Satoğlu’nun Yeni Sedâsı


Abdullah Satoğlu “hoş sedalar yazmaya ve yaymaya devam ediyor. Tanıdığı, hukuku bulunduğu yazarlarla, şairlerle ilgili hatıralarını, onların eserlerini, ilginç yanlarını, varsa anekdotlarını; konuşmalarından, yazılarından, şiirlerinden alıntılarla besleyip süsleyerek kaleme alıyor. Bir kitap hacmini bulunca da bastırıp sevenlerinin masalarına, sevdiklerinin raflarına armağan etmekten haz duyuyor.
Şu anda Sayın Satoğlu’nun, “Edebiyat Dünyamızdan Hoş Sedâlarının dördüncüsü önümüzde. Yine Akçağ yayını; 165 sayfa; 1. Baskı, Ankara-2017. 24 edebiyatçı. Bir de 25. edebiyatçı var bu ciltte ki o da kendileri. Şair İlter Yeşilay yazmış ve 2013 Haziranında Ortanca dergisinde yayınlamış. Abdullah Satoğlu, Yeşilay’ın bu yazısıyla güçlendirmiş sedasını; katılımcı sayısını da 25’e çıkarmış böylece.
Kitabın sonunda, Satoğlu’nun bundan önceki hoş sedaları hakkında üç yazardan üç yazı var ayrıca. Mehmet Nuri Yardım’dan, “Lâle Şairi Abdullah Satoğlu”; Muhsin İlyas Subaşı’ndan, Kayseri’de Edebiyatı Gündeme Taşıyanlar” ve bu fakirden“Abdullah Satoğlu’ndan (Satoğlu’dan değil) Hoş Sedâlar.”
Satoğlu, kitabının 139. sayfasında“bilhassa Kayseri ile ilgili olarak duyduğu, gördüğü ve okuduğu her hususu, unutur veya kaybolur endişesiyle yazıya döktüğünden” bahsediyor.
Başta “Kayseri Ansiklopedisi” olmak üzere, bu konuda ne deseler haklıdırlar. Ancak, bu hoş seda kitaplarını okuyunca anlıyoruz ki o bunu sadece Kayseri ile ilgili hususlarda değil; tanıdığı bütün şair ve yazarlarla ilgili olarak da yapıyor. Yoksa öyle, hadi bugün filan yazarla ilgili, falan şairle ilgili bir yazı yazayım, demekle olmaz bu iş. Sabır ve birikim isteyen bir çalışma çünkü Satoğlu’nun yaptığı.
 Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver de Satoğlu’yla aynı şeyleri söylüyor aşağı yukarı; “okuduklarımı, gördüklerimi her zaman yazmayı esas tuttum ve yazdıklarımı, bir gün gelir lazım olur düşüncesiyle tasnif etmeyi prensip edindim.” (s.140)
İlter Yeşilay, demin sözünü ettiğimiz yazısı boyunca Abdullah Satoğlu’nun nasıl bir sevgi, saygı, samimiyet timsali olduğunu anlatıyor. Onu tanıyan herkesin sanırız ortak kanaatidir bu. Âşık Şeref Taşlıova ile atışmasının (s.132) bir yerinde bizzat Satoğlu’nun söylediği de bundan öte bir şey değil zaten;
          Tek bir tebessüm bin bir hüznü kovar
Âlemde sevgiden güzeli ne var?
Haz verir rûhuma âsûde bahar
Şeyda bülbül susar, güller konuşur.
Söz Şeref Taşlıova’dan açılmışken onunla ilgili kitapta zikredilen bir anekdotu da buraya almadan geçmeyelim:
Cüce denecek kadar boyu kısa bir dostu Taşlıova’ya dert yanar;
-Boyuma kadar borç içindeyim.
Taşlıova bakın ki dostunu nasıl teselli etmiş;
-Yat kalk hâline şükret. Ya boyun benimki kadar uzun olsaydı?..
Doğrusu, nükteleriyle meşhur Tahir Kutsi Makal sayfalarında da (s.107-111) bu nevi espriler bulacağımızı sanmıştık okurken. Onun şu cinaslı beyti de (s.110) aslında bir nükteden, bir latifeden geri kalmaz;
Sevişmenin riski var. Bize riskten perva ne?
Aşkıyla yanmak için oldum yâre pervane.
Esasen yerimiz müsait olsaydı da Makal’ın o meşhur, esprili “Babanız yine âşık çocuklar” şiirini buraya alsaydık ne güzel olurdu.
Ünlü hikâyecimiz Mustafa Kutlu“Ses biriktirebilir miyim?” demişti bir yerde. Hoş seda derleyicisi Abdullah Satoğlu, şairlerden tadımlık şiirler; yani sesler biriktirmiş okurlarına. Bunlardan bizi en çok etkileyenlerden biri, asker kökenli şairlerimizden Ali Fuat Azgur’un bestelenmiş, pek meşhur “Mehmed’im” (s.42) şiiri olmuştur:
Gayrı anlatılmaz bu savaş bence
Dağ taş konuşmuştu kendi dilince,
“Hücum!” diye bir ses duydum ilkönce
Sonra “Allah Allah!” dedi Mehmed’im.
 
Bu akşam yıldızlar sararmış gibi
Tepeler titreşir, hava kış gibi
Bir dağın sırtında dağ varmış gibi
Omuzlamış bir Mehmed’i Mehmed’im.
Edebiyat Dünyamızdan Hoş Sedâlar’ın 4. cildinde, “Türkiye’m” deyişiyle Dilâver Cebeci’nin “Türkiye’m” şiirini; hamasî söylemiyle Fuat Azgur’un bu şiirini hatırlatan bir şiir daha var. Nedim Uçar’ın “Türkiye’m” şiiri. Şu dörtlük Uçar’ın o şiirinden:
Coşkun ırmakların, deli çayların
Derin vadilerin, ıssız koyların
Geçilmez bir kale sınır boyların
Zirvesinde şahin öter Türkiye’m.
Abdullah Satoğlu, kitabının dibacesinde, bu dördüncüsüyle toplam 125 edip ve şairi konu ve konuk edindiğini yazıyor. Eline, kalemine sağlık diyerek kitabın yeni ciltlerini beklediğimizi bildiriyor ve kendisine yoldaşlık eden Bâki’nin o ünlü beytini az uyarlayarak bir kez de biz tekrarlıyoruz:
Eserlerini bu âleme Dâvut gibi sal ey Satoğlu
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş seda imiş…

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Tem
06Tem

Satoğlu’nun Yeni Sedâsı

29Haz
22Haz

Ve Geldi Seçim

08Haz

Elazığlı Şairlerle Kadir Gecesi

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.