OVA KÖYLÜLERİN SUSUZLUĞU


 OVA KÖYLÜLERİN SUSUZLUĞU

Yıllardır siyasetle uğraşan, milletvekilliği beklentisi olan bir insanın ve bir siyasetçinin aşağıda yazdığım hususları normalde yazmaması gerekir. 

Fakat çevremde bulunan insanların mağduriyetleri, yaşadıkları sıkıntılar, şu anda karşı karşıya kaldıkları durumlar göz önüne alındığında o insanların sıkıntılarını dile getirmek benim için makam ve mevkiden daha da ÖNEMLİDİR.

Elazığ Merkeze bağlı Yukarı Ağınsı Köyü’nde besicilik ve çiftçilik yapan bir ailenin çocuğu olarak köy hayatı benim için ayrı bir öneme sahiptir.

Çocukluğumuzda köyümüzde büyük çiftçiliğin yapıldığı, pamuk, pancar, kavun, sebze ve meyvecilikle insanların geçimlerini sağladığı, kimseye muhtaç olmadan yaşadığı güzel bir ortamımız vardı.

Bir gün köyümüzün sular altında kalacağı söylenince buna pek anlam verememiştim. Zamanla baraj nedeni ile taşınmamız gerektiği ve tahsis edilen yerde ev yapmamız gerektiği bildirildi.

Çok verimli ve suyunun bol olduğu bir köyden dikili bir ağacın olmadığı bir yere yerleştik. Gerek biz gerekse diğer komşularımız çeşmeden ve barajdan taşıdığımız sularla ektiğimiz ağaçları yeşerttik.

Fakat her zaman terk ettiğimiz, sular altında kalan, verimli köyümüzü arar haldeydik.

Zamanla yapılan ve hayata geçirilen  proje doğrultusunda bizleri yurdundan ve köyünden eden suyu arazilerimizde sulama suyu olarak kullanmaya başladık.

Eski köyümüz kadar verimli olmasa bile yeni köyümüzde de bu su vasıtası ile pamuk, pancar, kavun, sebze, meyve ve diğer ürünleri ekerek geçimimizi sağlamaya başladık.

Yaşanan sıkıntılara rağmen köylü vatandaş olarak, çiftçiliğe dört elle sarılıp kendimiz ve  geleceğimiz için çalışmaya başladık.

Gerek köyümüz gerekse de bitişik köylerdeki insanlar kimseye muhtaç olmadan geçimlerini temin ediyorlardı.

Uygulanan yanlış politikalar nedeni ile sıkıntılar yaşanmasına rağmen genelde insanlar hayatlarından memnunlardı.

İplik fabrikasının kapanması nedeni ile önce pamuğumuzu kaybettik.

Getirilen kotalar nedeni ile pancar ekiminde azalmalar meydana geldi.

Bunlara rağmen çiftçiler hayatlarını ikame ettirip köylerinde yaşamaktaydılar.

Baraj sonrası ovanın sulaması için getirilen ve kullanılan sulama kanalları nedeni ile daha önceden ovanın sulaması için Sivrice’den gelen su zamanla kesildi.

Çiftçiler sulama birliği vasıtası ile Keban Barajı’ndan aldıkları sular ile çiftçilik yapmaya devam ettiler.

Sulama Birliğinden kaynaklanan nedenlerden ötürü elektrik borcundan dolayı 7 yıl önce sular kesildi. Bu durum hala devam etmektedir.

Elektrik borcundan dolayı çiftçinin hiç borcu olmamasına rağmen asıl mağdur olan bu insanlar oldu.

Önce pancarından, sonra kavunundan, sonra sebzesini ekemez olan çiftçiler bunlar  yetmezmiş gibi yıllardır emek çekip büyüttüğü ağaçlarını da kaybettiler.

Her nedense her tarafı su olan ve arazilerini sulayamayan  bu insanların mağduriyetleri, sıkıntıları görmemezlikten gelinmeye başlandı. Bu konuda ciddi anlamda bu insanların sorununu çözecek ve sorunlarını bitirecek projeler devreye koyulmadı.

Aynı konumda olan Diyarbakır, Mardin, Urfa’daki çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacı ile elektrik borçları silindi.

Bu konuda insanları muhatap alıp çözüm üretilmediği gibi bir gecede söz konusu şirkete 8 trilyon para aktarılmasına göz yumuldu.

Bu köylerde yaşayan insanlar ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldılar. Kavunundan, pancarından olunca buğdayla ve arpayla geçim sağlamaları ciddi anlamda zorlaştı.

Çiftçilikten geçimini sağlama konusunda sıkıntılar baş gösterince önce traktörünü satıp, sonra çiftçiliği bırakan bu insanlar  iş bulma ve çalışma amacı ile köylerinden ayrıldılar.

Şu anda pancarı, kavunu, pamuğunu suyu olmadığı için ekemeyen  onlarca köy halkı ciddi anlamda geçim sıkıntısı yaşamaktadır. Bundan kurtulma çarelerini aramaktadırlar.

Bir kısmı köydeki arazisini satarak başka yere göç etmiştir. Bir kısmı çocuklarını köyde bırakarak başka şehirlerde çalışarak geçim sıkıntısını aşmaya çalışmaktadır.

Her ne kadar yıllardır toplu sulama yapılacağı, bu konuda projeler olacağı dile getirilse de 7 yıldır ortaya çıkan net bir fotoğraf yoktur.

Öncelikle bu konuda söz sahibi olan insanların bu çiftçilerin karşısına çıkıp getirilen projenin maliyetini, ne zaman geleceğini, bu konuda yapılan çalışmaları net bir şekilde ortaya koyması gerekir.

7 yıldır bu insanlar zor durumdadır. Ağaçları dahi kurumuştur. Bunları tekrar yeşertip aynı seviyeye getirmek için birçok insanın ömrü vefa etmeyecektir.

Bu insanların sıkıntıları, yaşadıkları problemler ciddi anlamda beni üzmektedir.

Son yıllarda Elazığ Bingöl karayolunda yapılan çalışmalar çok güzel ve takdir edilmesi gereken işlerdir. Fakat bu yola yıllardır verilen ve şu anda ihtiyacı karşıladığı gibi yıllarca da karşılayacak güzellikte bulunan Elazığ Bingöl karayolunun yeniden genişletme çalışmaları başlamıştır.

Acaba bu yol için harcanacak paranın bir kısmı ile susuz kalan köylere su getirmek için harcama yapılsaydı daha doğru olmaz mıydı?

Söz konusu projenin ciddi maliyetler gerektirdiği ve uzun süreceği kesin olduğuna göre insanların mağduriyeti önlemek amacı ile geçici çözümler doğrultusunda 60’lı yıllardan itibaren kullanılan Sivrice gölünden alınan sulama projesi tekrar devreye koyulamaz mıydı?

Eyüp Bağları Sulama kanalları aktifken bu kanalların altında sulama amaçlı artezyen yasaklanmıştır. Bu yasak hala devam etmektedir Sulama kanalları aktifken bu yasağı anlamak mümkündür. 7 yıldır kanallara su verilmemesine ve DSİ kanalların bir kısmını sökmesine rağmen bu yasağın hala devam etmesini anlamış değilim.

Bu konuda gerek DSİ Genel Müdürlüğü nezdinde gerek Bakanlıklar nezdinde gerekse büyüklerimize yapmış olduğumuz sözlü ve yazılı başvurularımız sonuç vermemiştir.

Onlarca köyde yaşayan insanlar ciddi mağduriyet ve sıkıntı yaşamaktadır. Bunlar yok diyen insanlar lütfen bu köylere bir gitsinler. Bu köylerin boşaldığını, nüfuslarının yarıdan fazlasının göç ettiğini ve arazilerini satılığa çıkardıklarını göreceklerdir.

Bu söylediklerimin aksini düşünen kardeşlerim  Sivrice ve Bingöl karayollarında bir tur atarlarsa yıllardır buralarda Molla kendi, Ağınsı, Kuyulu ve Şintil kavunlarını satan insanların olmadığını, ovada pancarın ekilmediğini göreceklerdir.

Su kenarında olup arazilerini su bulamadığı için  ekip biçemeyen bu çiftçilerin mağduriyetlerini gidermek konusunda şu ana kadar 7 yıldır çözümün bulunmamasını anlamış değilim.

Bu konuda  yapılması gerekenler için geç kalındığını yıllardır hatırlattığım gibi bugün tekrar hatırlatmak o yörenin bir insanı olarak benim  görevimdir.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

26Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.