Sen Benim Adımı Biliyorsun Hikâyemi Değil


 Allah bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar.( Hz Muhammed S.A.V.). 
Aslında bu haftaki yazımda yaklaşan THF seçimleri ile ilgili bir şeyler karalamayı düşünüyordum. Ancak bir sporcumun hayatı beni derinden etkilediği için bunu siz sevgili okuyucularımla da paylaşmak istedim. Bu gerçek yaşam hikâyesinde bir insanın tüm umudunun tükendiği, gelecekle ilgili hayallerinin bittiği bir anda sporun kendisine neler kazandırdığını anlatacağım. Aslında o anlatacak ben yazacağım. Hani bazı aileler çocuklarını spora gönderince birileri hemen neden spora gidiyorsun? Sana ne kazandıracak? gibi anlamsız sorularla kafa karıştırmaya çalışırlar ya. Bu hikâye umarım onların fikirlerini de değiştirecektir.
Şimdi sporcumun ağzından çıkanları kelime kelime size aktarıyorum:
“ Ben iki yaşındayken annemle babam evliliklerini sonlandırmışlar. Annem evi terk ederek başka bir adamla evlenmiş. Babam beni önce yetiştirme yurduna vermek istemiş ancak vekâlet kendisinde olduğu için kabul ettiremeyince dedemlere bırakıp gitmiş.                                           O günden sonra dedemlerle beraber yaşamaya başladım.  Babam ara sıra uğruyordu.
Okul çağım gelince beni yatılı bölge okuluna verdiler.  Ayda bir, bazen iki ayda bir eve gidiyordum. Genelde pansiyonda kalıyor, arkadaşlarımla vakit geçiriyordum. Hafta sonu eve giden arkadaşlarımı dinlerken; annem bu hafta bana şu böreği yapacak, babam beni parka götürecek, gibi konuşmaları dinleyip ranzamda sessizce ağlıyordum. Hiç mutlu değil hatta yaşamaktan bile sıkılıyordum. Kendime güvenim olmadığı gibi gelecek için de hiç umutlu değildim.
 Taa ki hentbolla tanışana kadar… Dördüncü sınıfta Beden Eğitimi Öğretmenimizin beni hentbola seçmesinden sonra hayatım çok değişti. Artık gülmeyen yüzüm gülmeye başlamıştı. İl içi ve il dışı müsabakalara katılıyor, her geçen gün kendime olan güvenim daha da artıyordu. Hocamızın destekleri ile kendimi geliştiriyor, yeni iller görüp gelecek için umutlanıyordum. Ortaokul bitince beni başka ilden bir takım transfer etti. Hem liseyi okudum hem de spora devam ettim. Annesi babası olan ancak yetim büyüyen ben, spor sayesinde para kazanmaya ve kendi ihtiyaçlarımı gidermeye başlamıştım. Ortaokuldayken bir ay boyunca  aynı tişörtü giydiğim günleri hiç unutamıyordum. Lise takımı ile beraber hem ligde hem de okul takımında oynuyordum. Üniversiteyi ilk senemde kazanamadım. Liseden sonra başka bir takımla anlaşıp aldığım parayla dershaneye gittim. Biraz zor olsa da spor ile okulu bir arada götürmeyi başardım. Ligde oynadığım için ekstra aldığım puanla Beden Eğitimi Öğretmenliğini kazandım.”
Kızımızın hikâyesi bu. Tabi ki Allah’ın izni ve  sporu vesile kılması sayesinde kurtulan gencecik bir kızımız.                                               Yazımın başlığında söylediğim gibi,  bazı insanların adını biliyoruz ancak hikâyelerini bilemiyoruz.
Ancak şunu da unutmayalım
 
“Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan Allah’tır.” (Zariyat Süresi -58)

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ara
23Ekm
05Ekm

Liyakat,

02Ekm

VELHASILIKELAM

18Eyl

YABANCILAŞIYORUZ

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.