TEMEL BİLİMLERE RAHMET


Bir zamanlar temel bilimler denildiğinde, kredisi oldukça yüksek alanlar akla gelirdi. Benim üniversite yıllarımda Kimya, Fizik, Matematik, Biyoloji bölümleri oldukça yüksek puanlar gerektiriyordu. Hatta benden önceki kuşaklar bu bölümleri ilk tercihleri arasında dahi gösteriyorlardı.

Bir dönemler üniversiteler kurulurken o üniversitede Fen-Edebiyat Fakültesinin kurulması zorunluluğu vardı. Yani bir üniversite içerisinde ilk zorunlu fakülte Fen-Edebiyat idi. Ne oldu, her yeni üniversite demek Kimya, Fizik, Matematik, Biyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih vb. alanlarında birçok kişinin üniversitelerde yığılmasına neden oldu. Her yer doldu taştı.

Önceleri Fen-Edebiyat Fakülteleri dersleri arasında eğitim dersleri de yer alıyordu. Yani bu fakülte mezunlarının birçoğu öğretmen olarak doğrudan atanabiliyordu. Ne zamanki Eğitim Fakülteleri kuruldu, Fen-Edebiyat fakülteleri çöküşe geçti. Hele bir de formasyon dersleri bu fakültelerden kaldırılınca, Fen Edebiyat Fakülteleri süratle boşalmaya başladı.

Bugün fen ve edebiyat fakültelerinin birçok bölümü can çekişiyor. Çok az rakamlarda (Örneğin sadece 10 kişilik kontenjan) verilen kontenjanlar dahi dolmuyor. Öğrenciler seçim yaparken, ileride rahat iş bulabilecekleri bölümleri tercih etmek zorunda kalıyorlar.

Ama fen ve edebiyat fakültelerinde çok büyük bir potansiyel var. Öğretim üyelerini kastediyorum. Bu öğretim üyelerinin atıl durmasına ve öğrenci bulamamalarına üzülüyorum. Çünkü bu beyinler kolay yetişmedi. Bazıları devletin imkânları ile eğitimlerini yurt dışında tamamladılar. Bu kadar emek ver sonrasında ise birçok öğretim elemanı atıl kalsın. Çok vahim bir durum…

Bu guruba giren bazı öğretim elemanları önemli projelere imza atabiliyorlar. Ama bu yeterli değil. Kaldı ki proje yapıyorsunuz ancak, projenizi ülkenin gelişmesi için katma değere dönüştüremiyorsanız, bir anlam ifade etmiyor.

Atıl fakülte ya da bölümler halkası gün geçtikçe çoğalıyor. Artık mühendislik alanlarının da birçoğu ülkemizde para etmiyor. İşte jeoloji, kimya, çevre, su ürünleri ortada… Ülkemiz şu anda bu kadar çok veteriner fakültesini de kaldıramamaktadır. Birçok veteriner fakültesi var ama hayvancılık sektörümüz ortada… Ziraat fakülteleri sanki farklı mı? Mühendisliğin makine mühendisliğinde dahi tehlike çanları çalmıyor mu? Şimdi liste yapmayayım, ama birçok meslek gurubunun erozyona uğradığı açıktır.

Peki, ne yapmalı? YÖK şu anda bu alanda çalışma yapıp söz konusu bu bölümlerin eski itibarlarını kazanmalarına formül arıyor. Bence yapılması gereken ilk iş bu bölümlerdeki öğretim üyelerini yakın oldukları ve de hala tercih edilen bölümlere kaydırmaktır. Meslek taassubu yapılmamalıdır. Örneğin fizik, istatistik ve matematik alanındaki öğretim üyelerinin kısa sürede bilişim alanına adaptasyonları sağlanabilir. Biyoloji mensupları temel tıp sahasında görev yapabilir. Kimya alanındaki öğretim üyeleri de Sağlık ile ilgili alanlarda eğitim veren bölümlere kaydırılabilir. Özellikle yeni üniversitelerin öğretim eleman ihtiyaçları bu şekilde tamamlanabilir.

Ama ülkemizde meslek taassubu had safhadadır. Bazı meslek gurupları bir türlü kendinden olmayanları kabul etmezler. Bunlar kendilerini aristokrat sınıfında görürler. Ama eminim ki kendileri yukarıda çizdiğim atıl gurup içerisinde yer alsalardı, benim burada yazacaklarımı tümüyle desteklerlerdi.  

YÖK, kapanan bölümlerde atıl duran öğretim üyelerini yeni açılan ve öğretim üyesi olmayan üniversitelerdeki uygun ve tercih edilen bölümlere kaydırmalıdır. Bir kısmını merkezi laboratuvarlarda görevlendirerek sürekli araştırma yapmalarını sağlamalıdır. Hatta bu araştırmacı guruplara proje destekleri vermeli ancak, sürdürülen projeleri de sıkı takip etmelidir. Yani iş yapmayan ve sadece bankamatik öğretim üyelerini emekliye sevk etmek için kanun çıkartmalıdır.

 Yeni üniversitelere gitmeye yanaşmayacak birçok kâmil öğretim üyesi olacaktır (!) Çünkü iş yapmadan para almak varken, kim gider başka ihtiyacı olan bir üniversiteye? Bu durum üniversitelerimizin kamburudur. Ama bu düşünceye sahip öğretim üyelerine de şu soruyu sormak istiyorum. Çalıştıkları kurum kendi malları olsa ve özel ya da vakıf üniversitesi olarak çalışsa; kendileri de yönetici olsa acaba ne yaparlardı? Ben söyleyeyim, en yakın arkadaşlarını dahi işten çıkarırlardı. O halde elimizi vicdanımıza koyalım ve kazancımızı helal edelim derim.  

     

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Eyl
19May
10May

Batman’da Enerji Sempozyumu

22Nis

Batum konferans

15Nis
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.