ARAP BAHARI KİMLER İÇİN BAHAR


 ARAP BAHARI KİMLER İÇİN BAHAR

18 Aralık 2010 tarihinde Tunuslu seyyar satıcı Muhammed Buazizinin içinde bulunduğu sıkıntılar nedeniyle kendini yakma girişiminin bulunmuş akabinde bu olayın tesiri ile Tunus halkının ayaklanması ile yönetim değişikliği  olmuştur.

Tunus taki bu ayaklanma birlikte tüm Kuzey Afrika  ülkelerini ve Ortadoğu da İsrail hariç diğer ülkeler de  ayaklanmalar ve farklı isimlerle adı altında  halk isyanlar meydana gelmiştir.

Arap Ülkelerinde halk tarafından yapılan protestolara, gösterilere ve halkın güvenlik güçleriyle çatışmalarına, Batılı Devletler Arap Baharı adını koymuşlardır.

Bunu insanların demokrasi, özgürlük ve insan hakları mücadelesi olarak göstermişlerdir.

Onlarca ülkeyi kapsayan ve bu ülkeleri kan gölü haline getiren bu olayı sanki spontane ve ani gelişen bir olaymış gibi gösterip insanları ikna etmişlerdir.

Bu olayları çıkartan güçler, uluslararası medya kuruluşları ile bu ülkelerde bulunan kendi emir direktifleri doğrultusunda yayın yapan Tv.ve gazeteleri kullanmışlardır. Bu basın kuruluşları doğruları haber yapmak yerine kendilerine verilenleri haber yapmışlardır.

Olayların ve ayaklanmaların sebebinin bu ülkelerdeki  halklara özgürlük getirmek olduğunun söylemek saflıktır.

İşin gerçek yüzü sonradan ortaya çıkmış ama iş işten geçmiştir.

Arap Baharından etkilenen ülkeler:

Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen ciddi anlamda sıkıntı yaşayan, büyük olayların olduğu ülkelerdir.

Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas ise küçük çapta etkilenmişlerdir.

Bu baharın bu ülkelere getirdiğine bakarsak;

Tunusta yüzlerce insan ölmüştür.

Libyada batılı güçlere yıllardır kafa tutan, en zor zamanımızda ülkemizin yanında olan Kaddafi linç edilmiş, 30.000den fazla insan öldürülmüştür.

Mısırda binlerce insan öldürülmüş, Müslüman Kardeşler örgütüne ait yöneticilerin çoğu idam edilmiş, batılı güçlerin daha önce yetiştirdiği Sisi ihtilal yaparak devlet başkanı olmuştur. İsrail in desteklediği bir yönetimin başa gelmesi ayrı düşünülmesi gereken bir konudur.

Yemende 2.000den fazla insan ölmüştür.

Suriyede 100.000den fazla insan ölmüştür.

Diğer ülkelerin durumu da bunlar gibidir.

Özellikle bu ayaklanmaların hepsinin Müslüman olan ülkelerde meydan gelmesi düşündürücüdür.

Burada uluslararası kaynaklar 11 Eylül olaylarının bahane edilerek Ortadoğu ve Kuzey Afrikada daha önceden hazırlanan ve uygulamaya koyulan Büyük Ortadoğu Projesinin bir gereği olarak Arap Baharının ortaya atıldığını dile getirmektedirler.

11 Aralık 2004 tarihinde Fasta yapılan bir toplantıda ABD Diş İşleri Bakanı, BOP projesi kapsamında bahsedilen ülkelerde bir değişimin yaşanacağını, bu değişimin artık dışarıdan empoze edilerek veya işgal yoluyla değil halk eliyle içeriden yapılacağını dile getirmiştir.

10 yıl önce kendi ülkelerinde söylenen bu sözü bu ülkede yaşayan insanların unutması ve uluslararası güçlerin oyununa gelip birbirlerini öldürmesini anlamak mümkün değildir.

Yine Arap baharı başlamadan önce bu ülkelerden seçilen bazı insanların 1 yıl boyunca Amerikaya götürülüp eğitildikleri, halkı sokaklara ve meydanlara dökmek için bu insanların sosyal medya üzerinden kişileri yönlendirdikleri tespit edilmiştir.

Baktığımız vakit 1096 yılında aynı bölgelere başlatılan Haçlı Seferlerinin modern bir şekilde kendileri açısından risksiz ve sıkıntısız hale dönüştürüp devam ettirdiklerini söylemek mümkündür.

Gelinen noktada onlarca Müslüman ülkede kardeş kavgası yaşanmış, birbirlerini öldürmüşlerdir.

Yurtlarından etmişlerdir.

Suçsuz günahsız çocukları dahi öldürecek duruma gelmişlerdir.

Şu anda bu ülkelerde 4 yıldan fazladır çatışma ve kavga hala daha sürmektedir.

Arap Baharının bu ülkelere baharı getirmediği, aksine kışı ve cehennemi yaşattığı açıktır.

Kazanan yine aynı kişiler olmuştur.

 Kaybeden her zaman olduğu gibi bunların aklına uyan Müslüman kardeşlerimizdir.

Onlarca ülkeyi kapsayan Arap Baharının amacı bu ülkede yaşayan insanlara hak ve özgürlük getirme mücadelesi ise öncelikle;

Bu ülkelerden kaçan, Egenin ve Akdenizin sularında boğulan kardeşlerimizin bahardan haberi yok mu?

3 yaşındaki, 5 yaşındaki Aylanlar Egenin sularına neden boğuldu?

Binlerce göçmenin Avrupanın kapılarında bir ekmek için kavga etmeleri baharın güzelliği mi?

Bu ülkelerde her 2 tarafa da silahları veren kişiler veya kuruluşlar bu baharın sahipleri mi?

Baharın getirdiklerinden faydalanan silahı satan mı?

Denizde boğulan mı?

Kendi şehirlerini kendi elleri ile yok eden kişiler bu şehirleri baharın sahiplerine yaptırmayacaklar mı?

Bahar güzellikleri yeşerdiği, doğanın canlandığı bir mevsimken neden bu ülkelerde kışı ve ölümü getirdiği sorulmayacak mı?

Kuzey Afrikanın batısından başlayıp Türkiyeye kadar gelen Arap Baharı neden İsrailde olmadı?

Demokrasi ve insan hakları açısından o coğrafyaya en fazla zulmün yapan İsrail topraklarına  bahar neden gelmedi?

Binlerce çocuğun öldürüldüğü bu vahşetin sorumlusu kimlerdir?

Bu soruları onlarca daha sorup çoğaltmamız mümkündür.

Bizler cevapları bulma konusunda yeteri kadar çaba ve emek sarf etsek bu sorunun cevabını ve  doğruyu bulmamızı sağlayacaktır.

Fakat bu coğrafyadaki insanlar bunun yerine kendisine sunulan imkanlar ve verilen emirler doğrultusunda, temel değerlerini unutup hareket ettiği sürece doğruyu bulması da imkansız görünmektedir.

1000 yıldan fazladır bu coğrafya üzende oynanan oyunlara hala daha alet olmamız ciddi anlamda düşünülmesi gereken bir konudur.

Bizlere bahar deyip kışı yaşatan bu güçlere karşı her zamanki gibi inanıp çizdikleri yoldan gittiğimiz sürece baharımızın kış olması  kaçınılmazdır.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

26Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.