Türkiye’ye ‘hiçbir gücün galip gelemeyeceği’ tek yol!


Yüce Rabbimiz (CC) şöyle buyuruyor:
“…Ben kulumu sevdiğim zaman, onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden dilerse ona veririm. Bana sığınırsa onu elbette korurum.”  
Bizim tarihimizde de ecdadımız, Allah-ü Teâlâ’nın sevdiği konumda olduklarından, Rabbimiz devamlı onların “gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, ve yürüyen ayağı” olmuştur. Ve Türk orduları bu durumda iken, karşılarına çıkan güçler, ne kadar büyük olursa olsun, mağlup olmuşlar, hezimete uğramışlardır. 
Tarihte milletimizi devamlı yenilmez yapan ve zafere götüren yol!
Batılıların Türkiye’den neden korktuklarını gösteren itiraflardan ikisi şöyledir:
14.12.1997 tarihli The Sunday Telegraph Gazetesi, BBC’nin Dış Haberler Editörü John Simspon’un Türkiye ile ilgili şu değerlendirmesini yayınlamış: 
“Türkiye’yi belki her zaman sevmeyebiliriz. Ama dünya coğrafyasının son derece önemli ve hassas bir bölgesinde yer alan Türkiye’yi kendi başına terk edilen ve nereye gideceği belli olmayan bir ülke konumuna itemeyiz. Böyle bir şeyin ne denli tehlikeli olduğunu söylemek bile gerekmiyor.”  
“Türklerin ne yapacağı belli olmaz. Bu gerçeği bana çok deneyimli bir diplomat ve istihbaratçı olan Büyükelçi Heyvard Ihsam söylemişti. Heyvard Ihsam, 1950-1954 arasında ABD’nin Fransa Büyükelçisi idi.  (…) Sovyetler Birliği ve Ortadoğu uzmanıydı. Ona göre Türkiye, istihbarat alanında hiçbir zaman ihmal edilmemesi gereken bir ülkeydi ve Araplardan çok farklı olan “Türk Zekası” daima dikkate alınmalıydı.” 
Bu iki itiraftan başka örnekler de verebiliriz.
Batı dünyasının Türkiye’den korkmasına yol açan tarihi olaylar, ta Haçlı seferlerine kadar uzanır. Bilindiği gibi, Haçlı seferlerinin ilk başladığı yıllarda bir defasında 500 bin kişilik Haçlı ordusu, 40 bin kişilik Selçuklu Müslüman-Türk ordusu tarafından hezimete uğratılmıştı.
Ondan sonra haçlı dünyasının bu hezimeti asırlarca şöyle veya böyle devam etmiştir. En son hezimet Çanakkale savaşı ve Milli Mücadele olmuştur.
Batı, yukarıdaki itiraflarda olduğu gibi, Müslüman-Türk’ün bu zaferlerinin ve başarılarının ardında Türklerin zekâsının bulunduğunu zannediyor ve tahmin ediyor. Halbuki Batı bilmiyor ki, Türkleri tarih boyunca başarıdan başarıya, zaferden zafere koşturan, zekâlarından çok, o zekâyı veren ve zamanında kullandıran, Müslüman Türklerin inandığı Yüce Allah’tır.
Fatihlere ve Turgut Reislere karadan gemileri yürüten O’dur. En zor durumlarda bile hal çareleri bulduran, Batılıların akıllarının ve zekalarının kıyısından bile geçmeyen tedbirleri Müslüman Türklere aldıran ve yaptıran O Allah’tır.

MÜSLÜMAN TÜRK MİLLETİNİN TARİHİ 
ZAFERLERİNİN ARDINDAKİ SIR 

Düşman bilmiyor ama, Türkiye’ye tarihte zaferlerle yenilmezlik özelliğini kazandıran harika ruh, aslında Türklerin, Yüce Allah’ın sevdiği konumda hareket etmelerinden, O’na olan engin bağlılıklarından ve tevekküllerinden (güvenlerinden) kaynaklanıyordu.
Zira Allah Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurmuştur:
“Allah’a kim güvenirse O Allah, ona yeter.”  
Nitekim tarihlere göre, Sultan Alp Arslan Gazi’nin Malazgirt’te, Fatih’in İstanbul’un Fethinde, Kanuni’nin Mohaç’ta vs. tüm tarihi zaferlerde Yüce Allah’ın yardımlarını davet eden, orduyu yöneten kumandanların Yüce Allah’a yakarışları vardır, O’na tevekkülleri vardır, güvenleri vardır…

“ALLAH SİZE YARDIM EDERSE 
HİÇ BİR GÜÇ SİZE GALİP GELEMEZ”

Kur’an ayetlerinde Yüce Allah, sevdiği kullarına vaatlerini ve müjdelerini şöyle beyan ediyor:
"…İman edenlere yardım etmek, Bizim üzerimizde bir haktır." 
“Yardım (ve zafer) ancak yegâne galip ve yegâne hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’tandır.”  
“Onları siz öldürmediniz, Allah öldürdü onları. Attığın zaman da (Habîbim) sen atmadın, ancak Allah attı.”  
“Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenebilen hiçbir güç olamaz. Ve eğer sizi yardımsız bırakırsa, size kim yardım eder? Öyleyse mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler (Allah’a güvensinler).” 
Demek ki, Allah’ın yardım ettiği sevdiği kullarını hiçbir güç yenemiyor. Öyleyse en başta Allah’ın yardımlarını kazanmaya çalışmak gerekiyor.

MÜSLÜMAN-TÜRK’ÜN YENİLMEZLİĞİ
NEREDEN İLERİ GELİYOR?

Allah’ın sevdiği kullarına meleklerle yardımları Kur’an’da şöyle anlatılıyor:
“O, mü'minlerin yüreklerine -îmanlarını katmerli bir îman ile artırmaları için- sekîneti (ma'nevi kuvveti) indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır.” 
Yani Allah’ın emriyle Meleklerden ordular da Müslümanların Allah için yaptığı savaşlara katılmıştır. 
Yine Yüce Mevlâmız şöyle buyurmuştur: "Rabbimizin üç bin melek indirmekle yardımda bulunması yetişmez mi size? Eğer siz sabreder ve itaatsizlikte bulunmazsanız, düşmanlar size saldırsalar bile, Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir."  
İşte bu ayetler, tarih boyunca Müslüman-Türklerdeki yenilmezliğin ve zaferlerin temel bir sırrını açıklıyor. Şu kutsi hadis Cenabı Allah’ın yardımlarını bir başka şekilde ortaya koyuyor.

“ALLAH SEVDİĞİ KULUNUN GÖREN
GÖZÜ, İŞİTEN KULAĞI, TUTAN ELİ OLUR”

Yüce Rabbimiz (CC) şöyle buyuruyor:
“…Ben kulumu sevdiğim zaman, onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden dilerse ona veririm. Bana sığınırsa onu elbette korurum.”  
Bizim tarihimizde de ecdadımız, Allahü Teâlâ’nın sevdiği konumda olduklarından, Rabbimiz devamlı onların “gören gözü, işiten kulağı, tutan eli ve yürüyen ayağı” olmuştur. Ve Türk orduları bu durumda iken, karşılarına çıkan güçler, ne kadar büyük olursa olsun, mağlup olmuşlar, hezimete uğramışlardır. 
Tarihte zaferler Allah’ın yardımıyla hep böyle kazanılmıştır.

BUGÜN TÜRKİYEALLAH’IN 
YARDIMININASIL KAZANABİLİR?

Bugün de Türkiye’nin, İslam’a ve İslam dünyasına savaş açan dev Haçlı orduları karşısında, Allah’ın yardımını kazanmaktan başka yol yoktur. Bunun için Rabbimizin sevdiği konumda olmamız, Allah’ın emirlerine itaat etmemiz ve yasaklarından kaçınmamız gerekiyor. Bunu yapabildiğimiz takdirde, ABD’nin ve Batı’nın bize çok büyük ve yenilmez gibi gelen Haçlı orduları, Allah’ın izni ve yardımıyla çok kolay yenilebilir hale gelecektir şüphesiz.
Türkiye’ye sahip çıkmağa çalışan stratejinin, Yüce Allah’ın sevdiği konumda hareket ederek, Rabbimizin yardımlarına layık olabilmesi için, yerine getirmesi gereken öncelikli asgari şartlar vardır:
- Örneğin, Müslüman Türkiye, İslam’a ve bütün İslam dünyasına karşı savaş açan Allah düşmanlarının saflarında yer almaktan bir an önce kurtulmalıdır. Bu yolda imzalanan tüm anlaşmaları,  tüm yükümlülükleri iptal etmelidir. İslam’a karşı Haçlı savaşının ev sahibi ve taraftarı olmaktan vazgeçmelidir. 
- Yine Türkiye’de, duaların kabul olmasını ve Allah’ın yardımlarını engelleyen, Rabbimizin razı olmadığı tüm haram rızık yolları ve günah kapıları kapatılmalıdır.
- Türkiye’ye sahip çıkmağa çalışan stratejinin yöneticileri ve sorumluları Allah’ın sevdiği konumda olabilmeleri için öncelikle Allah’a tevekkül etmelidirler. Yani Allah’ı vekil edinmelidirler, O’na güvenmelidirler, hiç bir zaman bunu ihmal etmemelidirler. Allah’ı vekil edindiğinizde, işinizi ve görevinizi “Her şeye gücü yeten” Rabbimize bırakıyorsunuz, havale ediyorsunuz demektir, yani başarıyı garanti ediyorsunuz, demektir.
- Türkiye’de, Allah’a inanmaya ve güvene ortak koşulan tüm şirk anlayışlardan, bütün inanışlardan ve uygulamalardan vazgeçilmelidir.
- Bugüne kadar geçmiş yönetimlerden devam ede gelen, Allah’ın rızasına uymayan tüm haram ve günahlı uygulamalardan dolayı Türkiye yöneticileri Yüce Allah’tan af dilemelidirler.
Yüce Allah’ın sevdiği konumda olabilmek ve Rabbimizin yardımlarına layık olabilmek için, yerine getirilmesi gereken şartları daha da çoğaltabiliriz.

SONUÇ
Kısacası tarihte olduğu gibi, bugün de Yüce Allah’ın yukarıdaki Kur’an ayetlerinde vaat ettiği ve müjdelediği yardımlara layık olabilmek Türkiye’nin elindedir. Bunun için ülkemize sahip çıkmağa çalışanlar, Türkiye’yi Allah’ın razı olduğu ve sevdiği konuma getirmelidirler. 
Bu konuda karar verdikten sonra atılacak ilk adım yukarıdaki şartları yerine getirmeye çalışmaktır. Bu çalışma başladığında Yüce Allah’ın sevgili kulu olmak için süreç başlamış demektir. Bu süreçte söz konusu şartları yerine getirdiğinizde; 
- Türkiye’miz Allah’ın izniyle en kısa zamanda kuvvet kazanacaktır ve yücelecektir. 
- Yüce Allah her alanda bizim “gören gözümüz, işiten kulağımız, tutan elimiz ve yürüyen ayağımız” olacak, yardım edecektir.
Ve bu sürecin sonunda tarihi başarılarımıza ve zaferlerimize Allah’ın yardımıyla yenileri eklenecektir.
Bu zaferler, bu yüceliş, bize belki hayal ve masal gibi gelir. Ama geçmiş kavimlere ait nice olaylar vardır ki, önce hayal ve masal gibi gelmiştir insanlara, ama sonradan Allah’ın yardımıyla birer gerçek olduğu anlaşılmıştır.
Hz. İbrahim Peygamber’in atıldığı ateşten Allah’ın yardımıyla korunacağını ve kurtulacağını, Hz. Yusuf Peygamber’in Rabbinin lütfuyla kuyunun dibinden çıkıp Mısır’a hükümran olacağını, Hz. Musa’nın, Hakk’ın yardımıyla, düşmanı olan Firavun’un kucağında büyüyüp sonra ona galip geleceğini önceden kim bilebilir ve tahmin edebilirdi?
Bizim tarihimizde de Allah’ın izni ve yardımı ile böyle harika olaylar çok olmuştur.
Siz Allah’ın sevdiği konumda hareket ederseniz, bunun için çaba gösterirseniz, Allah daha önce sevdiği kullarına yaptığı yardımları size de yapar. 
Sizi de düşmanlarınıza galip getirir. Ve “size galip gelebilen hiçbir güç olamaz.” 
Yeter ki, O’nun sevdiği kulları olmakta karar verin ve bu konuda üzerinize düşeni yapın! Rabbinizin yardımına ve zaferine layık olun!
Sevgiler, saygılar…
herden1950@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.