HENÜZ VAKİT VARKEN


-Sayın Tuncay Öktem’e-
Çevrenize bakınca siz de fark edeceksiniz ki, bazı insanlar vakıf gibidir. Toplumsal yararlarımız uğruna adamışlardır kendilerini. Hayatları boyunca, bir fedai ve bir serdengeçti misali çırpınıp didinmişlerdir usanıp bıkmadan.

İnsan, doğa ve ülke sevgisinin zirvelerine ulaşabilmiş ender kişilerdir onlar. Daha duyarlı oldukları ve ruhsal titreşimlerini daha fazla geliştirdikleri kesindir. Tek başına bu nedenle bile, birçoğumuzdan daha olgun ve daha evrimleşmiş varlıklar oldukları söylenebilir.
Onlar, düşmanlığa düşmandır, dostluğa dosttur. Herkesle barışıktır, küsmeye küstür. Nefret ettikleri tek şey ise, nefretin ta kendisidir. Çünkü, sevmeyi severler ve bu sevgiyle ölümleri öldürürler...

Onlar, sosyal hayatımızın mimarıdırlar. “Verme” ağacını göğertirler sürekli. “Alma” ağacının gölgesinde hiç dinlenmeden...
Ne çok şey yüklemişizdir onların omzuna! Hiç mi hiç şikayet etmeden ve yorulup yakınmadan taşırlar hepimizin çilesini, tasasını, kaygısını. Sorunları çözmek için yaşarlar ve hepimizin hayallerini gerçekleştirmek için...

Başkaları için yaşadıkça mutlu sayarlar kendilerini. Yolumuzdan söküp atabilmek için engelleri ve yokuşları aşıp geçebilmemiz için feda etmişlerdir gençliklerini. Özel yaşamlarını hiçe sayarcasına...

Allah göstermesin, hastanız veya taziyeniz varsa yanıbaşınızda görürsünüz onları. Mutlu günlerinizde ise, hemen omuz hizanızda buluverirsiniz. Çünkü onlar, paylaşımı sanatlaştırmış, yardımlaşma ve dayanışma erdemini felsefeleştirmişlerdir örnek yaşamlarında...
Onlar, ortak paydalarımızın ortak faydalarımız olduğuna inanmışlardır... Sizin, benim, hepimizin yerine üzülüp sevinirler. Hepimizin yerine ağlayıp gülebilmeyi öğretirler çevrelerine.

Tanrı, sanki bir büyük sevgi aynası olsunlar; tekamül ışığını sürekli yayabilsinler diye yaratmıştır onları. Bir bakıma görevlidirler. Sessizlerin sesidirler, kimsesizlerin kimsesidirler...

Ortadireğidirler toplumsal yaşam çadırımızın. Birlikteliğimizin omurgasıdırlar. Ve sosyal anlamıyla yapıştırıcısı, uhusu, tutkalıdırlar toplumsal dokumuzun.

Onların değerini, önemini ve yerini, hayatlarımızdan çekildiklerinde fark ederiz ne yazık ki... Üstelik, bir sıcak tebessümden ve bir kuru teşekkürden bile yoksun bırakmışken çoğu kez... Oysa, bizden beklentileri de yoktur aslında. Karşılıksız, çıkarsız ve hesapsız sevgilerin güneşi olup aydınlatmışlardır dünyamızı. Hepsi bu...

Onları, henüz vakit varken ve hala aynı dünyayı paylaşırken anlayabilmeli; onlarınkine benzer derin bir vefa ve sevgiyle sarıp sarmalayabilmeliyiz...

“Değer”lerimizin kıymetini, “yarın çok geç olabilir” anlayışıyla, yaşadıkları dönemde bilmeliyiz...

Evet; size selam olsun Tuncay Ağabey... Unutmayınız ki; Harput’un, Mezire’nin, Hazar’ın rüzgarları, size olan sevgimizle esmekte...
Ve yüreğinde taht kurduğunuz sevgi ordusu, gakkoşlara olan hakkınızı helal etmenizi beklemekte...

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Kas

BU ADAM BENİM BABAM

31Mar
25Haz

ÖLÜM YOK OLMAK DEĞİLDİR

23Haz

EŞİME MEKTUP 23/06/2009

28Kas

Ortak Kimlik Belgemiz: 28/11/2008

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.