1000 YILDIR DEVAM EDEN HAÇLI SEFERLERİ


 1000 YILDIR DEVAM EDEN HAÇLI SEFERLERİ

 

1071 yılında atalarımızın Anadolu’ya ayak basması ve yerleşmesinden sonra gerek Avrupalı devletler, imparatorluklar gerekse de kilise bu olaydan rahatsız olmaya başlamışlardır.

 

Doğunun ve Anadolu’nun sahip olduğu imkânlar ve zenginlikler, Avrupa’nın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi sıkıntılar, Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi nedeni ile duyulan rahatsızlıklar ile birtakım dini nedenler ileri sürülerek 1096 ile 1270 yılları arasında Anadolu’ya ve Ortadoğu’ya yönelik Haçlı Seferleri düzenlenmiştir.

 

Avrupalılar bu seferleri organize ederken bir kısım tarikatlar, kilise ve şövalyelerin etkileri fazla olmuştur.

 

Düzenlenen bu seferlerin sayısı 8’dir.

 

1.     Haçlı Seferi 1096 – 1099 yılları arasında,

 

2.     Haçlı Seferi 1147 – 1149 yılları arasında,

 

3.     Haçlı Seferi 1189 – 1192 yılları arasında,

 

4.     Haçlı Seferi 1204 yılında,

 

5.     Haçlı Seferi 1217 – 1221 yılları arasında,

 

6.     Haçlı Seferi 1228 – 1229 yılları arasında,

 

7.     Haçlı Seferi 1248 – 1254 yılları arasında,

 

8.     Haçlı Seferi 1268 – 1270 yılları arasında yapılmıştır.

 

Belirttiğimiz gibi yaklaşık 200 yıl devam eden bir zaman diliminde yapılmıştır. Fakat 1270 yılında bu seferler son bulmuş değildir.

 

Ayrıca Avrupalılar bu tarihlerde Anadolu’nun dışında Afrika Kıtası’nda bulunan Müslüman ülkelere yönelik Haçlı Seferleri de düzenlemişlerdir.

 

Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun Anadolu’da kurulması ve Anadolu’yu hâkimiyeti altına alması, zamanla Müslüman coğrafyaya egemen olması bu seferlerin son bulmasına sebep olmuştur.

 

Avrupalıların bizzat katıldığı savaş şeklindeki seferler 1270 yılında son bulmuşsa da bu seferler farklı şekillerde günümüze kadar devam etmiştir.

 

Osmanlı İmparatorluğu’nun güçlü olduğu dönemlerde bunlar fazla etkili olmamıştır. Ta ki Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflaması ile birlikte bu seferlerin farklı yollar izleyerek tekrar sahneye çıktığını görmekteyiz.

 

1800’lü yıllarda özellikle Balkanlar’da, Afrika kıtasında, Ortadoğu’da Osmanlılara karşı toprak talebi ile ve isyan şeklinde ayaklanmaların olduğu görülmektedir.

 

Bunları destekleyen, organize eden, çeşitli şekilde yardımlarda bulunan yine aynı zihniyettir.

 

Doğu’nun sahip olduğu dini, kültürel ve ekonomik zenginlikler Batılıların ilgisini hep çekmiştir.

 

Bu zenginliklerin bir kısmını Haçlı Seferleri ile keşfedip kendi topraklarına taşıyarak geliştirmişlerdir.

 

Fakat doğu ile ilgili talep ve istekleri ve buradaki kaynaklardan faydalanma arzuları hiçbir zaman son bulmamıştır.

 

1800’lü yılların sonundan itibaren devam eden ve 1. Dünya Savaşı ile son bulan Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak kaybı ve ortaya çıkan yeni fotoğraf batılıların burayı ele geçirme istek ve amaçlarını kolaylaştırmıştır.

 

Batılı Devletler yeni çıkan fotoğraf karşısında kendi aralarında yapmış oldukları anlaşma doğrultusunda devletleri ve kaynakları bölüşmüşlerdir.

 

Örneğin 1. Dünya Savaşı sonrası İtalyanlar, İngilizler ve Fransızların Anadolu’yu parsellemeleri gibi.

 

Kurtuluş Savaşı bu insanların heveslerini tabiri caizse kursaklarında bırakmıştır.

 

Anadolu’da yaşayan Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Çerkeziyle bir bütün ve tek vücut olan atalarımız göstermiş oldukları bağlılık ve kardeşlik duyguları ile art niyetli bu Devletleri destanımsı bir mücadele ile bu topraklardan atmışlardır.

 

Batılı Devletler 1270 yılına kadar savaşla ele geçiremediği Müslüman coğrafyayı 1900’lü yıllarda savaşla ele geçiremeyeceğini tekrar anlayınca taktik değiştirmişlerdir.

 

1800’lü yıllarda yaptıkları gibi 1900’lü yıllarda da birtakım kişileri kullanarak bizleri birbirimize düşürüp emellerine ulaşma çabasına girmişlerdir.

 

1936 yılına kadar çeşitli adlar altında ayaklanmalar çıkartarak kardeşliğimize ve birliğimize zarar verme amaçları sonuçsuz kalmıştır.

 

Anadolu üzerindeki bu emelleri sonuçsuz kalmışsa da gerek Ortadoğu gerekse diğer Müslüman coğrafyada kendilerine yakın insanları destekleyerek başa getirip isteklerine ulaşmışlardır. Bu konuda ileriki süreçte hangi adlarla neler yaptıkları hakkında yazı yazmayı düşünüyorum.

 

Bunların tek amacı sahip olduğumuz kaynakları ve imkânları kullanmak ve bizi dinimizden uzaklaştırmaktadır. Sahip olduğumuz Kutsal Dinimiz bizleri kardeş olarak bir arada tutan en önemli faktördür.

 

Özellikle son yıllarda Müslüman coğrafyasına ve İslam’a karşı batılı güçlerin bu istek ve arzuları tavan yapmıştır.

 

Gerek Asya Kıtası’nda gerek Balkanlar’da gerek Afrika Kıtası’nda çeşitli ad ve bahaneler ile tamamen Müslümanları hedef alan olaylar ve savaşlar yaşanmıştır. Bunların arkasındaki güçler aynı güçlerdir.

 

Kardeşi kardeşe vurdurarak fitne tohumları ekerek istedikleri kazanımları elde ettiklerini görmekteyiz.

 

Özellikle son 30 yıldır, yüzyıllardır beraber yaşadığımız aynı dine inanan, aynı gelenek ve göreneklere sahip insanlarımız arasına ayrım sokarak bizleri birbirimize düşürmek istemektedirler.

 

Kürt - Türk kavramı arasında kavga çıkartarak bizleri parçalamak ve bölmek istemektedirler.

 

Yüzyıllardır bizleri birbirimizi düşürmek isteyen Batılı Devletler başarılı olamadılar bundan sonra da olamayacaklardır.

 

% 99’u Müslüman olan Anadolu coğrafyasında bizler kardeşiz. Kutsal Dinimizde Müslüman Müslümanın kardeşidir, birbirini öldürmesi veya zulmetmesi yasaklanmıştır.

 

Özellikle son günlerde artan terör olayları nedeni ile yakalanan ve ortaya çıkan deliller dikkate alındığında Haçlı Seferleri’nin hala daha devam ettiğini görmekteyiz.

 

Terör örgütünün elinde bulunan silahların ve diğer teçhizatların batılı güçlerce verildiği ve bunların desteklendiği ve bu güçlerin insanları tarafından eğitildiği ortaya çıkmıştır.

 

Ele geçirilen örgüt elemanlarının kimlikleri ve ülkeleri ileri sürülen iddiaları doğrulamıştır.

 

Burada üzüldüğümüz nokta bizleri birbirine düşüren insanların kimler olduğu konusunda sağlıklı muhakeme yapılmamasıdır.

 

Şu anda kan akan tüm coğrafyaların Müslüman coğrafyası olması da düşündürücüdür.

 

300 – 400 yıllık tarihi olan Amerika Kıtası’nda farklı ülkelerden gidip bir araya gelerek yaşayan toplumlar, Avrupa’da çeşitli ırk ve dinlere mensup insanların bir araya gelip bir arada yaşamalarını görünce Müslüman coğrafyada meydana gelen bu olaylar ciddi anlamda oturup düşünmemiz gereken bir konudur.

 

Bu güçlerin çeşitli sebeplerle birbirine düşürdüğü ülkelerdeki insanlar arasındaki şiddet ve kan on yıllardır son bulmadığı gibi bulacağı da görünmüyor.

 

Bu ülkelerde kazananların belli güçler olduğu açıktır. Kaybedeni ise o ülkede yaşayanlardır.

 

Şu anda Avrupa’nın kapılarında bekleyen göçmenlerin durumu, bu güçler tarafından yapılan muameleler bizlere aklımızı başımıza almamız gerektiğini göstermektedir.

 

Demir parmaklıklar arasına koyulup ekmek atılan mülteciler durumuna biz ve çocuklarımız da düşmek istemiyorsak gelin dünyanın en güzel coğrafyasında bulunan, en güzel iklimine sahip olan, en güzel kaynaklarına ve suyuna sahip olan bu topraklara sahip çıkalım.

 

Yüzyıllardır yaşadığımız gibi kardeşçe, birlik ve beraberlik içerisinde yaşayalım. Bizleri birbirimize düşüren insanların bunu neden yaptıkları konusunda hiç olmazsa oturup biraz düşünelim.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

26Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.