Geldi Ramazan


Edebiyatımızı tetkik ve tahlil edenlerin, bir “Ramazan Edebiyatı” ile karşılaşacakları muhakkaktır. Bilhassa da ramazaniyelerin ve ramazan konulu diğer şiirlerin önemli bir yer tutacağı kanaatindeyiz. Mesela bunlar, oruç, oruç bozma, oruç yeme, oruç/ramazan/Bektaşi fıkraları, hilal, hilali görme, hilalin görül(e)memesi=yevmi-şekk, çile, mahya, kandil, fitre, iftar, iftariye, imsakiye, davetler, diş kiraları, sahur, ramazan mânileri, eski ramazanlar, eski bayramlar, kadir gecesi, visal, bayram, vb.
Ramazan dolayısıyla halkımız arasındaki bu renklilik, ister istemez şairlere ve oradan da şiirimize yansımıştır. Merhum Süheyl Ünver bu geleneği “Ramazan Medeniyeti” olarak nitelendirir.
Edebiyatımızda ramazan denince, ilk akla gelen ürünler 15. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanan ramazaniyelerdir. Dinî/manzum bir tür sayılan ramazaniyeler, ramazan ayı münasebetiyle şairlerin, zamanın padişah, vezir veya öteki ileri gelenlerine sundukları kasidelerdir. Kaside dışında, gazel veya başka nazım türlerinde yazılmış ramazaniyeler de vardır.
Kaside tarzı ramazaniyelerin en ünlüsü Sâbit (1650-1712) tarafından Baltacı Mehmet Paşa’ya sunulan şiirdir. Şu beyitle başlar:
Yevm-i şekk sohbetine şire sıkarken yârân
Sıkboğaz etti basıp şahne-i şehr-i ramazân
“Yevm-i şekk”, hilalin görülmemesi/görülememesi sebebiyle şabanın otuzuncu günü mü yoksa ramazanın birinci günü mü olduğunda tereddüt edilen “şüpheli gün” demektir. Nedim’in bir gazelinde de geçer;
Baş kaldırmadılar öğleye dek uykudan
Yevm-i şekk zevkine hazırlanan ahbâb-ı kirâm
Bir beyit de Kâmî’den;
Yevm-i şekk deyü boğaz cengin ederken yârân
Zâhir oldu âlem-i Nusret-i şehr-i ramazan
Birçok şair, ramazana erişmenin sevincini, saadetini dile getirir şiirinde. Şu beyit Süleyman Nahifî Efendi’den:
Sad şükr ü senâ lutf-ı Hudâvend-i Kerime
İrdik hele bin şevk ile şehr-i ramazâne
Enderunlu Vâsıf, Süleyman Nahifî’den geri kalmaz;
Sad şükr gelen mâh-ı şerîf-ı ramazandır
Hakk’ın niâm u rahmeti mebzul-i cihandır
Sofuzâde M. Tevfik Efendi, ramazan ayının nuruyla cihanın yüzü güldü, der;
Kandil açılıp güldü yüzü yine cihânın
Envârı zuhûr eyledi mâh-ı ramazânın
Bin türlü inâyetle saâdetle erişti
Eltâf-ı nihânîsi tecellisi Hudâ’nın
Zâti, hoş tutalım, hakkını verelim der ramazanın;
Gönderdi Hûdâ çün bize mihmân ramazânı
Hoş tutmağa niyyet edelim biz dahi anı
Bahtî mahlasıya yazan padişah I. Ahmet’e kulak verelim şimdi de:
Ramazan erdi yine her gece yanar kandîl
Ehl-i İslâm’a salar şu’le ser-â-ser kandîl
Padişah olmayan Ahmetlerden bir diğer Ahmet; Ahmet Remzi Akyürek, oruç ayı, müminlerin bayramıdır, diyor:
Mü’minlerin bayramıdır geldi yine şehr-i sıyâm 
Belki Hûdâ’nın nâmıdır geldi yine şehr-i sıyâm
Bu kez de M. Halistin Kukul, uzunca tuttuğu Ramazânnâme’sinin bir yerinde, bu sıyâm ayı için, “ayların sultanı, hükümdar irfânı”yakıştırmasında bulunuyor:
Ne kadar güzelsin ki, ayların sultanısın.
Ümit üzre olanın cânısın-cânânısın.
Titreyen dudaklara hükümdar irfânısın;
Sabah ezân vaktinin sükûneti sende var.
Sözü, biz dahi “hoş geldin ramazan” diyerek, F. Cemal Oğuz Öcal’ın fazilet ve bereket ayı ramazana hoş-âmed eyleyen mısralarıyla finale sürelim:
Dağıldı karanlıklar, nura gark oldu cihan
Merhaba, hoş gelmişsin ey mübarek ramazan.
Merhaba, ey ayların şehinşâhı, sultanı
Merhaba, ey Allah’ın eşsiz lütf u ihsânı.
Ve dahi Feyzi Halıcı’nın mısralarıyla final:
Bir bitmez bereket berâberinde
Yurda burcu burcu geldi ramazan.
                                      ***
Hayırlı ramazanlar; sağlık ve saadetler…

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Haz

Ve Geldi Seçim

08Haz

Elazığlı Şairlerle Kadir Gecesi

01Haz
25May

Elazığ Şiirinde Ramazan

18May

Geldi Ramazan

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.