KİMİN AKADEMİSYEN OLDUĞUNA SİZLER KARAR VERİN


 KİMİN AKADEMİSYEN OLDUĞUNA SİZLER KARAR VERİN
 
Anadolu’ya yerleşmemizden itibaren bu topraklar üzerinde gözü olan, egemenliği altına almak isteyen birtakım güçler gerek dışarıdan doğrudan doğruya gerekse içerideki yandaşları vasıtası ile birlik ve beraberliğimizi bozmak amacı ile hep çaba içerisinde olmuşlardır.
 
Tarihe baktığımız vakit birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyen bu güçlerin gerek aşiret ayaklanması adı altında gerekse terör örgütleri adı altında hep bir faaliyet içerisinde olduklarını görmekteyiz.
 
Kurtuluş savaşından sonra ise ülkemizde geleceğe dair güzel işler yapılıp, güzel adımlar atılıp, güzel yatırımlar yapıldığında bu güçlerin hemen devreye girdiği ve birtakım olayları tetiklediklerini görmekteyiz.
 
Ülkemiz son 30 yıldır çok ciddi mağduriyetler ve zorluklar yaşamıştır.
 
İçinde bulunduğumuz coğrafyadaki ciddi anlamda kaos ve kargaşanın getirdiği sıkıntılar bizleri de etkilemektedir.
 
Gerek Kuzey Irak’ta gerekse Suriye’de ve diğer Müslüman ülkelerde yaşanan kardeş kavgaları ve çatışmalar bölge ülkeleri içerisinde en fazla bizi etkilemektedir.
 
Suriye’den göç eden milyonlarca insan ülkemize sığınmıştır. Etrafımızda meydana gelen olaylar bizi de ister istemez direk etkilemektedir.
 
Bu süreçte ülkemizde devletimize, askerimize, polisimize ve sivil vatandaşlarımıza yönelik terör olaylarında ciddi bir artışın olduğu gözlenmektedir.
 
Ülke olarak çok zor bir süreçten geçtiğimiz aşikardır.
 
Ülkemiz içerisinde birtakım güçlerin kötü emellerine alet olup ülke bütünlüğüne yönelik silahlı ve sözlü hareketler içerisinde olan insanlar mevcut olduğu gibi dışarıda da komşu ülkeler ile yaşadığımız ciddi sıkıntılar söz konusudur.
 
Bu ortamda birlik ve beraberlik içerisinde olup, Çanakkale savaşındaki ruh ile ülkemize yönelen iç ve dış tehditleri bertaraf etme gayretinde olmamız gerektiği bir dönemde maalesef bazı kişi ve gruplar bu birlik ve bütünlük içerisinde olmadığı gibi birilerinin ekmeğine yağ sürer tutum ve davranışlar içerisine girmişlerdir.
 
Suriye vatandaşlarının şu anda ülkelerinde ve ülkelerinin dışında yaşadığı sıkıntılar, denizlerde yaşadıkları ölümler, Avrupa’da gördükleri muamelelerden ders çıkarmalıyız.
 
Maalesef bu fotoğraf karşısında dahi ders çıkarmayan kişi ve grupların olduğunu görmekteyiz.
 
Devletimiz uzun yıllardır PKK terör örgütüne karşı dağlarda verdiği mücadeleyi şu anda bir kısım illerde ve ilçelerde vermektedir.
 
Bu terör örgütü tamamen sivil vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerini, ekonomik ve sosyal haklarını ve eğitim haklarını ortadan kaldırmaya yönelik eylemler içerisine girmiştir.
 
Bu süreçte devletimiz ülkeye ve sivil vatandaşlarımıza yönelen bu terör saldırılarını bertaraf etmek amacı ile başlatmış olduğu mücadelenin birtakım siyasi ve diğer çevreleri rahatsız ettiğini görmekteyiz.
 
Geçen günlerde kendilerini akademisyen ve araştırmacı olarak tanıtan bini aşkın kişi “bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bir bildiri yayınladılar.
 
Bu bildirinin içeriği dikkate alındığında tamamen devletimizi ve ülke bütünlüğümüzü hedef alan bir bildiri olduğu açıktır.
 
Yaşadığı ülkenin devlet organlarının silahlı terör örgütüne yönelik yapmış olduğu mücadeleyi katliam olarak göstermek cüretinde bulunan bir bildiridir.
 
Dünyadaki tüm insanların ve devletlerin terör karşısında saf tuttuğu ve ortak hareket etme kararı aldığı bir ortamda kendilerini araştırmacı ve akademisyen olarak gösteren bu kişilerin terör örgütünden yana bir tavır almalarını anlamak mümkün değildir.
 
Bu bildiri sonrası ciddi anlamda değerlendirmeler ve yorumlar yapıldığı gibi bildiriye imza atan insanların akademik başarı ve çalışmaları da tartışılmaya başlanmıştır.
 
Yalçın DOĞAN’IN tespitine göre bildiriye imza atan insanların 373’ünün yabancı olduğu tespit edilmiştir.
 
Bildiri metninde imzası bulunan insanlara tek tek bakıldığında ben bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak çok ciddi ve önemli çalışmalar yaptıklarını görmedim.
 
Bu konu sadece benim tespitim değildir.
 
Akademisyen olarak herkesin takdir ettiği, kendi alanında ciddi çalışmaları bulunan ve kendi alanında söz sahibi olan Murat BARDAKÇI hocanın köşe yazısından birkaç cümleyi aktarmak istiyorum.
 
Murat BARDAKÇI;
 
“Listeyi tek tek gözden geçirirken bildik birkaç isime rast geldim. Sayıları öyle fazla değildi. Bu insanlar akademik başarıları ile değil “1915 için özür” “Gel kardeş tehcir kurbanları için sen de bir mum yak” “Elimizdeki kanı çitileyelim” yahut “Biz ne katil milletiz” gibi kendimize küfür ve hakaret yağdıran malum kampanyalarda yer almış insanlar olduğunu gördüm.
 
Bildiriye imza atan akademisyenlerin yapmış olduğu akademik çalışmaları ve verdikleri eserleri araştırdığımda ne bir kitap yazmışlardır, ne şöyle doğru dürüst çalışmaları ne de ses getiren bir araştırmalarına rastlamadım…” şeklinde bir köşe yazısı ele almış ve bu insanlarla ilgili akademik olarak ciddi tespitler yapmıştır.
 
Sayın Murat BARDAKÇI gibi ülkemizde ciddi akademik başarılara sahip tüm hocalarımız aynı tepkiyi koymuşlardır.
 
Bu bildiriyi imzalayan sözde akademisyen ve araştırmacılara şu hususlarda neden sessiz kaldıklarını sormak istiyorum.
 
22 Mart 1999’da Elazığ’da PKK’lılar tarafından 9 tane mühendis öldürüldüğünde neredeydiniz?
 
36 tane askerimiz Bingöl – Elazığ karayolunda şehit edildiğinde neredeydiniz?
 
4 tane öğretmen bu çocuklara eğitim vermek amacı ile bulundukları köylerinden kaçırılıp kurşuna dizildiklerinde neredeydiniz?
 
Binlerce sivil ve güvenlik mensubu kalleşçe şehit edildiğinde neredeydiniz?
 
Diyarbakır’da ana caddede bomba patlatıp dershanedeki çocukları öldürdüklerinde neredeydiniz?
 
Diyarbakır’da, Hakkari’de, Şırnak’ta, Muş’ta onlarca okul yakıldığında, körpecik çocukların eğitim hakkı alındığında neredeydiniz?
 
30 yıldır bu ülkenin birliğine, dirliğine ve bütünlüğüne yönelik olarak dış mihraklar tarafından desteklenip organize edilen bu terör örgütüne karşı neden bir bildiri yayınlamadınız?
 
Türkiye’deki Sultan Ahmet olayını katliam ülkesi olarak gösteren Fransa’daki terör saldırısını Fransa çocuklarına ağlıyor şeklinde manşetine taşıyan Cumhuriyet Gazetesi’nin manşetleri yayınlandığında neredeydiniz?
 
Esnafımızın dükkanını zorla kapatılırken, gencecik çocuklarımızın okullarını ellerinden alınırken, ailelerin elinden çocukları alıp dağa götürülürken neredeydiniz?
 
Çınar’da gece yatağında uyuyan 4 yaşındaki İrem ve çocuklar katledilirken neredeydiniz?
 
Bu soruları çoğaltmak mümkündür.
 
Görünen o ki tamamen ülkemiz aleyhinde bir tavır içerisinde olduğunuz açık ve aşikardır.
 
Bu soruyu bir insan olarak merak etmekteyim.
 
Acaba kendini topluma aydın olarak gösteren, bizlere akıl vermek isteyen ve bizlere saf tutturmak isteyen bu insanlardan kaç tanesi bir araya gelip kendi alanlarında mağdur insanların önünü açacak, onların ufuklarını genişletecek, ülkemizin kalkınmasına ve büyümesine yardımcı olacak bir çalışma içerisinde bulundular.
 
Keşke bu akademisyenler başkaları tarafından hazırlanan ve önlerine konulan metni imzalamaları nedeni ile değil de kendi alanlarında yapmış oldukları akademik ve bilimsel çalışmalar ile gündeme gelselerdi.
 
Bildirinin ilk cümlesi BİZ BU ÜLKENİN ARAŞTIRMACI VE AKADEMİSYENLERİ OLARAK… şeklinde başlamaktadır.
 
Bu bildiriyi imzalayan insanların çoğu hayatında ne bu yöreyi görmüşlerdir ne de bu yörenin sıkıntılarını bilmemektedirler.
 
Bu yörede yaşayan insanların sorunlarının, kadirşinaslıklarının, güzelliklerinin, kardeşliklerinin farkında değillerdir. Zaten olsalardı insanları saf tutmaya zorlamak yerine kardeşlik ve birlik ve beraberlik için bildiri yayınlarlardı.
 
Ne yaparlarsa yapsınlar bu ülkede yaşayan insanların kardeşliklerine zarar veremeyeceklerdir.
 
Bu yöreden çıkıp yaptıkları çalışmalar ile insanlara ve ülkesine hizmet eden 2 değerli akademisyenden bahsetmek istiyorum.
 
Birincisi Mardinli olan tıp ve kimya alanında yapmış olduğu çalışmalar ile geçen aylarda Nobel ödülü alan Prof. Dr. Aziz SANCAR’dır.
 
Bu saygıdeğer büyüğümüzün Nobel ödülünden sonra sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, sarf ettiği sözler ve ülkesi ile ilgili söylediği sözler takdire şayandır.
 
Dünyanın en değerli bilim adamlarından biri olan bu insanın söylediği sözlerin bizler için bir yol haritası olması gerekir.
 
İkincisi ise hemşerimiz Prof. Dr. Yasemin AÇIK’tır.
 
Maddi ve manevi olarak her türlü fedakarlıkta bulunarak gerek şehri gerekse de ülkesi için hizmet veren birisidir.
 
Şu ana kadar onlarca sivil toplum örgütünde aktif olarak yer alıp insanlara ekmek veren, onları kötü alışkanlıklardan uzak tutan çalışmalara kendisini adamıştır.
 
Ev kadınlarına yönelik “Hanım eli göz nuru, adı.riz.ela” adı altında yapmış olduğu çalışmalar, sigaranın zararları vs. gibi çalışmalar yanında yöre halkına yönelik onlarca faaliyet içinde yer almasını sayabiliriz.
 
Bu yöreden insanların, kaçtığı, göç ettiği bir ortamda, örneğin Elazığ’da son 10 yılda 150.000’in üzerinde insanın göç ettiği bir dönemde, her türlü maddi ve manevi fedakarlık yaparak binlerce insana ekmek sağlamak için Baskil’in dağına çimento fabrikası yapan Sayın Prof. Dr. Yasemin AÇIK da bir akademisyen.
 
Bildiriye imza atan akademisyenler ile Sayın Prof. Dr. Aziz SANCAR ve Prof. Dr. Yasemin AÇIK’IN söyledikleri ve yaptıklarına baktığımızda kimlerin gerçek akademisyen olduğunu anlamak pek de zor değil.
 
Yukarıda belirttiğim fotoğraf karşısında benim için gerçek akademisyen kendi bilgi, birikimi ile maddi ve manevi olanaklarını insanların daha fazla rahatı, huzuru ve gelecekleri için sunan Sayın Prof. Dr. Aziz SANCAR ve Prof. Dr. Yasemin AÇIK ve bu değerli insanlar gibi düşünenlerdir.
 
Sizce…

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

26Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.