Adın ne, unutmuşum


 
Geçen haftaki gazeteler yazdı. Bir ilin futbol takımı, şampiyonluk maçının gününü unutup maça gelmeyince garantilediği şampiyonluktan olmuş.
-Nasıl olur, demeyin; olur olur. Atalarımız boşuna dememiş; “Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür.”
Andre Gide“Hatırlamak dert icadıdır” demişse de bu futbol takımı için unutmak derde dönüşmüş. Ama Gide’i haklı çıkaranlar da var. Mesela, kim demişse şu cümle:
“Bellek, av köpeği gibidir. Unutmak için attığın her şeyi kulaklarını sallaya sallaya geri getirir.”
Hafızamızda unutmak isteyip de bir türlü unutamadığımız nice hatıramız vardır. Denize atılmış çöp yığınlarını dalgalar nasıl ikide bir sahile vurursa…
Belki konunun seyrini değiştirmek gibi olacak ama Talat Ülker’in Kar Sesindeki mensurelerinden birinde geçen şu cümleler kayda değerdir. Okurken altını çizmişim;
“Unutmak, aklın hastalığı değildir. Âşık gönüllerin zamana meydan okuyan fütursuzluğu ‘Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür’ kabulünü anlamsız kılar. Çünkü gönül unutmaz. Aşk, aklın değil gönlün mahsulüdür. Bu nedenledir ki akla musallat olan unutma hastalığı gönül için asla tehlike değildir.”
Marazî unutma hastalığına tıpta “amnezi” denirmiş. Güftesi ve bestesi Şekip Ayhan Özışık’a ait şu mısralar, bir anlamda tıbba meydan okumuyor mu?
          Gün gelir de beni unutursun demiştin
Kalbimdeki bu derdi avutursun demiştin
Ne ben seni unutabildim
Ne bu derdimi uyutabildim
 Şair Latif Mahmat sanki arka çıkıyor Ş. Ayhan Özışık’a: 
Yollar unutsa izleri 
Ben seni unutur muyum? 
Akarsular denizleri 
Ben seni unutur muyum? 
           
Bulut unutsa yağmuru 
Değirmen unu, bulguru 
Tekne unutsa hamuru 
Ben seni unutur muyum?
Siz, “İnsanın en büyük meziyeti hatırlamak olduğu kadar unutmaktır aynı zamanda” deyişine bakmayın Fatma Barbarosoğlu’nun. Hikmet Elitaş’ın dediklerine kulak verin şu şiirinde: 
Her çileye razıyım bak
Ne olursun unut deme
Çek git beni yarım bırak
Ne olursun unut deme
 
Susuz koyup soldur ama
İstersen başkaldır ama
Tek kurşunla öldür ama
Ne lorusun unut deme
 
Belki küser giderim 
Belli olmaz yurdum yerim 
Her şeye eyvallah derim
Ne olursun unut deme
Gönül ehli için sevgiliyi unutmak kolay iş değil. Ne kadar uzaklarda olsa bile “unutmak olmuyor.” Talat Ülker’i teyit edercesine, Ali Naili ErdemBir Sevgidir Yaşamakta topladığı şiirlerinin birinde diyor bunu:
          Seni unutmak olmuyor işte! 
Gözümün önüne geliyorsun birden.
Başım duman duman, gözlerimde yaş,
Düşen bir gül olmalıydı mendilinden,
          Kokun yayılıyor yavaş yavaş.
Ezberimdeki nadir şiirlerden biridir Bekir Sıtkı Erdoğan’ın şu “Unutmak” dörtlüğü. Altmışlı yılların Hisar sayfalarından kalmış olmalı hafızamda:
Sustukça, sema, kalbime hicranı fısıldar;
Gül ismini, bülbül o güzel ânı fısıldar… 
Derler ki gönül derdine tek çare unutmak! 
Heyhat!.. Unutmak bile cânânı fısıldar…
Abdurrahim Karakoç’un o meşhur Mihriban şiirini hepiniz bilirsiniz:
 
“Unutmak kolay mı?” deme 
Unutursun Mihriban’ım. 
Düğün, bayram gelsin hele 
Unutursun Mihriban’ım. 
 
Gün geçer azalır sevgi 
Değişir her şeyin rengi 
Bugün değil, yarın belki
Unutursun Mihriban’ım.
Ama benim, Karakoç’un “Neden Sonra” şiirini de pek sevdiğimi ifade etmeliyim. “Dedim-Dedi” tarzında bir kurgusu vardır o uzunca şiirin. Birkaç bölümünü birlikte okuyalım gelin:
          O dedi ki: 
Bir gün bana gönül verdin 
 “Aşktır benim mayam” derdin
Sonsuz bir hisle severdin
Aklında mı? 
 
Ben dedim ki:
Aşktan yana histen yana 
Gayri sual sorma bana 
Belki dün bilirdim ama 
Unutmuşum! 
 
O dedi ki: 
Yalan söylemezdin hani 
Unutmam derdin sen, beni 
Sormak suç olmasın yâni 
Aklında mı?
 
Ben dedim ki: 
Hangi yalan, hangi gerçek?
Meyvesini yedi çiçek 
Soru sorma, cevabım tek; 
Unutmuşum! 
*** 
Ben dedim ki:
Vazgeç gayri iş yok bende
Yitirmişim seni, sende
Kimin nesisin, adın ne?
Unutmuşum!
 
Abdurrahim Karakoç’un“Kimin nesisin, adın ne? / Unutmuşum!” deyişi,  hatırıma bu vadide bir fıkra düşürdü. Onunla finale erdirelim sözü:
Adamın biri, davet üzerine arkadaşının evine gider. Görür ki arkadaşı, hanımına hep, “canım, cicim, gülüm, güzelim” diye hitap ediyor. Hanımın mutfakta olduğu bir sırada:
-Seni kutlarım doğrusu, der. Bu ne güzel bir muhabbet. Şunca yıllık evlisiniz; ağzından canımdan, gülümden başka söz çıkmıyor. Nedir bu işin sırrı?
Arkadaşı cevap verir:
 -Aman, hanım duymasın. İki senedir adını unutmuşum; böyle idare ediyorum işte… 
                                                           ***
“Âlem unutmuş, kalem unutmamış.” Diyeceklerimiz daha bitmedi. Unutmazsak bir gün yine yazarız.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25May

Elazığ Şiirinde Ramazan

18May

Geldi Ramazan

11May

Şair, Selam Sonsuz Sabaha Dedi

04May

Bir Manas Etkinliği Daha

27Nis
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.