MASRAFLARI YÖNETİCİLERE RÜCU EDİLSİN


MASRAFLARI YÖNETİCİLERE RÜCU EDİLSİN

Prof. Dr. Asaf Varol

Huzursuzluk yuvasına dönüşen üniversitelerin birçoğunda çok farklı davalar yürüyor. Haksızlığa uğrayan akademisyenlerden hakkını aramak isteyenler, tüm yasal yolları tüketmelerine rağmen haklarını elde edemediklerinde soluğu mahkemelerde alabiliyor. Mobbing uygulamayı meslek edinen bazı yöneticiler eften püften nedenlerle çalışanlarına disiplin soruşturmaları açabiliyor. Tam aksine kendi taraftarları da mahkeme kararı ile kesinleşmiş cezaları olsa, hatta tazminat davasına mahkûm edilse bile kişiyi aklaştırabiliyor.  

Bazı yöneticiler yazılan dilekçelere cevap vermiyorlar. Mağdur dilekçeye cevap süresinin sonuna kadar bekliyor. Sonuç alamayınca da farkında olmadan dava açma süresini kaçırabiliyor. Bu davranışı alışkanlık haline getiren bazı yöneticilere rastlamak mümkündür.

Bazı akademisyenler sorunlarına yasal yollardan çözüm bulamayınca BİMER’in yolunu tutmaktadır. BİMER aslında sadece postacılık yapıyor. Mağdurun dilekçesini ilgili kurumun yöneticisine gönderiyor. Aldığı cevabı da tekrar mağdura göndermekle yetiniyor. Allah aşkına bu BİMER’in kuruluş amacı sadece postacılık mı yapmak?

Üniversitelerin birçoğu, kendilerine açılan davaları kaybediyorlar. Aslında bu durum tam bir araştırma konusu olabilir. Acaba üniversitelerde açılan davaların yüzde kaçını üniversiteler kaybediyor? Ama şunu söyleyebilirim ki üniversiteler davaların çoğunu kaybediyor.

Üniversiteye karşı açılan davayı bir akademisyen kaybettiğinde mahkeme masraflarını ve avukat ücretini akademisyenin kendisi ödemek zorunda kalıyor. Ama tersine yöneticilere açılan davaların mahkeme masraflarını ve avukat ücretlerini niçin kurumları ödüyor? Bu mevzuat süratle değiştirilmelidir. Bir yöneticinin kusuru yüzünden bir akademisyene karşı bir dava kaybediliyorsa, mahkeme masrafı ve avukat ücreti ilgili yöneticiye rücu edilmelidir. Yani bir yönetici kendi egosunu tatmin etmek için bir akademisyene basit bir nedenden soruşturma açıyorsa ve de disiplin cezası verdiriyorsa, ama ilgili kişi mahkemelere başvurup bu disiplin cezasını iptal ettiriyorsa, doğan masrafları yöneticinin kurumu değil bizzat kendisi ödemelidir. Bu sağlanırsa, yöneticilerin keselerine dokunacağından, kolay kolay soruşturma açmaya cesaret edemeyeceklerdir.  

Burada bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim. 2007-2008 yıllarında Siirt Üniversitesinde Rektör vekilliği yaptığım dönemde özellikle bir gazeteci sürekli Siirt Üniversitesi aleyhine yazılar yazıyordu. Karşılıklı büyük bir hukuk mücadelesine girişmiştik. Aslı astarı olmayan yalanlar üzerine kurulmuş aleyhte yazıların her birine kendim bizzat tekzipler yazıyordum. Ama yayınlamıyordu. Bunun üzerine ilgili mahkeme kararları ile tekzipleri çok gecikmeli de olsa yayınlamak zorunda kalması, bu gazeteciyi daha da öfkelendiriyordu. İddiaları ile ilgili cumhuriyet savcılığında hakkımda suç duyurusunda bulunuyordum. Mahkemelerde birkaç dava açmıştım. Bütün dilekçeleri ve savunmalarımı bizzat kendim yapıyordum. Siirt benim hukuki alanda deneyim sahibi olmamı sağlamıştı.  Davaların tümünü (tazminat dâhil) sonuçta kazanmıştım.

Mahkemeleri kaybetmesi gazeteciyi daha da sinirlendiriyordu. Başvurmadığı üst mahkemeler kalmamıştı. Her yerde şunu söylüyordu. “Şayet mahkemeleri kazanırsam, tüm dava masraflarının ve avukat ücretlerimin Rektör Vekiline rücu etmesini sağlayacağım” demişti. Doğrusunu söylemek gerekirse bu ifadesi, savunmalarımı bizzat kendim yazmaya yönlendirdi. Çünkü savunmayı yeterince yapmamam halinde bu gazeteci tüm masrafları bana rücu etmek için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine dahi müracaat edeceğini belirtiyordu.

Nitekim bu gazeteci davaları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine de götürdü. Amacı, kaybettiği davaları bozdurmak, ödediği tazminatları faizi ile birlikte geri almaktı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de davalarda beni haklı gördü ve davalar leyime sonuçlandı. Bu gelişme medyada aşağıdaki biçimde yer aldı.

Üniversite camiasını eleştirdiği için iki ayrı davadan hakaretten mahkûm olan Siirt M… gazetesi sahibi C. K., Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) de umduğunu bulamadı.

56 yıllık gazeteci, Siirt Üniversitesi Rektör Vekili Prof. DrAsaf Varol'un açtığı davalarda “kişilik haklarına saldırıda bulunmak”tan tazminata mahkûm edilmişti.

“AİHM’de kazansaydım…”

İç hukuk yollarında hakkını alamayınca da AİHM’e başvuran gazeteci K., en son olarak 5 Temmuz’da AİHM’den gelen olumsuz yanıtla cesaretinin kırıldığını ifade etti; yerel mahkemeleri mesleklerini yeterince gözetmemekle eleştirdi.

Gazeteci, bianet’e, “Zaten kazansaydım AİHM’den, tazminatımı devletten değil, beni mahkûm eden ve ettirenlerden rücu edilmesini isteyecektim” demişti.

Şimdi duygudaşlık yapmak istiyorum. Şayet rücu tasarrufu işletilse, yöneticiler rastgele disiplin soruşturması açmaya cesaret edemeyeceklerdir. Çünkü mahkemeler disiplin soruşturmalarını iptal etmesi halinde, mağdurlar masrafların ilgili yöneticiye rücu etmesi amacıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat edebilirler. Bu sistem de yöneticilerin daha dikkatli davranmalarını sağlayacağı için, Türkiye’de ilgili mevzuatta değişiklik yapılmalıdır.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Eyl
19May
10May

Batman’da Enerji Sempozyumu

22Nis

Batum konferans

15Nis
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.