VER OYU KAP KADROYU


2016 yılı Haziran-Eylül ayları üniversitelerin büyük bir kısmı için hareketli bir dönem olacak. 2006 yılından önce kurulan tahminen 40 civarında üniversite ile bu tarihten sonra kurulan yeni üniversitelerde rektörlük seçimleri yapılacak ve yeni rektörler belirlenecek. Bu üniversiteler arasında Fırat Üniversitesi de yer almaktadır. Seçim yapılacak üniversitelerin bazılarında rektör adaylığını doğrudan açıklayanlar profesörler oldu. Bazılarında ise havayı koklama devam ediyor. Öğretim üyeleri gelişmelere bağlı olarak davranacaklarından, bir kısmı pusuya yatmış bekliyor.
 
Halen rektör olup da 2016’da bir daha aday olabilecekler şanslıdır, çünkü yönetimini yaptıkları üniversitelerin tüm imkânlarını kendi seçimleri için kullanabiliyorlar. İlk hedef en fazla oyu alabilmek olan bu rektörler, adeta oy avcılığına çıkmış durumdadırlar. Bu nedenle de üniversitede kadro almak isteyen doktoralarını tamamlamış araştırma ya da öğretim görevlilerini takibe almaktadırlar.
 
Doktoralı Araştırma Görevlilerinin ya da Öğretim Görevlilerinin yardımcı doçentlik kadrolarına atanmaları, bazı rektörler için taze oy kaynağıdır. Bu guruba giren öğretim elemanlarını makamlarına çağırıp kendilerine kadro vereceklerini ve ilanın neler içermesi gerektiğini açıkça sonran Rektör ya da Rektör yardımcıları olabiliyor. Bir oy karşılığında kadro alma fırsatını kim değerlendirmek istemez ki?
 
Rektörler, sadece kendilerine oy vereceklere yardımcı doçentlik ilanı çıkartmanın peşinde olabiliyorlar. Çünkü bu ilave oy demektir. Farkı da bu sayede atabiliyorlar. Bu nedenle kadro ilanına çıktıklarında adayın doktorasını ne zaman bitirdiği, he kadardır kadro beklediğine bakan rektör sayısı çok azdır. Oy peşinde olduğu için ihtiyaç olmasına ve de adayın 2-3 yıldır beklemesine karşın o kişiye ilan vermezken, diğer taraftan oyunu garanti gördüğü 1 ay önce doktorasını almış bir öğretim elemanına kılıfına uydurarak ilan verebiliyor. Bu tür rektörler, bazılarına sadece alacağı bir oy için devletin kesesinden tasarrufta bulunurken, diğer taraftan da hak eden doktoralı bir öğretim elemanına ilan vermeyebiliyor. Bu karakterdeki rektörler bir taraftan kul hakkını çiğnerken, bir taraftan da basında dürüst ve ilkeli davrandıklarından söz etmeleri, ikiyüzlülüğün daniskasıdır.
 
Şöyle bir üniversiteleri araştırın. Bölümünde öğrencisi bulunmayan ya da YÖK tarafından ÖSYM kılavuzundan çıkartılan bir bölüme şayet bir rektör; yardımcı doçent ilanı verebiliyorsa, bunun altında yatan sebeplerden biri de mutlaka oy avcılığıdır.
 
Öğretim üyelerinin bir kısmı da dört gözle seçim dönemlerini beklemektedir. Bir ya da birkaç oyunu koz olarak kullanıp üniversiteden nemalanmak isteyenler bu guruba girerler. Bu öğretim üyelerinin oyları kaygandır. Bazısı mümkün olduğunca oyunun rengini belli etmemek için çırpınır. Hani ya olur da kendinin destek verdiği rektör adayı seçilmezse, karşı taraftan görebileceği mobbing’den ürker. Bu öğretim üyeleri çok çabuk saf değiştirebilirler ve ürkektirler. Seçim sonrasında seçilen rektöre oy vermediği halde, “ben oyumu size vermiştim” yalanını söyleyebilecek kadar da ahlaki değerlerden yoksunlardır.
 
Bir kısım öğretim üyesi kendisinin sahip olduğu birkaç oyu çok iyi değerlendirerek, halen rektör olup tekrar aday olan rektörlerden yakınları, arkadaşları ve dostları için yardımcı doçentlik kadrosu kopartmak için rektörün kapısını aşındırabilirler. “Filan kişiye/kişilere yardımcı doçentlik kadrosu ilanı verirseniz, bizlerin oyları sizinledir” diyebilmektedirler. Bu öğretim üyelerine de bana göre pek güven olmaz. Bu yolla kadro koparırlar, ama arkasından gönüllerinden geçen adaya oy verebilirler. Çünkü daha önceki seçimlerde, kesin olarak belirlenen bir oy miktarının tahminen yüze otuz aşağısındaki bir seviyede oy alınması, başka nasıl izah edilebilir.
 
Velhasıl rektörlük seçimleri tam bir komedi… Yalanların ortalığı kapsadığı, bir kadro koparabilmek için dürüstlüğün hiçe sayıldığı, temelde kişisel nemalanmaların öne çıktığı, akademisyenlikle bağdaşmayan davranışların içerisine girildiği bir dünyadır. Böyle bir atmosferin yönlendiricileri ve piyonları vardır. Rektörlük seçimlerinin bu durumu, akademisyenleri kin ve nefret duygularıyla yüklenmelerine sebep olmaktadır. Aynı koridoru paylaşan, aynı kâsede çorba içen, bir zamanlar can-ciğer olan akademisyenler, rektörlük seçimleri sonrasında düşman kardeşler olabilmektedir. Bilim ve ilim bir kenara bırakılarak, bu satranç oyununda kim “daha fazla nemalanırım” düşüncesindedir. Yazık oluyor üniversitelere, kaldırın şu seçimleri üniversitelerden ve rektörleri doğrudan atayın ki üniversiteleri karmaşık hallerinden kurtarabilelim.                        

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
02Eyl
19May
10May

Batman’da Enerji Sempozyumu

22Nis

Batum konferans

15Nis
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.