HIRİK


 HIRİK

                                                               Yusuf EROĞLU

               Yırtık elbise modası aldı başını gidiyor. Önceleri 5 cm olan öndeki yırtıklar, şimdi 20-25 cm lere kadar büyüdü. Yakında olur olmaz yerlere giderse şaşmayalım. Bu delik pantolan giyenleri gördükçe, eski günlerimiz aklımıza geliyor. Öyle yırtık pantolon giyeceksin, zuvahlara çıkacaksın, yürek isterdi.”Anam. Bu çağanın sahabı yoh mu? Ele yırtık, pırtık pantol ile yollara salınmış” diye gıybet ederlerdi. Yani anlayacağınız, eskiden elbisesi temiz olmayan, yırtık olan kimseler kınanır, eleştirilirdi. Şimdi özellikle yırtık pantolon alıyorlar. Bir çuval para veriyorlar. Artık yırtık yerler dizin dışında, apış arasında da var. Vallahi var. İnanmıyorsunuz değil mi? Aynıyla vaki. Uzahh ola. Bir de burunlarına tosun halkası geçirmezler mi? Dudaklarına çengel takmıyorlar mı? Eyvah ki ne eyvah. Bizim çağalıh zamanımızda pantolonlarımız, çoraplarımız, yamalı olurdu. Kimse de, yamalı diye dedikodu yapmazdı. Ayakkabılarımız da öyle. Ele küpe takmak, buruna halka taktırmak hâşâ, puşt işi olarak görülürdü. Zaten o zamanlar böyle bir iğnelik! İcat edilmemişti. Favori moda olduğu zamanlar uzatırdık. Ana babalarımız ona bile gızarlardı.”Vula gâvurlara benzemişsin” diye eleştirilerdi

                 Dibi delik Ayakkabılara pençe yapılırdı. Üstünde bir sıkıntı varsa, sayanın üzerine deri yama ilave edilirdi. Yani hırik giymek yakışık almazdı. Hırik ancak bağda, bahçada, kullanılırdı. Zaten herkesin bir çift günlük ayakkabısı, bir de hıriği olurdu. Öyle üç beş çift ayakkabı sahabı olmak, nerede? Elbisemiz, çorabımız yamalı, ayakkabımız hırikdi. Cebimizde paramız yoktu. Aç kalmadık, açık kalmadık. Kanaatkârdık. Azıcık aşım, kaygısız başım zihniyetindeydik. Kimsenin malında gözümüz yohtu. Olsa ki ne olacaktı ki? Tuzu kuru olanların sayısı, iki elin parmakları kadar ancak vardı.

Yazımızın başlığını Hırik koyduk. Bu yüzden satırlarımıza Harputlu Ali Suzi Can’ın, bununla ilgili bir şiirle son verelim. Allah(c.c) yar ve yardımcınız olsun. Allah’a(C.C) emanet olunuz.

Gördün ve görmedesin, Hanya, Konya hepsi bir,

 İsli ekmek sacıyla baklavalık tepsi bir,

 Sarayda göç etmekle, mermerde otopsi bir.

 Gördüklerin nafile ve geçirdiklerin boş,

Gönüller aydın olsun, ne fark eder ki Gakgoş!.

 Karşımda Marmara’nın pırıl, pırıl sinesi,

Lakin kulaklarımda, Harput’un yanık sesi,

 Yabancı görmedeyim, nerede olsam, herkesi.

Sanki nur içindeyim veya dört bir yanım loş

Gönüller aydın olsun, ne fark eder ki Gakgoş!.

 Alemin hamamında, hanında, gözümüz yok,

 Harmanları bol olsun, billahi sözümüz yok,

Bizim de Hakk’a şükür, değişik özümüz yok.

 Bizim ayakta hırik onlarınkinde kaloş,

Gönüller aydın olsun, ne fark eder ki Gakgoş!.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15May

Vefalı Elazığlı

08Oca

Kavurma!

30Ekm

MASTARSPOR

21Ağs

NEREDEN NEREYE!

20Haz

ELAZIĞSPOR SEVDASI

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.