OKUMA ALIŞKANLIĞIMIZ


 OKUMA ALIŞKANLIĞIMIZ

Hepimiz günlük hayatımızda birtakım sorunlar ve olumsuzluklarla karşı karşıya gelmekteyiz.

Bunların sebepleri konusunda kendimizce yorumlar yapıp çözümler ortaya koymaktayız.

Karşılaştığımız problem ve olumsuzlukların onlarca sebebi vardır. Bunlardan birinin okumama olduğu kanaatindeyim.

Geçenlerde yayınlanan bir araştırmadan bahsetmek istiyorum.

Araştırmada okuma alışkanlığı yok denecek kadar az olan bir toplum olduğumuz belirtiliyor.

UNESCO’NUN “Dünya’da Okuma Alışkanlıkları” raporuna göre Türkiye kitap okuma oranında Dünya’da bulunan 173 ülke arasında 86. sırada olup, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerle aynı sıralarda bulunmaktadır.

Bu rapora göre;

AB ülkelerinde % 21 olan kitap okuma oranı;

Türkiye’de sadece % 0,01.

Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık kitaba harcanan para ortalama 100 dolar;

Türkiye’de ise bu rakam 10 doların altında.

Türkiye’de her 100 kişiden 4,5 kişi kitap okuyor.

Japonya’da yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor;

Türkiye’de sadece 23 milyon.

4 kişilik bir ailede aylık cep telefonu masrafı 213 TL olmasına rağmen;

Bu ailenin yılda kitaba verdiği para 6,5 TL.

ABD’de kütüphaneye yılda 1 milyar 400 milyon giriş yapılırken;

Türkiye’de ise 18 milyon giriş yapılmaktadır.

Ülkemizde 1.118 kütüphaneye karşı;

600.000’den fazla kahvehane bulunmaktadır.

Türkiye’de kütüphaneye üye sayısı 1 milyonun üzerindeyken;

Cep telefonu sayısı 72 milyon’dur.

Türkiye’de yılda kişi başı sigara tüketimi 1.399 iken;

Kişi başına düşen kitap sayısı ise 6’dan azdır.

Türkiye’de yüksek öğrenim görenlerin oranı 1965’e göre 14 kat artmıştır.

Fakat yüksek öğrenim mezunlarının kitap okuma oranı 1965’in altında olduğu tespit edilmiştir.

Toplam nüfusu sadece 7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100.000 tirajla basılırken;

Türkiye’de 2.000 – 3.000 civarında basılmaktadır.

…..

Yukarıdaki veriler dikkate alındığında toplum olarak okumayı sevmediğimiz ve okuyan bir toplum olmadığımız net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

% 99’unun Müslüman olduğu belirtilen ülkemizde ve bulunduğumuz Müslüman coğrafyasında okuma alışkanlığımızın olmadığı yapılan araştırmalarla ortaya koyulmuştur.

Oysaki kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’in ilk ayetleri okuma ile ilgilidir.

1. Yaratan Rabbinin adıyla oku.

2. O insanı bir kan pıhtısından yarattı.

3. Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir.

4. O Rab ki sizlere kalemle (yazmayı) öğretti.

5. İnsana bilmediğini o öğretti.

İslam Dini ile birlikte bulunduğumuz coğrafyada her alanda ciddi yenilikler ve güzellikle yaşanmaya başlamıştır.

Tarihe baktığımızda İslam coğrafyasında 600’lü yıllardan sonra her konuda ciddi anlamda yeni buluşlar, yeni keşifler ve yeni eserler ortaya koyulmuştur.

Günümüz Avrupa’sı o dönemlerde doğudaki toplumların her alanda çok gerisinde kalmışlardır.

Bunlara ulaşmak ve rahata kavuşmak amacı ile de günümüz şartlarında insanlar batıya giderken, o dönemde batı bunlara kavuşmak için doğuya seferler düzenlemişlerdir.

Bunlara tarihte Haçlı Seferleri denmiştir.

Bu seferlerin amaçlarının başında ise doğunun yaşadığı ekonomik ve sosyal refahtan yararlanma gelmektedir.

Haçlı Seferleri ile beraber Avrupalı güçler doğuda ekonomi, bilim ve sanat alanındaki yeniliklerle tanışıp bunları kendi ülkelerine taşıyarak daha da geliştirmişlerdir.

Örnek vermek gerekirse tıptan fiziğe, astrolojiden kimyaya, denizcilikten matbaaya kadar tüm alanlardaki yenilikleri doğudan almışlardır.

Zamanla batılı güçler birtakım faaliyetler altında bu coğrafyadaki insanları gelenek, görenek ve kültüründen, dininden uzaklaştırma çalışmalarına başlamış, bugün itibarı ile buna da muvaffak olmuşlardır diyebiliriz.

Acaba Müslüman coğrafyasında bulunan kardeşlerimiz Kuran-ı Kerim’deki ilahi emirleri okuyup kavrayabilselerdi şu anda birbirlerine yaşattıkları zulmü yaşatırlar mıydı diye sormak lazımdır.

Geldiğimiz koşullarda okumadan bugünkü çağa ayak uydurmanın imkansız olduğu ortaya çıkmaktadır.

Kaybettiğimiz bu okuma alışkanlığını tekrar kazanma yollarını aramalıyız.

Bu hafta Türkiye’de 18 milyonun üzerinde öğrenci 2. dönem için ders başı yaptı.

Okuma alışkanlığın ilkokul öncesi ve ilkokul sıralarında başlatılması ve okuma alışkanlığının küçük yaşlarda çocuklarımıza kazandırılması gerekmektedir.

Ne yazık ki aileler olarak bu alışkanlığı çocuklarımıza kazandıramadığımız gibi eğitim sistemimiz de bu alışkanlığı bir türlü kazandıramamaktadır.

Bugünkü tablo bu fotoğrafı ortaya koymaktadır.

Yüzlerce üniversitenin bulunduğu ülkemizde yüksek öğrenimi bitiren insanlardaki okuma oranının 1965 yılındaki oranın altında olması bizleri ciddi anlamda düşünmeye sevk etmesi gerekir.

Türk insanı olarak günde 6 saatten fazla televizyonların karşısında vakit geçiren bir toplumuz.

Acaba bu televizyon kuruluşları bizleri okumaya yöneltselerdi yukarıdaki sonuçlar ortaya çıkar mıydı?

Elazığ’ın tarihine baktığımızda 1800’lü yıllarda Harput’ta 4 yabancı okulun, devlet okullarının, onlarca kütüphane ve medresenin bulunduğu bir ortam ile Elazığ’ın şu andaki ortamı dikkate alındığında ciddi anlamda şehrimizin de okuma alışkanlığından uzaklaşmış olduğu ortadadır.

Zaten ülke olarak bilim, teknoloji ve diğer alanlarda ortaya koyulamayan yenilik ve buluşların temel sebeplerinden birisi bence okuma alışkanlığının yeterince olmamasıdır.

Sizce…

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

26Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.