ÇANAKKALE’DEN ANKARA’YA


 ÇANAKKALE’DEN ANKARA’YA

(1915’ten – 2016’ya)
 
Türk milletinin tarih boyunca verdiği önemli mücadelelerden birisi de Çanakkale Savaşlarıdır.
Çanakkale Savaşları bir savaştan daha fazla anlam taşımaktadır.
Gerçek bir milli mücadele, yeniden diriliş ve bağımsızlık uğruna ortaya koyulan muazzam bir fedakârlık örneğidir.
Çanakkale savaşlarının birçok sebebi vardır.
Bu sebepler bazılarına değinirsek;
 Boğazların ele geçirilmesi,
Ekonomik anlamda zor durumda olan Rusya’ya gerekli yardımı götürmek,
Rusya ile güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolunu açmak,
Anadolu’daki petrol yataklarını ele geçirmektir.
Emellerine ulaşmak isteyen İtilaf Devletleri sahip oldukları bütün imkânlar ile zor durumda olan Devletimize karşı Çanakkale’de saldırmaya başlamışlardır.
Bu güçlere karşı atalarımız topyekün bir mücadele başlatmıştır. Edirneli ile Karslı, Sinoplu ile Adanalı, Kayserili ile Yozgatlı, Tuncelili ile Ankaralı büyüklerimiz sadece tek bir uğurda savaşmışlardır.
Canlarını, vatan için, bayrak için, din için, namus için, özgürlük ve bağımsızlıkları için ortaya koyan ninelerimiz dedelerimiz destansı bir mücadele yapmışlardır.
Çanakkale savaşlarında Türk ordusu çoğu öğrenim çağında olan 253 bin subay, er ve erbaşı şehit vermiştir.
Çanakkale savaşları sadece bir etnik unsurun mücadelesi olmamıştır. 
Anadolu’nun belki de tüm unsurları büyük bir birlik ve beraberlik ruhu içinde kanı ve canı pahasına bu topraklar uğrunda savaşmış ve canlarını vermekten çekinmemiştir.
Sadece yetişkin erkek, asker veya ordunun da mücadelesi olmamıştır.
Bu savaşlarda erkeği ve kadınıyla, yaşlısıyla genciyle, 7’den 70’e herkesin elinden gelenin fazlasını yaparak bağımsızlık mücadelesini vermişler ve hedeflerine ulaşmışlardır.
Lise talebeleri bile bağımsızlıklarını, özgürlüklerini, namuslarını, her şeyden ve canlarından üstün tutarak mücadele vermişlerdir.
İstanbul erkek lisesi son sınıf öğrencileri bunun en güzel örneğidir.
Hepsi Çanakkale’ye giderek burada şehit olmuşlardır.
Tokat’tan giden 15’liler,
İstanbul’dan Galatasaray Lisesi öğrencileri vatanı için ölüme koşmuşlardır.
Cephede Seyit Onbaşılar, Yahya Çavuşlar destan yazmışlardır.
Bu birlik bütünlük karşısında düşman kuvvetleri çekilmek zorunda kalmış, fakat emellerinden vazgeçmemişlerdir.
Aldıkları ders yetmemiş ki 1. Dünya Savası’ndan sonra aynı emellerle vatanımızı istila etmişlerdir.
Bu sefer de İzmir’de karşılarında Hasan Tahsin’ler,
Maraş’ta Sütçü İmam’lar,
Gaziantep’te Şehit Kamil’ler… çıkmıştır.
Yurdun her yerinde kahramanlarımızla karşılaşan düşmanlarımız Çanakkale’deki tokadın aynısını yiyince ülkemizi terk edip kaçmışlardır.
Fakat 1000 yıldır süren topraklarımızla ilgili emel ve isteklerinden vazgeçmemişlerdir.
Bizlerle karşı karşıya gelip mücadele edemeyeceğini ve başarılı olamayacağını anlayan bu düşmanlarımız farklı taktikler geliştirmişlerdir.
Kendileri bizimle savaşmak yerine içimizde bulunanları bize karşı kullanmaya başlamışlardır.
Yıllarca çeşitli adlar ile bizleri birbirimizle karşı karşıya getiren Çanakkale’deki İtilaf Devletleri yanlarına daha fazla devlet alarak saldırılarını devam ettirmişlerdir.
Son yıllarda terör olaylarını tırmandırarak Ülkemizin bütünlüğünü, bağımsızlığını elimizden almak için açıktan açığa içimizde bulunan insanları kullanmaya başlamışlardır.
Özellikle son günlerde meydana gelen terör olaylarında ortaya çıkan tablo şunu anlatmaktadır.
Çanakkale’de karşımızda olan düşmanların saflarında kendi Ülkemizde yetişen, bu Ülkenin ekmeğini yiyen, bu Ülkenin çocuğuyum diyen insanların da saf tuttuğunu görmekteyiz.
Artık bu devletler de kendi imkânlarını bu insanlar için seferber etmiştir.
Amaçları birlik ve bütünlüğümüzü bozmak, bağımsızlığımızı elimizden almaktır.
Geldiğimiz noktada şu gerçeği tekrar ortaya koymak gerektiği inancındayım.
Birlik ve bütünlüğümüz için Çanakkale Savaşı’nı iyi anlamalıyız ve iyi anlatmalıyız.
Çanakkale’de biz Türk Milletini zamanın en güçlü ordularına karşı üstün kılan faktörler vatan sevgisi, iman, dayanışma, birlik ve beraberlik ruhu… gibi duygularımızdır.
Biz bugün itibarı ile içimizdeki bu hainler eğer kendi insanımızı, askerimizi, polisimizi, sivil vatandaşımızı, anne karnındaki çocuğumuzu hiç düşünmeden katlediyorsa bu insanlar için Çanakkale ruhunu kaybetmiş, düşmanlarımızın ayakçısı ve taşeronu olmuşlardır diyebiliriz.
Bizler 101 yıldır bağımsız ve hür bir şekilde, kimsenin esareti altında olmadan, kendi al bayrağımızın altında yaşayabiliyorsak bunu Çanakkale’de kahramanca savaşan, ölüme koşan atalarımıza borçluyuz.
43. Alay’da savaşan atalarımızın bir günlük iaşesinde;
Sabah üzüm hoşafı,
Öğlen yemek yok,
Akşam buğday çorbası ve ekmek yiyerek…
verdiği mücadeleyi bugün düşmanları ile saf tutan, Ülkesine kasteden insanlar için vermediği açık ve nettir.
101 yıldır gelinen nokta şunu göstermektedir ki Çanakkale ruhunu, Çanakkale mücadelesini yeterince anlayamamış ve tam anlamıyla yaşamamışız.
Ankara’da, İstanbul’da, Suruç’ta, Hakkâri’de kendi insanına kıyan, katleden kişiler Çanakkale’deki düşmanlarımızın tetikçileri ve piyonlarıdır.
Ülkemiz ciddi ve zor bir süreçten geçmektedir.
İnancımızla, vatan sevgimizle, milli ve manevi değerlerimizle bu günleri de atlatacağız.
Fakat böyle süreçlerin bir daha yaşanmaması için Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı mücadele ruhunu daha iyi anlayıp, kavramamız gerekmektedir.
Çanakkale ruhunu her yıl 18 Mart’ta yapılan 1 günlük etkinlik ve yağlı buğday çorbası içmekle yaşayamayız ve yaşatamayız.
Çanakkale’deki kardeşlik ve birlik ruhunu her güne yaymamız ve yaşamamız gerekir.
 
18 Mart’ta buğday çorbası ile verdiğimiz fotoğraf ile,
19 Mart’ta onlarca yemeğin bulunduğu masa karşısında verdiğimiz fotoğrafı yayınladığımız sürece Çanakkale ruhunu yaşıyoruz diyemeyiz.
Atalarımız, bizlerin bağımsız ve hür olmamız, esaret altında yaşamamamız için canlarını feda ettiler.
Çanakkale’de Alevisiyle Sünnisiyle, Arabıyla Çerkeziyle,  Kürdüyle Türküyle, Kosovalısı ile Üsküplüsü ile tüm büyüklerimiz birlikte savaşıp birlikte şehit olmuşlardır.
Şu anda Çanakkale’deki düşmanlarımızın torunlarıyla saf tutan, onların oyuncağı olan, onların istek ve doğrultularında hareket eden masum vatandaşların canına kıyan, devletine ve polisine kurşun sıkan şu insanlar,
Kanaatimce Çanakkale’de şehit düşen dedelerin torunları değildir.
Ya sizce? …

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Fuara dair

18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.