FETÖNÜN NİYETİNİ BİZ GÖREMEDİK


Gülen hareketi, Gülen Cemaati, Hizmet Hareketi, Paralel Devlet Yapılanması ya da Fetö Terör Örgütü, Fetullah Gülen’in telkinleri ile bir araya gelen, insanların oluşturduğu  örgüt 1960’ların sonunda İzmir’de ortaya çıkmıştır. 


Hareket,  faaliyetlerine Işık evleriyle başlamış daha sonra cemaat vakıfları ve himmet toplantılarınca desteklenen öğrenci faaliyetlerine başlamıştır. 


Eğitimden ticarete, ticaretten siyasi faaliyetlere, siyasi faaliyetlerden medya ve basına kadar her türlü alanda faaliyet göstermeye başlamış zamanla ticari bir holding haline gelmiştir. 


Bu örgütün dini faaliyetleri üzerinde kısa bir değerlendirme yaparsak;


Her ne kadar toplum olarak bunu bir dini cemaat olarak görmüşsek de, baktığımızda İslam dinine hizmet açısından camiler medreseler yapmadığını, KUR’AN kursları kurmadığını, buralarda öğrenciler yetiştirmediğini görmekteyiz. 


 Fakat bu örgüt,  toplum mühendisleri tarafından bize dini bir cemaat olarak lanse edilmiştir.


Aslında kendi söylemleri ve yaptıkları ile kime ve kimlere hizmet ettiklerini her zaman dile getirmelerine rağmen biz bunları nedense görmemezlikten gelmişiz ve görmek istediğimiz şeklide bunları değerlendirmişiz. 


Faaliyetlerini kamuoyu önünde gerçekleştirmelerine rağmen, yaptıkları konusunda sağlıklı bir değerlendirme yapmadığımız kanaatindeyim.

Bunları sıralarsak;,


28 Şubat sürecinde bu grubun gerçek niyetlerini,  takındığı tavırlar ortaya koymasına rağmen bunları görmemezlikten geldik.


 O dönemde Gülen’in “Başörtüsü füru attandır. Askerler daha demokrattır. Mantıklı davranıyorlar. Cemaate mensup bayanların bir kısmının başlarını açmasına rağmen asıl niyetlerinin tam olarak göremedik.  ”


Gülen’in, Papa ziyareti ve bu ziyaretinde “Pek muhterem Papa cenapları, Papa 6. Paul tarafından başlatılan ve devam etmekte olan dinler arası diyalog için Papalık Konseyi Misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz, Bu Misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.” Şeklindeki ifadelerinin altında yatanı amacının ne olduğunu  bulma gayreti içerisinde olmadık.  


Vatikan’da “Ben bu kutsal topraklarda ölürsem diye aklıma geldi” beyanı üzerinde yeteri kadar kafa yormadığımız şu anda ortaya çıkmaktadır.

   

Kendi basın ve yayın organlarında:


“3 dinden herhangi bir dine inanmak yeterlidir. Mühim olan kelime-i tevhit inancıdır.”


“Hz. Muhammed’i kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp bir kelam mertebesidir. Dediler. Ehli kitap ile Amentüde İttifak halindeyiz.” (Zaman 17.04.2000)

ALLAH katında din İslam’dır.


Kim İslam’dan başka bir din ararsa bilsin ki ondan kabul edilmeyecek ve o ahrette de kaybedenlerden olacaktır. 


Kutsal kitabımız KUR’AN-i KERİM’ deki bu ayetlere rağmen hiçbirimiz yapılan yanlışlar konusunda tavır koyamadık. 


Özellikle 1994 yılında kurdukları Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı vasıtasıyla yapmış oldukları birbiri arkasına gerçekleştirdikleri faaliyetlere rağmen neye hizmet ettiklerini yine de göremedik.


Cemaat medyasının diyalogdan düğüne başlıkları ile duyurduğu Vatikan ın talebi doğrultusunda hazırlanan faaliyetlere her kesimden insanlar katıldı.

Diyanet temsilcisi dahi….


Bu düğünde Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi temsilcilerinin köprüden birlikte geçirilmeleri ve verdikleri kurtuluşa ermek için semavi dinlerden birine inanmasının yetiyor mesajına seyirci kaldık. Sırat Köprüsü mizanseniydi.


Bu düğünde Müslüman bir kadının Gayri -Müslim ile evlendirilmesinin İslam’a uygundur  şekildeki sunumlarını görmemezlikten geldik. 


Cemaatin tüm devlet kurumlarındaki başta polis teşkilatındaki kadrolaşmasına göz yumduk. 


KPSS, LYS, SBS, OKS ve diğer sınavlarda usulsüzlükler yaptıkları halde ciddi şekilde bu olayın araştırılmadığına şahit olduk.


Fetullah Gülenin, Mavi Marmara olayında İsrail’den yana tavır alışı, İsrail’i haklı gösteren tutum ve davranışlarına rağmen niyetini anlama konusunda yeterli çabayı sarf etmedik. 


Balyoz ve Ergenekon davalarında suçsuz insanların hapishanelerde kalmalarına seyirci kaldık.


Bu örgüt, 50 yılı aşkın bir süredir her türlü temel hak ve özgürlükleri hiçe sayan  haksız fiil ve eylemler içerisinde bulundular.İstedikleri amaca ulaşmak için kul hakkını hiçe sayarak gerek sınavlarda gerek ticarette gerekse diğer alanlardaki yanlışlarını hep örtme gayreti içerisinde oldular ve bunu da sağladılar. 


Özellikle kimlerle beraber hareket ettiğini Gülen’in Amerika’ya gidişinden sonra daha net görüldü.


Oturum alabilmesi için CIA ajanlarını buna referans olması arkasındaki gücü net bir şeklide ortaya koymuştur. Bu kişiler CIA ‘deki merkez istihbarat analiz direktörü Georgi Fides, CIA görevlisi Graham Füller , Neocom’culardan Morton Abramowitz bunun arkasında olup referans olmaları kimler tarafından ve en amaçla kullanıldıkları anlaşılmıştır. 


Yıllarca Türkçe Olimpiyatlar adı altında düzenledikleri olimpiyatlarda 15-20 tane öğrencinin Türkçe şarkı söyletmelerine, alkış tutup bununla da kalmayarak Dünya’nı her yerinde Türkçe eğitimi yapılıyormuş gibi bunlara methiyeler yazdık.


Birkaç ülke hariç hiçbir ülkede, özellikle Amerika da ve diğer gelişmiş ülkelerde Türkçe eğitimi yapan okul olmamasına rağmen bunları yüksek sesle söylemedik. Bu olimpiyatların asıl amacını göremedik.


Rusya’nın bu okulların CIA güdümlü olduğu gerekçesiyle kapatılmasından gerekli dersi ve anlamı çıkartamadık 


Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak mümkündür. 


Yıllarca Irak’ta, Filistin’de ve diğer İslam Ülkelerinde Müslüman kardeşlerimize yapılan zulümler karşısında tek bir beyanda bulunmayan, fakat dinler arası diyalog konusunda kendini yırtan bu cemaate, bizler görmek istediğimiz şekilde baktık. 


Bana değmeyen yılan bin yaşasın zihniyetiyle hareket ettik. 


Yılan büyüdü, canavarlaştı ve 15 Temmuz’da kapımıza dayandı. 


İçimizdeki hainler ile masum vatandaşlarımıza, emellerine ulaşmak amacıyla kurşun yağdırdılar. Ve 56 yıllık örgütlenmelerini ve çalışmalarını ne için yaptıklarını 15 Temmuz’da ortaya koydular.  


15 Temmuz’dan sonra bu Fetö Terör Örgütünü yıllardır kimlerin koruduğu, beslediği ve bu hale gelmesini sağladığı daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Batılı devletler ve Amerika 15 Temmuz da bu terör örgütünden yana saf tutmuşlardır. 


Bu terör örgütü 50 yılı aşkın bir süre her şeyi çok ince eleyip sık dokuyarak hareket etmiş ve bugüne gelmiştir. 


Tek hesaba katmadıkları Türk halkının vatanı, namusu ve ezanı için neleri göze alabileceklerini düşünmemeleridir. Bunlar söz konusu olduğunda ölümün Türk Halkı için bayram olduğu bir defa daha tüm dünyaya gösterilmiştir. 


Bizler gördüğümüz fotoğrafı net okumadığımız sürece yarın farklı sıkıntılar yaşamayla karşı karşıya kalacağımız aşikârdır. 


Daha aydınlık yarınlar için yaşadıklarımızdan gerekli dersleri çıkarmak zorundayız.

Velhasıl bir: Bir musibet bin nasihatten iyidir.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

26Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.