AYAKÜSTÜ!


                                        AYAKÜSTÜ!

                                                           Yusuf EROĞLU

            Valla, şimdikiler Fast Fod mu ne deyiler? Bilmim. Ama bizim zamanımızda, öyle ayakta bir şeyler yemek, ayıptı. Evet. Resmen ayıptı. Hatta günah sayılırdı. Analarımız çağaları,”Vula ayahta yersez, şeytan altızdan alıp götürür ha!”diye gorhudurlardı. Çağalar ne poh yesin. Yedikleri alttan gitmesin diye, oturmadan bir şey yemezlerdi. Zaten, ayakta yenilen yemeğin, beti bereketi de olmazdı. Sonradan, Tıbben de, ayakta yemek yemenin, su içmenin zararlı olduğu ortaya çıktı. Anamızın, babamızın, dedemizin, bir kere daha haklı olduklarını gördük. Bize atalarımızın öğrettikleri çoh önemli şeyler vardı. Mesela, ekmek, yemek nimetti. Öyle yerlere dökülmezdi. Yerlere dökenlere de”,Bah. Allah o nimetleri elinden alır. Töktüklerini bile bulamazsın. Günahtır. Ahrette onları kirpiklerinle toplayacaksın” diye nasihat ederlerdi. Şimdi, kim kime, dum duma. Adam tabağı eline almış, yürürken Pilav yiyor. Tavuk döner, çiğ köfte höpürtüyor. Bir elinde Ayran, diğerinde lahmacun, salyaları akarak yiyor. Karşıdaki açmış, bulamıyormuş, canı çekiyormuş, adamın aklına bile gelmiyor. Yerlere dökülmüş, gelen giden insanlar nimetlere basmış. Kimin umurunda? Yahu nerede, bizim örf ve adetlerimiz? Evimizde pişen yemeğin kokusu komşuya gitti diye, bir tabakta onlara götürdüğümüz günler nerede kaldı?”Şu paketi iyice sarın. Et olduğu dışarıdan görünmesin. Alan var, alamayan var” diyen insanlar tarihe mi karıştı?”Dertli sölegen olur” diye boşuna söylememişler. Hep söylüyoruz. Eskiden yokluk vardı. Fakirdik. Ama aç, açık değildik. Elimizdekilerle yetiniyorduk. Kendimizden yukarıda olanlara değil de, bizden aşağıda olanlara bakıp şükrediyorduk. Şimdiki gibi, şunun buyu var, şunun şuyu var diye Sidik yarışına girmiyorduk.

               Ayaküstü yemek moda olmuş. Almış başını gidiyor. Üstelik vatandaş ne yediğini de bilmiyor. Bir de Kahvaltı meselesi var. Bir misafirin gelmiş. Onu ağırlayacaksın. Al götür kahvaltı salonuna. Amenna. Lakin kendi Aileni alıp, kahvaltı salonun götürüyorsan, biraz düşünmen lazım. Nereden çıktı bu, diye soracaksınız. Sorun. Canınız sağ olsun. Geçen bir arkadaşımız serzenişte bulunuyor.”Yahu, ailece Kahvaltıya gittik. Dört kişiyiz. Tam 125 lira hesap geldi. Boğazımızda kaldı.”.Ne poh yemişlerse? Heram itkan olsun. Gelir tabi. Ne  itiz azmış? Gıçızı gırıp evizde fışgılanın. O parayla dört kişi, evinde tam bir ay kahvaltı yapar. Yalan mı? Mesele ne peki? Efeem. Geçen hafta sonu filan kahvaltı salonuna gittik. Çohhh güzeldi”.Neymiş? Desinler. Yahu demesinler. Sen dışarıda kahvaltı yapınca, burnun mu, makamın mı büyüyor? Başka neymiş? Ev kirleniyormuş. Bulaşık çıkıyormuş. Sanki Padişah torunu mübarekler.

                Ne diyelim. Eski dadlar galmamış. İsraf almış başını gidiyor. “Gemisini kurtaran kaptan” zihniyeti, günlük hayatımıza hakim olmuş. Biz bunları yazdıkça, kimileri “ne güzelmiş eski günler “derken, bazıları da,”Eyi ki biz o zaman yokmuşuz. Bak ne güzel, şimdi her şeyi buluyoruz. Her şeyi yapıyoruz”.Peki insanlık? Adamlık? Komşuluk? Müslümanlık? Ne diyelim ki, yiyin efendiler yiyin. Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin,

           Allah(c.c) yar ve yardımcınız olsun. Allah’a (C.C)emanet olunuz.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15May

Vefalı Elazığlı

08Oca

Kavurma!

30Ekm

MASTARSPOR

21Ağs

NEREDEN NEREYE!

20Haz

ELAZIĞSPOR SEVDASI

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.