CELLADINI AFFETMEK


 CELLADINI AFFETMEK

 

                                                                “En çok da üç şey yorar  insanı: Affetmek, içi yanarken susmak ve olmayacağını bildiği halde hayal kurmak .”

Chuck Palahniuk

 

Sanat var olduğundan beri, sanatla iç içe olmuş birkaç konu işleyeceğim: Affetmek, bağışlamak, utanç, pişmanlık, vicdan…

Hatalarından utanmayan affedilebilir mi? Bağışlanmadan utanma biter mi? Pişman olmadan af dilenir mi? Vicdan özür dileyerek soğutulabilir mi? Özür bağışlanmaya sebep midir?

Kafamızda deli sorular…Bunlar TV Programlarına da sorulmaz ki Bayülgen olsa haftanın beş günü belki kafa yorardı bunlara.

 

Erikson, kendiliğin farkında olmak ilgili bir duygu olarak niteler utancı.

Bir nevi utanç, kişinin kendisine olan öfkesidir diyebiliriz. Yerin dibine girseydi de görünmez olsaydı da vs… utanç duyan kişi çaresiz yakarışlarla dünyayı kör etmek istiyor yine kör olasıca. Yok olmak istiyor utançla beraber yok. Göz kaçırmalar, başı öne eğmeler, yüzü saklamalar, yüzü kızarmalar… Bedenin buradayım diyor kardeşim, saklanamazsın. Affedilmeden vicdanından saklanamazsın ey utancın pençesindeki kişi Dostoyevski’yi hatırla, Suç ve Ceza’yı hatırla. Bir roman düşün, gerçekçiyse ve muhteşemse, cinayet 60 sayfa, pişmanlık 300 sayfa sürer.

 

Peki affetmeyen? Ne olsa affedersin ?

Canını acıttılar biliyorum, acıtmasalar affetmene gerek kalmazdı.

Acıttılar seni, ölmedin. Yıprattılar, yine ölmedin. Güçlendin mi bari?

Affedersen artık kızamayacaksın. Ne kendine ne de ona. Kendini iyileştirirken öfkeni kullanamayacaksın, tek başınasın, hayatın yükünü tek başına omzuna alacaksın. Sen o yürek var mı ? Sende o ego var mı ?

 

Benim canımı yaktı, ben de onun canını yakacağım!

O zaman affedebilirim.  Ve intikam süreci başlar, belki de hiç bitmez. Belki de affedersin o bilmez bunu.

Yapılan olayı affetmez insan, o olaydan sonraki süreci kabullenir, çektiği acıları affeder. Adı bazen intikam olur bazen ders verme çabasına girilir. Affeden ve affedilen arasında ortak bir acı olmalıdır, kötülüklerden sonra bile bir paylaşım olmalıdır iyi ya da kötü. Seviyor musun daha? Ne olsa affedersin ?

 

İçinde yetiştiğimiz kültür bize neyi affedip neyi affetmeyeceğimizi öğretir. Kendimizi geliştirmek ve yetiştirmek bizim elimizdedir. Neyi affedip neyi affedemeyeceğimiz karakterimizle ilgili bilgi verir. Toplumsallığın ve yakınlığın çok önemli olduğu coğrafyamızda yakınların sadakatsizliği ihanet kavramını ortaya çıkarır ve tabiri caizse ortalığı yakar ihanet. Her gece gözünü kapatınca aklına gelenler affedemediklerin sevgili kardeşim.

 

Ya hayatı kandıranlar, hayatı hayatla kandıranlar? Affedebilir miyiz onları? Yakın özel ilişkiler yalnızca yaşayanı bağlar. Ya tüm insanlık? Affedebilir miyiz kendimize yaptıklarımızı?

Affetmenin ardı, beni bırakmadan ibarettir, ilişkiyi devam ettirme isteğidir. Bu yüzden en başta kendimizi affetmemiz gerekir.

Unutmayın affetmek ermişlik belirtisi değil, iyileşme sürecidir, iyi değerlendirmek gerekir.

 

Yaralar iyileşir yeter ki zehrini, pis kanını akıtın.

 

                                                                                                    Ecehan Yılmazçelik

Psikolojik Danışman/ Rehber Öğretmen

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Kas

BU DÜNYA BİZİM MEMLEKET

20Eyl

KORKMAYIN SORUN KENDİNİZE

04Tem

BİR DÖNEM OLARAK TERCİH

28Kas

DANALAR ÇOK MİNNOŞ

30Ekm
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.