SEVGİ VE SAYGININ BÖYLESİ (KORE)


 The 3rd Asia-Pacific Conference on Management and Business konferansında bildiri sunmak üzere Güney Kore’ye geldim. Bu konferans 29 Haziran – 2 Temmuz 2015 tarihleri arasında yapıldı. Aslında konferansa katılıp katılmama konusunda tereddütlerim vardı. Çünkü Güney Kore’de Mers-Cov denilen bir virüs yüzünden ölüm haberleri tam da seyahat edeceğim tarih öncesinde gündeme oturmuştu. Daha İstanbul’da uçağa binişte bile bazı Korelilerin ağız ve burunlarını maske ile kapatmaları beni endişelendirmişti. Sonuçta Kore’ye seyahat planımı gerçekleştirmiş oldum.  

Kore’ye ilk gidişimdi. Ama teknolojik atakları nedeniyle Kore’nin ekonomisinin çok iyi olduğunu biliyordum. Özellikle elektronik dünyasında söz sahibi olduğunu bilmeyen yok. Diğer taraftan KIA marka otomobilleri ile de Türkiye’de oldukça tanınan bir ülke…

Uçaktan iner inmez sizleri hep gülümseyen yüzler karşılıyor. Kimle karşılaşsam selam veriyor. İnsanları çok sıcakkanlı… İnsan bu atmosfer karşısında kendisini güvende seyrediyor. Incheon Havaalanında ilerlerken Kore ve Türkiye bayraklı LCD ekranlarda Türkçe “Hoş geldiniz” kelimesi, psikolojik olarak sizi rahatlatıyor. Pasaport kontrolünde polis memurunun Türk pasaportunu gördüğünde ikinci kez yüzüme bakıp selam vermesi, hiç beklemediğim davranışlar idi.

Internet sayesinde ülkeye gelmeden önce yol haritaları dâhil her şey elimin altında idi. Bagajımla trene gidecek yolu ararken yanıma bir Koreli yaklaştı. İngilizce nereye gideceğimi sordu. Tabi tedirgin olmamak elde değil. Çünkü 2012 yılında Kolombiya’nın Başkenti Bogota’da paramızı hile yolu ile gasp etmek isteyen modern giyimli dolandırıcılardan canımız zor kurtarmıştık. İster istemez ilk etapta irkilmiştim. Kendisini tanıttı ve THY uçağında birlikte olduğumuzu söyledi. Japonya’da doktorasını yapmış bir akademisyen olan Dr. Hyunyong Lee KAIST Üniversitesinde fizik bölümden çalışıyormuş. Portekiz’deki bir konferanstan döndüğünü söyleyince rahatladım. Hele bir de kartvizitini verince artık, tedirgin olmaya gerek kalmadı. Dr. Hyunyong Lee ile samimiyeti artırdık. Ne tesadüf ki ben de KAIST Üniversitesi ile görüşmeler yapmak üzere ziyaret planlamıştım. Kısmet ayağa gelir derler ya aynen öyle oldu. Amacım, KAIST Üniversitesi ile işbirliği çalışmaları başlatmak. Bakalım bu gayemi elde edebilecek miyim ileride göreceğiz.

Konferansa Türkiye’den sadece ben katılmıştım. Konferans öncesi katılımcı ülkelerin bayrakları gösterildiğinde, insan daha da mutlu oluyor. Bir de konferansa katılım ağırlıklı olarak Uzak Doğu ülkelerinden olunca atmosfer çok daha farklı boyut kazanıyor. Endonezya’dan onlarca kişi katılmıştı. Benim Türkiye’den geldiğimi duyan gelip selam veriyor ve kardeş diye hitap ediyor. Birçok ülke dolaştım ancak, ilk defa bu kadar ilgi görüyordum.

Hele Koreliler daha da saygılı, gelen başını eğerek selam veriyor. Başlıyorlar bizlerin kardeş olduğumuzu anlatmaya. 1950-1953 yılları arasında savaşta Birleşmiş Milletler ordusu kapsamında gönderilen Türk askerilerinin kendilerine yaptığı yardımı alsa unutmuyorlar. Yaşlı Koreliler belki hatırlarlar, ama daha gencecik kuşaklar nasıl oluyor da tarihlerini bu kadar iyi biliyorlar? Bizde Çanakkale Zaferlerini bilen acaba genç kuşakların oranı nedir diye kendi kendime sordum.

Konferans öncesi mağazalarda dolaşırken, bana Türk müsünüz? Diye soran Korelilere ne demeli. Türk olduğumu nasıl anlıyorlar diye de merak ettim. Hemen savaşta kendilerine yardım ettiğimizle söze başlıyorlar ve yüzlerinden gülücükler eksik olmuyor. Bu davranışlar karşısında gerçekten kendimi bu ülkede yabancı olarak görmemeye başladım. Sokakları dolaşırken Türkiye’den geldiğini söylediğinde ilgi noktası oluyorsun.

Korelilerin tarihlerini bu kadar nasıl iyi bildiklerini merak eder durdum. Seoul’un meşhur City Hall mevkiinde dolaşırken yol kenarında Kore savaşları nedeniyle sergilenen resimleri gördüm. Resimlerde savaşta kendilerine yardım eden İslam devletlerinden fotoğrafları ve Türk Tugayı ile ilgili resimleri sergileniyordu. İşte geçmişi gelecek nesillere böyle aktarıyorlar. O caddeden geçen herkes o resimleri gördüğü için de kafalarında Türk imajı canlanmış oluyor.

Güney Kore halkı Türkleri gördüklerinde davranışları çok daha farklı oluyor. Misafirperver ve güler yüzlerini eksik etmiyorlar. İşte tarihsel bu geçmiş nedeniyle de fedakârlıkta bulunmak istiyorlar. Bu yazıyı kaleme aldığımda Kore’de idim. Dr. Lee’nin daveti üzerine KAIST üniversitesinde gideceğim ve orada tanışacağım bazı akademisyenlerle ileride işbirliği yapmayı deneyeceğim. Bu konferanslar akademisyenler için çok büyük fırsatlar sunuyor. Ama bu tür konferansları sadece gezi amaçlı yürütenlere bu fırsatlar kapalı. Eğer Kore’de bir iki üniversite ile işbirliği başlatabilirsek, konferansa katılmanın üniversitem açısından katkısını fazlasıyla sağlamış olacağım. Selam olsun gönül dostu Korelilere, selam olsun kendi tarihlerini asla unutmayan genç nesillere…         

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Eyl
19May
10May

Batman’da Enerji Sempozyumu

22Nis

Batum konferans

15Nis
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.