelerde müzik tedavinin temelidir. On kişiden oluşan bu topluluğun, akustiği oldukça hassas olan bu mekânda haftada üç gün verdiği konserler yankılanmadan binanın her tarafından rahatlıkla dinlenebilmiştir. Hastanın huzur bulması için tedavide şadırvandan fışkıran su sesinden ve güzel kokulardan da yararlanılmıştır. Şifahanede tedavi ücretsiz olup şehirdeki hastalara haftada iki gün parasız ilaç dağıtılmıştır. Yani kısaca o zamanlar insana insan muamelesi yapılmıştır.

 

Osmanlı Şair Hekimlerinden Şuûrî Hasan Efendi'nin "Tâdil-i Ül Emzice" adlı Eserinde mûsıkînin hastalıklarla ilişkisi şu şekilde tanımlanmıştır: 

** Rast Makâmı: Havale ve felç illetine devâdır.

** Irak Makâmı: Har mizaçlılara, sersam ve hafakana faydalıdır.

** İsfahan Makâmı: Zihni açar, zekâyı artırır, anıları tâzeler.

** Zirevkent Makâmı: Sırt ve eklem ağrılarının ve kuluncun tedâvîsinde faydalıdır.

** Rehâvî Makâmı: Baş ağrısına devâdır.

** Büzürk Makâmı: Ateşli hastalıklara iyi gelir, zihni temizler, vesvese ve korkuyu uzaklaştırır, fikre yön verir.

** Nevâ Makâmı: Irk'un nisaya iyi gelir (Kadın hastalıkları)

** Zengule Makâmı: Kalp hastalıklarının devâsıdır.

** Hicaz Makâmı: İdrar zorluğuna iyi gelir, cinsel yönden uyarıcı etkisi vardır.

** Buselik Makâmı: Kulunç ve bel ağrılarının ilacıdır.

** Uşşak Makâmı: Kalp, karaciğer, sıtma ve mide hastalıklarının ilacıdır

 

  Bakırköy’den bir hastanın yazmış olduğu bir şiir ile muhabbetimize son vermek istiyorum. Bedia Tuncer’e ise 60’lı yıllarda bu güzel düşüncesi ve akıl hastalarının yazdıkları şiirlerden oluşan “inilti” adlı eseri derlediği için sonsuz teşekkür ediyorum, umarım ulaşır bu minnet ya da bir şekilde hissedilir.

“Tuhaf bu aşinalık nedir tımarhaneye

Taburcu olup dönüyorum geriye

Her seferinde BU SON dedim arkadaşlara

Yine döndüm bahçeye yemyeşil ağaçlara

Anlaşılan aşığım yeşil güzelliklere

Ne kadar desem geldim bu defa son kere

Öyle sanıyorum ki bir özlem duyacağım

Az zaman sonra tekrar burada olacağım

Cemiyetten daha hoş ve iyi ki burası

Silinmiyor ruhumdan yıllardır hatırası

Belki bir çöl olsaydı akıl hastanesi

Gidenlerin gelmezdi tekrar geri dönesi”

24-A servisinden

M… T… Ö….

Prot. No. 1963/3176

İnsan olduğumuzun farkına varmamız dileğiyle.

ECEHAN YILMAZÇELİK

PSİKOLOJİK  DANIŞMAN

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Kas

BU DÜNYA BİZİM MEMLEKET

20Eyl

KORKMAYIN SORUN KENDİNİZE

04Tem

BİR DÖNEM OLARAK TERCİH

28Kas

DANALAR ÇOK MİNNOŞ

30Ekm
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.