ELAZIĞ'IN TURİZMDEKİ YERİ


Turizm, dinlenmek, eğlenmek, görmek ve tanımak gibi amaçlarla yapılan geziler ve bir ülkeye veya bir bölgeye gezmen (turist) çekmek için alınan ekonomik, kültürel, teknik önlemlerin, yapılan çalışmaların tümüdür. Turizm çeşitli maksatlara göre değişik sahaları içine alır.
 
BAŞLICA TURİZM TİPLERİ
 
 Dinlenme Turizmi         
 
 Kültürel Turizm
 
 Dini Turizm
 
Sağlık Turizmi 
 
Kış Turizmi
 
Mağara Turizmi…v.s.
 
Emniyet Genel Müdürlüğü ve Türkiye İstatistik Kurumu'ndan alınan  verilere göre;
 
2014 yılında Türkiye'ye gelen ziyaretçilerin sayısı,  41 milyon  aşmıştır.
 
Türki’ye nin 2014  yılındaki  turizm geliri 34 milyar 305 milyon 904 bin dolar dır.
 
Türkiye turizm konusunda sahip olduğu değerler ve güzellikler sebebiyle ciddi bir potansiyele sahip olan dünyadaki sayılı ülkeler arasında yar almaktadır.
 
Elazığ a baktığımız vakit bu konuda hak ettiği yerde olmadığı ve ciddi anlamda yetersiz kaldığı kanaatindeyim.
 
Çünkü sahip olduğumuz tarihi, kültürel ve doğal güzellikler göz önüne alındığında sahip olduğumuz değerleri yeteri kadar tanıtılmadığı  açıktır. 
 
Elazığ’ın turizm konusunda sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal güzelliklere baktığımızda bu fotoğraf daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
 
HARPUT KALESİ : Coğrafî durum bakımından tarih boyunca önemli bir kale olarak kendinden bahsettirmiştir. Yalçın kaya üzerine inşa edilmiş olan kalenin iç kısmında birçok yapı kalıntıları mevcuttur. İç kale ve dış sur olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. Dış surlar tamamen yıkılmış, sâdece Harput’a girişte bazı kalıntıları zamanımıza gelmiştir. “Süt Kalesi” diye adlandırılan iç kale, muhasarası çok güç olan bir kaledir.Tarihsel kaynaklara göre Harput Kalesi M.Ö. 8. yüzyılda Urartu Krallığı tarafından kurulmuştur. Harput Bölgesi ve Kalesi 1515 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresine alınmıştır.
 
PALU KALESİAsurilerden kalma çivi yazısıyla yazılmış dev bir kitabesi vardır. Tamamen yıkılmıştır.
 
 AHMET BEY CAMİİHarput’a dağ kapısından girişte ilk görülen câmidir. Yıkık olan câminin mihrabı ve minaresinin kaide kısmı mevcuttur. Kesme taşlardan yapılmış olan mihrap sadedir. Minare kuzeyde câmiye bitişik, fakat câmiden tamamen ayrı olarak inşa edilmiştir. Osmanlı devrinin ilk sancak beylerinden Ahmed Bey tarafından yaptırılmıştır. İlk Osmanlı devri eseri olması bakımından önemlidir.
 
AĞA CAMİİ : Harput’a girişte solda yer almaktadır. Dikdörtgen plânlı câmi tamamen yıkılmasına rağmen ince işçilik gösteren taş minaresin ayakta durmaktadır. Osmanlı devri yapısı olan bu câmi, müzedeki kitabesine göre, 1559 yılında Pervane Ağa tarafından yaptırılmıştır.
 
ALACALI MESCİT:  Harput’un Ağa Mahallesi’ndedir. 1202-1204’te Artuklular döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Dikdörtgen planlı, küçük bir yapıdır. Duvarlar kesme taş ve ağaç hatıllı moloz taştandır. İki renkli taş mimarisi ilginçtir..
 
KURŞUNLU CAMİİ :
 
Harput’ta Osmanlı Devri camilerinin en güzel örneklerinden biridir. 1738 – 1739 yıllarında Çarsancak beylerinden Osman Ağa’nın yaptırdığı sanılmaktadır. Eskiden etrafında bulunan medreseler tamamen yıkılmıştır. Bugün park olarak kullanılan bahçesindeki asırlık çınar, eski eser niteliğini taşımaktadır.
 
SARA HATUN CAMİİ: Kare plânlı câminin orta kısmının üzeri, dört kalın sütuna dayanan kubbe ile kenarları ise tonozla örtülüdür. Sara Hâtun Câmiinin Akkoyunlu Hükümdarı Bahadır Han (Uzun Hasan) ın annesi Sara Hâtun tarafından yaptırılmış olduğu söylenir
 
ULU CAMİİHarput’un en önemli ve en eski yapısıdır. Dikdörtgen plânlı, duvarları moloz taştan; kubbe, kemerler ve minare tuğladan yapılmıştır. İki kapısı mevcuttur.. Artukoğulları yapısı olan bu câmi Anadolu’nun en eski câmileri arasındadır. Avludaki kitabesine göre 1556-1557 senesinde Artukoğlu Fahreddîn Karaarslan tarafından inşa ettirilmiştir. Tuğla işçiliğinin çok güzel bir örneğini veren minaresi eğri oluşu bakımından dikkat çekicidir.
 
YUSUF ZİYA PAŞA CAMİİKeban’ın önemli bir tarihi eseridir. Yusuf Ziya Paşa yaptırmıştır. Osmanlıların son dönem mimarisi ve süslemelerinin çok güzel bir örneğidir. Hicrî 1210’da yapılmıştır.
 
MURAD BABA TURBESİAğa Câmii yanında bulunan bu türbe altıgen plânlı ve üzeri basık bir kubbe ile örtülüdür. Kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır. Osmanlı devri yapısı olan bu türbe oldukça harap durumdadır.
 
İMAM EFENDİ TURBESİOsman Bedreddîn Erzurumî adı ile de bilinen büyük velinin türbesi Harput Mezarlığındadır. .
 
ARAP BABA TÜRBESİ VE MESCİDİ: Kurşunlu Câmiinin doğusunda, Elazığ ovasına bakan yamaç üzerinde bulunmaktadır. Selçuklu devri mimarisine göre iki katlı olarak inşa edilmiş yapının sağ tarafında mescit kısmı bulunmaktadır. Burada bulunan ve Arap Baba diye anılan şahsa ait ceset bozulmadan zamanımıza kadar gelmiştir. Yalnız cesedin yapıya âit olmadığı sonradan konulduğu rivayet edilmektedir. Söz konusu şahsın şehit olduğu bilinmektedir. Kitabesine göre bu yapı Selçuklu sultanı Üçüncü Gıyâseddîn Keyhüsrev zamanında 1280 (H. 670) tarihinde inşa edilmiştir.
 
MANSÛR BABA TÜRBESİSara Hâtun Câmiinin kuzey batısındadır. Sekizgen plânlı iç kısım orijinal şeklini muhâfaza etmektedir. Fakat üst örtü sistemi sonradan yapılmıştır. İki katlı bir yapı olduğu izlerden belli olmaktadır. İçinde sanduka bulunmaktadır. Yapının Artukoğluları devrine ait olma ihtimâli kuvvetlidir.
 
FÂTİH AHMED BABA TÜRBESİ VE MESCİDİHarput’tan 2 kilometre uzaklıktadır. Mesire yeri ve ziyaretgâh olarak kullanılmaktadır. Kaya üzerinde inşa edilmiş türbenin yanında san ’at değeri olan bir mescidi ve yanında çeşmesi vardır. Türbe altıgen plânlı olup, üst kısmı sonradan yapılmış yalnız cenazelik kısmı mevcuttur. İçinde büyük bir sanduka bulunmaktadır.
 
SEYYİD MUHAMMED KATTÂL TÜRBESİElazığ-Diyarbakır yolu üzerinde, Kartaldere köyündedir. Hakkında fazla bir bilgi yoktur. Peygamber efendimizin dördüncü göbekten torunu ve büyük bir zât olduğu, türbedeki kitabeden anlaşılmaktadır. Türbenin bitişiğinde ayrıca mescidi vardır.
 
HOCA HASAN HAMAMIAğa Câmiinden anayolu takip ederek gidildiğinde sağda yer almaktadır. Kurşunlu Câmiinin güneyinde bulunur. Zamanımıza kadar iyi gelmiş klasik Osmanlı tipi hamamlarından biridir. Soyunma, ılıklık ve yıkanma yerlerinden meydana gelmiştir. İki giriş kapısı bulunur. Soyunma yeri kare plânlı ve üzeri kubbe ile örtülüdür. Tamamen yıkılmış olan ılıklıktan yıkanma yerine geçilir. Yıkanma yeri dört eyvanlı ortası büyük kubbeli ve köşelerde birer kubbeli halvetlerden meydana gelmiştir.
 
CEMŞİT (CİMŞİT) HAMAMISara Hâtun Câmii bitişiğinde bulunan bu hamam klasik Osmanlı hamamları tipindedir. Zamanımıza kadar bozulmadan gelmiştir. Su ihtiyacını ünlü Dabakhâne şifalı suyu ile karşılayan Cemşit Hamamının bazı dert ve sıkıntılara karşı çok etkili olduğuna halk arasında inanılmaktadır.  Bu yapı, Yavuz Sultan Selim’in Palu sipâhi beylerinden Cemşit Bey tarafından yaptırılmıştır (on dördüncü asrın ilk yarısı).
 
İBRÂHİM ŞAH KERVANSARAYIElazığ-Çemişkezek yolunda Fırat köprüsünden öncedir. On üçüncü asırda Artuklular’dan  Nizâmeddîn İbrahim inşa ettirmiştir.
 
DÖRDÜNCÜ MURÂD HANI: Elazığ’ın Denizli köyündedir. Kışlık ve yazlık bölümlerden meydana gelen hanın giriş kapısının solunda bir mescidi vardır. Bugün yıkık durumdadır.
 
MERYEM ANA KİLİSESİHarput’ta bulunan en eski Süryani kilisesidir. Kilise iyi bir durumda zamanımıza kadar gelmiştir. Dikdörtgen plânlı olup, bir duvarını bunun oturduğu kaya teşkil etmektedir. Diğer duvarları moloz taşlarla örülmüştür. Dışarı taşkın apsis önü yarı kubbe ile, diğer kısımları molozlarla örtülüdür. Apsis kenarındaki hücrelerden kaleye giden gizli yolların mevcut olduğu söylenmektedir. Bugün bu kısımlar toprakla dolmuştur. İlk inşasına ait kitabe mevcut değildir. Mardin Süryani metropolitindeki kayıtlardan alınan bilgilere göre 1179 ile 1845 senelerinde onarılmıştır.
 
BUZLUK MAĞARASI: Harput’a 12 km uzaklıktadır. Türkiye’de bir benzeri bulunmayan mağarada yaz mevsiminin sıcak günlerinde buz oluşmakta ve buzlar kışın erimektedir. Mağara tavanından sarkan ve tabandan yukarıya doğru yükselen sarkıt ve dikitlerin seyrine doyum olmaz. 1991 senesinde tabiî güzelliği bozulmadan merdiven ve ışıklandırma sistemi yapılmıştır.
 
MÜRÜDÜ (SARILIK) ÇEŞMESİİl merkezinin 7 km kuzeyinde yer almaktadır. Bir çeşmeden akan Mürüdü suyu hidrokarbon atlı ve kireçli bir su olup, sarılık hastalığına iyi gelmektedir. Bu yüzden sarılık çeşmesi de denilmektedir.
 
HIRHIRIK MÂDENSUYUElazığ’a 5 km uzaklıkta Gümüşkavak köyündedir. Ağrı ve kaşıntılara iyi gelir.
 
HARPUT DABAKHANE ŞİFÂHÂNESİHarput Kalesinin kuzeyinde dere içerisinde yer alır. İlk olarak kimin tarafından yapıldığı bilinmeyen bina 1988’de yeniden inşa edildi. Suyun sıcaklığı -5°C’dir. Mide, barsak, karaciğer, romatizma hastalıklarına ve ruhi depresyonlara iyi gelir.
 
YURTBAŞI MÂDENSUYUAcı su olarak da bilinir. Elazığ’a 16 km uzaklıkta Yurt başı kasabası yakınlarındadır. Suyun sıcaklığı 19°C’dir. Böbrek taşlarının düşürülmesinde, mide ve barsak, karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.
 
KOLON KAPLICASIKarakoçan ilçesine 27 km uzaklıktadır. Banyo kürlerinin sakinleştirici ve damar genişletici etkisi vardır. İçme kürlerinin ise mide, barsak sistemi ile karaciğer ve safrakesesi üzerinde olumlu tesiri vardır.
 
BUHAN HAME KAPLICASIBozcanak köyündedir. Romatizma ve siyatiğe iyi gelmektedir.
 
GENEFİK (YELPINARI) MÂDEN SUYU: Elazığ’a 30 km uzaklıkta Genefik köyü ile Zerteriç köyü arası Bezerker Çayı mevkiindedir. Banyo kürleri ağrılara ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.
 
HAZAR GÖLÜ, Elazığ yakınlarında, güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda uzanan tektonik bir göl. Uzunluğu 22 km, genişliği 5-6 km civarındadır. Türkiye'nin en derin göllerinden biridir. En derin kısım kuzeydoğu ucunda yaklaşık 213 m'dir. Gölde karabalık ve aynalı sazan avlanır. Gölde konaklayan en yaygın kuş topluluklarını batağanlar ve sakarmekeler oluşturmaktadır.
 
Hazar Gölü doğal sit alanı statüsündedir.
 
 Göl tabanında bulunan batık yapıların eski saray ve manastır kalıntıları bulunmaktadır.
 
HAZARBABA KAYAK MERKEZİ: İlimiz  Sivrice  ilçesinin  güneyinde  bulunan  2.347  metre  yüksekliğindeki  Hazarbaba  dağında  yapılan  "Hazarbaba  Kayak  Merkezi 1999  yılında  faaliyete  geçmiş olup,  kayak  sporuna elverişli  pisti,   telesi    yeme  içme  imkanları  ile  günübirlikçilere  hizmet  vermektedir.
 
Sayabildiğim tarihi, kültürel doğal miraslarımız bunlardır.
 
Sahip olduğumuz ve burada yazamadığım onlarca bu alanda mirasa sahibiz.
 
Elazığ, turizm potansiyeli yüksek olan bir ildir.
 
Tarihî eserleri, tabiî güzellikleri ve zengin folkloruyla turisti çeken özelliklere sâhiptir.
 
Günümüz de sahip olunan ulaşım ve teknolojik imkanlar turizmin gelişmesine ve bir ili tanıtımına büyük katkılar sağlamaktadır.
 
Yukarıda sahip olduğumuz değerlere Türki yede ki çok az il sahiptir.
 
Elazığ:
 
Sivrice gölü ve akarsularıyla yaz turizmine,
 
Hazarbaba kayak tesisleriyle Kış Turizmine,
 
Sahip olduğu kaplıcalar ve şifalı sularıyla sağlık turizmine,
 
Sahip olduğu tarihi eserleriyle Din Turizmine,
 
Sahip olduğu eserlerle Kültür turizmine,
 
Buzluk Mağararasıyla  ve diğer çoğrafi değerlerle Çoğrafi turizmine,
 
Sahip olduğu Sular nedeniyle su sporları turizmine elverişli dünyanın nadir illerinden birisidir.
 
Bu alanda hak ettiği yerde mi bana göre kesinlikle değildir.
 
Benim kanaatime göre yapılan çalışmalar yetersizdir.
 
Sahip olduğumuz bu mirasa rağmen Elazığ a gelen turist sayısı beni doğrulamaktadır.
 
Elazığ il Kültür ve Turizm Müdürlüğünün açıkladığı verilere göre:
 
Elazığ 2014 yılı sonunda gelen  yabancı turist sayısı 5 bin 835,
 
Yerli turist sayısı 147 bin 241 olmak üzere toplam 153 bin 76 kişiye ulaşmıştır.
 
Emeğe saygı duyan bir insanım.
 
Bu konuda çalışma yapan insanlara teşekkür ediyorum.
 
Yukarıdaki veriler doğrultusunda hak ettiğimiz yerde olup olmadığını siz değerli okuyucularıma bırakıyorum.
 
Bence hak ettiğimiz yerde değiliz.
 
Sizce……

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Fuara dair

18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.