TÜRK TELEKOM’DAN D-SMART’A GEÇİŞ ÇİLESİ


Türk Telekom’dan aldığım İnternet hizmeti için hem çok aidat ödüyordum hem de alt yapının yetersizliğinden bıkmıştım. Sık sık kesilmeler oluyordu ve kesintinin giderilmesi kolay olmuyordu. Her defasında problemi çözmek için tanıdıkları devreye sokmam gerekiyordu.

2 Aralık 2017 tarihinde D-Smart’tan bir bayan aradı. Hani şu banklardan da arayan satış elemanları misali… İlgili bayan, Türk Telekom ile yapmış olduğum sözleşmenin 25 Kasım 2017’de bittiğini, Internet hizmeti için ödediğim meblağın yüksek olduğunu, oysa D-Smart’tan İnternet hizmeti almam halinde hem daha ucuz olacağını hem de ilave olarak bazı film kanallarını bedava izleyeceğimi söyledi. Şimdi böyle bir teklif aldığınızda ne yaparız? Eminim ki birçoğumuz “Dedikleriniz doğru ise D-Smart’a geçebiliriz” diyecektir.

Bu tür telefonlarda söylenenlere genelde güvenmem. Bu nedenle de “25 Kasım‘da sözleşmemin bittiği kesin mi? Daha iyi bir Internet hizmeti alacak mıyım? Film kanalları bedava olacak mı? Bir de bu işlemler nasıl yapılacak?” Diye sordum. “Hepsi doğru, siz hiçbir şey yapmayacaksınız. Bayimiz gelip sistemi kuracak. Size evrakları imzalatacak. O evraklar bize ulaştıktan sonra, bizler tüm işlemleri yapacağız ve siz hizmeti aksaksız alacaksınız” diyen bir D-Smart satış elemanına inanmaz mısınız?

Ben de “tamam” dedim. Jet hızı ile bir bayi elemanı beni aradı ve aynı gün cihazını kurdu, TV kanallarını hizmete açtı ve bana birkaç sözleşme evrakı imzalattı. O sözleşmenin her satırını okumak mümkün değil. Çünkü bayi elemanı bir an önce kaçmanın peşinde.

Keşke D-Smart’a geçmez olaydım. Bu iki ay içerisinde defalarca hem D-Smart müşteri hizmetlerini hem de Türk Telekom’u aramak zorunda kaldım. Her defasında yeni bir müşteri temsilcisi karşıma çıkıyor ve ben olayları başından sonuna kadar yeniden anlatmak zorunda kalıyorum. Not aldıklarını söylüyorlar, konuşmaların kayıt altına alındığını belirtiyorlar. Müşteri olarak ben sonuca bakarım. Kayıtlar kendi sistemlerinde. Yarın Mahkemelik bir durum olsa ve öyle bir kayıt yok denilse, nasıl ispat edeceğim?

Telefon trafiği sıklaşınca ve de çözüm bulunmayınca, son dönemlerdeki telefon görüşmelerini ben de kayıt altına alıyorum ve karşı tarafa bildiriyorum. D-Smart’a geçmemin üzerinden 2 ay çeçti, neyse İnternet sistemine geçebildik diye sevinirken, kameraların bağlı olduğu sistem çalışmaz oldu. Müşteri temsilcisini gene aradığımda, sabit IP almam gerektiği söylendi. Ben Türk Telekom’da iken zaten sabit IP numaram vardı. Her şey olduğu gibi D-Smart’a geçecekti güya (!)

Sabit IP için de her ay ekstra meblağ ödemem gerekiyormuş. “Denize düşen, yılana sarılır” misali “tamam onu da kabul ediyorum”, dedim. Çok şükür meseleyi hallettik diye sevinirken, bu defa da Cumartesi günü (3 Şubat) kamera sisteminin gene çalışmadığını gördüm. Kamera sisteminin kurulduğu evi sadece yaz aylarında kullanıyorum. Bu nedenle de önce komşuları aradım cereyan var mı diye. Cereyanın olduğunu duyunca kilometrelerce yol adım ve herhalde cihazlar yandı düşüncesi ile eve gittiğimde, Internet’in olmadığını gördüm.

Müşteri hizmetlerini aradığımda, bayi sistemi kurarken Yalın DSL’e geçmek istediğinize dair size evrak (ıslak imzalı) imzalatmadı mı? Demez mi?  Üstelik yalın DLS İnternet hizmetine de ayrı ücret alacaklarmış. Güya ben de Türk Telekom’a ödediğim meblağı altında aynı seviyede bir hizmet alacağımı hayal ederken (!). Bereket sistemi gelip kuran kişinin cep telefonunu almıştım. Yalın DSL imzalamanın kendi bayilerini ilgilendirmediğini, müşteri hizmetlerini aramamı söyledi. Dedim ki ben sizi tanımıyordum. Siz beni aradınız ve sistemi siz kurdunuz. Neden bu işlemi yapmam gerektiği konusunda beni uyarmadınız? Adam cevap vermekten aciz ve bir havalarda… Bayinin patronunun ismini sordum ve cep telefonunu istedim. “Veremem, müşteri hizmetlerini arayın”, dedi.

Nihayet bayinin adresini İnternet’ten buldum. Bayiye vardığımda, patron kişi belli ki iyice aleyhime önceden doldurulmuş ki sorularıma doğru dürüst cevap vermedi. Ben “Yalın DSL için dilekçe vermem gerekiyor” dediğimde, lütfetti bir formu önüme uzattı. Formu dolduracağım, bazı bilgilere ihtiyacım var ve kesin olarak o bilgiler kendi ekranında olmasına rağmen, “Müşteri hizmetlerini arayın sorun ben bilmiyorum” dedi. Şimdi bundan böyle ben bu bayi ile nasıl işleri çözeceğim. Kendisine bu durumları Gazeteye yazacağım dediğimde de “Yaz Abi” dedi.

Yurtdışındaki hizmetleri çok iyi biliyorum. Amerika’sı, Almanya’sı, İngiltere’si vb. gelişmiş ülkelerdeki sistemleri bizzat yaşayarak gördüm. Oralarda aldatan müşteri temsilcisi alsa olmaz. Telefonda sizinle görüşen kişinin ismi belirtilerek hakkında anında online anket doldurmanız istenir. Sıkı mı müşteri temsilcisi ya da bayi eksik bilgi versin ya da sanki de babasının hayrına hizmet veriyormuş gibi nazlansın. Yanlış bilgi aktaran müşteri temsilcisi o şirket bünyesinde barındırılmaz. İşsiz kalır. Hele sanki de müşteriye lütuf gibi hizmet veren bayinin iş sözleşmesi de feshedilir.

İşte güzel ülkemdeki hizmetler bu şekilde yürüyor. Denetim yok, hesap soran yok. Mağdur olanların haddi hesabı yok, ama benim gibi bu konuyu köşesine taşıyan da yok. Ülkemin insanlarının hizmet anlayışı ancak bu kadar olabiliyor…  

 

   

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Kas
02Eyl
19May
10May

Batman’da Enerji Sempozyumu

22Nis

Batum konferans

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.