BU REZALETE KİM DUR DİYECEK ?


 BU REZALETE KİM DUR DİYECEK ?

Kitle iletişim araçlarından en önemlisi olan televizyon, şüphesiz 20. yüzyılın en büyük icatlarından biri.

Çağın gelişmesine büyük katkısı olmuştur, yararlarını gözden kaçırmamak gerekir.

Fakat bizden alıp götürdüklerini de görmezden gelemeyiz.

En başta beden sağlığımızı etkileyen bu tehlikeli bağımlılık;

Sosyal, kültürel ve ekonomik şartlarımıza da büyük darbe vurmaktadır.

Özellikle çocukların ve ergenlik çağındaki gençlerin televizyon bağımlılığı günümüzde tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.

Televizyonlarda izlenen magazin programları, toplumun değerlerinin yok olması tehlikesini yaratıyor.

Kısacası her türlü çarpık ilişkiyi insanların gözünde normalleştiriyor.

Televizyon dizilerinde gördükleri zengin, lüks ve rahat yaşam, izleyenlerin gerçek hayatlarındaki beklentileri yükselterek mutsuz ediyor.

Kişiler bu yaşama ulaşmak işin farklı arayışlara yönelebiliyor.

Televizyon programlarının birçoğunda reyting uğruna birçok ahlaki değerlerimiz yerle bir ediliyor.

Bunları izleyen insanlarda ve özellikle çocuklar da bu durum normalleşmeye başlıyor ve toplumun ahlak anlayışı değişiyor.

Televizyondaki, şiddet ve cinsellik içeren görüntüler, izleyenler için kötü örnek teşkil ediyor.

Kavga, cinsellik, vahşet, silah kullanımı özendiren program ve diziler geçlerimizin yol haritasını belirlemektedirler.

Özelikle beli güçler tarafından uzun uğraşlar ve psikolojik etkileri üzerinde çalışılmış bu programlar ve diziler aynı anda bütün ülkelere servis ediliyor.

Bu programlar bizim gibi ülkelerin temel değerlerini yok etmeye yöneliktir.

Düşünmeyen, muhakeme etmeyen, bir birini sevmeyen, her türlü ihanetin normal görebilen ve tamamen kendi menfaatini ve günlük zevklerini ön planda tutan insanlar yetiştirmeyi amaçlayan bu programları tüm televizyon kanalarında seyretmek mümkün.

Bir kaç örnek vermek gerekirse;

İzdivaç programları, bazı diziler, yarışma ve tartışma programlarını verebiliriz.

Yılardır yayınlanan eş bulma programları tek kelimeyle rezalet diyebiliriz.

Hiçbir toplumsal değerimizi ve maneviyatımızı göz önünde bulundurmayan bu programlar ne yazık ki en fazla izlenen programlar.

İçeriklerine baktığımızda maddiyatın ve günlük zevklerin ve ihanetin ön planda tutulduğu ve bunların normalleştirildiğini görmekteyiz

İnsanların bir eşya gibi gösterildiği onlarca alıcısını bulunduğu en fazla parası olana pazarlandığı programlar.

Para karşılığında tutulmuş 3.sınıf oyuncuların rezaletin seyretmek için işimizi gücümüzü bırakarak bu art niyetli insanların değirmenlerine su taşımaktayız.

Türk toplumunun hiçbir değeriyle örtüşmeyen bu programlardan herkes rahatsız.

Bu rahatsızlığı Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız ve Rütük başkanı dile getirmesine rağmen bunlar yayınlanmaya devam etmektedir.

İnsan onurunu yerle bir eden ve insanı bir eşya gibi değersizleştiren ve toplumsal değerlerimizi yok etmekten başka kastı olmayan bu yayınlar 10 yıldan fazladır sürmektedir.

Mesleki karşılaştığımı bir olayı anlatmadan geçemeyeceğim.

Üç Çocuklu ve hiçbir sosyal ve maddi güvencesi olmayan bir bayan eşinden boşanmak amacıyla bilgi almak için büroma geldi.

Dinlediğimde ciddi bir problemlerinin olmadığı, çocuklarını ve içinde bulunduğu durumunu göz önünde alarak tekrar bu konuyu düşünmesini söyledim.

Israr edince;

Şunu sordum Boşanınca haliniz ne olacak diye sordu?

Aldığım cevap beni hayrete düşürdü.

Avukat bey  S….. sanatçı 5 defa evlenip  5 defa boşandı ona ne oldu ki….

Ben ilk kez boşanacağım bana da bir şey olmaz dedi.

Bu fotoğraf sanırım her şeyi anlatıyor.

Bir başka örnek ise yerli diziler.

Geçenlerde bululduğum ortamda seyredilen bir dizide gördüklerim, yaşanan kepazeliğin boyutunu gözler önüne sermektedir.

Bir aile kızlarının evli bir erkekle, gayrimeşru ilişki yaşamasını ve hamile kalmasını normal karşılayıp bu rant haline dönüştürmesi işlemekteydi.

İki aile bu durumu kabullenmiş ve aynı ortamda birlikte yaşamaları normalmiş gibi sunulması dizinin amacını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Diğer bir örnek ise bazı yarışma ve tartışma programları.

Şiddeti, hakareti ve aşağılamayı ve ihanetleri normalleştiren programlar olarak gösterebiliriz.

Bu televizyonların bilinçli bir şekilde ahlaki ve manevi değerlerimizi yok etmek amacıyla yayın yaptıkları açıktır.

Bu konuları denetlemekle görevli olan Rütük ün yıllarca bunlara bir vatandaş gibi seyirci kalmasını anlamış değilim.

Okuyan bir toplum olmadığımız, bilgimizin genellikle görseliğe ve duyumsallığa dayandığı düşünülürse;

Tablonu vahametini artık siz düşünün.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

26Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.