GÜNDEMDEN İKİ SATIRBAŞI


 GÜNDEMDEN İKİ SATIRBAŞI

Alman Federal Meclisi 2 Haziran 2016 tarihinde Ermeni Soykırımı Tasarısı’nı kabul etti. Tasarı genel itibariyle, 1915’te tehcir süreciyle başlayan olayların soykırım olarak tanınmasını, bunun orta öğretim ve üniversite eğitiminde ders olarak okutulmasını ve sivil toplum çalışmalarına ve yayın alanına yansıtılmasını içeriyor.

Bu konuda fazla söze gerek yok. Söylenmesi gerekenler, yıllardır defalarca söylendi. Olay tamamen politiktir ve belli amaçlara hizmet için kullanılmaktadır. Burada iki hususa dikkat çekmekte yarar vardır. Bu tasarı bir yıldır adeta bağıra bağıra geldi. Demek ki uluslararası arenada daha yapmamız gereken çok şey ve almamız gereken mesafe olduğu ortada. Bu arada 23 Nisan 2014 günü dönemin başbakanının iyi niyetle yayınladığı taziye mesajı da bir işe yaramadığı gibi, belki de bu kararın alınmasında mesnet olarak kullanılmış olabilir. Nitekim bu taziye mesajının ardından o zamanlarda açıklama yapan ABD sözcüleri “Erdoğan’ın 1915 olayları ile ilgili çarpıcı açıklaması, küresel prensipleri teyit ediyor” diyerek işi siyasi boyuta çekmişlerdi bile.

Demek ki, taziye mesajı bir işe yaramadı. Ermeni torunlar aldırmayıp yerli işbirlikçiler ile birlikte yasayı çıkarmayı başardılar. Hep söylüyoruz; dış politikada ağızdan çıkan her söz, atılan her adım çok dikkatli olmalıdır. Çok iyi niyetli olsanız bile sonuçları iyi hesaplanmadan söylenen bir söz, bumerang gibi dönüp bir gün sizi vurabilir.

***

Güneydoğu’da yaklaşık bir yıldır güvenlik güçlerimiz tarafından bölücü terör örgütüne karşı operasyonlar sürdürülüyor. Bu süreçte asker, sivil, polis 750’den fazla şehit verdik. Şehitlerimizin çoğu EYP denilen bombalar ile kurulan haince pusularda hayatlarını kaybettiler. Yaşlı, genç, kadın, erkek birçok canımız gitti. Karnındaki altı aylık bebesiyle şehit olan polis memuru Şerife Özden Kalmış ve hayatının baharında şehit olan yüzlerce asker ve polisimiz yüreğimizi dağladı. Savunmasız sivillerin arasında canlı bombalar patlatıldı. Herkes gibi bizim de aklımızdan elbette şunlar geçiyor: Keşke şu çözüm sürecinde bu kadar her şeye göz yumulmasaydı ve bu kadar yığınak yapılmasına kayıtsız kalınmasaydı. Keşke örgüt bu kadar palazlanmasaydı…

Bu konuyla ilgili iyi niyetli uyarılar, maalesef iktidarın her yaptığını kayıtsız şartsız destekleyen bir takım iradesi kendi elinde olmayanların hoşuna gitmiyor ama kırmadan ve incitmeden hakikati söylemeye devam etmek lazım. Eleştirilenler de, eleştirilere kulak vermeli kendince istifade edilecek yanlarını değerlendirmelidirler.

Her neyse olan oldu artık. Hükümetin şu anda terörle mücadele konusundaki kararlılığı yerindedir ve desteklenmelidir. Ancak geldiğimiz bu noktada Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımıza büyük görev düştüğünü düşünüyorum. Neticede bu işten en çok muzdarip olan onlar. Şu ana kadar terörün gerçek yüzünü daha iyi görmüş olmaları lazım. Terör örgütü mücadele alanını yerleşim yerlerine çekerek bir anlamda halkla devleti karşı karşıya getirmeyi amaçladı ama bu plan tutmadı. Kürtler eğer iyi niyetli iseler, artık terör örgütüne destek vermediklerini açıkça gösterecek bir tavır ortaya koyup devletin yanında olduklarını hissettirmelidirler. Ortada bir sorun varsa, önce silahlar susmalı ve kan akmamalıdır. Akan her damla kan, sorunu daha da çözülmez hale getirmektedir. Türk ve Kürtlerin ortak bir coğrafyada tek bir millet olarak yaşamaları konusunda umutlar henüz tükenmemiştir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi en büyük sorumluluk Kürtlere düşmektedir. Bölücü Kürt siyasetçiler toplumda değer bulmamalıdırlar. Onların da artık maskesi düşmüştür. Dertleri Kürtler’in mutluluğu, refahı, gelişmişliği ve huzuru olsaydı; “berdel”i, küçük kızların yaşlı erkeklerle evlendirilmesini, büyük oranlara ulaştığı iddia ve ifade edilen ensest ilişkileri, kaçakçılığı, başlık parasını, kan davalarını, devlete ödenmeyen vergiler veya kaçak su ve elektrik kullanım alışkanlığı gibi birçok sosyal olumsuzluğu bir kez olsun gündeme getirir, araştırır ve çözüm bulmaya çalışırlardı. Bu sosyal yaralar tedavi edilmedikçe nasıl yönetirseniz yönetin bölge insanı mutlu olmayacaktır. Sorun siyasi değil, kültürel ve sosyaldir. Ekonomik yönden yaşanan olumsuzluklar ise ülkenin her yerinde fazlasıyla yaşanmaktadır. Bunun için silaha sarılmanın haklı bir gerekçesi yoktur. Bugün yurtiçi ve yurtdışındaki bazı bölücü Kürt teorisyenler Anayasa’da Kürtlerin bir millet olarak tanımlanmaması ve bölgesel özerkliğin kabul edilmemesi halinde çatışma ortamının devam edeceğini söylemektedirler. Bölünmeden ve terörden yana olmayan sağduyulu Kürt vatandaşların bu söylemleri tekzip edecek bir tavır geliştirmelerinin zamanı gelmiştir ve neredeyse geçmektedir.

Bölgeden şehit haberleri gelmeye devam ederken ve şehirlerde bombalar patlatılırken halen daha terörü ve teröristi kutsayan söylemlerde bulunulursa işte o zaman kardeşlikten de, birlikten de söz etmek veya beklemek hayal olur.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Ara
30Ağs

DOKUNMAYIN ATA’MA!

07Nis

RÜYAMDA GÖRDÜM

01Oca

ANLAYAMADIM!

22Kas

ŞEHİT ÖĞRETMENLER

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.