KUDÜS’ÜN BUGÜNKÜ HALİNİN SORUMLUSU BİZLERİZ


 KUDÜS’ÜN BUGÜNKÜ HALİNİN SORUMLUSU BİZLERİZ

 

Kudüs şehri ilk olarak Ofil Tepesinin Silvan Köyüne bakan kısmında kuruldu.

Milattan 3000 yıl önce, Şehre ilk hicreti Arap Kenâniler yaptı.

Kudüs şehri göçler sonucunda genişledi ve Akdeniz’e kadar uzandı.

Bölgenin adını Kenan yeri (Nehirden Denize kadar olan bölgede) koydular.

Kenan bölgesin de Kenâniler bir şehir kurup adını Urşelim koydular.

Kenâniler yıllar boyunca bu bölgeye olan saldırılara da karşı çıktılar.

614 yılında İran kökenli Sasaniler tarafından işgal edilmiş.

629 yılında Bizans İmparatoru Herakleios tarafından ele geçirilmiş.

638 yılında Hz. Ömer zamanında şehir Müslüman Araplar tarafından ele geçirilmiş.

Haçlı Orduları Kudüs’ü geri almak için yola çıktıktan 3 yıl sonra 1099 yılı Haziran ayında Kudüs’e ulaştılar.Ve işgal etiler.

Selahaddin Eyyubî ise, 1187’de şehri geri aldı..

1516 yılında Osmanlı egemenliğine geçen Kudüs yaklaşık 400 yıl huzur içerisinde yaşadı.

1870’ten sonra hızla artmaya başlayan Yahudi Göçü, II. Abdülhamid’in bütün çabalarına rağmen bir şekilde devam etti

Bu baskılar Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmak için yeni bir bahane olarak sistematik olarak kullanıldı.

Siyonist teşkilatı Araplardan satın aldıkları topraklarda Yahudi Kolonileri oluşturmakta ve buralarda büyük çiftlikler kurmaktaydılar.

Kudüs, Birinci Dünya Savaşının ardından Milletler Cemiyeti tarafından İngiliz mandasına verildi.

Kudüs, 1917- 1920 arasında İngiliz askerî yönetiminde kaldı.

1920 yılında San Remo Konferansı’nda Kudüs’ün İngiltere Manda Yönetimine bırakılması üzerine İngilizler Yahudi göçü önündeki bütün engelleri kaldırdılar.

1922'de İngiltere'nin düzenlediği bir nüfus sayımı, Yahudilerin sayısının, Filistin' deki 750 binlik nüfusun yüzde 11'ine ulaştığını gösteriyordu.

Bundan sonraki 15 yılda 300 bin Yahudi daha gelerek Kudüs’e yerleşmiş.

Bu durum Filistin Arapları tarafından birçok defa tepki ile karşılandı.

İkinci Dünya Savaşı ile Birleşik Krallık Filistin Mandası'nın yıkılmasının ardından BM, Holokosttan kurtulanlara bir yurt oluşturulması için ülkenin bölünmesine karar verdi.

Bunun üzerine bazı Arap ülkeleri, İsrail'e savaş açarak Kudüs'ün bir kısmını işgal etti.

Ancak Yahudiler planlarını adım adım uygulayarak 1948 yılında İsrail Devleti’ni kurdular.   

Kudüs 1948'den 1967 yılına kadar Ürdün ile İsrail arasında bölünmüş bir kentti.

İsrail 1967'de Mısır, Ürdün ve Suriye ile Altı Gün savaşına girdi ve Kudüs 1980 yılında İsrail Parlamentosu Knesset tarafından "İsrail'in ebedi başkenti" ilan edildi.

Kudüs 1967''den beri İsrail işgali altında...

Kudüs''ün askeri idari tüm yönetimi İsrail''in kontrolü altında.

Kudüs, barındırdığı dini değerlerle üç din için (İslam, Hıristiyan, Yahudi dinine mensup olanların) ortak kutsal öneme sahip olduğu merkezdir.

İçerisinde Mescid-i Aksa, Ağlama Duvarı, Kubbet-Us-Sahra gibi dini öneme sahip yerler bulunmaktadır.

 

KUDÜS MÜSLÜMANLAR İÇİN NEDEN KUTSAL?

Kudüs şehir adı olarak Kuran’da geçmez fakat İsra mucizesi nedeniyle Kuran’da yer alan El Mescidül-Aksa’nın Kudüs’te ki Süleyman Mabedi olarak kabul edilmesi Müslümanlar için Kudüs’ü önemli yapar.

Kuranı Kerim’de Mescidi Aksa’nın çevresinin mübarek kılındığı belirtilir.

Kuran’da mukaddes belde olarak nitelendirilen Arz-ı Mevut’ un içerisindedir.

Kudüs’ün kutsallığı hadislerde geçer.

Hz. Muhammed ‘(ziyade sevap umarak) Namaz ve ibadet için yalnız şu üç mescide gidilir:

Mescid-i Haram, Mescid-i Nebi ve Mescid’i Aksa’ buyurmuştur.

İslami kaynaklarda geçen İsra (Hz. Muhammed’in Mescid-i Haram’dan Mescid’i Aksa’ ya gidişi) ve miraç (yükseklere çıkışı) Müslümanların Kudüs ile ilgili manevi bağlarını güçlendiren olaylardır.

Yukarıda tarihçesini özetlediğim Kudüs’ün bugünkü haline nasıl geldiğini oturup düşünmemiz lazım.

Biz Müslümanlar için bu kadar önemli olan bu kutsal topraklara sahip çıkamadık.

Bir avuç Yahu diye teslim ettik.

Bu toprakları feth eden büyüklerimizin kemikleri sızlıyordur.

Emanetlerine sahip çıkamadık.

1.8 Milyarlık Müslümanlar olarak uyuyoruz.

Uyanma ya da hiç niyetiz yok.

Eğer biz Müslümanlar olarak Kuran’ın  Kerimin bize emrettiği şekilde yaşamış olsaydık.

Kudüs şu anda bizim elimizde olurdu.

Ne yazık ki Kuran’ı Kerim’den uzaklaştırıldık.

Bu da yetmedi batılıların oyuncağı olduk.

Bunları yapabilseydik.

Acaba bugünkü tablo nasıl olurdu sizin takdirinize bırakıyorum.

 

Allah'ın Kuran’da bildirdiği mümin özelliklerinin belli başlılarını şöyle maddeleştirebiliriz:

-Allah’ın İlk Emri: “Oku”

-Dinimizin temelini oluşturan  emirleri,  öncelikle OKU’yup anlamamızı  emrediyor. Peki… Bizler böylemi yapıyoruz?

-Müminler ancak Allah'a kulluk ederler. O'ndan başka zihinlerinde ilahlaştırdıkları hiçbir varlık yoktur. (Fatiha, 1/1-7; Nisa, 4/36)

-Allah'tan korkup-sakınırlar. Allah'ın yasakladığı veya rızasına aykırı olan bir şeyi yapmaktan çok çekinirler. (Âl-i İmran, 3/102; Yasin, 36/11; Tegabün, 64/15-16; Zümer, 39/23)

-Yalnızca Allah'a güvenirler. (Bakara, 2/249; Tevbe, 9/25-26)

-Allah'tan başka hiç kimseden korkmazlar. (Ahzab, 33/39)

-Allah'a şükrederler. Bu nedenle ekonomik yönden darlıkta ya da bollukta olmaları onlara herhangi bir üzüntü ya da böbürlenme vermez. (Bakara, 2/172; İsra, 17/3; İbrahim, 14/7)

-Kesin bilgiyle iman etmişlerdir. Allah'ın rızasını kazanmaktan dönmek gibi bir düşünceye asla kapılmazlar. Her gün daha şevkli ve heyecanlı biçimde hizmetlerini sürdürürler. (Hucurat, 49/15; Bakara, 2/4)

-Kur'an'a kuvvetle bağlıdırlar. Tüm hareketlerini Kur'an'a göre düzenlerler. Kur'an'a göre yanlış olduğunu gördükleri bir tavırdan hemen vazgeçerler. (A'raf, 7/170; Maide, 5/49; Bakara, 2/121)

-Allah karşısında acizliklerini bilirler. Mütevazidirler. (Ancak bu, insanlara karşı aciz görünmek ve ezik tavırlar sergilemek demek değildir.) (Bakara, 2/286; A'raf, 7/188)

-Her şeyin Allah'tan olduğunu bilirler. Bu nedenle hiçbir olay karşısında telaşa kapılmaz, her zaman serinkanlı ve tevekküllü davranırlar. (Tevbe, 9/51; Teğabün, 64/11; Yunus, 10/49; Hadid, 57/22)

-Sadece Allah'ı ve müminleri dost ve sırdaş edinirler. (Maide, 5/55-56; Mücadele, 58/22)

-Akıl sahibidirler. Her an ibadet bilincinde olduklarından sürekli dikkatli ve uyanıktırlar. (Mümin, 40/54; Zümer, 39/18)

-Tüm güçleriyle Allah adına inkarcılara, özellikle inkarcıların önde gelenlerine karşı büyük bir fikri mücadele verirler. Hiç yılmadan ve gevşemeden mücade lelerini sürdürürler. (Enfal, 8/39; Hac, 22/78; Hucurat, 49/15; Tevbe, 9/12)

-Hakkı söylemekten çekinmezler. İnsanlardan çekindiklerinden dolayı gerçeği açıklamaktan geri kalmazlar. (Maide, 5/54, 67; A'raf, 7/2)

-Öfkelerine kapılmazlar, hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar. (Âl-i İmran, 3/134; A'raf, 7/199; Şura, 42/40-43)

-Güvenilir insanlardır. Son derece güçlü bir kişilik sergiler, etraflarına da güven telkin ederler. (Duhan, 44/17-18; Tekvir, 81/19-21; Maide, 5/12; Nahl, 16/120)

-Zorluklara katlanırlar. (Ankebut, 29/2-3; Bakara, 2/156, 214; Âl-i İmran, 3/142, 146, 195; Ahzap, 33/48; Muhammed, 47/31; Enam, 6/34)

Zulümden ve öldürülmekten korkmazlar. (Tevbe, 9/111; Âl-i İmran, 3/156-158, 169-171, 173; Şuara, 26/49-50; Saffat, 37/97-99; Nisa, 4/74)

-İnkarcılara karşı tedbirlidirler. (Nisa, 4/71, 102; Yusuf, 12/67)

-Şeytanı ve yandaşlarını düşman edinmişlerdir. (Fatır, 35/6; Zuhruf, 43/62; Mümtehine, 60/1; Nisa, 4/101; Maide, 5/82)

-Münafıklara karşı mücadele eder, münafık karakterlilerle birlikte olmazlar. (Tevbe, 9/83, 95, 123)

-Birbirlerine danışarak (istişare ile) hareket ederler. (Şura, 42/38)

-İman etmeyenlerin gösterişli yaşantısına özenmezler. (Kehf, 18/28; Tevbe, 9/55; Taha, 20/131)

-Zenginlik ve mevkiden etkilenmezler. (Hac, 22/41; Kasas, 28/79-80; Nahl, 16/123)

-İsraftan kaçınırlar. (Enam, 6/141; Furkan, 25/67)

-Fedakardırlar. (İnsan, 76/8; Âl-i İmran, 3/92, 134; Tevbe, 9/92)

-Temizliğe dikkat ederler. (Bakara, 2/125, 168; Müddessir, 74/1-5)

-Müminlerin arkasından konuşmaz, kusurlarını araştırmazlar. (Hucurat, 49/12)

-Haset etmekten kaçınırlar. (Nisa, 4/128)…………………………

Bunlar gibi bir çok ilahi emiri sıralayabiliriz.

Acaba müminler olarak görevlerimizi yapabilseydik bugünkü Kudüs tablosu ile karşılaşır mıydık?

Kudüs bizim vazgeçilmezimiz.

Kazanmak için çok büyük mücadele vermemiz şart.

Yoksa iki mesaj yayınlayarak, bildiri okuyarak şu ana kadar hiçbir şey kazanmadık.

Bundan sonrada kazanacağımız yok.

YANLIŞ YOLA GİREN DOĞRU ADRESİ BULAMAZ

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Ekm

Dolar Bahane, Zamlar Şahane

07Ekm

Gecen Hafta Öne Çıkanlar

30Eyl

Lojman Saltanatı ve İsrafı

23Eyl

Fuara dair

18Eyl

Şiddet Her Yerde

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.