OKULLAR AÇILIRKEN


 Yeni bir Eğitim-Öğretim yılına giriyoruz.Çocuklar heyecanlı …Özellikle Anaokuluna ve İlköğretime başlayacak çocukların aileleri de en az onlar kadar heyecanlı.Zaten sağ olsunlar gelen ve giden Milli Eğitim Bakanları okulları,eğitim sistemini tam bir yap boza çevirdiler….Evet tam bir YAP-BOZ…Çocukların gelecekleri ile bu kadar oynanır mı ? Hükümetin 10 yıldır atadığı tüm Milli Eğitim Bakanları Eğitim sitemini daha da karışık,içinden çıkılmaz bir hale getirdiler… Ayrıntılarına uzun uzadıya girerim ama  sütunumuz bu kadar uzun olmadığından ayrıntılarını işin uzmanlarına bırakacağım…Aslında eğitim ve öğretimimizin ne durumda olduğunu anlamak için sokaklara bakmamız yeterli…Artık özellikle büyük şehirlerdeki okullarda uyuşturucudan,çetelerden bahsettiğimiz bir dönemi yaşıyoruz.Bu tür haberlere gazetelerin 3.sahifelerinde artık sık sık rastlıyoruz.Elazığ da henüz bu tür olaylar fazla yok ama ileride olmayacağının garantisini kim verebilir ?

                   Ben 1986-1987 döneminde Keban Lisesinden mezun oldum.Öğretmenlerimiz mezun olduğumuz dönemin lisenin EN PARLAK OLDUĞU dönem olduğunu söylüyorlardı.Bilmiyorum acaba ilimizde faaliyet gösteren okullarımızın da acaba böyle EN PARLAK DÖNEMLERİ var mı ? Bu dönemler biliniyor mu ? Takip ediliyor mu ?

                   Benim Elazığ da okullar açılırken iki çocuğun velisi olarak gördüğüm en büyük eksiklerden birisi okulların ilk başta dış görünüşlerinin cephelerinin,bahçelerinin oldukça bakımsız olduklarıdır. İlimizde faaliyet gösteren birkaç ÖZEL OKUL ve birkaç DEVLET OULU okulu hariç hariç diğer hemen hemen tüm devlet okulları bu bakımsızlıktan,ilgisizlikten nasibini almış gibidirler…Biliyoruz devlet okulların bakımı,onarımı,tamiri için yeterince ödenek gönderemiyor ama bu gibi işler okul ve aile birlikleriyle de yapılamaz mı ? Öğrenci velileri ile kurulacak İYİ VE GÜZEL diyaloglar ile bazı eksik işler yapılamaz mı ?

                   Devir değişti.Artık hem öğrencilerin hem de velilerin Okullardan beklentileri çok fazla.İnternette veli ve öğrenci beklentileri adlı bir araştırma görmüştüm.Bu araştırmaya göre Veli Beklentileri kısaca ; Çevreden okulla ilgili olumlu eleştirileri duymak, Fiziksel koşulların kusursuz olduğu eğitim ortamı,Okul güvenliği, Okul disiplini,Okulun akademik başarısı, Öğrenci – öğretmen iletişiminin nitelikli olması, Teknolojik donanım ve uygulamaları,Güvenlik,Hijyen, Beslenme,Servis,Okul  Yönetimine güven, İhtiyaç durumunda okul yönetimi ve öğretmenlere rahat ulaşım, Veli toplantılarının ihtiyaçlara cevap verecek şekilde düzenlenmesi olarak belirtiliyordu.

                Aynı yazıda Öğrencilerin beklentileri ise ;  Spor aktiviteleri ve bu alanların varlığı,Kültürel aktiviteler, Pozitif iletişim kurabildiği öğretmenler,Nitelikli geziler, Nitelikli ve aktif olarak çalışabilecekleri okul kulüpleri, Rehberlik hizmetleri ve sık iletişim kurabilmek olarak belirtiliyordu.

                   Yani artık veliler ‘’ eti senin kemiği benim ‘’ anlayışından çok uzaktalar.Ve bir daha o dönemlere dönülmesi artık imkansız. Okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin velilerin ve öğrencilerin bu beklentilerini karşılayacak eğitime sahip olmaları gerekmektedir.

                  Bu yazıyı yazmak nereden mi aklıma geldi? Mesleğimiz malum avukatlık olduğundan zaman zaman okullarda şiddet gören çocukların yada bu tarz suçlamalarla karşılaşan öğretmenlerimizin avukatlıklarını yapıyoruz.Yine aynı zamanda öğrenci velisi olduğumdan onların okudukları  Okula gidiyor,çevreyi olanları olması gerekenleri gözlüyor ve gözlemliyoruz…Aslında okullarımız,eğitim sistemimiz hakkında daha çok yazacak şeyler var ama benim amacım burada yeni bir eğitim-öğretim dönemine girerken kısaca bazı eksikliklerden ve beklentilerden bahsetmek olduğundan yazımı burada bitiriyorum.

        Çocuklar sizlere emanet değerli Okul yöneticilerimiz ve Öğretmenlerimiz… 

Zorunlu Mali sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin, 3. kişilere verdiği zararları karşılamak üzere hem üçüncü kişileri hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür. İşletenlerin KTK 85. maddesindeki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortasını yapmaları zorunludur.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmayan araçların trafiğe çıkması yasaktır.

 Zorunlu trafik sigortası işletenin Karayolları Trafik Kanununa göre sorumluluğunu karşılamak üzere kurulmuştur. Bu sigorta türü işletenin 3. kişilere verdiği zararları karşılamak amacıyla düzenlenmiştir. Yani Trafik sigortası işletenin 3. kişilere verdiği zararları karşılamaktadır. İşletenin kendisine gelen zararlar sigorta kapsamı dışındadır.

 Örneğin; sigortalı aracın tek taraflı maddi hasarlı bir kaza yaptığını düşünelim. Burada sigortalıya ait araç 3. bir kişiye zarar vermediği için bu araçtaki maddi zarar sigorta kapsamı dışındadır. Aynı aracın bir yayaya çarpıp öldürdüğünü ve aracın kusurlu olduğunu düşünelim. Bu durumda yaya 3. kişi konumunda olduğundan bu zarar sigorta kapsamında kalmaktadır ve sigorta bu zararı karşılamak zorundadır.
 Zorunlu Trafik sigortasında; sigortacının(sigorta şirketinin) sorumluluğu limitle sınırlıdır. Limitin üzerindeki zarardan sorumlu değildir.

Zorunlu Trafik sigortasından faydalanma şartları;
1-İşletenin kendisinin uğrayacağı bir zarar söz konusu olmamalıdır.
2-Motorlu bir aracın söz konusu olması gerekir.
3-Sigorta kapsamındaki kaza karayolunda olmalıdır.
4-Motorlu araç işletme halinde olmalıdır.
5-Hatır taşıması söz konusu olmamalıdır.
6-Zarar görenin beraberinde bulunan eşyanın zarar görmesi gereklidir. Burada zarar görenin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında araçta taşınan eşyanın uğradığı zarardan işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabidir. Yani zarar görenin bagaj ve benzeri eşyanın zarar görmesi halinde sigortacının sorumluluğu bulunmaktadır.
7-Aracın çalınma ve gasp edilmesinde işleten ve eylemlerinden sorumlu kişilerin kusurunun bulunmaması gerekir. Yani işletenin aracın çalınması veya gasp edilmesinde araç işleteni veya işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru yoksa araç işleteninin sorumlu olmaması nedeniyle sigortacının da sorumluluğu bulunmamaktadır.

8-Motorlu bisiklet sürücülerinin uğradığı zarardan sigorta şirketi sorumlu değildir.

Araç sürücüsünün zarar görmesi halinde Sigortacının sorumluluğu ;

 KTK 91. maddesine göre, zorunlu trafik sigortamda, sigortacı işletenin aynı yasanın 85/1. maddesindeki hukuki sorumluluğu üzerine alır. Buna göre, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olursa işleten bu zararlardan sorumlu olacaktır. Sigortacının bu kapsamda ki sorumluluğunu sınırlayan KTK 92. maddesinde araç sürücüsünün sigorta kapsamı dışında kaldığına dair bir hüküm olmadığı için araç sürücüsünün zarar görmesi halinde (mesela ölümü)sigorta şirketinden tazminat talep edilebilecektir. Ancak araç sahibi ile sürücü aynı kişi ise veya sürücü kusurlu ise sigortadan faydalanamaz.

Sigorta şirketinin araç sahibine rücu hakkı;

Kazada araç sahibi %100 kusurlu olsa dahi, sigorta şirketi,  sigortalı aracın sahibine ve sürücüsüne rücu edemez. İyi haftalar.



YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Şub

TAŞERON İŞÇİLER MESELESİ

21Oca

HSYK’DA NELER DEĞİŞİYOR

11Kas
09Ekm
15Eyl

OKULLAR AÇILIRKEN

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.