PARA, PARA, PARA


Varlığı bir dert, yokluğu yara…

Öncelikle en kıymetli parçam, canımın merkezi olan annemin bu yazı aracılığıyla doğum gününü kutlamak istiyorum. İyi ki varsın güzeller güzeli annem, iyi ki benim annemsin. Seni çok çok çok çok seviyorum. Candan Erçetin’den acaba hangi şarkıyı armağan ediyorum tahmin et.

Şimdi konumuza dönelim çünkü yine uzunca bir yazı sizi bekliyor.

Para, elde tutması zor, harcaması ise kolay bir materyaldir. Parayı bitirmekle kalmayıp olmayan parayı harcamak konusunda da oldukça profesyonelleştik. Alım gücünden daha fazla satın alma isteği günümüzde ciddiye alınması gereken en önemli problemlerden biri. Gıdaya, benzine, otomobile, telefona, çocuklara derken değil tasarruf yapıp para biriktirmek, ay sonunu getirdiğimiz için şükrediyoruz bazen.

Neler yapmamız lazım? Nasıl para biriktirebiliriz? Neden para harcıyoruz? Sorgulayalım hepsini teker teker.

Öncelikle bir ayda elimize ne kadar para geçtiğini bilmemiz ve ona göre hareket etmemiz gerekiyor ve evet bunu sürekli yapmalıyız. Bir şey satın almak istediğimizde bunun ihtiyaç mı yoksa istek mi olduğuna karar vermeliyiz. Saatte ne kadar kazandığımızı düşünüp kendimizi durdurabilmemiz de mümkün.

Herkes bize bir şeyler satmak için çabalıyor sonuçta bizler de insanız istiyoruz, istiyoruz ve istiyoruz. Neden istiyoruz? Bilmiyoruz ama istiyoruz, almazsak öleceğiz. O zaman ya daha fazla kazanmalıyız ya da daha az harcamalıyız bu kadar basit.

Kişi kendini para konusunda kontrol edebilmelidir. Yeni bir elbise veya parfüm, makyaj malzemesi alan bir kadın kendisini kısa bir süre iyi hissedebilir. Fakat bu” iyi hissetmek” kısa bir süre sonra kaybolur. Hatta parasını harcadığı için sonrasında kendini daha kötü hissedecektir. Bu diyet yapıp bozmaya benzer. Bozulduğunda kişi hem diyeti bozduğu için kendini kötü hisseder hem de kilo veremediği için. Kötü hissettiğinde iyi hissedebilmek için bir şeyler yer ve bu işin içinden çıkılmaz bir döngü haline gelir. Para harcar üzülür, üzüntüsünü azaltmak için yine harcar, yine üzülür. Çark tersine çalışır.

Erkekler genelde güç ve statüye kavuşmak için, kadınlar ise sevgi ve ilgi boşluğunu, yalnızlığı doldurmak için bol bol para harcar. Bu harcamaları kontrol altına almak gittikçe zorlaşır. Bazen kişi kendisinde olan bir üründen alır bazen de hiç ihtiyacı olmayan şeyleri alarak kendini zor duruma sokar. Bu durumu bağımlılığa benzetebiliriz. Bu yüzden tedavi edilmesi gereken ileri vakalar olabilir.

Pazarlama dünyası artık farklı çalışıyor. Koku, ambalaj, reklam, müzik, ürün, logo gibi bir uyarıcıyla karşılaşan tüketicinin beyninde oluşan tepkilerin ölçülmesi sonucunda, uyarıcının yarattığı hissin analiz edilebildiği yöntemler kullanılıyor. Pazarlamanın öznesi olan insan beyninin nasıl çalıştığını ve nasıl karar verdiğini bilimsel tekniklerle ölçen bu yeni pazarlama yöntemi “Nöromarketing”. Bu yolla tüketicinin duygularını, heyecanlarını, arzularını, korkularını ve müşterilerin tercihlerini neyin belirlediğini saptayarak aynı anlamın nasıl tekrar inşa edileceğini ortaya koyuyor.

25. kare tekniği, duygusal markalama gibi yöntemlerle başa çıkmak herkes için zor. Bazı bilgisayarların filmlerde gerçek hayattan çok daha sık kullanıldığını fark etmiş miydiniz? Tabii ki fark ettiniz teknolojiyle uzaktan bir bağlantınız olsa bile o bilgisayarı istiyorsunuz biliyorum ya da o çok sevdiğiniz ünlünün sosyal medyada paylaştığı makyaj malzemesini.

Küçük ipuçlarıyla kendimize “dur” demememiz mümkün. Elbette para mutluluk getirmez ama “mutluluğa büyük bir katkıda bulunur” Dikkatli olmamız gerek.

- Bir bütçe belirleyin.

- Satın alacağınız şeyleri önceden planlayın.

-  Satın alma dürtüsüne yenilmeyin.

- Alışverişe yalnız çıkın ( Satış görevlileriyle fazla samimi olunca yalnız olmuyorsunuz)

- Ödemenizin tamamını nakit olarak yapın.

- Pazarlama tuzaklarına düşmeyin.

- Fiyat ve performans araştırması yapın.

 -Bütün giderleri hesaba katın.

-Pahalıya kaçmamak şartıyla ara sıra kendinizi ödüllendirin.

 

Barış Manço’dan güzel bir şarkıyla bitirelim. Parayla alakalı ama konuyla pek alakalı değil ama olsun. Barış Abi’den bahsetmiş, anmış olalım. Özlüyoruz seni “ÇAĞDAŞ TÜRK OZANI”

 “Beş şair bir abide/ iki abide bir sultan/beş sultan bir düşünür/iki düsünürse bir mimar/beş Akif bir saat kulesi/iki kule bir fatih/beş Fatih bir Mevlana/iki Mevlana bir Sinan/düsün taşın bütün gece /kalbim bir bilmece/ kalbimin bir kilidi var/ iste sana anahtar.”

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Kas

BU DÜNYA BİZİM MEMLEKET

20Eyl

KORKMAYIN SORUN KENDİNİZE

04Tem

BİR DÖNEM OLARAK TERCİH

28Kas

DANALAR ÇOK MİNNOŞ

30Ekm
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.