SEÇMEN VEKÂLETTEN AZLETTİ


Seçmen ve seçilenler arasındaki ilişki vekâlet ilişkisine dayanmaktadır. Vatandaş seçimlerde kendini temsil etme konusunda bir siyasi partiye ve kadrolarına sandıkta vekâletini vermektedir. Seçilen de seçim sonuçları ile bu vekâleti almaktadır. Vekâletin verildiği yer ise seçim ve sandıktır.
 
Bu doğrultuda değerlendirme yaparsak;
 
Siyasi partilerin 7 Haziran seçim beyannameleri ile halkın karşısına çıkıp vekalet istemeleri söz konusudur.
 
Siyasi partilerin seçim beyannamelerine baktığımızda özellikle 3 ekonomi, Kürt sorunu, sağlık, başkanlık sistemi, eğitim, asgari ücret ve emeklilere ilişkin bir takım iyileştirici vaat ve taahhütlerde bulunduğu, AK Parti’nin ise geçmişte yapılanlar ve istikrara yönelik söylem ve vaatlerle halkın karşısına çıktığını gördük.
 
7 Haziran’da sandıktan muhalefet partilerinin söylem ve vaatlerinin karşılık bulduğu bir sonuç ortaya çıktı.
 
Muhalefet partilerinin oylarını arttırdığı, HDP’nin ciddi bir oy artışı ile barajı aştığı, AK Parti’nin ciddi bir oy kaybına uğradığı ortaya çıkınca 13 yıllık bir süreden sonra Türkiye tekrar bir koalisyon sürecine girmiş oldu.
 
Ne olduysa sonuçlardan sonra oldu.
 
Muhalefet partileri uzun yıllardır oylarını arttırıp iktidar olma amacı ile vermiş olduğu mücadeleyi her ne hikmetse 7 Haziran’dan sonra iktidar olmamak amacı ile vermeye başladılar.
 
Seçim sonuçları kesinleşmeden dahi muhalefet parti liderlerinin halkın karşısına çıkıp olumlu, ileriye yönelik güzel vaat ve temennilerde bulunmak yerine olumsuz, hırçın, ötekileştirici davranışlar sergilemeleri seçmenlerde ciddi bir hayal kırıklığı yarattı.
 
Tabiri caizse muhalefet parti liderlerinin parti tabanlarını, yetkili kurullarını, teşkilatlarını ve her şeyden önemlisi sandıktan çıkan seçmen iradesini bir tarafa bırakıp sadece ben bilirim şeklindeki davranışları siyaseten doğru olmadığı gibi bu davranışların halk nezdinde de kabul görmesi imkânsızdır.
 
Seçimden hemen sonra CHP lideri KILIÇDAROĞLU’NUN koalisyona girmem yönündeki açıklamaları, başka partileri bir yerlere kanalize etme çabaları, buna rağmen 33 gün görüşme yapıyoruz tavırları siyaseten ve vatandaş nezdinde ciddi bir tutarsızlık olarak görüldü.
 
MHP Lideri Devlet BAHÇELİ’NİN ilk dakikadan itibaren hayırcı bir söylem takınması, halkın vermiş olduğu vekalete ilişkin fotoğrafı iyi okuyamayışı yönündeki tavırları ciddi bir hayal kırıklığı yarattı.
 
Bundan daha önemlisi yapılan anketlerde MHP tabanının ve teşkilatının % 80 oranında AK Parti ile koalisyon yapılması yönündeki düşüncesini göz ardı ederek teşkilatlarının ve karar mekanizmalarındaki insanların düşüncelerini dikkate almama, ben bilirim ve hayır şeklindeki tavırları, iktidardan kaçması kendi tabanında bile ciddi sıkıntılar yarattı.
 
Kendi gibi düşünmeyen insanları partiden ihracı ise bardağı taşıran son damlalar olarak değerlendirildi.
 
HDP lideri DEMİRTAŞ’IN ilk dakikadan itibaren muhalefette kalacağız, iktidarda olmayacağız söylemi seçmenlerinin iktidar hayallerinin yıkılmasına neden oldu.
 
3 muhalefet partisinin halkı ileriye taşıyacak, ülkenin geleceğine yönelik olumlu tavır ve düşünceler sergilemeyişi yanında özellikle Suruç ve Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki olaylar insanları kara kara düşünmeye sevk etti.
 
Güvenlik güçlerimize yönelik eylem ve saldırıların artması, her gün peş peşe gelen şehit haberleri ve şehit cenazeleri, sivil vatandaşları hedef alan katliamlar, sokağa çıkma yasakları, yol kesmeler, belli şehirlerde kurtarılmış bölgeler ve ciddi anlamda artan terör olayları halk üzerinde derin bir sıkıntı ve üzüntü yarattı.
 
Terör olayları ve hükümet belirsizliği ve piyasaların ileriye yönelik olumlu sinyaller almamasından kaynaklanan durum ekonomik sıkıntıları da beraberinde getirdi.
 
Esnaf ve tacirler iş yapamaz hale geldiler.
 
Dolar, Euro ve altındaki artışlar, piyasalardaki durgunluk halkın ciddi anlamda siyasileri sorgulamasını beraberinde getirdi.
 
Bu 45 günlük sürede meydana gelen olaylar, hükümetin kurulmaması akabinde 1 Kasım’da seçim yapılması kararını getirdi.
 
Bu süreçte dahi terör olayları durmadığı gibi artarak devam etti.
 
Ankara’da 102 vatandaşımızın katledilişi, yüzlerce vatandaşımızın yaralanması ve diğer yörelerdeki olaylar vatandaşın ciddi anlamda can güvenliği sorununu gündeme getirdi.
 
Alınan seçim kararı sonrası muhalefet partileri 7 Haziran’dan sonra sergiledikleri tutumların yanlış olduğunu, seçmenin vermiş olduğu vekâleti gereği gibi kullanmadıklarını anladıklarından bu süreçte fazla çalışmadan, terör bahanesinin arkasına sığınıp günlerini genelde Ankara’da geçirmeye gayret gösterdiler.
 
Vatandaşın ileriye dönük beklentilerinin karşılığı olmayışı, istikrarsızlığın ve sıkıntıların her alana yansıması, sandıktan çıkan iradeye özellikle muhalefet partilerinin uymaması seçmene 7 Haziran’daki tercihini yeniden sorgulama fırsatı verdi.
 
Her şeyden önemlisi 2 muhalefet partisi liderinin birtakım tavır ve davranışları, kendi gibi düşünmeyen siyasi muhaliflerine takındıkları tavırlar, listeleri yaparken tamamen kendi gibi düşünen insanlar yönündeki tercihleri, muhalif düşünenleri liste dışı bırakma kararları çok kısa sürede seçmeni 7 Haziran’daki tercihinin yanlışlığı konusunda düşünmeye sevk etti.
 
Özellikle bu olumsuz tavırların ilk günden itibaren 1 Kasım’a kadar devam etmesi ise ciddi bir handikap olarak algılandı.
 
Siyasi partilerin tüzüklerinin ilk maddelerinde amaçlarının iktidar olmak olduğu yazılı taahhüt altına alınmasına rağmen parti liderlerinin tabanlarının ve seçmenlerinin niyetlerini ve beklentilerini göz ardı edip kapılarına kadar gelen iktidar nimetini ellerinin tersiyle itmeleri vatandaş açısından kabul edilemez olarak algılandı.
 
Muhalefet liderlerin sergiledikleri tavırlara ilişkin 29 Haziran 2015 tarihinde BAZI PARTİLERİN İKTİDAR SORUNU başlıklı yazımda bu hususu daha teferruatlı olarak dile getirmiştim.
 
7 Haziran – 1 Kasım sürecine baktığımızda meydana gelen olumsuzlukların sebebi istikrarsızlık, güvensizlik ve hükümetsizlik olarak algılandı.
 
7 Haziran seçimleri çok partili demokratik hayata geçişimizden bu yana birçok ilkleri de beraberinde getirdi. Bu ilklere ilişkin değerlendirmelerimi ileriki süreçlerde anlatmaya ve yazmaya çalışacağım.
 
146 günlük süreçte özellikle 2 seçim sonrası ortaya çıkan tablonun bizi yöneten siyaset ve siyasetçilerin oturup üzerinde uzun süre düşünmeleri gereken bir tablo olduğu kanaatindeyim.
 
Gerçi bazı siyasetçiler için tablo ne olursa olsun onlar Ankara’daki makamlarında oturmaya devam ettikleri gibi kalkmaya da hiç niyetleri yok gibi.
 
Bir siyasetçi olarak bu tablo karşısında şunu hatırlatmadan geçemeyeceğim.
 
Özellikle siyasetçilerin başarısızlığa rağmen koltuklarını bırakmamalarının temel nedenlerinden birisi etraflarından bulunan insanlardır.
 
Liderler bireysel olarak bu kararı alabilirler. Fakat liderin etrafında olan, liderden dolayı belli bir düzen kuran insanlar o kadar profesyoneller ki başarısızlıklarda ve yenilgilerde mutlaka bir mazeretleri, bir yol haritaları ve bir çıkış yolu bulma maharetleri vardır.
 
Özellikle 1 Kasım sonrası muhalefet parti liderlerinin sergiledikleri tavır tespitlerimi doğrulayıcı mahiyettedir.
 
Futbol maçı gibi bir bahane üretip, yenildik ama hezimete uğramadık tavrı empoze edilmekte, “bu ülkenin, bu partinin, seçmen tabanının, teşkilatların size ihtiyacı var” söylemi bu insanlar tarafından hep bir ağızdan yüksek sesle lidere söylenmektedir.
 
Burada asıl üzerinde durulması gereken liderlerin tavrıdır.
 
Bu insanlara dönüp “biz her seçimde yeniliyoruz, başarılı olduğumuz bir seçim yok, biz bir yerlerde yanlış yapıyoruz, bunların ne olduğunun tespiti gerekir” tavrını ortaya koyamamalarıdır.
 
Zaten etraflarındaki birinci halkanın tavır ve davranışları yerine tabanlarının, % 95’lik kitlenin tavır ve davranışlarını dikkate alabilseler başarının gelebileceği kanaatindeyim.
 
25 yılı aşkın bir süredir edindiğim siyasi tecrübe ile şunu net bir şekilde gördüm.
 
Gerek siyasi partilerin Ankara’daki ortamında gerekse yereldeki siyasi teşkilatlarda ve sivil toplum örgütlerinde birinci halkanın yöneten ve yönlendiren olduğuna şahit oldum.
 
Son yıllarda bu çemberi kıran AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’IN siyasi tavrıdır. Özellikle taban ve halkın benimsediği, meydanla barışık bir politika izlemektedir.
 
Halkla iç içe olup buna göre politika üretmektedir. Her zaman seçmenin ayağına giden, onu yalnız bırakmayan ve her seçimde tüm illerde miting yapan bir politika Türk siyasi hayatında uzun soluklu bir başarıyı da kendiliğinden getirdi.
 
Muhalefet partilerinin ise daha az meydanlara çıkan, seçmenden uzak, seçmenle arasına mesafe koyan duruş ve tavırları doğal olarak başarısızlığı ve yerlerinde saymayı getirdi:
 
Ak Parti’nin bu siyasi öngörüsü ve taktiği seçmenin nabzını ve düşüncesini 365 gün dikkate alması, bu yöndeki çalışma ve anketleri her şartta ve her koşulda devam edip süreklilik gösterdiğinden başarı da kaçınılmaz oldu.
 
Her alanda olduğu gibi siyasette de başarının yolu imkânları kullanmaktan geçer.
 
Lider pozisyonundaki insanların imkânları kullanma sanatını çok iyi algılayıp, ona göre hareket etmesi gerektiği gibi önüne çıkan tabloyu ve seçmen iradesini de çok iyi analiz etmeleri gerekir.
 
Bir liderin ömrü boyunca iktidar olmak için çaba sarf edip böyle bir fırsatı yakaladığında bunu elinin tersiyle itmesi anlaşılabilir değildir.
 
Bu tavır seçmenin kendisine vermiş olduğu yetki ve vekaletin kötüye kullanılmasıdır.
 
Bu, seçmen nezdinde kabul edilemez bir tutum ve davranıştır.
 
7 Haziran’da vatandaş vermiş olduğu yetkinin ve vekaletin sağlıklı bir şekilde kullanılmadığını anlayınca 1 Kasım’da verdiği vekaleti geri aldı ve kendince vekaletini ehil olana verdi.
 
Hukukumuzda buna vekaletten azletme denir.
 
Uzun yıllar spor camiasında bulunan bir insan olarak şunu hatırlatmak isterim.
 
Bir futbol takımının teknik direktörü 4 – 5 maç kaybedince görevini bırakıp istifa ediyor.
 
Fakat her ne hikmetse bizim ülkemizde onlarca seçim kaybeden liderler koltuğuna daha fazla sarılıyorlar.
 
Bence futboldaki bu etik kuralın artık siyasi hayatımızda da kabul görmesi gerekir.
 
Sizce…

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Eyl

Şiddet Her Yerde

16Eyl

Siyasetteki Kast Sistemi

09Eyl

Kamuda Tassaruf Dönemi  

01Eyl

Altın Ovalılar Derneği

26Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.