Baba Mirası


Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910′da Washington'un Spokane şehrinde kutlanmıştır.
Daha sonrada diğer ülkelerde de kutlanmaya başlanmıştır.
Ülkemiz de ve bir çok ülkede Haziran ayının üçüncü Pazar günü kutlanmaktadır.
Bazı sevgiler vardır ki bunları yılda bir güne sığdırılamaz.
Bu sevgiler hayatın her anında yaşanması gerekir.
Bunların başında da anne ve baba sevgisi gelmektedir.
Her insanın babasına  dair söyleyeceği çok söz ve yazacağı çok şey vardır.
Benim babam;
Yedi yaşında babasını, on yaşında annesini kaybetmiş, çok küçük yaşta hayatın zorluluklarıyla baş başa kalmış, çok sevdiği okulunu üçüncü  sınıfta bırakmak zorunda kalmış bir yetim.
Yakınları tarafından bakılmış, on yedi yaşında evlendirilmiş, etraftaki insanların verdiği malzemelerle bir odalık evde  annemle beraber yeniden bir aile hayatına başlayan birisi idi.
Otuzlu yaşların başında ovanın büyük köylerinde birinin muhtarlığı yapan bu vasıtasıyla devletle kapısını gören, altı çocuğunu kimseye muhtaç etmemek için gecesini gündüzüne katarak çalışıp evine dürüst ve helal bir lokma getirtmek için çalışan  dilinden şükrünü eksik etmeyen inançlı birisi idi.
Disiplinli, çok konuşmayı sevmeyen, sevgisini ve üzüntüsünü fazla beli etmeyen otoriter birisi idi.
Bazı değerleri vardı ki bunlardan asla taviz vermez idi.
Bunları bizlere kısa ve öz bir şekilde söylerdi.
Köy yerinde zorlu hayat mücadelesinde ailenin her bireyi  işin bir ucundan tutması gerekiyordu.
Okuldan arta kalan vakitlerde hayvanları otarmaya götürürdük.
Yazıya gitmeden karşımıza geçer şunu söylerdi;
“Başkasının malında gözünüz olmasın, hayvanlarınızı ne olursa olsun komşuların mallarına sokmayın, acınızdan da ölseniz kimsenin bahçesinden veya tarlasından bir şey almayın” derdi. Bu öğütlerle büyüdük.
O dönemde ovada sulu tarımdan dolayı pamuk, pancar, fasulye, sebze vs. ürünler yetiştirirdik. Kavunumuzu Elazığ-Bingöl yolunda asfalt kenarında bizler satardık. Şu telkinde bulunurdu tartınızı iyi tartın, ektiğimiz tarlalar yarıya aman bize kimsenin hakkı geçmemesi için bir kuruşu bile getirip deftere yazın derdi.
Okul hayatım boyunca eğitimimle ilgili benimle sadece bir defa lise birinci sınıfta bir geçe birlikte tarlaları sularken konuşmuştu.
Sözleri hala daha aklımda şöyle demişti;
“Ya okuyup bu tarlardan kurtulup bir meslek edineceksin, ya da benim gibi ömür boyu tarlalarda sürüneceksin. Kararı sen vereceksin. Hangisini istiyorsa ona göre davran” dedi. Rabbim  nasip etti Hukuk fakültesini kazandık.
Kendini kurtarmak ve çevrene faydalı olmak için oku ve okulunu bitir temennisiyle beni okula gönderdi.
Devlete ve devlet malına karşı büyük bir saygısı vardı. Devlet malına el uzatanın namazı kılınmaz derdi.
Hangi şarta olursanız olun haklı ve doğru bildiğinizi yapmakta geri durmayın.
Yalakalık yapmayın, yapanlardan uzak durun, makam ve mevkii için kötü işlere kalkışmayın. Aç gezin ama başınız dik gezin. Bu davranışlarınızda vaz geçtiğiniz anda itibarınızı kaybedersiniz sözleri ile bizleri büyüttü.
Bizim dönemimizde çocukların eğitiminde ipler önce ailenin, sonra okulun, daha sonra çevrenin elinde idi.
Aileden gördüklerimizi  hayatımızda uyguluyorduk.
Babamı 10 Mayıs 2012 tarihinde kaybettik.
Öldüğü zaman bizlere maddi anlamda çok büyük bir miras bırakmadı.
Fakat bize manen bıraktıkları ve öğrettikleri  parayla ölçülemez.
Dürüst yaşamayı, hırsızlık yapmamayı, devlet malına el uzatmamayı, makam ve mevkii için eğilmemeyi, menfaatin için riya yapmamayı, dik durup dik gezmeyi, onurumuzun her şeyin önünde olduğunu, alın teriyle kazanmadığın hiçbir şeyin bize yar olmayacağını öğretti.
Bizlere söyledikleri ve yaptırdıklarının şimdi değerini çok daha iyi anlıyoruz.
Paranın, gücün ve makamın her şeyin önüne geçtiği bazı insanların bunların karşısında her türlü şekle girdiği bir  dönemde bizleri bunlar karşısında onurumuzla hareket etmeyi öğrettiğin için sevgili babam senden Allah razı olsun.
Dürüstlüğün üstün meziyet olduğu bir dönemde yaşıyoruz.
Dürüstçe yaşayıp, alın teri dökerek kazandıkları ile ailesini geçindiren, halkının ve devletinin menfaatlerini ön planda tutarak yaşayan tüm babaların, günlerini kutluyorum.
Baba, fâni hayatın, terbiye vereni ise, ebedî hayatın sebebidirler. Hz. Ebu Bekir (R.A.)

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Fuara dair

18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.