Suriye’de ne değişti?


Kaynayan ve kanayan Suriye’de yeni bir aşamaya geçildi: ABD 103 füze fırlattı, 71’i yere düşemeden havada imha oldu. Neticeden kim karlı, kim zararlı çıktı? Bilen yok.
Saldırı ile ilgili açıklamalara bakılırsa herkes başarılı. Tarafların yüzü gülüyor, kazandığını düşünüyor. Galiba bizim için farklı bir durum var ortada. Hükumet “aferin” deyip ABD’yi alkışlasa da ülkemizi zora soktuğunun farkında değil. Çünkü verilen destek, hem içte hem dışta sıkıntılara yol açtı. Rusya ve İran ile sık sık Suriye zirvesi yaptığımıza göre beyanatlar düş kırıklığı doğurdu. Cumhurbaşkanı; “yapılan operasyonu doğru buluyorum.” Dışişleri bakanı; “memnuniyet duyuyoruz. Çoktan müdahale edilmeliydi.” Başbakan; “kalıcı barış için daha fazlasına ihtiyaç var...” ifadeleri, karşı taraf için yıkıcı oldu.
Efendim; “biz doğru bildiğimizden şaşmayız” iddiası, bu çıkmazı zoraki onaylamaktır, gerçekleri gözlerden saklamaktır… Fransız cumhurbaşkanının; “biz Türkiye ile Rusya’yı birbirinden ayırdık” demesinde hakikat payı yok mudur? Yapılanlardan sonra ittifakın sağlıklı yürüyeceğini söylemek kolay mıdır? Her ne kadar Rusya yumuşak açıklamalarda bulunsa bile bu ortaklık gevşemeyecek midir? Bana kalırsa taraf anlamına gelen bu ifadeler yerine diplomatik dil kullanılsaydı iki süper güç arasındaki konumumuzu daha da kuvvetlenirdi.
 “Hazır ol Putin akıllı füzeler geliyor” diyen Trump Rusya’ya ne zarar verdi? Rus Genelkurmay başkanı Gerasimov; “ABD’nin Suriye hükûmetine ait tesislere saldırması halinde Rusya’nın karşılık vereceğini” söylemesi havada kalmadı mı? Esad cezalandırılacağına Suriye halkı cezalandırılmadı mı? Kimyasal silah kullanan zat, Guta’yı eline geçirmedi mi? Bir anlamıyla dediğini yapmadı mı? İran’a da bir şey olmadığına göre kim kime zarar verdi?.. Bana kalırsa Sadece Müslümanlar ziyan etti. Miraç gecesi İslam diyarı, haçlıların tecavüzüne uğradı. İşin garibi bizim hükumet de sevinç çığlıkları attı.
Acaba ABD, Rusya korumasında olan Esad’ı vuramasa bile sarayının üzerine bir füze gönderemez miydi? Peki neden yapmadı?.. Düşünen var mı? Galiba İsrail’i korumak için herkes seferber olmuş. Esat dahil herkes Suriye’yi yıkmanın, gücünü tüketmenin peşine düşmüş. Peki yarın aynı akıbetin başımıza gelmeyeceğinin garantisi ne? İlişkilerimizi kötüleştirmekle kendi ayağımıza kurşun sıkmıyor muyuz? Bunu da başarı gibi gösterip caka yapıyoruz, haçlının yanında yer alıyoruz. Ondan sonra da İslam kardeşliğinden bahsediyoruz.
Gel de Ömer Hayyam’ı hatırlama: “Bir elde kadeh, bir elde Kur’an; bir haramdır işimiz bir helal/ Şu yarım yamalak dünyada ne tam kâfiriz ne tam Müslüman” bu ayıp sevinme karşısında iktidar yanlılarının uydurduğu gerekçe, daha da abes: Suriye’de Müslüman olmayan Bas Rejimi varmış. Yani ABD’den yana olmak meşru sayılmalıymış.
Kim ne derse desin ABD, aleyhimize davranmaya devam ediyor. Pentegon sınırımızda 65 bin kişilik yeni ordu karmak için kongreden müsaade istiyor. Bu durumda onlardan medet ummak yanlış. Ama göbekten Amerika’ya bağlandığımız için menfi gelişmeleri görsek bile tevil ve tefsir ederek göz boyamaya çalışıyoruz. Haliyle hiçbir tehlikeyi geçiştiremiyoruz. 
Siyaset bu ya… Lider ne derse tutuyor; “Dolarla bizi terbiye edemezsiniz” cakası, “altınla borçlanalım” telkinine dönüşüyor ve olup bitenler dış güçlere bağlıyor. Kimse ekonomi kötüleşti diyemiyor. Zira döviz gibi altın da yükseliyor.  

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19May

Kudüs yanıyor

12May

Yüz Bin İmza

28Nis

Baskın Seçim

21Nis

Suriye’de ne değişti?

12Nis

Suriye dramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.