DOÇENTLİK SINAVLARINDA YENİ DÖNEM


Doçentlik sınav yönetmeliğinde köklü değişiklikler yapıldı. Bu köklü değişikliklerin temel amaçlarından en önemlisi adayın jürisinde kimlerin yer aldığını bilmemesidir. Bunu sağlamak için doçent adayları eserleri de dâhil olmak üzere başvurularını elektronik ortamda yapacak.  Adaylar doçentliğe ilk başvurduklarında eserlerinin tümünü de elektronik ortama yükleyecekler. Jüri üyeleri de gene mümkün olduğunca otomasyon tarafından rastgele atanacak. Bunun için “Elektronik Jüri Belirleme Sistemi” oluşturulacak. Ancak, bazı bilim alanlarında yeterli jüri üyesi olmadığı için bu guruba giren jüri üyelerinin belirlenmesi gene Doçentlik Komisyonu üyeleri tarafından el ile yapılacak.

Jüri üyeleri adayların eserlerini inceleyip nihai kararlarını çevrimiçi olarak Üniversitelerarası Kurula (ÜAK) elektronik imza ile gönderecek. Tüm jüri üyelerinin raporları ulaşmadıkça, aday jürisinde kimlerin olduğunu bilmeyecek. Eskiden olduğu gibi 5’i asıl olmak üzere 7 kişiden oluşan jüriler oluşturulacak. Bu sistemin getirilmesindeki amaç, yanlı jüri oluşturmanın önüne geçmektir. Peki, gerçekten de bu sistem sayesinde artık yanlı jüri oluşturulamaz mı?

Bazı doçentlik bilim dallarında jüri üyesi olabilecek kişilerin sayısı iki elin parmak sayısından daha az. Yani istediğiniz kadar otomasyonla atama yapınız. Eğer bir alanda jüri üyesi olacak öğretim üyesi sayısı az ise, aday çok rahatlıkla kimlerin eserlerini değerlendirdiğini tahmin edebilecektir. Ama bazı alanlar var ki o alanda jüri üyesi olabilecek 40-50 öğretim üyesi mevcut ise, o alanlarda kimlerin jüride olduğunu tahmin etmek kolay olmayacaktır.

Jüri üyelerinin belirlenmesi gerçekten de tamamen rastgele yapılabilir mi? Cevabım “Hayır” olacaktır, çünkü elektronik ortamdaki bilgileri manipüle etmek çok daha kolaydır. Programı yazanlar ya da sistem yöneticileri her türlü tasarrufu yapabileceklerdir. Daha açık söylemek gerekirse, bu otomasyon sistemini yöneten bazı yazılım uzmanları olacaktır. İşin yazılımını yapan ya da bilen kişilerden bahsediyorum. Örneğin bir X adayının jürilerine kimler konulmak isteniyorsa, birkaç basit kod yazılımı ile bunu sağlamak, bilgisayar kurdu olan kişiler için peynir ekmek yemeye benzer. Sıkı denetim olmazsa, kameralı kayıt sistemleri kurulmazsa, bu tür tasarruflar, iki veya üç ayrı Admin’in belirli şifreleri bir araya getirdikten sonra sisteme müdahale edebileceklerine dair bir tedbir alınmazsa, asıl elektronik ortamda çok daha rahat değişiklikler yapılabilir. Bir yazılımcı olarak bu tür suiistimallerin yapılabileceği tedirginliğini taşıdığımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu nedenle Doçentlik Komisyonu içerisinde, “Elektronik Jüri Belirleme Sisteminde” kullanılan kodlamadan anlayan mutlaka bir üye olması gerekir diye düşünüyorum. Gerektiğinde bu üye sistemin jüri üyeleri atamalarını rasgele yapıp yapmadığını test edebilmelidir.

Üniversitelerarası Kurul, Elektronik Jüri Belirleme Sistemindeki güvenlik tedbirlerinin ne olduğunu açıklarsa, o zaman sistemin nasıl kolayca manipüle edileceği hakkında fikirlerimi bildirebilirim.

Siz istediğiniz sistemi kurun, eğer jüri üyesi bu sistemin arkasında durmazsa ve dürüst davranmazsa, gene aday ile hemen temasa geçebilir. Örneğin bir jüri üyesi adayı arayıp “Ben senin jürinde yer alıyorum” derse, bunu önlemek mümkün mü?

Elektronik ortamın en önemli katkılarından bazılarını şöyle sıralayabilirim. Aday, 7 kopya basılı dosya hazırlamak külfetinden kurtulmuş olacaktır. Anlayacağınız, fotokopicilerin dezavantajına bir durum. Diğer taraftan dosyaların jüri üyelerine gönderilmesinde aday kargo parası vermeyecektir. Jüri üyelerinin odalarında adayların dosyaları fuzuli yer işgal etmemiş olacaktır. Jüri üyesi bu bilgileri elektronik ortamda tutarsa, güzel bir arşive sahip olabilecektir. Ama şu da çok iyi biliniyor ki bazı kendini yenilemeyen ve elektronik postasına bakmayı beceremeyen jüri üyelerinin işi çok zor olacak. Ekranda makaleleri okumayı sevmeyen jüri üyelerinin elektronik dosyaları yeterince inceleyeceklerinden de şüpheliyim. Hemen bazılarınızın sorduğu soruyu tahmin edebiliyorum. Kâğıt üzerinde sunulan eserleri acaba kaç jüri üyesi hakkıyla okuyordu ki? Der gibisiniz (!)

Eser incelemesinde başarısız olan bir aday, önceki yönetmeliğe göre biri birini takip eden süreçte sözlü sınavlara müracaat edebiliyordu. Hatta öyle ki benim girdiğim bazı sözlü sınavlarda adayların peş peşe sözlü sınavlara girdiğini görmüştüm. Yani bazı adaylar adeta haklarını bir an önce tüketmek istiyordu ki mümkün olduğunca hak kullanmış olarak jürilerin önüne çıksın. Nitekim bazı jüriliklerde aday kendini acındırmak için “Hocam bu sözlü sınava dördüncü girişim” diyebiliyordu. Şimdi birinci, ikinci ve üçüncü defa sözlüden başarısız olan adaylar, hemen bir sonraki döneme başvuramayacaktır. En erken izleyen ikinci dönemde sözlü için yeniden başvurabilecek.

Sonuç olarak doçentlik sınav yönetmeliği değiştirilerek, bazı yeni tedbirler alınmak istenmiştir. Bu sistem dürüst olan adaylar ve jüri üyeleri için geçerliliğini sürdürebilir. Ama işi gücü fırıldak olan bazı aday ya da bazı jüri üyeleri gene bir formülünü bulur, sistemi kısa sürede yozlaştırabilir. Bekleyip görelim, acaba sistem ne kadar dayanabilecek?

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Eyl
19May
10May

Batman’da Enerji Sempozyumu

22Nis

Batum konferans

15Nis
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.