BUGÜNKÜ TABLONU GEÇMİŞİ


 BUGÜNKÜ TABLONU GEÇMİŞİ

 

(Sykes-Picot Anlaşması) 

 

Batılı güçlerin gerek ülkemiz gerekse içinde bulunduğumuz coğrafya üzerindeki emelleri ve yönetme arzuları 1000 yıldır devam etmektedir. 

 

Haçlı seferlerinde bu niyetlerini açıkça göstermişlerdir. 

 

Osmanlı devletinin bu coğrafyaya hâkim olmasından sonra bu sinsi planları konusunda metot değiştirmişlerdir. 

 

Ellerine geçen her fırsatı değerlendirmek istemişlerdir. 

 

Osmanlı İmparatorluğunun zayıflaması ile beraber bu hayalleri konusundaki tavırlarının daha da belirgin hale getirmişlerdir. 

 

1916 yılında Osmanlı kuvvetleri Halil Kut Paşa’nın komutası altında İngilizleri, Kutül-Amer’de büyük bir yenilgiye uğratmıştır. 

 

İngiliz ve Fransızlar bu büyük yenilginin ardından Osmanlı İmparatorluğu ile bu haliyle dahi mücadele edemeyeceğini anlayınca Ortadoğu’yu paylaşmak ve Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak yoluna gitmişlerdir. 

 

Özellikle, dünyanın en önemli stratejik noktalarında bulunan; 

 

İstanbul-Çanakkale Boğazları, 

 

Babül mendep Boğazı, 

 

Hürmüz Boğazı, 

 

Ve Basra Körfezinin yönetimini ele geçirmek, 

 

20. Yy başlarından itibaren büyük bir enerji kaynağı haline gelen petrolün çıktığı Ortadoğu’yu yönetmek kaynaklarını kullanmak amacı ile çeşitli planlar yapmışlardır.   

 

Bu planların bir tanesi de, 09-16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında bu bölgeyi ilgilendiren uzun vadeli yapılan anlaşmadır.  

 

Anlaşma konusunda Rusya’nın onayı alınmıştır. 

 

Bu anlaşmayı hazırlamak ve içeriğini tespit etmek için iki devlet temsilci görevlendirmiştir. 

 

Fransa adına François Georges  Picot , 

 

İngiltere adına ise; Sir Mark Sykes katılmıştır.  

 

Bu 2 insanın ortak özelliği bu coğrafya konusunda çok derin bilgilere sahip olmalarıdır.  

 

3 devletin bildiği bu gizli anlaşmaya, hazırlayıp imzalayan kişilerin adı( Sykes-Picot Anlaşması)  verilmiştir.  

 

Bu 2 güç tarafından masa başında cetvellerle sınırlar belirlenmiş ve siyasi hâkimiyet alanları tespit edilmiştir. 

 

Anlaşmanın temel unsuru ise;  

 

Osmanlı’yı böl ve yönet taktiği hayata geçirilmiştir. 

 

Bu anlaşma 2 taraf arasında imzalanmış ve Rusya’da onay vermiştir. 

 

Anlaşmanın amacı, Osmanlı hâkimiyeti altında birlik beraberlik içerisinde yaşayan Arapları Osmanlı’dan ayırmaktır. 

 

Bununla beraber küçücük devletleri ayırıp bunları yönetmek ve bu coğrafyadaki kaynakları kendi uluslarının faydalanmasına sunmaktır. 

 

1917 Bolşevik Devriminden sonra, Rusya’da Çarlık diplomasisi gizli belgeleri açıklamaya başlamıştır. 

 

Açıklanan bu belgelerden birisi de, bu anlaşma metnidir.  

 

Dünya, Rusya’nın onayı ile Fransa ve İngiltere arasında yapılan bu anlaşmayı 1 yıl sonra öğrenmiştir.  

 

Bu anlaşma açıklanıp deşifre edilmesine rağmen bu 2 ülke anlaşma konusunda geri adım atmayıp, anlaşmanın içeriği doğrultusunda hareket etmeye devam etmişlerdir.  

 

Öncelikle Araplara, Osmanlı’lara karşı ayaklanırlarsa, Osmanlı İmparatorluğu çökerse bağımsızlıklarına kavuşacakları yönünde propagandalar yapılmış ve her türlü yardım edilmiştir. 

 

Bu doğrultuda Osmanlı’nın hâkimiyetinde bulunan çeşitli ülkelerde milliyetçilik ver bağımsızlık adına ayaklanmalar ve isyanlar başlatılmıştır. 

 

 Bu isyanlardan biri de, Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in 1916 Haziranında anlaşmadan habersiz olarak başlattığı isyandır. 

 

Bu güçler  isyanı , Büyük Arabistan Krallığı rüyaları ile başlatmışlardır. 

 

Bu coğrafyada yapılan anlaşmadan sonra birçok isyan ve aşiret ayaklanmaları baş göstermiştir. 

 

Asıl amaç, bu coğrafyadaki insanları Osmanlı’dan koparmak ve yönetmektir.  

 

 Bu coğrafyadaki insanlar Osmanlı içinde tek parça sorunsuz yaşarken, 

 

Sykes-Picot Anlaşmasından sonra 15 ayrı ülkeye bölünmüşlerdir.  

 

Bu bölünme ile birlikte tek bir ülkenin Petrol üzerindeki yönetimine son verilmiştir. 

 

Petrol kaynaklarına tek bir ülkenin sahip olma ve güçlü bir ulusun ortaya çıkması engellenmiştir.  

 

İsyan sonucu bölünmelerle birlikte anlaşma ilk amacına ulaşmıştır.  

 

Vaat edilen hayallerin ve yapılan desteklerin gerçek yüzü daha sonra ortaya çıkmıştır.

 

Önce ülkeleri çeşitli yöneticilerle dizayn edip sömürmeye başlamışlardır. 

 

Ara dönemlerde çıkan güçlü birkaç liderle bu oyunları bozulmuştur. Buna örnek vermek gerekirse, Libya lideri Kaddafi’yi gösterebiliriz.  

 

Bu ara dönemlerde bile anlaşmanın uygulanmasından vazgeçilmemiş, anlaşma önündeki engeller çeşitli isimler altında yapılan eylemler ile bertaraf edilmişlerdir.  

 

Özellikle son yıllarda bu coğrafyada yapılanlarla anlaşma amacına ulaşmıştır. 

 

Anlaşmanın temel noktalarından birisi ise, Müslümanlar arasına milliyetçilik, mezhepçilik, aşiretçilik, asabiyetler, çıkarlar empoze edilerek birbirlerinden ayırmak ve aralarında kavga ve düşmanlığı yaymaktır.  

 

Geçmiş Yüzyıla baktığımızda bu konuda anlaşmada öngörülenlerin yapıldığı ve gerçekleştirildiği açıktır.  

 

Ekilen bu fitne tohumları bugün bölgede devam eden kan, gözyaşı ve savaş ortamına sürüklemiştir.  

 

Bugünkü tablo yüzyıl önce yapılan sinsi bir anlaşmanın eseridir. 

 

Bu coğrafyada yaşayan Müslüman kardeşlerimiz geçen yüzyıl içerisinde çok büyük mağduriyetler ve sıkıntılar yaşamışlardır. 

 

Yaşamaya da devam etmekteyiz. 

 

Kan’ın, şiddetin, ayrımcılığın, ötekileştirmenin, savaşın devam ettiği bir coğrafya karşımızda durmaktadır.

 

Özellikle, bu güçlerin piyonu olan kişi ve gruplar Yüzyıl’dır bu insanların evlerimizde yaktığı ateşe odun taşımaya ve benzin dökmeye devam etmektedirler.  

 

Verilen vaatler, o kadar gözlerini boyamış ki, bu piyonlar ateşin kendilerini, çocuklarını ve geleceklerini yok ettiğini  görmemektedirler.  

 

Ne yazık ki bu piyonlar her kademede, her ortamda ve her mevkide bu coğrafyada ortaya çıkmaktadırlar.

 

Aslın da, bu piyonlar  aklını kullanıp geçmişte yaşananlardan ders çıkarıp, sırtlarını sıvazlayanları, ellerine silah tutuşturanların kim olduğuna dönüp baksalar yaptırılmak istenen bu art niyetli işi çözebileceklerdir. 

 

Bu gün ülkemiz ve içinde bulunduğumuz coğrafyanın yaşadığı sıkıntıların sebebi 100 yıl önce ekilen ihanet tohumlarının meyve vermeye başlamasıdır. 

 

Ne yazık ki bunu bu duruma getiren bu coğrafyada yaşayan bu güçlerin kuklası olan piyonlardır.  

 

Şɑhsınızɑ kötülük eden bir düşmɑnı ɑffediniz, lɑkin vɑtɑnınızɑ ve milletinize kötülük eden bir kimseyi, ɑslɑ ɑffetmeyiniz. -Hz. Ali (r.ɑ.)

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

26Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.