Gönül İncitmek


Gönül incitmenin binbir biçimi var şu üç günlük dünyada. Bir bakış da incitebilir bir söz de. Hatta bazen suskun kalıp ortamdan uzaklaşmak bile kırabilir bir kalbi. Aslında gönlü inciten ne sözdür ne bakış ne de suskunluk. Asıl neden bütün bunların ardında yatan niyettir. Samimiyet sınavından alınan zayıf nottur.

Yaşamın çeşitli evrelerinde bazen incinen bazen de inciten bir varlıktır insan. Hiç kimse kalp kırmadım, kimseyi incitmedim diyemez. Amacınız üzmek olmasa da ağzınızdan çıkan bir söz, haddi aşan bir cümle, gereksiz yerde beliren bir gülümseme üzebilir karşıdakini. İnsanın yüreği öylesine ince öylesine hassas ki.
Her anı da bir olmaz insanın. Bir gün katıla katıla güldüğünüz bir espri başka bir gün hakaret gibi gelebilir size. Yani kalp kırma karşıdakinin niyetine bağlı olduğu gibi sizin algılama biçiminize de bağlıdır. O günkü ruh hali o anki algılama biçiminizi de etkiler. Hatta bazen hiçbir ses duymak istemediğiniz, hiçbir tebessüm görmek istemediğiniz zamanlar da olabilir.
Yüreğin incinmesinde bir diğer faktör bulunduğunuz ortamdır. Yalnızken ya da iki kişiyken katlanabileceğiniz, hatta hoşlanabileceğiniz bir davranış bir topluluk içinde itici gelebilir size. Rastgele kullanılan bir cümle için “Şimdi bunun yeri miydi?” diye bir tepki doğabilir içinizde.
İnsanlarla iç içe yaşamak, onlarla iletişim içinde olmak billur avizelerle, paha biçilmez antikalarla dolu bir müzede yürümek gibidir. Dikkatli yürümezsek mutlaka birine dokunur, düşürür kırarız. Belki bazılarını onarmak mümkün olur ama çoğu zaman dönüşü imkansız pişmanlıklar yaşarız. Bu pişmanlıkların bazıları anında çıkar ortaya. Bir bölümü de yıllar sonra hissedilir.
Yaşamımın filozoflarıyla tanıştığım İzzetpaşa Çay Ocağı’nda şimdi ismini hatırlamadığım bir amca şöyle demişti: “Oğul, ne yaparsan yap kalp kırma. İnsanın en önemli yeri kalbidir. Vücut anne rahminde büyürken kalbi bizzat Allah yapar. Onu inciten yaradanı incitir.”
O zamanlarda dinleyip geçtiğim bu sözlerin anlamını, yaşamım boyunca anladım. Zerre zerre, damla damla anladım. Yaşadığım her şey bunu tescil etti. Bir kimseye vereceğiniz hiçbir zarar onun yüreğine dokunmak kadar önemli olmuyor. Her acı geçiyor ama o kalıyor. Yürek kırıklarını kırandan başka kimse onaramıyor. Onarmaya çalışsa da izler kalabiliyor. Güzel bir söz var: “Kopan ipe sımsıkı bir düğüm atarsanız en sağlam yeri artık bu düğümdür. Ama ipe her dokunuşunuzda canınızı acıtan tek nokta yine o düğümdür.”
Peygamberimiz “kalp kırma”yı “Allah’ın evi Kâbe’yi yetmiş defa yıkmak”la bir tutmuştur.
Kalp kırmaya neden olan tavır ve davranışlarımızın haklı nedenleri olabilir. Bir konuda yüzde yüz haklı da olabiliriz. Bu elbette ki konuşmayı, tartışmayı ve tavır değişikliklerini gerektirebilir. Ama bütün bunlar incitme ya da acıtma boyutuna varmadan da çözülebilir. Sabır ve soğukkanlılıkla çözülmeyecek bir sorun yoktur. Sadece bazıları biraz zaman alır. Sabır sınırlarını zorlar. Buna gösterilecek tahammül de olgunluğumuzun ölçüsüdür.
Elbette ki kimseye “insanların hatalarını halının altına süpürün, hiç dillendirmeyin.” demiyorum. Eleştiri ve tartışmaları gönül incitmeden, kalıcı izler bırakmadan yapmayı öneriyorum. Bir cümle az söylemeyi kimileri altta kalmak, korkaklık hatta aptallık gibi yorumlasa da sabrı elden bırakmayın. Her şeyin hesabını siz sormamalı, yüce adalete havale etmeyi de bilmelisiniz.
Bu satırları okurken “Hala önerdiğiniz gibi davranışlar ya da böyle davranacak insanlar kaldı mı?” diye sorduğunuzu hissediyorum. Elbette ki var. Olmaya da devam edecek.
Bu yazımı Mevlana, Yunus Emre ve Ali Ekber Çiçek’ten alıntılarla tamamlamak istiyorum. Son sözü onlar söylesin:
 
“Bir gönlü mü kırdın? Ağlamalısın. Hele özür dilemesini bilmiyorsan senden dost olmaz. Senden yaren olmaz. Ya incittiğin kırdığın gönlü Allah seviyorsa? Hatta arz-ü sema dahi seviyorsa? Nereden bileceksin ki? Bilmiyorsun… Bilseydin ödün kopardı dokunmaktan…”
 Mevlana
 
“Bir kez gönül kırdın ise
O kıldığın namaz değil.
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil.”
 
            Yunus Emre
 
 
“Kırma gönül şişesini
Yapan bunmaz bulunmaz
Yıkma Hak’kın binasını
Ören bulunmaz bulunmaz.
 
            Ali Ekber Çiçek

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Ara

HIRS DENİZİNDE BOĞULMAK

15Ara

BIRAKIN CAN KALAYIM

01Ara

YETERSİZLİK DUYGUSU

12Ekm

Gönül İncitmek

07Eyl

Yaşama Farklı Bakabilmek

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.